Cehennem Cezası Yok Olmak Mı Yoksa Bilinçli Olarak Çekilen Ceza Mı?

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23852
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    Cehennem cezası bin yıllık Mesih’in egemenliğinin sonunda, büyük beyaz taht önündeki yargılamanın sonucunda kişinin alacağı veya gireceği ceza durumudur. Aslında cehennem fikrinin kökeni, Yeruşalim surlarının dışında bulunup, çöp ve ölü cesetlerin içine atıldığı sürekli yanar olup, lanetlenmiş bir yer olan Hinnom Vadisi’ nden gelmektedir. Zamanla Yahudiler ve İsa Mesih, bu ateşli ve iğrenç yeri kesin yok oluşun değil, günahlıların ilerde karşılaşacağı son korkunç cezayı betimlemek için bir model olarak gözler önüne sermeye başlamışlardır. Kutsal Kitap bu korkunç cezayı veya yeri aynı zamanda başka örneklerle de dile getirmiştir. Örneğin bunu ” fırın ateşine “, ” ağlayış ve diş gıcırtısı olan yere ” benzetmiştir:

    “Ekin biçme zamanı gelince orakçılara diyeceğim ki, önce deliceleri toplayın yakılmak üzere demet yapın… Deliceler nasıl toplanıp ateşte yakılıyorsa, çağın sonunda da böyle olacak. İnsanoğlu meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren her şeyi, kötülük yapan herkesi O’nun egemenliğinde toplayıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.. .” (Mat. 13:41-42; 47 -49).

    ” Dış karanlığa ” benzetmiştir:

    ” O’nun ayaklarını ve ellerini bağlayın ve kendisini dış karanlığa atın; orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.” (Mat. 22:13).

    ” Sonsuz ateş ve cezaya “,” Tanrı’nın huzurundan kovuluşa ve bir ceza evine ” benzetmiştir:

    “Çekilin yanımdan! İblis ile onun melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin… Bunlar sonsuz cezaya uğrayacak, doğrular ise sonsuz yaşama kavuşacaklardır.” (Mat. 25:41-46). “Bu öfkeyle efendisi, tüm borcunu ödeyinceye kadar onu işkencecilere teslim eder. Eğer her biriniz kardeşini yürekten bağışlamazsa, göksel Babam da size öyle davranacaktır.” (Mat.18:35; Lu.12:58). ‘‘Eğer elin seni günaha sokarsa, onu kes. Çolak olarak yaşama kavuşman, iki el sahibi olarak sönmez ateşe, cehenneme gitmenden iyidir…Oradakileri kemiren kurt ölmez, yakan ateş de sönmez.‘‘ (Mar.9:43-48).

    Bu ceza aynı zamanda ” azap yerine “,” ikinci ölüme ” ve ” ateş ve kükürt gölüne ” atılmakla tasvir edilmektedir:

    “Böylelerine, kutsal meleklerin ve Kuzu’nun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecek. Çektikleri işkencenin dumanı sonsuzlara dek tütecek. Canavara ve onun putuna tapıp, onun adının işaretini kabul edenler gece gündüz rahat yüzü görmeyecekler. Bu durum Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren ve İsa’ya olan imanlarını sürdüren kutsalların sabrını gerektirir.” (Esin. 14:10-12). “Onları saptıran İblis ise, canavarla sahte peygamberin içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Gece gündüz, sonsuzlara dek işkence göreceklerdir.”, “Adları yaşam kitabında yazılmamış olanların hepsi, ateş gölüne atıldı.” (Esin. 19:20; 20:10-15 Lu. 16:19-31).

    Bu sembolik tanımlamalar, bizlere günahlı kişinin ileride karşılaşacağı asıl ciddi cehennem cezasının ne derece korkunç ve ürpertici olduğunu sanırız açıkça göstermektedir.

