• Bu konu 9 izleyen ve 36 yanıt içeriyor.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 37)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25693
    Anonim
    Pasif

    Değerli Kardeşlerim,

    Bundan üç-dört gün önce HristiyanTürk Chat kanalımızda ‘Çocuk Vaftizi’ konusunda paylaşımlarda bulunurken bazı tatsız durumların ortaya çıkmaması için bu konuyu Forumlara taşımayı uygun buldum.

    Bu konudaki görüşlerimi sizlerle paylaşmadan önce genel bir durum değerlendirmesinde bulunmak isterim.


    KutsaL Kitap, bizlere sık sık ‘Bir Olun!’ çağrısında bulunurken Kilise Tarihine bakıldığında bu birliğin sağlanamadığını; üstelik bölünmelerin olduğunu görmekteyiz ‘Sonuç olarak hepiniz aynı düşüncede birleşin. Başkalarının duygularını paylaşın. Birbirinizi kardeşçe sevin. Şefkatli, alçakgönüllü olun'(1. Petrus 3:8).


    Günahkar insanın akıl ürünü olan bu ayrımlar hiç hoşumuza gitmesede ister istemez kendimizi bu bölünmelerin içinde buluruz Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih`in adıyla yalvarıyorum: Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin’ (1.Korintliler1:10). Üç ana meshebin (Katolik, Ortodoks ve Protestanlığın) bile kendi içinde yönetimsel, öğretisel ve tapınma biçimlerindeki farklılıkları alt mesheplerin oluşmasına neden olmuştur.

    Her meshep kendini kutsal olmakla değerlendiriken diğerlerini acımasızca yargılarBaşkasını yargılamayın, siz de yargılanmazsınız. Suçlu çıkarmayın, siz de suçlu çıkarılmazsınız. Başkasını bağışlayın, siz de bağışlanırsınız'(Luka 6:37);


    Kendi ilahiyatımız dışındakilere ne gözle bakacağız? Karizmatik kardeşlerimizin tapınmalarına ne gözle bakmalıyım? Ya Batistlerin vaftiz törenlerine? Sakrementlere Orodokslarınki gibi mi bakmalıyım? Katoliklerin putperestlik olarak algılanan ikonlarını eleştirirken kendi yaşamımdaki putperest uygulamalarımın farkında olabiliyor muyum?
    Tamam bizler tüm bu yanlışlıklardan uzak duralım ama yargılarken önce kendimize bakalım! ‘Onun için, artık birbirimizi yargılamayalım. Bunun yerine, hiçbir kardeşin yoluna sürçme ya da tökezleme taşı koymamaya kararlı olun’(Romalılar 14:13).


    Oysa Rab diyor ki:
    ‘Bir bedende ayrı ayrı işlevleri olan çok sayıda üyemiz olduğu gibi, çok sayıda olan bizler de Mesih`te tek bir bedeniz ve birbirimizin üyeleriyiz’ (Romalılar 12:4-5);

    ‘Birbirinize kardeşlik sevgisiyle bağlı olun. Birbirinize saygı göstermekte yarışın’ (Romalılar 12:10);

    ‘Birbirinizle aynı düşüncede olun. Böbürlenmeyin; tersine, hor görülenlerle arkadaşlık edin. Bilgiçlik taslamayın’ (Romalılar 12:16).


    Katolikler herhangi bir konuda benden farklı mı düşünüyor ya da Ortodokslar farklı mı tapınıyor? Acaba hangimiz doğru? ‘Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?'(Matta 7:3).


    Bu konuda tek yetkili tabiki Kutsal Kitaptır. Ama şunu da unutmamalıyız; Kutsal Kitap bir yorum Kitabı’dır. Tanrımız ruhsal gıdamızı her zaman bir tabak içinde bizlere uzatmaz. Tanrı bazı istemlerini bizler açık bir şekilde söylediği gibi (Zina etmeyin, çalmayın gibi..); bazen de vermek istediklerini mesellerle açıklar. Neden Mesih, Göklerin Egemenliği’ni birkaç satırda açıklamadı da Matta 13. bölümdeki uzun benzetmeleri sıraladı?

