• Dieses Thema hat 2 Teilnehmer und 2 Antworten.
Ansicht von 3 Beiträgen - 1 bis 3 (von insgesamt 3)
  • Autor
    Beiträge
  • #26349
    Anonym
    Inaktiv

    Cinlerin Kişiliği (Neil T. Anderson)


    Kutsal Kitap, Tanrı’ın varlığını kanıtlamaya çalışmadığı gibi, cinlerin varlığını da kanıtlamaya çalışmaz. Onu ilk okuyanlar onların varlığını kabul etmişcesine, yalnızca yaptıkları işleri bildirir. İlk kilise babalarının cinlerin gerçekliği ve kişilikleri konusunda bir sorunları yoktu, yani onların varlığını kabul ediyorlardı. Oringen şöyle yazar:


    ‘Şeytan, onun melekleri ve muhalif güçler konusunda kilisenin öğretisi, bunların var olduklarını kabul eder; ne oldukları ya da nasıl var oldukları yeterince açıklanmamıştır. Ancak çoğunluk şu düşüncededir: ‘Şeytan bir melekti ve Tanrı’ya karşı geldikten sonra meleklerden kandırabildiği kadarını kandırdı. Bu güne kadar da onlara ..’Şeytan’ın melekleri’ adı verilmektedir.


    Kutsal Kitap’ta Luka 11:24-26 bizlere, kötü ruhların kişilikleri ve özellikleriyle ilgili yararlı bilgiler verir.

    İsa, bir adamı dilsiz yapan bir cini kovduktan sonra, O’nu karalamak isteyenler O’nun cinleri ‘Baalzevul’un gücüyle’ kovduğunu söylediler (Luka 11:15).


    Daha sonra cinler hakkında yapılan bir konuşmada İsa şöyle dedi:


    ‘Kötü ruh insandan çıkınca kurak yerlerde dolanıp huzur arar. Bulamayınca da, `Çıktığım eve, kendi evime döneyim` der.Eve gelince orayı süpürülmüş, düzeltilmiş bulur.


    Bunun üzerine gider, kendisinden kötü yedi ruh daha alır ve eve girip yerleşirler. Böylece o kişinin son durumu ilkinden beter olur’ (Luka 11:24-26).

    Bu ayetlerden, kötü ruhlarla ilgili birkaç şey öğrenebiliriz:


    1.) Cinler insanların içinde ya da dışında var olabilirler.


    Öyle anlaşılıyor ki cinler, organik varlıklarda huzur bulan ruhlardır. İçlerine girecek bir hiçbir şeye sahip olamamaktansa, domuzları bile yeğlerler.. ‘Kötü ruhlar İsa`ya, “Bizi şu domuzlara gönder, onlara girelim” diye yalvardılar’ (Markos 5:12). Bu ruhların değişik alanlar üzerinde hakları olabilir ve şeytani amaçlar için kullanılmış olan belirli coğrafi bölgelerle bağlantılı olabilirler.


    2.) İstedikleri anda istedikleri yerde olabilirler.


    Cinler ruhsal varlıklar olduklarından, doğal dünyanın engellerine tabi değildirler. Kilise duvarınızın duvarları onu şeytani etkilerden korumaz, bunu ancak dua ve ruhsal konular yapabilir.


    3.) İletişim kurabilirler.


    Luka 11’den, kötü ruhların birbirleriyle iletişim kurabildiklerini anlıyoruz. Tıpkı Gadara’lı cinlinin aracılığıyla konuştukları gibi, bir insanı kullanarak insanlarla da konuşabilirler.


    ‘İsa gölün karşı yakasında Gadaralılar`ın memleketine vardı. Orada O`nu mezarlık mağaralardan çıkan iki cinli karşıladı. Bunlar öyle tehlikeliydi ki, kimse o yoldan geçemiyordu.

    İsa`ya, “Ey Tanrı`nın Oğlu, bizden ne istiyorsun?” diye bağırdılar. “Buraya, vaktinden önce bize işkence etmek için mi geldin?”
    Onlardan uzakta otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı.
    Cinler İsa`ya, “Bizi kovacaksan, şu domuz sürüsüne gönder” diye yalvardılar.
    İsa onlara, “Gidin!” dedi. Cinler de adamlardan çıkıp domuzların içine girdiler. O anda bütün sürü dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu.

    Domuzları güdenler kaçıp kente gittiler. Cinli adamlarla ilgili haberler dahil, olup bitenlerin hepsini anlattılar.
    Bunun üzerine bütün kent halkı İsa`yı karşılamaya çıktı. O`nu görünce bölgelerinden ayrılması için yalvardılar’(Matta 8:28-34).