    Kutsal Kitap’a göre Şeytan, cinleri ve onları izleyen günahlı insanların sonuçta gideceği yerin bir simgesi olan cehennem (Gehenna) veya ateş gölü hiç de Y. Şahitleri’nin ileri sürdüğü gibi ebedi yok oluşun bir simgesi değildir. Çünkü Esinleme kitabında İsa Mesih’in ikinci gelişinde, Mesih karşıtı olan canavar ve sahte peygamberin yakalanıp “kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldığını” okumaktayız (19:20). Bu ateş gölüne atılmadan tam bin yıl sonra Şeytan’ın da tutulup “canavarla sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldığını” ve “gece gündüz, kendilerine işkence edilecektir.” denildiğini okuyoruz. Şimdi duralım ve kendi kendimize soralım: Eğer ateş gölü Y. Şahitleri’nin söylediği gibi ebedi yok oluş idiyse, nasıl oluyor da oraya atılmalarından bin sene sonra canavarla sahte peygamber yok olmamıştır, ve hâlâ orada bulunmaktadırlar? Ve nasıl oluyor da Şeytan da aynı yere atılıp, kendilerine gece gündüz ve sonsuzlarca işkence çektiriliyor? Yok olan herhangi bir şey işkence çeker mi veya yok olan bir şeye işkence çektirilebilir mi? Hayır! Ateş gölü veya cehennem ebedi yok oluşun bir simgesi değildir. Zaten İsa Mesih de bu yeri “dış karanlık” olarak nitelemiş ve orada “ağlayış ve diş gıcırtısı” nın olacağını vurgulamıştır.

    Bundan başka sözkonusu bu cezaya “yalnızca düzeltilemez, ağır günah işleyenler çarptırılacaktır” iddiası da yanlıştır. Çünkü İsa Mesih açık bir şekilde yalnızca düzeltilemez, ağır günahlıların değil, kardeşine “ahmak” diyenlerin bile sözkonusu “cehennem ateşini hak edeceğini” vurgulamıştır (Mat.5:22).

    Y. Şahitleri’nin, insan ölümüyle varlıktan silinir görüşlerini desteklemek için sık sık ileri sürdükleri Vaiz 9:10 ayetlerini dikkatli bir şekilde, aynı bölüm ve kitabın işlediği genel konunun ışığı altında incelersek göreceğiz ki, bu ayetlere dayanarak kendimiz için bir inanç sistemi yaratmamız oldukça çürük ve tehlikelidir. Örneğin aynı bölümde Kutsal Kitap’ın diğer yerlerinde tamamen reddedilen Vaiz’in şu şaşırtıcı sözlerini okuyoruz: “İyiyle kötü arasında hiç fark yoktur.”. “Ölüler için iyi olsun kötü olsun ebediyen hiçbir pay ve ücret yoktur.”. “İnsan bir hayvandır ve hayvandan üstünlüğü yoktur.”.‘‘Pek çok salih olma, çok hikmetli olma, çok kötü olma.‘‘. Tanrı’nın verdiği bu boş ömrü arzumuza göre yemek ve içmekle kullanmalıyız” vs… (9:5-10; 1:16,24; 2:18-22; 6:12; 8:15). Acaba bir kimse bu sözler doğrultusunda kendine bir inanç sistemi oluşturup, yaşamını buna göre yönlendirirse ne derece doğru hareket etmiş sayılır? Kutsal Kitap’a göre böyle bir kimse ciddi bir hataya düşmüş olur. Nedenine gelince Kutsal Kitap’a göre asla iyiyle kötü aynı değildir (Mal. 3:18). Y. Şahitleri’nin de kabul ettiği gibi Tanrı bizi bir maksat doğrultusunda yaratmış olup, ömrümüz hiç de boş değildir ve iyilere de kötülere de diriliş yoluyla bir ücret vardır.

    O halde Vaiz burada neden söz ediyor ve kimin sözcülüğünü yapıyor? Vaiz kitabı yaşamı felsefî, moralsal, materyalist gibi farklı açılardan inceleyerek aşama aşama okuyucularını Tanrı’ ya yöneltmek amacındadır (Bap 12). Söz konusu ayetlerde ise Vaiz materyalist, yani nakâmil bir kişinin, yeryüzü yaşamına materyalist açıdan bakışını sergilemektedir. Bu Tanrı’nın değil, materyalist birinin yalnızca yeryüzü açısından hayata ve ölüme bakış açısıdır!(Vaiz 1:13-14). Zaten Pavlus da insanların bu “Yiyelim ve içelim çünkü yarın öleceğiz.” görüşünü tamamen reddetmektedir! (1. Kor. 15:32). Sırf materyalist insan düşüncesinin dile getirildiği bu ayetlere dayanarak ölüm ötesini tespit etmeye çalışmak hiç de hikmetlilik değildir. Bundan başka Vaiz “gitmekte olduğun ölüler diyarında iş ve düşünce, bilgi ve hikmet yoktur.” derken ölüler diyarında bulunanların dünyadan tamamem kopuk, dünyayla ilgili bilinç veya faaliyetlerin bulunmadığını da dile getirmiş olabilir, yok olduğunu değil!