    Şunu kabul etmeliyiz ki: günahkar insanlarız. Bu doğamız gereği hatalı düşüncelerimiz var. Aynı Kutsal Yazıları okuyorsak ta başka başka şeyler algılıyoruz, anlıyoruz. Ayrıcalıklar, düşmanlıklar yaratıyoruz. Görüşümüz ne denli farklı olursa olsun Mesih’e Rab ve Kurtarıcı olarak olarak iman eden her Hristiyan benim kardeşimdir! Mesih’in dönüşünde hepimiz el ele vererek teselli bulmalıyız. Bizler aynı Mesih’i bekliyoruz. Mesih döndüğünde gerçeğin ne olduğunu hepimiz anlayacağız. Ancak o gün bu yaptığımız tartışmaları bırakıp, Mesih’in görkemi karşısında diz çöküp sevinçle coşacağız. O gün birbirimize bakıp kutuluşumuzun tamamlandığını bildiğimizden; sevinçle Mesih’i karşılayacağız. İşte! O zaman Kutsal Sözleri yorumlamalarımızdaki ayrılıklarımız son bulacak ve birleşeceğiz. Çünkü Mesih, hepimizi yanına almak için dönecek. O gün geldiğinde bu tartıştığımız konuları unutacağızBöylece Mesih`ten gelen bir cesaret, sevgiden doğan bir teselli ve Ruh`la bir paydaşlık varsa, yürekten bir sevgi ve sevecenlik varsa, aynı düşüncede, sevgide, ruhta ve amaçta birleşerek sevincimi tamamlayın’ (Filipililer 2:1-2).



    ‘Mesih`in esenliği yüreklerinizde hakem olsun!’
    (Koloseliler 3:15).

    #31246
    Anonim
    Pasif

    Çocuk Vaftizi:

    Lütuf Antlaşması İbrahimle yapılırken bu antlaşmaya çocuklarda dahildi ve hatta ailenin erkekleri bu antlaşmanın işaret ve mührünü sünnet olarak üzerlerine aldıklarında yine büyük küçük diye bir ayrımda bulunulmamıştı (Yaradılış 17:10-12). İbrahime olan bereket ve antlaşma, Yeni Antlaşmada yine daha önceden vaat edildiği gibi bütün uluslara ulaştı. 10. ayet Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek” demektedir. Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir (13 ve 14.ayetler)” Elçilerin İşleri 7:8’ de İstefan Tanrı’nın İbrahimle sünnete dayalı antlaşma yaptığını söylemektedir. Yaratılış 17 ve İstefan’ın konuşmasında sünnetin antlaşmanın mührü olması aslında çok önemlidir. Bu antlaşma en üst biçimde “Ben sizin Tanrınız, siz Benim halkım olacaksınız” şeklindedir (Yaratılış17:7; Çıkış 19:5,6; Yasanın Tekrarı 7:6; 14:2; Yeremya 31:33).

    Diğer bölümlerde de sünnetin bu anlamda devam ettiğini görüyoruz (Çıkış 6:12,30; Levililer 19:23; 26:41; Yasanın tekrarı 10:16; 30:6; Yeremya 4:4;6:10;9.25) Yani çocuklar dahil önce Tanrı’nın önünde O’na ait bir halk olmaya layıklığın işareti ve mührü olduğu gibi aynı zamanda birlik ve beraberliğin işareti ve mührü oluyordu. Pavlus sünneti imanın doğruluğunun mührü olarak belirtmektedir (Romalılar 4:11; Koloseliler 2:11, 12; Romalılar 2:25-29; Filipililer 3:3) Yani imanla aklanmanın mührüdür. Bu bağlamda yeni antlaşmada antlaşma milletlere açılırken sünnet işareti vaftizle sürdürülmekte ve daha yaygın bir biçimde işaret ve mührü ifade etmektedir.

    Bu bağlamda Mesih özellikle küçük çocukların kendisine getirilmesini istemektedir (Matta 19:14; Markos 10:14; Luka 18:16). Hatta göklerin egemenliğinin bu gibilerin olduğunu yani küçük çocuklar gibi olanların olduğunu söylemektedir. (Efesliler 6:1,4; Koloseliler 3:20,21) Pavlus kutsallar diye bahsederken çocuklardan da bahsetmektedir. Kısacası Mesih’teki ailenin tamamı Mesih’le birleşerek Mesih’te herşeyden önce Mesih’i tanımayanlardan ayrılmıştır. Bu illa bu ayrılan kişilerin her birinin Mesih’te mutlaka kurtulmuş oldukları anlamına gelmemektedir. Ama herşeyden önce Tanrıyı tanıyan halkın içine dahil olmaları, Tanrıyı, Mesih İsa’yı, O’nun kurtarışını tanımayan dünyadan ayrılmaları anlamındadır. Tanrı’nın İbrahimle yaptığı lütuf antlaşmasını, İbrahim aracılığı sağlanan bereketi alması demektir.
    1.Korintliler 7:14’de yoksa çocuklarınız murdar olurdu, ama şimdi kutsaldır” ifadesinde de çocuklara o yaşta bir kutsallık kavramı verilmektedir.
    Ayrıca Elçilerin İşleri 16:15, 33,34; 1.Korintliler 1:16 (Elç.İşl.10:47,48;11:14) bazı ailelerin ev halkı olarak vaftiz edildiklerini söylemektedir.

