ANASAYFA Forum HRİSTİYAN YAŞAMI VE UYGULAMALARI Ruhsal paydaşlık Affedilenler affedilemeyenler

  • Bu konu 2 izleyen ve 7 yanıt içeriyor.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25750
    Anonim
    Pasif

    AFFEDİLENLER, AFFEDİLEMEYENLER

    Tufandan önce en önde gelen günah ne idi?
    Tanrı, ne tür bir günahla karşılaşmıştı ki, insanlığı yok etme kararını aldı?
    Bu kararı almadan önce, Tanrı insanlar için neler yapmıştı acaba.
    Yar.6: 11-13 Tanrı’nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu. Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı. Tanrı Nuh’a, «İnsanlığa son vereceğim» dedi, «Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim.
    İnsanlar Tanrı’dan uzak yaşamaya başlamışlardı.
    Kendi kararlarını alır olmuşlardı.
    Çıkarları için insan kanı akıtır olmuşlardı.
    Toprağı bu kan ile kirletmişlerdi.
    Tanrı, bozulan bu birlikteliği, günaha meyilli olan insan soyunu kurtarmak için,
    Yüz yirmi yıl boyunca, Nuh’u doğruluk sözlerinin ileticisi kıldı. Görevlendirdi.
    İnsanları tövbeye çağırdı.
    Yar.6: 3 RAB, «Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür» dedi, «İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.»
    2.Pe.2: 5 Tanrı eski dünyayı da esirgemedi. Ama tanrısızların dünyasına tufanı gönderdiğinde, doğruluk yolunu bildiren Nuh’u ve yedi kişiyi daha korudu.

    Ama insanlar. Tanrı’nın sözlerini umursamadılar.
    O’na karşı küstahça, kötülüğün egemenliğinde kaldılar. Direndiler. İşitmediler.
    Tanrı’nın sözcüsü olan Nuh’la alay ettiler.
    Ve Tanrı, yapacağım dediği tufanı gerçekleştirdi.
    Tufandan sadece sekiz kişi korunmuştu.
    O gün ile bu gün arasında dünyada sayısız kuşaklar geldi geçti.
    Malesef ademoğlu geçmişten dersler almadı.
    Dünyasallığından, bozukluğundan bir değişiklik olmadı.

    ( DEVAM EDECEK )

    #31499
    Anonim
    Pasif

    @halleluya 10817 wrote:

    AFFEDİLENLER, AFFEDİLEMEYENLER

    Tufandan önce en önde gelen günah ne idi?
    Tanrı, ne tür bir günahla karşılaşmıştı ki, insanlığı yok etme kararını aldı?
    Bu kararı almadan önce, Tanrı insanlar için neler yapmıştı acaba.
    Yar.6: 11-13 Tanrı’nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu. Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı. Tanrı Nuh’a, «İnsanlığa son vereceğim» dedi, «Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim.
    İnsanlar Tanrı’dan uzak yaşamaya başlamışlardı.
    Kendi kararlarını alır olmuşlardı.
    Çıkarları için insan kanı akıtır olmuşlardı.
    Toprağı bu kan ile kirletmişlerdi.
    Tanrı, bozulan bu birlikteliği, günaha meyilli olan insan soyunu kurtarmak için,
    Yüz yirmi yıl boyunca, Nuh’u doğruluk sözlerinin ileticisi kıldı. Görevlendirdi.
    İnsanları tövbeye çağırdı.
    Yar.6: 3 RAB, «Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür» dedi, «İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.»
    2.Pe.2: 5 Tanrı eski dünyayı da esirgemedi. Ama tanrısızların dünyasına tufanı gönderdiğinde, doğruluk yolunu bildiren Nuh’u ve yedi kişiyi daha korudu.

