ANASAYFA Forum DUYURU PANOSU, SORU, MESAJ, HABERLER, (NEWSBOARD) Misafir Ziyaretçiler Arkadaşlar sorularıma cevap verir misiniz ?

  • Bu konu 4 izleyen ve 4 yanıt içeriyor.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27223
    klaus
    Anahtar yönetici

    Hristiyanlıga karşı son günlerde ilgim arttı özellikle ıslamin bazı katı kuralları bana tam doğru gelmiyor gibi mesela Arapçanin on plana çok çıkması vs gibi ama Kuranda mucizevi ayetler bulunması ve dilinin çok açık olması bana olumlu yönü gibi geliyor fakat eski putperestlikten kalan adetlerin ıslamin en onemli haç vs olaylarında on planda olduğunu öğrendim ve beni soğuttu fakat hristiyanlıkta incilin bir çok ıncil arasından seçilmiş olduğu olayı aklımı karıştırıyor bana yardım ederseniz çok sevinirim

    #35928
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Dünyanın Yer Çekimi Kuvveti

    1. Mucize İddiası

    o Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
    Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı? (Mürselat Suresi, 25) Yukarıdaki ayette “toplanma yeri” olarak çevrilen “kifaten” kelimesi, “canlıların, meskenlerinde toplanıp himaye edilmeleri, barınmaları; canlı ve cansızların toplandıkları yerler; üzerinde şeyler yığılan; toplanan yer” anlamlarını taşımaktadır. Yeryüzünün bir “toplanma yeri” olduğunu bildirmek için kullanılan bu kelime -kifaten- Arapça’da “kefete” kökünden türetilmiştir ve “toplamak, kendine çekmek, kucaklamak” anlamlarına gelmektedir.Bilindiği gibi yeryüzü, yerçekimi kuvveti etkisiyle insanları ve üzerinde barındırdığı tüm canlı ve cansız varlıkları merkezine doğru çekmektedir. Ayette geçen “kendine çekmek” fiili ile yeryüzünün bu çekim kuvvetine bir yönüyle işaret ediyor olması muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Dünya üzerinde hayvanları, bitkileri, insanları ve diğer tüm varlıkları kendine doğru çeken yerçekimi sayesinde, insanların yere basmaları, cisimlerin uçmadan kondukları zeminde durmaları, atmosferin dağılmadan Dünya’yı çevrelemesi, yağmurun yeryüzüne düşmesi mümkün olur.

    Tarihteki en büyük bilim adamlarından kabul edilen Isaac Newton yerin bu özelliğini araştırmış ve 1687 yılında ilk kez Philosophiae Naturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri)adlı eserinde yerçekiminden söz ederek, tüm zamanların en büyük bilimsel keşiflerinden birini yapmıştır. Hatta, Newton’un yerçekimi kuvvetinden bahsederken kullandığı Latince “attraere” kelimesi de, “çekme, biraraya getirme” anlamını taşımaktadır.

    Ancak 17. yüzyılda tanımlanan Dünya’nın dört büyük kuvvetinden birisine, Kuran’da dikkat çekilmesi, Kuran’ın Allah’ın Katından indirildiğinin delillerinden sadece biridir.

    2. Ayet Yorumundaki Çarpıtma

    Yanlış okumadınız! Yukarda aynen alıntıladığımız metin gerçekten de mucizecilerimiz tarafından yazılmıştır. ”Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kıldık” cümlesinin 17. yüzyılda Newton tarafından formüle edilen Kütle Çekimi Kanunu’na işaret ettiğini ve bunun ”Kuran’ın Allah’ın katından indirildiğinin delillerinden sadece biri” olduğunu söylemekteler.

    Önce Mürselat/25 ayetinin çeşitli meal ve tefsirlerine bakalım…

    Mealler:
    Diyanet İşleri Meali(Eski): Biz yeryüzünü dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

    Diyanet İşleri Meali(Yeni): Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

    Diyanet Vakfı Meali: Biz yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

    Ömer Nasuhi Bilmen Meali: Biz yeri bir toplantı mevzii yapmadık mı?