    Böyle ileri vakalar, merkezi sinir sisteminin cinler tarafından tamamen ele geçirildiğini gösterir. Daha az derecede denetim, aldatıcı ruhlara kulak veren kişileri de içerir.



    ‘Ruh açıkça diyor ki, son zamanlarda bazıları yalancıların ikiyüzlülüğü nedeniyle aldatıcı ruhlara ve cinlerin öğretilerine kulak vererek imandan dönecek’(1.Timoteos 4:2).


    4.) Her birinin ayrı bir kişiliği vardır.



    Luka 11’de şahıs zamiri kullanılmıştır: ‘Çıktığım eve, kendi evime döneyim’ (24.ayet).Kişisel olmayan bir güç yerine, düşünen kişilerle karşı karşıyayız. Bu nedenel dünyasal araştırma yöntemleri onların varlığını ortaya çıkaramaz. Kötü ruhların gerçeklikleri ve kişilikleri hakkındaki tek yetkili kaynağımız vahiydir.


    5.) Hatırlayabilir ve plan yapabilirler.


    Bir yerden ayrılmaları, geri dönmeleri, eski durumlarını hatırlamaları ve diğerleriyle birlikte oraya yeniden girmeyi planlamaları, düşünme ve planlama yetenekleri olduğunu göstermektedir. ‘Tanıdık ruhlar’ kavramı kilise tarihinde belgelenmiştir.


    6.) Değerlendirme yapıp karar verme yeteneğine sahiptirler.


    Kötü ruhun hedeflediği insanı ‘süpürülmüş, düzeltilmiş’ (25.ayet) bulması, kurbanını değerlendirebildiğini açıkça göstermektedir. Cinler, yaşamımıza zayıf noktalarımızdan sızarlar. Buna karşın Şeytan’ın hakkımızda ne düşündüğüne aldanmamalı; yaşamlarımızı Tanrı’yı hoşnut edecek biçimde sürdürmeliyiz.


    ‘Bunun için, ister bedende yaşayalım ister bedenden uzak olalım, amacımız Rab`bi hoşnut etmektir’ (2.Korintliler 5:9).



    7.) Güçlerini birleştirebilirler.


    Luka 11’de bir ruh, yedi ruhtan oluşan bir grup ruha katıldı ve bunlar kurbanı eskisinden beter bir duruma getirdiler. Gadaralı cinli vakasında, kötülük yapmak için bir araya gelmiş olan cinler, bir ‘tümen’ oluşturuyorlardı (Markos 5:9). Bir çok insanın, kafasında değişik sesler duyduklarından söz ettilerini, hatta onları bir komite olarak tanımladıklarını işittim.


    8.) Kötülük dereceleri farklıdır.


    Luka 11’de ilk cin, ‘kendisinden kötü (26.ayet) yedi cin daha getirdi. İsa, ‘Bu tür ruhlar ancak duayla kovulabilir’ dendiğinde (Markos 9:29), cinlerin kötülük derecelerinin farklı olduğunu ima etmişti. Güç ve kötülük derecelerinde farklılıklar olması, Pavlus’un Efesliler 6:12’de geçen listesindekilere uyar. Cinlenmiş kişilerin bazılarıyla uğraşmak diğerleriyle uğraşmaktan daha zor olduğu bazı deneyimlerden bilinmektedir.


    Ama Tanrı’nın gerçeğine sıkı sıkı sarılmış olduğunuz sürece Şeytan’dan ve cinlerinden korkmanız gerekmez. Şeytan’ın tek silahı aldatmaktır.

    İrenaeus şöyle der: ‘Şeytan’ın yapabileceği tek şey, başlangıçta yaptığı gibi insanın zihnini karıştırıp Tanrı’nın buyruklarına itaatsizlik etmesini sağlayarak, insanların yüreklerini yavaş yavaş karartmaktır’.


    IŞIK’ta yürümeye devam ederseniz, karanlıktan korkmanız gerekmeyecektir.



    #33346
    Anonym
    Inaktiv

    Efendim;

    Bu güzel yazınız için teşekkür ederim. Kapasitem ölçüsünde istifâde ettim. RAB Tanrı daha fazlasını da nâsip etsin. Okuduktan sonra bir müddet ‚Tefekkür’e daldım. Sonra bundan yıllarca evvel bir nakşi târikate intisablı iken duyduğum bir hâdise aklıma geldi.

    Nakşi şeyhlerinden birisi, oğlunu tahsil için Bağdat’a gönderecektir. Yolculuk başlamadan evvel ona şu tembihte bulunur.