    Ama insanlar. Tanrı’nın sözlerini umursamadılar.
    O’na karşı küstahça, kötülüğün egemenliğinde kaldılar. Direndiler. İşitmediler.
    Tanrı’nın sözcüsü olan Nuh’la alay ettiler.
    Ve Tanrı, yapacağım dediği tufanı gerçekleştirdi.
    Tufandan sadece sekiz kişi korunmuştu.
    O gün ile bu gün arasında dünyada sayısız kuşaklar geldi geçti.
    Malesef ademoğlu geçmişten dersler almadı.
    Dünyasallığından, bozukluğundan bir değişiklik olmadı.

    ( DEVAM EDECEK )

    Aynı koşullar şimdi de var. Açgözlülüğün sınırı yok. İnsan kalabalıkları şehvetin köleleri olmuş ve zevk peşine düşmüş.

    İsa, “İnsanoğlu geldiği zaman acaba yeryüzünde iman bulacak mı?” diye sormuştur (Luka 18:8).
    “Ruh açıkça diyor ki, sonraki zamanlarda bazıları imandan dönecek. Vicdanları adeta kızgın bir demirle dağlanmış olan yalancıların ikiyüzlülüğü nedeniyle aldatıcı ruhlara ve cinlerin öğretilerine kulak verecekler” (1.Timoteus 4:1). Son günlerde çetin anlar olacaktır” (2.Timoteus 3:1)

    Nuh’un zamanındaki düşünürler dünyanın suyla mahvolmasının olanaksız olduğunu söylüyorlardı. Şimdiki bilimadamları da dünyanın ateşle yok edilemeyeceğini göstermeye çalışıyorlar. Herkes Nuh’un peygamberliğini aldanış olarak gördüğü zaman Tanrı’nın günü gelmişti. Yasayı veren Tanrı, doğanın yasalarından daha büyüktür, ve onlara hükmedendir.
    “Nuh’un günü nasıl olduysa, İnsanoğlu’nun günlerinde de öyle olacak”. ” Ne var ki; Rab’bin günü hırsız gibi gelecek. O gün gökler büyük bir gürültüyle ortadan kalkacak, maddesel öğeler yanarak yok olacak, yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp bitecek” (2.Petrus 3:10).

    Dünyanın yaşadığı korkunç olayların çok daha büyüğü Mesih’in dönüşüyle görülecek. Göğün şimşekleri yerdeki ateşlerle birleştiğinde dağlar kızgın bir fırına atılmış gibi eriyecek, yanar lav akımları köyleri ve kentleri yok edecek. Dehşet verici depremlerin ve patlamaların etkisiyle her yer sarsılacak. Böylece Tanrı kötü kişileri yeryüzünden silip atacak. Doğru kişiler ise tıpkı Nuh’un gemide korunması gibi sığınacak bulacaktır.

    “Sen Rab’bi kendine sığınak, Yüceler Yücesi’ni konut edindiğin için, başına kötülük gelmeyecek, çadırına felaket yaklaşmayacak” (Mezmur 91:9,10)

    Haleluyah. Övgü ve yücelik Yahve’ye…Koruyan ve kayıran Rabbimize.
    –amin

    #31505
    Anonim
    Pasif

    Tanrı’nın diri sözü insan oldu, öldü ve dirildi, kefaretiyle günahlılara kurtuluş sağladı.
    Hak etmediğimiz bu lütfu değerlendirenler, Tanrı tarafından affedildiler.
    Karşılıksız sunulan bu sunuyu yok sayarak günahında direnenler Adil Yargıç tarafından, sonsuz bir yargıya uğrayacaklar.
    İnsanlık, kefarete kavuşanlar ve kavuşmayanlar şeklinde ikiye ayrılıyorlar.
    Nuh dönemindeki kötülükler aynen günümüzdede sürüp gitmektedir.
    Günah dünyada kaynayan bir kazan gibi kaynamaktadır.
    Öz niteliği kutsallık olan Tanrı yok sayılmaktadır, dışlanmaktadır.
    İnsanlar kurtuluşu başka biçim ve şekillerde aramaktadırlar.
    Kendilerini dinler ve dinsel uygulamalar içerisinde bulmaktadırlar.
    Ne varki her ne yaparlarsa yapsınlar, günahı affettiremeyeceklerdir.