    Süleyman Ateş Meali: Arz’ı toplanma yeri yapmadık mı?

    Yaşar Nuri Öztürk Meali: Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?

    Muhammed Esed Meali: Biz toprağı toplanma yeri yapmadık mı

    Ali Bulaç Meali: Yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

    Abdülbaki Gölpınarlı Meali: Yeryüzünü, bir toplantı yeri olarak halk etmedik mi?

    Suat Yıldırım Meali: Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?

    Şaban Piriş: Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?

    Ümit Şimşek Meali: Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?

    => KAYNAK

    Görüldüğü üzere hiçbir mealde ”çekme” olarak yorumlanabilecek, yerçekim kuvvetini ufacık biçimde çağrıştırabilecek bir ifade yok.

    Biz yine de bazı tefsirlere de bakalım:

    o Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Mürselat/25:KİFÂT, eklemek ve toplamak mânâsına gelen kökünden türetilmiş olup kale gibi, birbirine katılıp sıkışarak toplanılacak yer, dernek yeri ve Ebu Ubeyde’nin sözüne göre “kap” demektir. Biz buna meâlde “tokat” dedik. Bu tokat, “sille” mânâsına tokat zannedilmesin. Sürüden sapıp da ekinlere, bağ ve bahçelere dalan kaçak hayvanların bekçiler tarafından tutulup hapsedildikleri yere de Anadolu Türkçesi’nde tokat denir. Nitekim Tokat ilinin ismi de bunu andırır. Buna Rumeli’nin bazı yörelerinde “kapı” denildiğini de duydum. “Tutuklama evi” mânâsına “kapı altı” tabiri de Anadolu’da yaygın idi.
    o Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Mürselat/25 (Akçağ Yayınları: 22/386-388)Arapça’da, “el-kifâf’ yapışmak, toplanmak, sığınmak anlamlarına gelir. Nitekim, “yapıştırdım, ekledim, kattım, uladım” anlamında, denilir. Yine, içine konulan herhangi bir şeyi zay etmediği zaman, bir dağarcık hakkında, denilir. Ve yine, küçük tencereye, bakraca, kaba çanağa, dif (kıft) denilir.Keşşaf sahibi şöyle der: ekleme ve ulamaya verilen ad olup, bu tıpkı, Arabîarın, “eklenen, bir araya gelen şeylere” demeleri gibidir. Ve yine Arapça’da, “Bu kapı, diğerlerin cımâ’ı”, yani kendisine açıldığı ana kapıdır denilir.
    o Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Mürselat/25 (Ensar Neşriyat: 7/178)Keft; toplamak ve katmak demektir. Yeryüzü bütün insanları topluyor ve kendine katıyor. O, insanların annesi gibidir. Canlılar onun üstünde, ev ve yurtlarda oturur; ölüler ise, toprağın karnında, kabirlerde oturur.
    Görüldüğü üzere konunun uzmanlarının açıklamalarına göre de bu ayette ”çekme”, ”çekim kuvveti” gibi anlamları çağrıştırabilecek hiçbir yaklaşım bulunmamaktadır. Zaten ayetin bağlamına bakmak bile bunu anlamak için yeterlidir. ”Murselat” kelimesi “gönderilenler” anlamına gelir ve surede kıyametin, hesap ve azabın gerçekleşeceği; Allah’ın kudreti ve günahkârların akîbeti konu edilmektedir. Ne yerçekimi ile ilgili bir beyan vardır ne de kütle çekimi ile…

    ”Toplanma yeri” kelimesinden “yer çekimi” anlamı çıkarabilmek için subjektivizm ve keyfilik şarttır. Şayet sözcükler üzerinden böylesi zorlama ve keyfi yorumlarla mucize iddia edilecekse Homeros’un ‘İlyada’sı bu yönden daha zengindir. Zira orada “kütle çekim kuvveti”ni çağrıştıracak daha fazla sayıda ifade bulunmakta… Bunu temel alarak nasıl Homeros’un yer çekimini bildiğini iddia edemezsek o durumda da böyle bir savı dile getiremeyiz.

