• Dieses Thema hat 4 Teilnehmer und 3 Antworten.
Ansicht von 4 Beiträgen - 1 bis 4 (von insgesamt 4)
  • Autor
    Beiträge
  • #26682
    Anonym
    Inaktiv

    Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in resulü Pavlus, Allah yolunun gizemini şu sözlerle tarif etmiş:

    „O, bedende izhar olundu,
    Ruh’da onaylandı,
    Meleklere göründü,
    Milletlerde vazolundu,
    Dünyada iman edildi,
    İzzetle yukarı alındı.“ (I.Timoteos 3;16).

    Burada „izhar oldu“ demiyor; „izhar olundu“ diyor! „İzhar“, görünmek, ortaya çıkarılmak anlamlarını da taşıyor. Bu olay, insanların istemleri doğrultusunda değil, Baba Allah’ın istemi ve gücü ile ortaya çıkıyor!

    Mesih İsa’nın yaşam varlığı ezelden beri vardır ve ebedîdir. İki bin küsur yıl önce İsa’nın et bedeninde görünen Allah’ın yaşam varlığı, bugün kiliselerinde neden görünmüyor? Sebebini düşünürken, çağımızın büyük belâlarından biri ve belki de, en belâlısı olan „sanrı hastalığı“ denen şey aklıma geldi! Beni en çok yanıltan şeyler, sanrılar olduğunu farkederek etrafıma bu ayıkma ile bakındığın zaman, insanlar üzerinde yaygın egemenliğini görüyorum! Kitabı Mukaddesi okurken yanlış anlamalara sık sık düşüyoruz! Kurtarıcımız Mesih İsa, sonsuz hayatlarının Kitabı Mukaddes’de olduğuna inanan Ferisilere ve yazıcılara, „sanıyorsunuz“ demekle bu hastalığa önemle işaret etmiş! Kurtarıcımız Rab İsa Mesih, sanrı belâsını şöyle açıklamış:

    „Kitapları araştırıyorsunuz, çünkü siz ebedi hayatınızın onlarda olduğunu sanıyorsunuz; benim hakkımda tanıklık edenler de onlardır; siz ise, hayatınız olsun diye bana gelmek istemiyorsunuz“ (Yuhanna 5:39,40).

    Burada Kurtarıcımızın insana egemen olan yanlış anlamağa, ya da, yanılgıya, „sanıyorsunuz“ demiş! Bazılarımız „sanrının“ bir hastalık olduğunu kabul etmese de, bir zayıflık hali olduğunu söylememe her halde itiraz etmez.

    Neden sanrılara kapılıyoruz zaman, zaman? Allah’tan farklı düşünüyoruz! Kitabı Mukaddes’i okurken, „benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil, sizin yollarınız benim yollarım değil“ diyor Rab(Yeşaya 55:8).

    Kitabı Mukaddes’de yazılı emirleri okuyorken içimizde gerçek emirler oluyorlar mı acaba? Halbuki, sözleri Rabbın ağzından dinlediğimiz zaman, içimizde güç gösterisi olurlar! Sözleri Allah’ın ağzından dinlediğimiz zamanlarda bir şeyler olacağını içimizde sezeriz ve görünmezliğe bakarak söylenen şeylerin ortaya çıkışlarını dikkat ve ilgi ile izleriz! Kurtarıcımız Rab İsa Mesih, Matta 28:20 de bize bir vaat vermiş! Sözlerinin mutlaka olacaklarını bize vaat etmiş ve dikkatle bakmamızı söylemiş! İşte bu, Allah’ın yolunun gizemidir! Ama görüyorum ki, anlamadığım başka bir çekicilikle yazılı sözleri kendim yapmağa zorlanıyorum! İşte bu yol, Allah’ın tarif ettiği yol değil; benim sanrım ve benim yolumdur! Rab, „sizin yollarınız benim yollarım değil“ demekle bizi uyarıyor!(Yeşaya 55:8). Pavlus’un sanrılara kapılarak inâyet yolundan düşen Galatya topluluğuna „akılsızlar“ diye hitap ederek „sizi kim büyüledi?“ demiş!(Galatya 3:1-3).