    Günahla iç içe yaşamayı çok kolay ögrenen insanlık,
    Yeterliliğini kabakuvvetle, soğukkanlı ve acımasız olan çeşitli eylemlerle bütünleştiriyor.
    Neydi binlerce insanla birlikte o yüksek binaları uçakla, yolcularıyla birlikte yerle bir eden sebep?
    Nedir bedenlere sarmalanan ve gizlenerek, geride birçok can alan, birçok sakat bırakan canlı bombalar. Neden dir?
    Yada neden dir aile içi geçimsizlikler? Bir kaynağı olmalı tüm bunların.
    Yüreklerimizi nasırlaştıran, yüreklerimizi taşlaştıran sebebin, asıl kaynağı nedir?
    Neden insanlar kendi egemenliklerini ilan ediyorlardı?
    Yanıt çok kolay kardeşler
    Affedilememiş olmak. Tanrı’sız bir yaşam sürmek. O’nun sevgisinden mahrum kalmak.
    Günahın içerisinde, günahla bir arada olmak kardeşler.

    Kendilerini biraz daha ılıman gören diğer insanlar,
    Kendilerini daha az günahkar sayan o diğer insanlar,
    Derler ya hani… tuza bibere dokunmayan insanlar.
    Affedilmişlermidir acaba?
    Daha mı az günahkarlardır, digerlerinden.
    Günah ölçekle belirlenmez.
    Tanrı kutsaldır. Günah la asla bir bütünlük içerisinde olamaz.
    Günah, günahtır. Günahın büyügü küçüğü yoktur.

    Sorgulayın kendinizi derim…
    Ben affedilen birimiyim? Ruhumda güvenliktemiyim? Tanrı’nın esenliği ve barışını yüreğimde hissediyormuyum? Günahtan arıtıldığıma eminmiyim? Tüm günahlardan özgürmüyüm?

    Günah diye bilinen, o yedi başlı ejderhanın en katı saldırısı Golgota tepesinde gerçekleşti.
    Orada İsa’yı Çarmıh’a mıhladılar, kanını akıttılar.
    Günahsızlık, günahlılar tarafından cezalandırılıyordu.
    Ne varki, Mesih’in o akan kutsal kanı, affedilme gereci olmuştu.
    Günaha panzehir di o kutsal kan. Kan güvencemiz olmuştu.
    Luk.23: 34a İsa, “Baba, onları bağışla” dedi. “Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.”
    İsa Çarmıh’ta kanını akıtırken, günahın egemenliği doruk noktasına ulaşmıştı.
    İsa’nın kanı günahın kefaretine yeterliydi.
    En kötü günahlı insana lütuf kapısını aralıyordu.
    İsa neden Çarmıh’ta olduğunu bilmekteydi.
    O bir kurban dı, O bir bedel di.
    Günahın bedeli, özgür kılınmanın bedeli, sonsuz olmanın bedeli, kurtuluşun bedeliydi İsa.
    Günahtan özgür kalmanın, Affedilmenin tek koşulu İsa Mesih’e iman etmektir.
    İsa Mesih Rab’dir.