    3. Bilimsel Çarpıtma

    Üstelik söz konusu ayette -mucize iddiacılarının bile kabul ettiği üzere- üstünde yaşadığımız yeryüzünden (yani Dünya gezegeninden) bahsedilmektedir. Kütle çekim kuvveti ise evrendeki tüm cisimlerle ilgili bilimsel bir gerçektir. Yani sadece Dünya gezegeni değil bütün kütleli cisimler, içinde ve üstünde barındırdıkları maddeler için bir ”toplanma yeri” konumundadır. Dünya’nın evrensel bir toplanma yeri olması da söz konusu olamaz. Aksi halde “Dünya gezegeninin diğer gezegenler, yıldızlar, galaksiler, kara delikler vs. için de bir toplanma yeri olması gerektiği” gibi bir saçmalığı savunmak zorunda kalırız.

    Ancak bütün evreni sadece Dünya’dan ve Dünya üzerine kurulmuş göklerden ibaret sanan, üstünde yaşadığımız Dünya’yı evrenin merkezi olarak kabul eden bir evren algısına göre ”Yeryüzünü toplanma yeri kıldık” ifadesi anlamlı olabilir.

    Kuran’da hakim olan bu ilkel ve yanlış evren alıgısı için ayrıca bkz:
    ”Evrenin Genişlemesi” => ”3. Kuran’daki Evren Algısı”
    ”Altı Günde Yaratılış” => ”3. Altı Günde Yaratılış”ın Çarpıklığı
    ”Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı” => ”3. İddianın Tutarsızlığı”

    4. Sonuç

    Mürselat/25 ayetini ne kadar evirip çevirsek de çekim kuvvetini çağrıştırabilecek hiçbir ifade devşiremeyiz. Sadece bütün Türkçe mealler değil söz konusu kelimenin Arapçadaki yapısı, anlamları ve etimolojisini açıklayan en muteber tefsirler de bunu teyid etmektedir. Ayette sadece Dünya’nın bir ”toplanma yeri”, ”mesken”, ”barınak” vs. olduğu söylenmektedir. Bu ise modern bilimsel gerçeklere işaret etmek bir yana -tam tersine (eğer ayeti mucizecilerin yaptığı gibi bilimsel bir bağlama çekecek olursak)- gerçeklerle çelişmektedir. Yeryüzü (yani Dünya gezegeni) uçsuz bucaksız evren içerisinde -bugün biliyoruz ki- sadece bir toz taneciği hükmündedir ve ancak kendi barındırdığı maddeler için bir ”toplanma yeri” olarak görülebilir.

    Kuran’da Dünya’nın kendi barındırdığı maddeler için bir ”mesken”, ”toplanma yeri” olduğunun geçmesini bir ”mucize” olarak adlandırmak ise bu mucizelere inanması istenen okuyucunun zekâsına hakarettir.

    Kaynak : http://www.mucizeyalanlari.com/dunya…cekimi-kuvveti

    Sayın Melike,
    İncilleri okursanız eğer, birbirlerinden farklı olmadıklarını göreceksiniz. Hepsi aynı şeyleri anlatır. Çünkü hepsi gerçeğe tanık olmuş kişilerin yazılarıdır. Mesih’in öğrencileri tarafından ilk yüzyılda yazılmış olan incilleri okumaktayız. İnciller güvenilirdir, çünkü Mesih kimliğinin, yaşayışının, yaşanan olayların, mesihin çarmahta ölümünü ve dirilişinin şahitliklerine yalnız bir incilde rastlamıyoruz, bu şahitliği birden fazla kişi yapıyor. Bu nedenle kimse bu olayların yaşanmadığını iddia edemez ve incil yazarlarının da Mesih’in öğrencileri olmadığını da iddia edemez. Çünkü tarihi kayıtlar bizzat öğrencileri tarafından kaleme alındığını kabul eder. Aşağıda ki linkte incillerin ne zaman yazıldığıyla ilgili yazıyı bulacaksınız.Forumumuzda daha birçok bu konuda bilgi veren yazılar vardır.