    Ve Elçilerin İşleri 2:38,39 vaadin bize ve çocuklarımıza olduğunu söylemektedir. Doğal olarak Tanrının lütuf antlaşması anlaşılmadığı ya da bir bütün olarak tek bir antlaşma şeklinde görülmediği ve sünnetin antlaşmanın mührü olarak vaftizle devam ettiği kale alınmadığı takdirde çocuk vaftizininde yanlış değerlendirilmesi ve tam anlaşılmaması söz konusu olacaktır.

    #31245
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Ankarali kardeşim.

    Güzel bir koya temas etmişsiniz. Rab sizi bereketlesin.
    Bu konuyla alakalı birşey sorma gereği hissettim.

    Sünnet, evet bir mühürdü,
    Yasa denetiminde iken, seçilmişlik ifadesi taşımaktaydı.
    Görsel olarakta, insanlar birbirini bilmekteydi. Sünnetlerinden dolayı.

    Rom.2: 25 Kutsal Yasa’yı yerine getirirsen, sünnetin elbet yararı vardır. Ama Yasa’ya karşı gelirsen, sünnetli olmanın hiçbir anlamı kalmaz.
    Ama sünnetin de kurtuluş için anlam taşımadıgı ifade edilmektedir.

    Flp.3: 3 Çünkü gerçek sünnetliler Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen, insansal özelliklere güvenmeyen bizleriz.

    Bizler artık yasanın denetiminde olmadığımıza göre,
    Sünnet görselliği gereksiz kılınmıştır.
    Artık Kutsal Ruh’un denetimindeyiz.
    Tanrı’nın lütfu ile kurtulduk,
    O’nun bizlere sağladığı güç ile iman ettik.
    Sonsuz yaşama kavuşmuştuk ve çarmıhta ölmemiz gerekmekteydi.
    Kendi tercihimiz ( dünyasal egemenlik, göksel egemenlik) ilede seçimimizi yaptık ve vaftiz olduk.
    Vaftiz olurken kararlarımızı kendi isteğimiz doğrultusunda verdik.
    Bizler kurtulmuş ve imanımız aracılığıylada ailemiz kutsal kılınmıştır.
    Kutsanmıştır.

    Ama bir bebeğin vaftizi beni hala düşündürmektedir.
    Yukarda söz ettiğim aşamalardan bir bebek nasıl geçebilir ki?
    Bir başkası onun yerine nasıl bu kararı alabilir?

    Sevgiyleeeeee

    #31252
    Anonim
    Pasif

    Değerli Kardeşim,

    Tanrı, yüceliğinin gözükmesi ve övülmesi için İbrahim’i seçti ve O’nun soyu aracılığı ile kendine bir halk oluşturdu.“Ben sizin Tanrınız, siz Benim halkım olacaksınız”.

    Burada geçen “Halk” sözcüğünün içine tabiki yetişkinler kadar çocuklar hatta bebekler bile gimektedir. İbrahim aracılığı ile bu halkla bir antlaşma yaptı ” SONRA TANRI ONUNLA SÜNNETE DAYALI BİR ANTLAŞMA YAPTI….”(El.İş.7:8). Bu antlaşmanın içine tüm halk giriyordu. Yani çoluk çocuk dahildi. Bu antlaşmanın işareti ve mühürü olarakta sünnet olmalarını istedi. Ergen erkekler kadar bebeklerde sünnet olmalıydı. Hatta en uygun sünnet zamanını da belirledi Rab “Sekizinci gün, cocuğu sünnet etme zamanı gelince, Ona İsa adı verildi…”(Luka 2:21). Mesih’de bu antlaşmanın altında doğan bir bebek olduğu için sekizinci gün sünnet olmuştu.

    Sünnet, aynı zamanda birlik ve beraberliğin işareti ve mührü oluyordu. Bu nedenle Ataları gibi, babaları gibi çocuklarda, bebeklerde Diri Tanrı’nın halkı içinde dahil olmalıydılar.

    O zamanki Antlaşmanın mühürü ve işareti olan sünnetin yerini Yeni Antlaşmada vaftiz almaktadır. Sünnetsiz bir bebek nasıl Eski Antlaşmada murdar oluyorsa” “yoksa çocuklarınız murdar olurdu, ama şimdi kutsaldır”(1.Korintliler 7:14) bu zamanda yeni doğmuş bir bebeğin murdar olmaması için vaftizinde bir sakınca yoktur. Bebek vaftizi, Mesih’in kurtarışını tanımıyan bu dünyadan ayrılmayı kapsar. Yoksa vaftiz bebeğe bir iman katması anlamında değildir.

    Rab beni sevdi ve seçti. Kendisine iman etmem için bana iman armağanı verdi. Şimdi Rab, benim araılığım ile oğlumu Lütuf Antlaşmasının altına aldı ve bereketledi.

    Sevgi ve Esenliğin kaynağı RAB hepimizi ailesiyle bilikte kutsal kılsın!