    Sevgiyleeeee

    #31532
    Anonim
    Pasif

    Egemen olan Tanrı isteseydi eğer,
    Oğlu İsa Mesih’e Çarmıh acılarını göstermez, O’nu bu eyleminden alıkoyar ve yanına alırdı.
    Ama bu girişim, insan soyunu günaha karşı bağışlamasız ve afsız bırakırdı.
    Tanrı, Çarmıh’ta tüm insanlığı kapsayan, köklü bir eylem gerçekleştirdi.
    Çarmıh’ta akan kan ile, affedilenler toplulugu oluşturuldu.
    Lev.17: 11 Çünkü canlılara yaşam veren kandır. Ben onu size sunakta kendinizi günahtan bağışlatmanız için verdim. Kan yaşam karşılığı günah bağışlatır.
    Günahkarların affedilmesinin tek yolu, Tanrı’nın biricik Oğlu İsa Mesih’in, Çarmıh’ta akan kanının günahlıya sağladığı kefarettir.
    İbr.9: 22 Nitekim Kutsal Yasa uyarınca hemen her şey kanla temiz kılınır, kan dökülmeden bağışlama olmaz.
    Kan ile tamiz kılınabilmek için, O’na iman etmek gerekmektedir.
    Duymak değil, görmek değil, bilmek ve inanmak gerekmektedir.
    Bu inanç bizlerin yüreklerinde bulunmalıdır.
    Birilerinin söylemlerine yada yazılı dinsel cümlelere degil,
    Doğru olan yüreklerimizle inanıyorum diyebilmekten geçmektedir.
    2.Ko.5: 21 Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.
    Mesih günahsız bir kurban idi.
    O’na iman eden her erkek ve kadın affedildi.
    Tanrı yok saydı tüm günahları, lütfetti iman edenlere.
    Tanrı’nın bizlere duyguğu sevgi, işlediğimiz günahlardan üstün geldi.
    Taşlaşmış olan yüreklerimizi sabırla değiştirdi.
    Sevgisiyle bizleri besledi,

    İsa, Çarmıh, Kan… ne kadar gizemli aslında değilmi.
    Mantık ve insansal düşünceler bunu kavramakta nasıl da zorlanmaktalar.
    Tanrı’nın planının kusursuzluğunu kavramak, elbette insanları birçok soruya yöneltmektedir.
    Doğru bir kişi öldürülmekteydi. Günahsız biri neden öldürülsün ki?
    İsa öldürülmemelimiydi acaba?
    Ölüm günahlının yargılanış şekli degilmidir?
    İsa, günahsız sa neden yargılandı o halde?
    1.Pe.3: 18 Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü. Bedence öldürüldü, ama ruhça diriltildi.
    Bu ayet tüm sorularınızın yanıtını bir sır gibi içerisinde saklamaktadır.
    Mesih doğru kişidir.
    Bizleri günahkarları Tanrı’yla bütünleştirmek için kurban edilmiştir.
    O’nun kanı, biz günahkarları temiz kıldı.
    O sonsuzluklarda da vardı. İlk ve son kez ölmüştü,
    Bedeni ölmüş ama ruhça diriydi.
    Kutsal ruhu ile bugün aramıza yaşamakta.
    Rab’be yücelik olsun.

    Sevgiyleeeee

    #31576
    Anonim
    Pasif

    Günahlının Tanrı tarafından affedilmesi, göklerdeki melekleri sevindirir.
    Buna karşın günahlının bu kutsal affı reddetmesi ise, şeytanı ve onun cinlerini sevindirmektedir.
    Affedilen kişi böbürlenmeyi, övünmeyi, iyiliğe karşılık beklemeyi gibi tüm değerleri yok sayar.
    Bizler Tanrı yargısını haketmişken,
    Günahın içerisinde, günahın esiri olmuşken,
    Tanrı’nın lütfu ile affedilmiş bir günahlı bu durumunda, günahıyla yüzleşir ve
    İsa Mesih’in Çarmıh’ının önünde kendisini bulur.
    Affedilmesinin tek sebebinin o çarmıhta akan kan olduğunu farkeder.
    Yşa.43: 25 Kendi uğruna suçlarınızı silen benim, evet benim, Günahlarınızı anmaz oldum.
    Rab’bi yüceltir, övgüler sunar, teşekkürlerini bildirir.
    Yaşantısı artık değişmiştir.
    Günahlı biri iken, affedilmiştir.
    Sırtında taşıdığı yük hafiflemiştir, yok olmuştur.
    Tanrı ile tanışmanın ve barışmanın verdiği o esenlikle,
    Bu sevincini aktarır tüm yaşamındaki insanlara.
    Tanrı’nın bizleri nasıl sevdiğini anlatır, müjdeyi paylaşır.
    Sevgi ile dolu bir kap gibidir, sürekli taşmaktadır.
    Aynı doluluğu başkalarınında yaşamasını amaç edinir.
    Kaybolmuş birer koyunduk hepimiz birzamanlar.
    Sesi işittik, çağrıyı duyduk, gücü hissettik, güvenliği gördük.
    Yanıt verdik korka korka.
    Neler olduğunu birçoğumuz anlayamadık bile,
    Affedilmiştik, esenlikteydik, güvencedeydik.
    İyi Çobon’ın ardından yürüyorduk, O’nunla gönencedeydik.