    Sanrılarımdan dolayı ben de akılsız durumlara düştüm! Zira zannederdim ki, İsa Mesih’in emirlerini uygulayabilirim. Kendime o kadar çok güveniyordum ki, İNCİL’i okumak ve yazılı emirlere kendimi uydurabilmek, benim işimdir. Yani hep kendime inandığımı farketmeden, Rab İsa Mesih’e otomatık olarak inanmayı bu yolla reddetmişim! Halbuki Kurtarıcımız Rab İsa Mesih, kendimize değil, Kendisine inanacağımızı vaat etmiş!(Yuhanna 14:1).Galatyalıların düştüğü yanılgıya düşmüşüm meğer! Pavlus, bu sanrılardan bizi şu sözle uyandırmak istemiş: „Ruh’u şeriat işlerile mi, yoksa iman haberile mi aldınız?“ (Galatya 3:2). Buradaki ince çizgiyi uzun yıllar boyunca farkedememiştim! İNCİL’i okurken yazılı emirlere uymayı hep kendimden beklemiş ve kendimi bu işe yükümlü kılmıştım. Halbuki İNCİL’de, kendime değil, İsa Mesih’e iman etmem gerektiği yazılı!(Galatya 3:3). Sanrılar, uzun yıllarca beni tam bu noktada akılsız etmiş! Dahası, bu sitede kardeşlerin birbirlerini yanlış anlamalarına sebep, hep o sanrılar değil miydi? Sanrılarla yorumlar yapıp hakikat olduklarını sanıyoruz ve birbirimize dayatmacı oluyoruz! Bu halimize güleyim mi, ağlıyayım mı? Ağlamamız gerekiyor!

    Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in şu sözü hatırıma geldi: „Ey bütün yorgunlar ve yükleri ağır olanlar, bana gelin, ve size ben rahat veririm. Boyunduruğumu takının ve benden öğrenin; zira ben halim ve alçak gönüllüyüm; ve canlarınıza rahat bulursunuz. Çünkü boyunduruğum kolay ve yüküm hafiftir“(Matta 11:28-30).

    Burada kimin boyunduruğu bizi ağır yükleri altında yorgun hale düşürüyor? Şeriat yolu ve şeriatçilik değil mi? Halbuki Kurtarıcımız Rab İsa Mesih, „Yol Benim“ demiş!((Yuhanna 14:6).

    Rab, Yeşaya aracılığı ile „sizin yollarınız benim yollarım değil“ demiş!(Yeşaya 55:8). „Ağzımdan çıkan sözüm, öyle olacaktır; bana boş dönmeyecektir, fakat murat ettiğim şeyi yapacak, ve yapsın diye onu gönderdiğim işi başaracak“ diye vaat eden Rab, dünyamıza insan benzerliğinde girmiş ve bizim yerimize, kendi işini başarmıştır! Geçmişte olduğu gibi, bugün de, iç varlığımızda başladığı iman işini mutlaka kendisi bitirecektir! Bu Rab, Kurtarıcımız İsa Mesih’den başkası değildir! O, karanlık yerlerde doğmayı seven Rab’bımızdır! Eğer bizim içimizde doğmasaydı hep karanlık olacaktık! Karanlıktan ışığa geçişimiz, bizim isteğimizin zıttına cereyan etmiştir! Bizi kurtaran yol, kendi yolumuz değil; İsa Mesih, bizim yolumuz olduğu içindir! İsa Mesih, Allah Yolu’dur ve Allah Yolunun gücüdür! Allah Yolunun gizemini düşünürken, kendi yolumu yadsımağı öğreniyorum! İnsan yolu, her ne kadar büyük ve gizemli bir tutku ise de, Kurtarıcımız İsa Mesih, daha büyük ve daha gizemli bir tutkunun yoludur! Pavlus, şeriat yolundan nasıl özgür edildiğini sanki haykırırcasına şöyle tanımlamış: „Mesih İsa tarafından tutulduğum şeye erişmek için arkasından koşuyorum“ (Filipi 3:12). Mesih İsa tarafından Pavlus’un tutulduğu bir şey vardı ki, ardınca koştururcasına çekmiş! Ne idi o güçlü tutku? Pavlus’u İsa Mesih’in ardınca koşturan o güçlü halat (ruhsal anlamda çeken güçlü bağ) ne idi? Şeriat yolu değildi, insan yolu da değildi..! Pavlus, fanatik bir şeriatçı iken, o yoldan ayrılmış; çünkü İsa Mesih, onun yolu olmuş