    #31254
    Anonim
    Pasif

    @halleluya 10383 wrote:


    Ama bir bebeğin vaftizi beni hala düşündürmektedir.
    Yukarda söz ettiğim aşamalardan bir bebek nasıl geçebilir ki?
    Bir başkası onun yerine nasıl bu kararı alabilir?

    Sevgili Ankarali Kardeşim.
    Bu konulardaki düşüncenizi ve bilgi birikiminizi bizimle paylaşırsanız eger, bizlerin aklımızdaki sorular aydınlanacak ne bereket alacağız.
    Sevgiyleee

    #31262
    Anonim
    Pasif

    Değerli Kardeşim,

    Bir önceki yazımda bebek vaftizi ile ilgili soruna yanıt vermeye çalışmıştım. O bölümü tekrarlıyorum:

    “O zamanki Antlaşmanın mühürü ve işareti olan sünnetin yerini Yeni Antlaşmada vaftiz almaktadır. Sünnetsiz bir bebek nasıl Eski Antlaşmada murdar oluyorsa” “yoksa çocuklarınız murdar olurdu, ama şimdi kutsaldır”(1.Korintliler 7:14) bu zamanda yeni doğmuş bir bebeğin murdar olmaması için vaftizinde bir sakınca yoktur. Bebek vaftizi, Mesih’in kurtarışını tanımıyan bu dünyadan ayrılmayı kapsar. Yoksa vaftiz bebeğe bir iman katması anlamında değildir.”

    Kutsal Kitaptan benim çıkarttığım sonuçların tümü “Lütuf”a dayanıyor. Bu konuda da bana iman veren, beni vaftize yönelten hep bu Tanrı’nın lütfudur. Kişi “Doğal” kişiyken, onu “Ruhsal” kişi yapan da Kutsal Ruh’tur. Bu bağlamda iman konusundaki düşünce ve eylemlerinde kişi, Rab’bin denetimindedir diye düşünüyorum. Bu bakımdan sizin “Kendi tercihimizle de seçimimizi yaptık ve vaftiz olduk” cümlesine katılmıyorum. Tanrı, kendi yüceliğinin övülmesi için kişileri kullanıyor ve kişinin yaptığı seçimlerde de mutlak egemenliğini sürdürüyor. Yani ruhsal kişiyi vaftize yönelten Kutsal Ruh’tur. Eğer bu cümlene katılsaydım bebek vaftizi konusunda bende senin gibi düşünecektim. Yani bizim faklı düşünmemizin nedeni vaftiz olma kararında kimin egemen olduğudur.

    Bu nedenle bebekler vaftiz olduklarında ya da öncesinde hiç bir süreçten geçmiyor. Ailesinin aldığı bebeği vaftiz ettirme kararının içinde o bebeğin ileride edineceği bir iman ile ilgili bir yaptırım ya da karar yok. Bu vaftizle sadece Tanrı Halkı’nın arasına katıldığının bir göstergesidir.

    Hristiyan ilahiyatçıların hala tartıştığı bu konuda benim Kutsal Kitaptan algılamam böyle. Dilerim yüreğimdekileri anlaşılır bir şekilde kaleme almışımdır!

    #31299
    Anonim
    Pasif

    Değerli Kardeşlerim,

    Günahkar doğaya sahip bir insan olarak ben de eksiğim. Sınırlı düşünüyorum ve sınırlı bilgi ediniyorum. Bu bağlamda inancımla ilgili konulardaki yanlışlarım sadece davranışlarımla sınırlı kalmıyor. Günah, düşünüşüme, duygularıma, kavrama yeteneğime hatta aklıma bile zaman zaman etkin oluyor.

    Bebek vaftizi konusunda da eksiğim, yanlışlarım olacaktır. Bu bir gerçek. Kim “Benim Teolojim en mükemmel olanıdır” diyebilir ki? Bildikleri aktarmada yetersiz kalabilirim. Ama şundan eminim ki Tanrı’nın lütfu sadece biz yetişkinlerin üzerinde değil; bebeklerin üzerinde de etkindir!

    -Kutsal Kitapta bir bebeğin vaftiz edildiğine tanık olmuyoruz.

    -Mesih’te bunu açıkça dile getirmemiş.

    Sadece bu iki gerçeğe bakarak yorumlarsam tabiki bende bebek vaftizine karşı dururum. Yıllarca da karşı durdum.

    Şimdi size soruyorum. Biz Hristiyanlar, sadece Kutsal Kitapta yazılı olanları mı yapacağız? Eğer herhangi bir konu hakkında Kutsal Kitapta bir bilgi yoksa ya da açık bir ifade yoksa nasıl davranacağız?