    Affedilmiştik ve özgürdük artık.
    Dünyadan özgür, benlikten özgür, günahtan özgürdük.
    Arındırılmış saf bir hale gelmiştik.
    Özümüze dönmüştük. İlk Adem oluvermiştik.
    Yer.34 “Çünkü suçlarını bağışlayacağım, Günahlarını artık anmayacağım.”
    Artık yüreklerimizde ne bir kin, ne bir öfke ne bir nefret taşımıyorduk.
    Kendimizle barışmıştık, komşularımızı seviyorduk, düşmanlarımızı seviyor, bağışlıyor, hatta onlar için dua ediyorduk
    Bu bizmiydik acaba.
    Bizler affedilmiştik ve artık affedebiliyorduk.
    Ef.4: 32 Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. Tanrı sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.
    Kimileri için zordur affetmek.
    Affettim ama unutamıyorum der, başaramıyorum çok acı çekiyorum der.
    Rab İsa Mesih’in çarmıhta akan o kanıyla nasıl affedildik ve bağışlandık sa,
    Bizlerde affetmeyi ondan ögrenmeliyiz.
    Karşılık beklemeden, türeklerimizdeki sevginin doluluğunu çevremize aksettirdiğimiz an
    Gerçekten özgür olacak ve affedebileceğiz, hiç koşulsuz.

    Sevgiyleeeee

    #31635
    Anonim
    Pasif

    Tanrı’nın affı, İsa Mesih’in kefaretine dayanır.
    O, günahlıda ne iyilik, ne dinsellik, ne de yararlılık arar.
    Hiç kimse affedilmek için Tanrı’ya bir tek karşılıkta bile bulunamaz.
    Baba Tanrı’nın affı kesinlikle karşılıksızdır. Hoşgörü içerir.

    Yaşamlarımızda daima rakiplerimiz olacaktır.
    Bazan ileride bazan geride kalacağız bu koşuşturmada.
    Konum her ne olursa olsun, diş bilememeli kin gütmemeli, sinirlenmemeliyiz.
    Rakibimizi yok etmek, kendimizin de yok olmamıza sebep olacaktır.
    Hoşgörü ve iyi niyetle atacağımız her adım sa bizlere büyük kazanımlar sağlayacaktır.
    Özd.14: 29 Geç öfkelenen akıllıdır, Çabuk sinirlenen ahmaklığını gösterir.
    Özd.19: 11 Sağduyulu kişi sabırlıdır, Kusurları hoş görmesi ona onur kazandırır.

    Başarısızlıklarımızda öfkeye odaklanmamalıyız.
    Öfke tüm bedenimizin uzuvlarını harekete geçirir.
    Sinirlerimiz gerilir, kaslarımız kasılır, bezelerimiz sıvı salgılar, duygularımız, kan dolaşımımız normal işlevini görmezler.
    Aklımız ve yüreğimiz tek bir amaca odaklanmıştır.
    Affedilmiyor veya affedemiyoruzdur sonuçta.
    Her iki koşulda da esenliğimizden uzaklaşırız.
    Affedilmeyene karşı yapmış olduğumuz savaşımda galip gelmek ne tatlı bir duygudur.
    Bu uğurda verilen çabanın sonucunda ise,
    Yüreğimizde oluşturduğumuz bir kin sarmalı buluruz.
    Haksızlığı affedememekse bizleri yine kim beslemeye, öç almaya yönlendirir.
    Bu olgu, doğal varlığımızın ve dünyasallığımızın bir sonucudur.
    Affedebilmek için, iç yaşantımızda ruhsal şifa ile mümkündür.
    Yenilenmeye ihtiyacımız vardır.
    Yu.3: 7 Sana, ‘Yeniden doğmalısınız’ dediğime şaşma.