    http://www.hristiyanturk.com/showthread.php?t=6884

    Tuba http://s163827039.online.de/member.php?u=3488

    #35929
    Armagan
    Anahtar yönetici

    Hz Muhammed’in mucizesinin olmayacagini Kuranin icinde yazmaktadir.. size bu konuda iki ayet vereyim..

    İSRA 59. Bizi, âyetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu âyetleri yalanlamış olmasıdır.

    EN’AM 37. O’na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Islam peygamberinin mucizesinin olmamasindan ötürü genellikle Kurani Kerimin KENDISININ bir mucize oldugu soylenmektedir.. Mesela Kurani kerimin bir takim ayetlerini matematiksel bölüp carparak elde edilen mucizeler oldugu soyleniyor.. Oysa cogu insan bu kitabi okumaya bile tenezzul etmiyor.. “NASIL OLSA MATEMATIKSEL MUCIZELER VAR” diyerek kendini kandiriyorlar..

    Bir kitabin asıl yazilma amaci ise, onun OKUNMASIDIR::

    bazen elimde Incil ile disarda bir yerde otururken, bazi insanlar gelip “O kutsal bir kitap degil mi? neden yaninda tasiyorsun?” diyorlar..

    “cunku bu bir kitaptir ve ben onu okuyorum” diyorum.. sasiriyorlar.. musluman bir bireyin kafasinda şöyle birsey hakim: kitaplar KUTSALDIR..
    ama icindeki bilgilerin önemi yoktur onlarin gozunde ki merak edip de okumazlar..

    onlar icin önemli olan kitabin kutsal olusu.. ve kitaba kutsal gozuyle bakiyorlar, icinde ne yaziyor merak etmiyorlar…

    Gercekten iki kitabi da arastiran bir insan (yani kutsal kitap ve kurani kerimi ayri ayri inceleyen bir insan), arasinda icerik olarak cok fark oldugunu gorecektir..
    Bir tanesi bizzat Mesihin mucizelerinden bahseder, digerinde ise genellikle seriat kurallari olup, kitabin matematiksel mucizeleri oldugu soylenir ki bu tip seyler de incelendiginde hurafeden öteye gitmez..

    Benim size tavsiyem, kitaplarin icerigine bakin ve hangisinin size uygun oldugunu ve tanrinin mesajlarini size ilettigini kendiniz kitaplari okuyarak karar verin.. Kitaplar okumak icindir..

    Rab sizi bereketlesin..

    O gelecek
    user_offline.gif infraction.gif report.gif ip.gif progress.gif
    progress.gif

    #36073
    Anonim
    Pasif
    Melike;20338 wrote:
    Hristiyanlıga karşı son günlerde ilgim arttı özellikle ıslamin bazı katı kuralları bana tam doğru gelmiyor gibi mesela Arapçanin on plana çok çıkması vs gibi ama Kuranda mucizevi ayetler bulunması ve dilinin çok açık olması bana olumlu yönü gibi geliyor fakat eski putperestlikten kalan adetlerin ıslamin en onemli haç vs olaylarında on planda olduğunu öğrendim ve beni soğuttu fakat hristiyanlıkta incilin bir çok ıncil arasından seçilmiş olduğu olayı aklımı karıştırıyor bana yardım ederseniz çok sevinirim

    Kardeşim sana yerden göğe kadar hak veriyorum çocukluğumuzdan berikuran-ı kerim ve din adamlarının yerli yersiz ulufeleriyle şöyle yapma çarpılırsın,böyle yapma cehennemi boylarsın gibi itilikle bizleri daha bu dünyada yaktılar. Ben de incil’i istedim okuyup bu yönde ikna olursam RAB yolunda hizmet edecek, onun neferi gibi savaşacağım.Sana saygılarımı sunuyor araştırmalarının devamını diliyorum. İkna olursam sen ve ben paylaşacağımız ortak konularda iletişime geçmek istiyorum.