    Örneğin esrar sözcüğü Kutsal Kitapta geçmiyor. Fakat Tanrı’nın ahlaksal standartını bilen bir kişi için bu konunun Kutsal Kitapta geçip geçmesinin bir önemi yoktur. Kişi, esrar içmenin Tanrı gözünde kötü bir şey olduğunu hemen kavrar.

    Diğer bir örnek: Mesih’in açık bir şekilde “Ben Tanrıyım!” dememesine rağmen hepimiz O’nun Tanrılığını kabul ediyoruz. Bunu bir “Ruhsal” gerçek olarak kabul edip iman ediyoruz. Demek ki bazı şeylerin açık açık yazılması gerekmiyor. Konulara ruhsal olarak bakarsak görüşümüz daha da netleşir.

    Bu bağlamda şimdi yanıtlanması gereken asıl soru şu olmalı: Bebek vaftizinin bir örneği Kutsal Kitapta olmaması bizim düşüncemizi nasıl etkilemeli?

    #31300
    Anonim
    Pasif

    Konumuza dönersek: İbrahim’le yapılan Antlaşmanın işareti ve mühürü olan sünnet yerini Yeni Antlaşmada vaftize bırakmıştır. İbrahimle yapılan antlaşma sadece ulusal yönü olan bir antlaşma değildi. Burasi çok önemli: Bu aynı zamanda temeli ruhsal olan bir antlaşmadır.

    Tamam, Kutsal Kitapta vaftiz olanların hepsinin yetişkin bireyler olduğu açık bir şekilde kaleme alınmış. Buna itiraz edilemez zaten. Kiliselerde, vaftiz töreninden önce yetişkin kişiden imanını bildirmesi istenir. Ancak vaftiz töreninden sonra kişi topluluğa katılır.

    Ama bebek vaftizinde bunların olması gerekmiyor ki? Yani bebekten iman ikrarı yetişkinlerde olduğu gibi istenemez. Hepimiz, yeni doğmuş bir bebeğin daha konuşmayı bilmezken iman konusunda bir aktivite gösteremiyeceği gerçeğini kabul ederiz değil mi?

    Ama bebek vaftiz olduğunda topluluk, tıpkı yetişkin vaftizinde olduğu gibi bebeği bağrına basar. Ruhsal anlamda o bebekte Lütuf Antlaşmasının altına girdiği sabitlenir.

    Eski Antlaşma nasıl sadece İbrahimle sınırlı kalmamıştır. İbrahim aracılığı ile oğulları da bu antlaşmanın altına girmiş oluyordu. Üstelik Tanrı daha İbrahim’in oğulları dünyaya gelmeden, daha bir ulus olmadan bu antlaşmanın altına girdiler. İşte bizim bebeklerimizde, biz anne babaların dahil olduğu Lütuf Antlaşmasının altına girdiğinin bir göstergesi olarak çocuklarımızı vaftiz ettirmeliyiz diye düşünüyorum. Benim oğlum 17 yaşında. Oğlum da benim aracılığım ile bu Lütuf Antlaşmasının altına girdiğini düşünüyor, diliyor ve iman ediyorum…

    Bebekler vaftiz olduğunda yeniden doğuş tabiki gerçekleşmez ama Tanrı’nın yeniden doğuşu da kapsayan antlaşma vaadi temel alınarak bu antlaşmanın altında vaftiz edilebilir. Yani bu vaat, vatfizin yapılış anınyla sınırlı değildir.

    #31375
    Anonim
    Pasif

    Değerli Kardeşlerim,

    HristiyanTürk Forumunun var olma amacı Tanrı’yı yüceltmek ve İyi Haberinin duyulmasında etkin olmanın dışında; Hristiyan kardeşlerimizin de bu Forum aracılığı ile beyin cimlastiği yaparak bilgilenmelerini sağlamaktır.

    “Bebek Vaftizi” konusunu Forumlara taşırken amacım ve beklentim şuydu: Nasılsa bebek vaftizine karşı görüş bildirenler çoğunlukta olacak ve Forumlarda bu konu enine boyuna tartışılacak. Bu karşılıklı görüş alışverişinde tüm katılımcıların kazanımı, Tanrı’nın sağlayışı konusunda bilgilerini tazelemek olacaktı.

    Malesef uzun sayılabilecek bir süre geçmesine karşın bu beklentim yerine gelmedi. Şimdi tüm aileler bebeklerini kiliselerde vaftiz ettiriyor gibi düşünmeye başladım! Yoksa yanılıyor muyum?

    Beklediğim paylaşım olmayınca ben de son sözlerimi yazıp konuyu kapatmak istiyorum…

    #31376
    Anonim
    Pasif

    Değerli Kardeşler,

    Hepimizin bildiği gibi Vaftiz bir sakrementtir. Yani Ruhsal bir gizemdir. Görünmeyen Tanrı, kendini ve kendi işlerini açıklamak için görünen yaratılışı kullanır. Tanrımız da rusal gerçeklerini fiziksel olan şeylerle bizlere açıklamayı uygun görmüştür.