    Y. Şahitleri’nin, anlamından çıkararak sunmuş olduğu diğer bir ayet de Yeremya 7:31 ayetidir. Oysa Tanrı burada herhangi bir günahlının cezalandırılmasını değil, İsraillilerin putperestler gibi sahte ilahları yatıştırmak için suçsuz çocuklarını ateşten geçirme uygulamasını mahkûm etmektedir. Tanrı’ya karşı ayaklanan kişinin cezalandırılması, tamamen ayrı bir durumdur! İsa Mesih günahlıların cezalandırılmasından söz ederken, açıkça onları ebedi bir ateşin beklediğini bildirdi:

    “Çekilin yanımdan! İblis ile onun melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin. ” (Mat. 25:41,46). “İnsanoğlu meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren her şeyi, kötülük yapan herkesi O’nun egemenliğinde toplayıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.” (Mat. 13:30; 40-43, 49; Esin. 14:9-12; 20:10; Rom. 2:6-9; 2. Sel. 1:6-10).

    Gördüğümüz gibi Mesih’in sözleri açıktır. Cehennem öncelikle İblis ve cinleri için hazırlanmıştır, fakat sonuçta onları izleyenler de aynı akıbete uğrayacaklardır. Her ne kadar sözü edilen ateş kelimesi harfi olmayıp, bir sembol olsa da bununla dile getirilen şey pişmanlık, sıkıntı, huzursuzluk vs. dir. Unutmayalım ki bu sözleri söyleyen sevginin ve merhametin özü ve örneği olan İsa Mesih’in kendisidir. Bu nedenle Tanrı sevgidir, günahlıları asla cezalandırmaz veya cehenneme göndermez düşüncesi de tamamen yanlıştır. Mutlaka Tanrı sevgidir. Ama bunun yanında adaletli olup “suçluyu asla suçsuz çıkarmayan” dır (Nah. 1:3).

    Yeriyken yine belirtmeliyiz ki, her ne kadar cehennemin süresi konusunda bazı tartışmalar bulunsa da ilk yüzyıllardaki Hıristiyanlar arasında kesin bir şekilde insanın ölümle yok olmayıp, canının yaşamaya devam ettiği, bir yargı olup, bu yargının sonunda günahlıların korkunç bir ceza veya azaba uğrayacağı görüşü tamamen kabul edilmekteydi. Bununla ilgili olarak Polycarp’ın, İgnatyus’un, Diognet’in, Clement’in, Orijen’in, Tertulyen’in, Justin’in vs. yazılarından bir sürü örnekler gösterebiliriz. Sonuç olarak liberal ve akılcı akımların etkisinde kalarak bu yargı ve cehennem gerçeğini Y. Şahitleri’nin yapmış olduğu gibi şahsî keyif ve mantığa göre yorumlayıp, yadsımak ve insanlara bunun tam tersini öğretmek ciddi bir sapıklık ve aynı zamanda çok ağır bir sorumluluktur. Evet, Kutsal Kitap’ın bildirdiği gibi: “Diri Tanrı’nın eline düşmek korkunç bir şeydir. (İb.10:31).

    BRÜKSEL KİLİSESİ http://www.brukselkilisesi.tk





    Rab İsa, sana iman ediyorum. Beni korkutan herhangi bir şeyin beni ezmeyip,
    sana itaat etmeme engel olmaması için, imanımda beni destekle! Kilisene eşlik et,
    kilisenle beraber kal, çobanların ve müminlerin imanını güçlendir.
    Senin yardımınla kutsal Adını, duymak istemeyenlere bile duyuracağız!

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.