    #36079
    Anonim
    Pasif
    akbas.bahattin;20674 wrote:
    Kardeşim sana yerden göğe kadar hak veriyorum çocukluğumuzdan berikuran-ı kerim ve din adamlarının yerli yersiz ulufeleriyle şöyle yapma çarpılırsın,böyle yapma cehennemi boylarsın gibi itilikle bizleri daha bu dünyada yaktılar. Ben de incil’i istedim okuyup bu yönde ikna olursam RAB yolunda hizmet edecek, onun neferi gibi savaşacağım.Sana saygılarımı sunuyor araştırmalarının devamını diliyorum. İkna olursam sen ve ben paylaşacağımız ortak konularda iletişime geçmek istiyorum.

    Sevgili akbaş.bahattin,

    İncil, Tanrı’nın insanlara olan eşsiz ve benzersiz sevgisinden söz eder. Zaten İncil’i okuduğunuz zaman Tanrı’nın sevgisiyle karşılaşacaksınız, İsa Mesih’in dünyamıza geliş amacını, günahlı insanı sonsuz cehennem yargısından kurtarmak için kendisini kurbanlık sunu olarak sunduğunu göreceksiniz. Tanrı’yı, insanı cezalandıran, belalar veren ve öldürüp yok eden biri olarak tanımlamak yanlıştır. Tam tersine Tanrı, günahlı insanı seven, acıyan, onun kendisine dönmesini sabırla bekleyen sevgi dolu bir Baba’dır.

    ‘Her şeye gücü yeten Rab diyor ki, ‘Size Baba olacağım, siz de oğullarım, kızlarım olacaksınız’ (2.Korintliler 6:18).

    O’ndan korkmanız gerekmez. O, yaşamınızın her alanıyla ilgilenir. Günahlarımızı kendisine itiraf edip dönmemizden hoşlanır ve tüm yüreğimizle O’ndan af dilediğimizde bizi bağişlar ve sevgiyle bağrına basar. O’na tüm yüreğiniz ve samimiyetinizle seslenin, O’na güvenin. O sizi sizden daha iyi tanıyor. Zorluklarınızı, güçlüklerinizi, zayıflıklarınızı ve endişelerinizi biliyor. Tüm bunları O’nunla paylaşın, O’na babanızla ya da çok güvendiğiniz bir yakınınızla konuşurmuş gibi konuşun. O sizi severek, ilgiyle dinler ve kendisine güvenmenizi ister.

    ‘Günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı, günahlarımızı bağışlayıp, bizi her kötülükten arındıracaktır’ (1.Yuhanna 1:9).

    Ama bir kimse Tanrı’ya baş kaldırarak kafa tutmaya, günah içinde yüzmeye devam ederse tabii ki Tanrı susmayacak, gerekeni yapacaktır. Ama Tanrı adildir ve asla kimseye haksızlık etmez.

    Sevgili akbaş kardeşim, tanıklıklar bölümüne girerek, orada İsa Mesih’e iman etmiş kişilerin tanıklıklarını okursanız, onların neden ve nasıl iman ettiklerini, Mesih’le ne şekilde karşılaştıklarını ve iman ettikten sonra yaşamlarında nelerin değiştiğini anlayacaksınız. Araştırmalarınızda Kutsal Ruh’un size rehber olmasını ve ruhsal gözlerinizi açarak, gerçek yaşayan diri Tanrı’yı tanıyabilmenizi diliyorum. Sorularınız olursa bizlere sormaktan çekinmeyin. Size severek yanıt vermeye ve Kutsal Kitap ışığında sizi aydınlatmaya çalışacağız.

    Rab’bin sevgisinde ve esenliğinde kalın
    Sevgilerimle

5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.