    Eğer bizler yaratılışa bakıp Tanrı’yı ve O’nun lütfunu göremiyorsak zaten vaftizin de bizler için bir anlamı kalmaz. Aynı şekilde Tanrı’nın bu sağlayışındaki ruhsallığı da göremiyorsak vaftiz bizim için sadece bir tören olarak kalacaktır.

    Vaftizi sadece bizim kilise içindeki bir tanıklığımız olarak görüyorsak büyük bir yanılgı içindeyiz demektir. Vaftiz olarak Tanrı’ya ne kadar sadık olduğumuzu göstermiyoruz. Tanrı, vaftiz aracılığı ile bize ne kadar sadık olduğunu gösterir. Rab’bin sofrasında olduğu gibi bizler Rab’be bir şeyler sunmuyoruz. Vaftiz sırasında Rab bizlere gelir.

    Bir yetişkin Tanrı’ya gelemiyorsa bir bebeğin Tanrı’ya gelmesini de tabiki bekleyemeyiz. Nasıl bir yetişkin vaftiz olduğunda Tanrı kişiye geliyorsa; bebek vaftiz olduğunda da Tanrı bebeğe gelir.

    Öyleyse nedir bebeklerin Vaftiz edilmesine karşı duruşun nedeni? Vaftizin amacının sadece bir iman ikrarı olduğu düşüncesidir. Yani vaftizin sadece fiziksel boyutunun öne çıkartılarak ruhsal boyutunun zayıflatılmasıdır.

    Vaftiz, Tanrı lütfunun bizlere sunuluş şeklidir.

    “Çünkü iman etmemiş koca karısı aracılığıyla , iman etmemiş kadın da imanlı kocası aracılığıyla kutsanır. Yoksa çocuklarınız murdar olurdu. Ama şimdi kutsaldırlar.” (1.Korintliler.7:14)

    #27940
    Anonim
    Pasif

    Sevgili kardeşler,

    Bu konuda birçok bişey yazdım, açıklayıcı olarak ama…
    sonra tümünü sildim.

    En güzel yanıtın, kişinin bu konuda kendisini sorgulaması gerektiğini düşündüm.
    Ve bir soru sormaya karar verdim.
    Sizce..
    İman etmemiş bir kişi VAFTİZ olabilirmi?

    Bu soruyu yanıtlarken, sizlerden ricam..
    Kutsanmak ile kutsal kılınmayı,
    Sünnet ile vaftizi birbirinden ayırdedebilmenizdir.

    Sevgiyleeeeee

    #27941
    Anonim
    Pasif

    Çok değerli kardeşim Ankaralı,

    Kutsal Kitap’ta bebek vaftiziyle ilgili tek bir ayet gösterebilir misiniz? Vaftiz, bir kimsenin İsa Mesih’e iman ettikten, O’nu Rab ve Kurtarıcısı olarak yaşamına aldıktan sonra yapması gereken bir şeydir. Kutsal Kitap’a göre Hristiyanlıkta vaftiz, imanlının İsa Mesih’e iman ettiğine dair yaptığı tanıklıktır, bir itaat adımıdır, kurtuluş için Mesih’e iman edildiğine dair yapılan bir iman ikrarıdır. Vaftiz olmakla İsa Mesih’e iman ettiğimizi, O’na bağlandığımızı açık bir şekilde ilan etmiş oluyoruz.

    Benim Kutsal Kitap anlayışıma göre bir bebeğin vaftiz olması mümkün değildir. Bir bebek yağla meshedilerek dua ile Rab’bin ellerine verilerek bereketlenebilir. Bunu bizler de çocuklarımıza yaptık. Kutsal Kitap bizim tek referans kaynağımızdır, onun dışındaki uygulamalarımız insan öğretişi olur. Kutsal Kitap’ta olmayan uygulamaları öğretirsek, yanlış yapar ve Kutsal Kitap öğretilerinin dışına çıkmış oluruz.

    Burada, Hristiyantürk forum sayfasındaki amacımız bellidir. Kurtuluş Müjdesi’ni duyurmak. Ama Kutsal Kitap öğretilerinin dışına çıkmamaya büyük özen göstermeliyiz! Kimseyi yargılamıyoruz, ama kimse kırılmasın diye de doğru olan şeyden ödün vermek de istemiyoruz.

    Rab’bin esenliğinde kalın.