    Kutsal Kitap’taki Kutsal Söz’ler, günahlı olan doğamızı herzaman uyarmıştır.
    Bizleri sağduyuya teşvik etmiş ve bizleri yönlendirmiştir yaşamlarımızda.
    Özd.28: 13 Günahlarını gizleyen başarılı olmaz, İtiraf edip bırakansa merhamet bulur.
    Rab’de özgür olmak demek, ruhsal bağımsızlığı ilan etmektir.
    Yüreklerimizi sadece O’na açmaktır. Sadece O’nu düşünmek ve birlikte olmaktır.
    Günahlarımızdan, yürekteki kin ve öfkeden kurtulamamaksa, bizleri Rab’den uzaklaştırır.
    O’nu düşünme ve O’nunla yaşama olanağını ortadan kaldırır.
    Birliktelik bozulur, özgürlükse köleliğe dönüşür.
    Yüreğimizi açabilmeli ve kendimizle yüzleşebilmeliyiz.
    Tanrı’nın lütfu ile yaşam bulmalıyız. Yeni bir yaşam.

    Sevgiyleee

    #31714
    Anonim
    Pasif

    Affedilmemekten doğan ruhsal sıkıntı, beden acısından beterdir.
    Kişinin ruhunun işkence görmesinden farksızdır.
    Hiç bir koşul; ne din, ne töre, ne yasa, nede iyi işler bu durumu değiştiremez.
    Affedilememek herzaman acı bir yaşam süreci yaşamamızı sağlar.
    Kişinin kardeşinden af dileyememesi,
    Kişinin Tanrı’dan af dileyememesi ne büyük bir yüktür.
    Sürekli kendisiyle mücadele etmesini gerektirir.
    Ruhu ile canı arasında sürekli ikilemler yaşar.
    Tanrı’nın kayrasından kaynaklanan affı benimseyememek, görememek, kabul edememek ne büyük bir huzursuzluktur.
    Tüm bunları bilmek ve erişememek ne büyük bir bunalum ve huzursuzluktur.

    Yaşamımızın her dakikası, iç dünyamızda silinemeyen izler bırakmıştır.
    Yapmamamız gereken birçok iş yapmış, günahlı bir yaradılışa sahip olmuşuzdur.
    Her insanın şifaya, arındırılmaya ihtiyacı vardır.
    Her insan ruhsal açıdan bir hastadır.
    Bu hastalığı yok etmek, işlenen günahların Tanrı ve insan önünde itirafıyla mümkündür.
    Günahı görüp, alçakgönüllülükle bu itirafı gerçekleştirmedikçe affa sahip olamayız.
    Acı çekmeye devam ederiz.

    İsa Mesih öğrencilerine çok önemli bir dua öğretisinde bulundu.
    Mat.6: 12 Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
    Günahlı insanın kutsal olan Tanrı’ya seslenişiydi bu dua.
    Kalıcı olan mutluluğun sırrı, affedilebileceğimizi bilmemizden geçer.
    Tanrı’mız lütfetmektedir. Sevmektedir. Bağışlamaktadır.
    O’nun sağladığı lütfu almak, affedilme esenliğiyle dolmak ne büyük bir sevinçtir.
    Peki! Bizler affedebilmektemiyiz ki, af isteyebiliyoruz.
    Kendimize sorabilmeliyiz bu soruyu.
    Yüreklerimizde kin, nefret, düşmanlık duyguları barındırırken,
    Tanrı’dan af dilemek, ne derece doğru olur dersiniz.
    Günahlı olan yaradılışımıza, bir günah daha eklemek olmazmı bu davranışımız.