    „Evlâdım. İblis sana musallat olursa onun şerrinden kurtulmak için ‚Eûzü Besmele‘ söyle. O, muhakkak kaçacaktır. Fakat, insanların cin ve şeytanlarına karşı daha dikkatlı ol. Çünki bunlara ‚Eûzü Besmele’de kâr etmez.“

    Hep düşünürüm; insanların ‚Cin/şeytan’ları kimlerdir diye… Şeytana ve Cinlere tutsak olanlar olabilir mi ?

    Mümkündür.

    Fakat İnsan nefsi (Ego) İblisten de tehlikelidir.!!!

    Çoğu insan vardır ki, ‚Tanrıya hizmet‘ ettiğini düşünerek nefsine hizmet eder. Bunlar konuştuklarında dinden imandan bahsederler. İnandıkları dinin kutsal kitabından sık sık ayet naklederler. Ama satır aralarına dikkat edilirse hep kendilerini ön plân’a çıkarma gayreti içerisindedirler. Eleştiriye de tahammülleri yoktur.

    Nefsine hizmet edenlerle ilgili bu anlattıklarım kendim için de geçerlidir. Tanrıya hizmet eden kişi, nefsine ağır gelen bir hususla karşılaştığında, buna mümkün mertebe iltifat etmez. Çünki; hemen kendini savunmaya başlarsa, hem konu amacından sapar ve hizmete zarar verir; hem de kişinin iddia ettiği amaca henüz sıkı sıkıya bağlanmamış olduğu ortaya çıkar.

    Tanrıya hizmet etmenin verdiği ruhani zevk ve dinginlik ile, nefsin araya girerek oluşturduğu şevk ve heyecanı ayırd etmeyi henüz öğrenememişsek; başkalarını ‚İrşâd‘ etmeye başlamaden evvel kendimizi düzeltmek mecburiyetinde olduğumuz gerçeğine yoğunlaşmamız gerekecektir.

    Yoksa bilgisiz ve cahil zannettiğimiz, uyarmaya çalıştığımız insanlar bize bakıp; „Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu“ deyiverirler.

    Saygılar.

    #33348
    Anonym
    Inaktiv

    Sayin A’raf,
    Şeytan’a ve cinlere tutsak olan pek çok insanlar olmuştur, vardır ve olacaktır da… Bunun örneklerini hem Kutsal Kitap’ta hem de günümüzde sıkça görüyoruz. Dünyamız Şeytan’ın etkisi, egemenliği altındadır. Şeytani etkinlikler, falcılıklar, büyücülükler her yerde. Yaşayan diri Tanrı’yı bir kenara iterek, gelecekle ilgili herşeyi medyumlara ve falcılara danışır oldu insanlar. Rab Tanrı’ya sırtını dönerek dünyaya ve Şeytan’a kapı açan kişiler tabii ki Şeytan’ın tutsağı olurlar, kötü ruhların etkisi altına girerler.

    ‚Cincilere, ruh çağıranlara yönelmeyin. Onlara danışmayın, kirlenirsiniz. Tanrınız Rab Ben’im!‘ (Levililer 19:31).

    ‚Kim cincilere, ruh çağıranlara danışır, bana ihanet ederse, O’na öfkeyla bakacak, halkımın arasından atacağım.
    Kendinizi kutsayın. Kutsal olun. Tanrı’nız Rab Ben’im‘ (Levililer 20:6-7).

    Şeytan’ın tek amacı insanları Tanrı’dan uzaklaştırmak, düşüncelerini körleştirmek ve sonsuz cehenneme gitmelerine neden olmaktır. Ama insanlar kendilerini yaratan Tanrı’yı aramalıdırlar, gerçeği araştırmalıdırlar. Eğer gerçek Kurtarıcı’yı ararsak, O, bizleri Şeytan’ın ve günahın etkisinden özgür edecektir.

    ‘Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak’ (Yuhanna 8:32).

    Dünyayı da dünyaya ait şeyleri de sevmeyin. Dünyayı sevenin Baba`ya sevgisi yoktur.
    Çünkü dünyaya ait olan her şey -benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur- Baba`dan değil, dünyadandır.

    Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrı`nın isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar’ (1. Yuhanna 2:15-17).

    İsa Mesih bu dünyaya Şeytan’ın işlerini bozmak için gelmiştir. O, her insanı Şeytan’ın ve günahın tutsaklığından kurtarmak ve özgür etmek istiyor. İsa Mesih Sonsuz Yaşam’a, Şeytan ise sonsuz ölüme ve cehenneme götürmek istiyor. Seçim kişinin kendisine kalmış. Tanrı mı, Şeytan mı? Ölüm mü, yaşam mı?


    Esenlikte kalın

Ansicht von 3 Beiträgen - 1 bis 3 (von insgesamt 3)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.