    Sevgiler
    Suna

    #27943
    Anonim
    Pasif

    Değerli Kardeşim,

    Sanırım “Bebek Vaftizi” ile ilgili yazdığım mesajların tümünü okumadan yanıt yazmışsınız!
    Demişsiniz ki: “Kutsal Kitap’ta bebek vaftiziyle ilgili tek bir ayet gösterebilir misiniz?”
    Sizin bu cümleminize karşı başka bir inançtaki kişi Kutsal Kitapta Mesih’in “Ben Tanrıyım” diye bir söylemde bulunmadığını söylerse ve bana bu konuda yazılmış tek bir ayet gösterebilir misiniz diye sorarsa ne yanıt vereceksiniz?

    Bizler Mesih’in Tanrı oluşu ile ilgili gerçeği Kutsal Ruh’un aracılığı ile iman edebiliyoruz. Eğer sadece Kutsal Kitaptaki ayetlerle göre iman edinilebiliyorsa bu kitabı her okuyan iman edebilirdi. Yani birçok konuda olduğu gibi vaftiz konusunda da ruhsal düşünüşe gereksinmemiz var. Sadece ayetler ikna edici değildir. Kutsal Ruh olmadan 1. Korintlilerde belirtildiği gibi Tanrı’nın gerçeklerini anlaşılamaz. “Ayet gösterebilir misiniz” sözü bu anlamda belirleyici değildir. Tanrı Sözü, her konuda açık bir dille anlatımda bulunmaz. Çünkü Kutsal Kitap bir yorum kitabıdır.

    Kardeşim, sizin vaftiz konusunda ki bu görüşünüze zaten katılmam mümkün değil. Demişsiniz ki: “Vaftiz, bir kimsenin İsa Mesih’e iman ettikten, O’nu Rab ve Kurtarıcısı olarak yaşamına aldıktan sonra yapması gereken bir şeydir. Kutsal Kitap’a göre Hristiyanlıkta vaftiz, imanlının İsa Mesih’e iman ettiğine dair yaptığı tanıklıktır, bir itaat adımıdır, kurtuluş için Mesih’e iman edildiğine dair yapılan bir iman ikrarıdır. Vaftiz olmakla İsa Mesih’e iman ettiğimizi, O’na bağlandığımızı açık bir şekilde ilan etmiş oluyoruz. “

    Bu anlatım sadece vaftizin simgesel anlatımını belirtiyor. Anlatımınızda merkezde Tanrı değil, kişi var. Vaftiz olan kişi Tanrı’ya vaftiz töreniyle birşeyler göstermeye çalışıyor gibi…Oysa vaftiz Tanrı’nın kişiye sağlayışıdır. Hani vaftizin ruhsal boyutu? Sanırım Ruhsal boyutunu da düşünürsek o zaman bebek vaftizini “Kutsal Kitap dışı öğretiler”i olarak görmeyiz.

    Eğer bebek vaftizi Kutsal Kitap dışı bir öğretiyse, yani insan öğretişiyse; sizin açınızdan benim bu sitede bulunmamda bir sakınca var. Kimseye tökez taşı olmak istemem. Bu nedenle kullandığım kelimeleri özenle seçmeye gayret ettiğimi düşünüyorum. Forumlarda bulunan tüm açıklamalarımla birlikte “Bebek Vaftizi” konusundaki açıklamalarımı da silmenizi istemem işinizi kolaylaştıracaktır.
    Bu Forumdaki hizmetim şu andan itibaren bitmiştir. Rab hepinizin hizmetini bereketli kılsın!

    Rab, kurtaran lütfun için sana şükürler olsun!

    #31380
    Anonim
    Pasif

    Devam… Harika bir yoldayız… Kutsal yazıları konuşmayalım, kutsal yazıları tartışmayalım ve tüm bunları Rabde bereket için yapalım (!)…

    Her gün büyük kayıplardayız… Gerçekten imanı tam olan kardeşlerimiz teker teker gitmekteler… İlk başta sonsuzdiren gitti, sonra fırat çölgeçen gitti, şimdi de Ankaralı…

    Küsmek, yazmamak, forumdan ayrılmak tamamen kişisel tercihtir diyip yaptıklarımızı görmeyelim ve kendimizi avutalım…

    #31378
    Anonim
    Pasif
    Ankarali;10596 wrote:
    Değerli Kardeşim,

    Sanırım “Bebek Vaftizi” ile ilgili yazdığım mesajların tümünü okumadan yanıt yazmışsınız!
    Demişsiniz ki: “Kutsal Kitap’ta bebek vaftiziyle ilgili tek bir ayet gösterebilir misiniz?”
    Sizin bu cümleminize karşı başka bir inançtaki kişi Kutsal Kitapta Mesih’in “Ben Tanrıyım” diye bir söylemde bulunmadığını söylerse ve bana bu konuda yazılmış tek bir ayet gösterebilir misiniz diye sorarsa ne yanıt vereceksiniz?