    Günahının affenı dilemeyen, aynı zamanda da karşısındakini affedemeyen kişi kendi kendisini esarete atmış bir tutsaktır.
    Günahı her an işleyebilir, yaptıklarımızdan zevk alabilir, mutlu olabiliriz.
    Fakat bunun sonucunda yüreklerimizde açmış olduğu yarayı iyileştiremeyiz.
    Yaptıklarımız, yaşamımızın bir parçası haline gelir ve kurtulamayız.
    Tek kurtuluş yöntemi ise; yaptıklarımızı farkedip af dilemektir.
    Kederlendirmiş olduğumuz Kutsal Ruh’a sığınıp, bağışlanmaktır.
    Günahkarı sevgiyle bekleyen Tanrı, onu kucaklamaya hazırdır.
    İsa Mesih’in bizleri günahtan arıtan kanı, günahıhtan kurtuluşumuzun, bağışlanmamızın garantisidir.
    Günahın bedelidir Çarmıhta akan o kan.
    Bunun dışında arınmanın hiçbir yolu ve yöntemi yoktur.

    Sevgiyleeee

    #31732
    Anonim
    Pasif

    Kurtarıcı İsa’nın sunduğu kayrasal affı tepen dinsel kuşaktan bazıları, İsa’yı denemek maksadıyla cinsel yolsuzluktan yakaladıkları kadını getirmişlerdi.
    Yu.8: 34-35 Din bilginleri ve Ferisiler, zina ederken yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa’ya, “Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı” dediler.
    “Musa, Yasa’da bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin?”

    Şeriatın bir gereğiydi taşlanması.
    İsa nın düşüncesini sordular, alay edercesine. O’nu sınarcasına.
    O’ndan onay beklermişcesine ikiyüzlüce danışıyorlardı.
    Kadını affetmeyi hiç düşünemiyorlardı bile.
    Yu.8: 7 Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve, “İçinizde kim günahsızsa, ilk taşı o atsın!” dedi.
    Çok net bir yanıt vermişti İsa.
    Suçlanan kadının gözle görülür bir günahı vardı.
    Peki gözle görünmeyen, gizlenen, işlendiği halde yok sayılan, görünmeyen günahların cezasını kim verecekti. Kim nasıl taşlayacaktı onları.
    Farkındalardı din bilginleri ve ferisililer tüm bunların.
    Sessizleştiler ve boynu bükük bir halde oradan ayrıldılar.
    Kadını affedebilmişlermiydi acaba.
    Elbette hayır.
    Kendileri affedilebildilermi acaba.
    Elbette hayır.
    Yu.8: 10-11 İsa doğrulup ona, “Kadın, nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı?” diye sordu.
    Kadın, “Hiçbiri, Efendim” dedi.
    İsa, “Ben de seni yargılamıyorum” dedi. “Git, artık bundan sonra günah işleme!”

    Kadını yargılayan bulunamamıştı.
    Yargılamak isteyenlerde, kadın kadar günahkardı çünkü.
    Günahları affedilen kadınsa sevinçle oradan ayrılmıştı.
    Luk.6: 27-28 “Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.
    Bilmeliyiz ki; yaptığımız dilekler ve dualar, herzaman günahtan üstün gelecektir.
    Günahı altedecek güçtedir.
    1.Yu.1: 5-10 Mesih’ten işittiğimiz ve şimdi size ilettiğimiz bildiri şudur: Tanrı ışıktır, O’nda hiç karanlık yoktur.
    O’nunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.
    Ama O ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle paydaşlığımız olur ve Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırır.
    Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız, içimizde gerçek olmaz.
    Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır.
    Günah işlemedik dersek, O’nu yalancı durumuna düşürmüş oluruz; O’nun sözü içimizde olmaz.

    Her sorunun çözümünü bizlerden daha iyi bilen Tanrı,bizleri günahtan arındırmak için İsa Mesih’in kanını kefaret olarak sağlamıştır.
    Bizler artık o kan ile; günahıntan özgür kılındık.
    Gerçeği gördük ve bağışlandık.
    Rab’be hamdlar olsun.

    Sevgiyleeee

8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.