    Yeşaya 55. Bölüm’de Baba’nın bağrından çıkan Söz, İsa Mesih kişiliğinde dünyamıza girmiş ve Baba’nın muradını, yani isteğini yerine getirerek bizim Kurtuluş Yolumuz olmuştur! Şeriat yolunda yürüyüp ağır yükleri altında ezilip yorgun düşenlere Diri Olan Kelâm İsa Mesih, „bensiz birşey yapamazsınız“ demiştir!(Yuhanna 15:5).

    İNCİL’i okuyarak yazılı emirlere uymağa çalıştığı halde günah arzularına yenik düşenlere Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’den müjde haberi: „Eğer benim ismimle bir şey dilerseniz, ben onu yapacağım“ (Yuhanna 14:14). Mesih İsa’ya iman etmemiz, tam bu noktada yanıt buluyor! Yazılı emirleri kendi gayretimizle yapabileceğimize güvenmek, Mesih imanı değil; kendimize imandır! Bizde imanı başlayan ve tamamlayan İsa Mesih’e bakalım!

    Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in o ahırdaki doğuşu ve hayvan yemliğinde yatışı, Mesih imanlıları âleminde bayram olarak kutlanıyor. Dua edelim ki, İsa Mesih, kalbimizde doğsun. Rab İsa Mesih’in doğuşu hepinize bereketli ve kutlu olsun.

    #34653
    Anonym
    Inaktiv

    Kısmen cok guzel. Tesekkurler

    #34654
    Anonym
    Inaktiv

    Sevgili Esos Rab isa Mesih’in, Ruhuna dokunması ve kendini ve yüce amacını sana gösterme temennisi ile Merhaba.
    Paylaşımınız ve dilekleriniz çok güzel ve bizleri sevmeyip sürekli engeller çıkaran insanların olduğu gibi, bizlere hoşgörü ile bakan,paylaşan insanların olduğunuda belirtmek isterim.
    Evet bu ülke bizim,yazı,kışı,dağı,denizi,taşı toprağı,üstündeki insanı,bayrağı,köyü kasabası,tarlası,fabrikası,sinegogu,havrası,kilisesi ve camisi ile bu ülke bizim

    Nazım’ın dediği gibi;

    Dört nala gelip uzak asyadan,
    Akdenize bir kısrak gibi uzanan bu memleket bizim.

    Ve Rab İsa Mesih bu ülkeyi koruyup aydınlatsın,Lütfunu bol bol döksün.
    Esos bana kafir,hain,üç Tanrı’sı var diyenlerin olduğu gibi,
    Çarşıda cuma günü kendi aralarında plan yapıp hoca ezanı bitirince arkamdan sinsice yaklaşıp seni yakaladık haydi cuma’ya diye espiriyi patlatan,
    Veya fırına pideleri söyleyip,pideler pişince de caddenin karşısından Mutaf,Mutaf haydi pideler geldi diye bağıran,arkadaşlar,
    Yemege başlamadan onlar bismillah derken,
    Benim Rab İsa’m bu pideleri yemek lütfunu ve bereketini verdiğin için sana şükrederken,
    Dualarımızın, biri birine karıştığı zamanlarda oldu.
    Olsun bazıları tahammülsüz olsun, bizlere katlanamasınlar,bizler onlarıda seviyoruz.

    Yunus’un dediği gibi „Yaratılanı seveceksin,Yaratan’dan ötürü.“

    „Tanrı sevgidir.Sevgide yaşayan Tanrı’da yaşar.“
    1.Yuhanna.4:16
    Esen kal.

    #34655
    Anonym
    Inaktiv

    Sayın Esos;
    „Durum zannedilen kadar vahim değil“…..Demişsiniz..?

    Bu sözcüklerinizi okumak bile beni üzdü nedenmi..? çünkü biz gerçeği yaşadık ne olduğunu biliyoruz…
    Bu Sitede, zorluklar ve çekilen sıkıntılarla ilgili…yazıları okudunuzmu..?