    Bizler Mesih’in Tanrı oluşu ile ilgili gerçeği Kutsal Ruh’un aracılığı ile iman edebiliyoruz. Eğer sadece Kutsal Kitaptaki ayetlerle göre iman edinilebiliyorsa bu kitabı her okuyan iman edebilirdi. Yani birçok konuda olduğu gibi vaftiz konusunda da ruhsal düşünüşe gereksinmemiz var. Sadece ayetler ikna edici değildir. Kutsal Ruh olmadan 1. Korintlilerde belirtildiği gibi Tanrı’nın gerçeklerini anlaşılamaz. “Ayet gösterebilir misiniz” sözü bu anlamda belirleyici değildir. Tanrı Sözü, her konuda açık bir dille anlatımda bulunmaz. Çünkü Kutsal Kitap bir yorum kitabıdır.

    Kardeşim, sizin vaftiz konusunda ki bu görüşünüze zaten katılmam mümkün değil. Demişsiniz ki: “Vaftiz, bir kimsenin İsa Mesih’e iman ettikten, O’nu Rab ve Kurtarıcısı olarak yaşamına aldıktan sonra yapması gereken bir şeydir. Kutsal Kitap’a göre Hristiyanlıkta vaftiz, imanlının İsa Mesih’e iman ettiğine dair yaptığı tanıklıktır, bir itaat adımıdır, kurtuluş için Mesih’e iman edildiğine dair yapılan bir iman ikrarıdır. Vaftiz olmakla İsa Mesih’e iman ettiğimizi, O’na bağlandığımızı açık bir şekilde ilan etmiş oluyoruz. “

    Bu anlatım sadece vaftizin simgesel anlatımını belirtiyor. Anlatımınızda merkezde Tanrı değil, kişi var. Vaftiz olan kişi Tanrı’ya vaftiz töreniyle birşeyler göstermeye çalışıyor gibi…Oysa vaftiz Tanrı’nın kişiye sağlayışıdır. Hani vaftizin ruhsal boyutu? Sanırım Ruhsal boyutunu da düşünürsek o zaman bebek vaftizini “Kutsal Kitap dışı öğretiler”i olarak görmeyiz.

    Eğer bebek vaftizi Kutsal Kitap dışı bir öğretiyse, yani insan öğretişiyse; sizin açınızdan benim bu sitede bulunmamda bir sakınca var. Kimseye tökez taşı olmak istemem. Bu nedenle kullandığım kelimeleri özenle seçmeye gayret ettiğimi düşünüyorum. Forumlarda bulunan tüm açıklamalarımla birlikte “Bebek Vaftizi” konusundaki açıklamalarımı da silmenizi istemem işinizi kolaylaştıracaktır.
    Bu Forumdaki hizmetim şu andan itibaren bitmiştir. Rab hepinizin hizmetini bereketli kılsın!

    Rab, kurtaran lütfun için sana şükürler olsun!

    Sayin Ankarali

    Ben de Suna kardes gibi bebek vaftizinin Kutsal Kitap karsiti bir ögretis oldugunu savunuyorum. Ve bu konuda gerek sizin yazilariniz ve gerekse Kutsal Kitap’taki vaftizin nasil olmasi gerektigi yolundaki ögretiyi iyi bilen bir kisiyim.Hatta sizinle aramizda gecen bir konusmada bu konuda Sarkis Pasaoglu’nun hristiyanforum’da vaftiz adi altinda genis bir yazisi oldugunu ve buraya bir link olarak getirebilirsem sizin yazdiginiz bölüme ekleyerek insanlarin her iki görüsü bilmelerini saglayacaktim.Ama bilgisayar islemlerinde henüz yeteri bilgiye sahip olmadigimdan bunu simdilik yapamiyorum.Ama Sarkis Pasaoglu’nun yazisini buraya aktarabilecek bir kardesimiz varsa bu paylasim cok faydali olacaktir.

    Sevgili Ankarali vaftiz konusunda ayni fikirde olmadigimiz icin buradan ayrilma isteginizi anlamis degilim.Kutsal Kitap ve hristiyanlikla ilgili ortak noktalarimiz oldukca fazladir.Bu bilgileri burda Rab’bin hizmetinde paylasmak varken böyle kacip gitmek(Bana göre benlige uyarak küsüp gitmek) sizce uygun bir hareket midir? Bence bu konuda biraz daha düsünüp ve dua ederek düsüncelerinizi almak isteriz.

    Vaftiz konusunda heriki görüsü de buraya aktarip inananlara sunmaliyiz.

    Forumda bulunan bebek vaftiziyle ilgili yazilariniz yaninda diger tüm aciklamalarinizi da sildirmek istemeniz ne derece dogru bir davranis anlam veremedim. Neyse Rab’be hizmet vermek isteyen kalsin vermek istemeyeni zorla tutmayiz.

    Rab’bin esenligi,lütfu ve bereketi daima sizinle beraber olsun.

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 37)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.