    „Eksikleriniz çok,imkanlarınız kısıtlı“ demişsiniz..sağolun bu gerçekten doğru.peki bu durum vahim değilmi..?

    Bakın, en basitinden size şunu söyleyeyim,bir kilise,bir ibadet evi, açmak,Türkiyede o kadar kolay değil.kanunsal bir sürü presedür,ve zorluklarla baş etmeniz demek..Finansal olarak güçlü olmanız yanında..
    Öyle ha..denilince izin yok bu ülkede kilise açmak için..
    „eee Canım sizde, ibadetinizi evde yapın nolacak..“gibi düşüncelerde, olabiliyor..belki sizde bunu diyebilirsiniz farzedelim.. normal olarak.

    Bu da ne yazıkkı olmuyor..olamıyor..toplumun da belki yakın işyeriniz yada yakın çevrenizde tanıdıklarınız, sizi sevdiklerinden dolayı sizdeki bu inancı kabul ediyor olabilirlerde,ama durum bundan ibaret değil ne yazıkki..

    Her zaman, en yakınınızdaki kişi bile, konu dinden açıldımı, fellik fellik kaçıyor o ortamdam..sizle, aynı ortamda bulunmak, onu rahatsız ediyor..sanki hristıyanlığınız ona bulaşacak gibi.

    Evet..yukarda ne diyordum..evde ibadet meselesi..Tamam..kabul ediyorum tek,yada ailenizle, ibadet etmenize kimse karışmaz..bunda özgürüz..

    Ya..bir kaç kişiyle,beraber.. ibadet etmeye sıra geldimi..Plak tersine döner.. evinizde ibadet etmek istediniz diyelim..

    Nasılmı..?
    Buna, ilk başta Komsularınız izin vermez..Hadi diyelimki..komsuları ikna ettiniz.. bu kez,bunu Yasa’laştırmanız gerekli nasıl mı..?
    Evinizin,yada bölgenizin en yakın karakoluna gidip bunu bildirmek ve katılanlar,kimse,onlarında adlarını ve adreslerini bildirmek ve bu insanların katıldıklarına dair İmzalarının olduğu belgeyi, Karakola teyit etmek zorundasınız.bir nevi fişlenmek..
    Bu durumda,rahatlıkla ,huzur içinde nasıl, ibadet yapılabilinirki..!
    özgür ibadet bunu sizce..?
    bu gün çoğu Kilise,dernek adıyla resmi, belgelerde görünür..
    Bakın oturmuş kiliseleden bahsediyorum..henüz yapılanma mücadelesi verenlerden değil.çünkü burdada çokkk zorluklarla karşılaşıyor insanlar

    Bireysel, Hristiyanlığı toplumda yaşarken, verdiğimiz mücadele ve zorluklardanda bahsetmiyorum,onlara değinmedim bile.
    „yapılanmalarınız var“..diyorsunuz..o yapılanmalarda oluşturuluncaya oturtuluncaya, kadar insanları ne uğraştırıyor bir bilseniz..buda öyle kaba tabirce,ha..deyince olmuyor..mallesef olamıyor..

    Bizler için iyi dilekleriniz olduğunu görmek,sevindirici ..bu konuda sağolun,hoşgörünüzle siz demekki at gözlüğü ile olaylara bakmıyorsunuz,keşke herkez bu kadar hoşgörülü olabilse.ama olamıyor.
    Bunu, sizden duymak,yada sizin gibi, azda olsada, düşünen insanların olduğunu bilmek gerçekten memnun edici..ama güzel kardeşim, herkezde, sizin gibi temiz düşünmüyor,çoğunluk, sizin gibi,düşünmüyor
    ülkemizde.

    Evet bizler bu Ülkenin vatandaşlarıyız.İstediğimiz tek şey,İnancımıza saygı duyulması,kısıtlı şartlarda değil,özgürce ,ibadet edebilmek..dışlanmadan..zorluklara maruz bırakılmadan..tıpkı sizin..bizlere olan o güzel dileğiniz, gibi yaşamak istiyoruz.

    Her yürek, sizinki gibi olsun.
    Esenlikle..

Ansicht von 4 Beiträgen - 1 bis 4 (von insgesamt 4)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.