• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26033
    Anonim
    Pasif

    Musa: Fısıh Kuzusu

    Size esenlik olsun.

    Tanrı Mısır’da köle olan İsrail halkını kurtarmayı planladı, ama Mısır kralı onları köleleri olarak tutmakta kararlıydı.
    Böylece Tanrı’nın Musa ve Harun’un sözü aracılığı ile Mısır’ın üzerine nasıl dokuz korkunç bela getirdiğini gördük.
    Ancak tüm bu mucizeler ve belirtiler yine de firavunun Tanrı’nın Sözü’ne boyun eğmesine ve İsraillilerin ülkeden ayrılmalarına izin vermesine neden olmadı.
    Ama Tanrı,2nın bir planı daha vardı. Mısır’ın üzerine son bir bela daha gönderecekti.

    Dokuzuncu beladan sonra firavunun Musa ve Harun’a şöyle dediğini işittik, ‘Git başımdan! Sakın bir daha karşıma çıkma! Yüzümü gördüğün gün öleceksin.’ (Mısır’dan Çıkış 10:28)
    Tanrı’nın Kendisinsin Musa’nın ağzı aracılığı ile firavuna nasıl karşılık verdiğini okuyalım.

    Kutsal Yazılar şöyle der:
    Musa firavuna şöyle dedi: «RAB diyor ki, ‘Gece yarısı Mısır’ı boydan boya geçeceğim.
    Tahtında oturan firavunun ilk çocuğundan, değirmendeki kadın kölenin ilk çocuğuna kadar, hayvanlar dahil Mısır’daki bütün ilk doğanlar ölecek.
    Bütün Mısır’da benzeri ne görülmüş, ne de görülecek büyük bir feryat kopacak.
    İsrailliler’e ya da hayvanlarına bir köpek bile havlamayacak.’ O zaman RAB’bin İsrailliler’le Mısırlılar’a nasıl farklı davrandığını anlayacaksınız.
    Bu görevlilerinin hepsi gelip önümde eğilecek, ‘Sen ve seni izleyenler, gidin!’ diyecekler. Ondan sonra gideceğim.» Musa firavunun yanından büyük bir öfkeyle ayrıldı.
    (Mısır’dan Çıkış 11:4-8)

    Böylece, Tanrı’nın daha önceki diğer tüm belalardan daha kötü bir belayı Mısır ülkesinin üzerine getirmeyi nasıl planladığını gördük.
    Tanrı günahı görmezlikten gelmez ve onu mutlaka cezalandırır.
    Sürekli inat eden firavuna, Mısır’ın ilk doğanlarının öleceğini ve daha önce benzeri görülmemiş büyük bir feryat kopacağını söylemişti .
    Bu olay firavunun Tanrı’ya itaat etmemesinin sonucudur.
    Tanrı’nın sabrının sonu büyük bir gazaptır.
    Tanrı, Mısır’daki bütün ilk doğanların yakında öleceklerini duyurdu.
    Ne kadar korkunç bir bela!
    Ve İsrailliler’in ilk doğanlarına ne olacaktı?
    Mısırlılar’ın ilk doğanları ile birlikte onlar da ölecekler miydi?
    Onların da Tanrı’nın yargısından kurtulmayı hak etmedikleri kesindi, çünkü onlar da aynı tüm Mısır halkı gibi günahkardılar.
    Ama yine de sadık ve merhametli olan Tanrı, İsrail halkını bu beladan korumak için bir plan tasarladı.

    Tanrı’nın, İsrailliler’in ilk doğanlarının ölümden kurtulabilmeleri için Musa’ya ne yapılması gerektiğine dair yaptığı konuşmaya kulak verelim.

    Kutsal Yazılar şöyle der:
    RAB Mısır’da Musa’yla Harun’a, «Bu ay sizin için ilk ay, yılın ilk ayı olacak» dedi,
    «Bütün İsrail topluluğuna bildirin: Bu ayın onunda herkes ailesine göre kendi ev halkına birer kuzu alacak.
    Eğer bir kuzu bir aileye çok geliyorsa, aile bireylerinin sayısı ve herkesin yiyeceği miktar hesaplanacak ve aile kuzuyu en yakın komşusuyla paylaşabilecek.
    Koyun ya da keçilerden seçeceğiniz hayvan kusursuz, erkek ve bir yaşında olmalı.
    Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.
    Hayvanın kanını alıp, etin yeneceği evin yan ve üst kapı sövelerine sürecekler.
    O gece ateşte kızartılmış et mayasız ekmek ve acı otlarla yenmelidir.
    Eti çiğ veya haşlanmış olarak değil, başı, bacakları, bağırsakları ve işkembesiyle birlikte kızartarak yiyeceksiniz.
    Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.
    (Mısır’dan Çıkış 12:1-10)

    Tanrı Fısıh Bayramı’nın İsrailliler için yılın ilk ayı olacağını söyledi. Bu olay, yaşamımızın asıl başlangıcının kurtulduğumuz an olduğunu gösteriyor.
    Tanrı’nın ilk doğanlarını ölümden kurtarmak ve tüm İsrail halkını Mısır’daki köleliklerinden özgür kılmak için buyurduğu planı görüyor musunuz?
    Bu plan, çok şaşırtıcıydı; insanın düşünce tarzına göre ise tamamen saçmalıktı.
    Tanrı, halkını bir kuzunun kanı — kusursuz bir kuzunun kanı ile — ile kurtarmayı amaçladı.
    Bu kuzunun kanı, evlerinin yan ve üst kapı sövelerine sürülecekti. İlk doğanlarını ölümden yalnızca kuzunun kanı kurtarabilirdi.
    Tanrı her İsrailli ailenin Fısıh Bayramı’nda kesmek için birer kuzu almalarını buyurdu.
    Bu kuzu gibi, İsa Mesih de her birimiz için kanını dökmüş bir kuzudur.

    Tanrı’nın buyruğunu yerine getirerek, kuzunun kanını evlerinin yan ve üst kapı sövelerine süren İsrailliler ölümden kurtulmuştu.
    Kuzunun kanı olmadan hiç kimse kurtulamaz. Burada, “kan” “yaşam”ı simgeliyor.
    Bizlerde, İsa’nın benim günahlarım için öldüğüne iman ederek sonsuz yaşama kavuşabiliriz.
    İmanım sayesinde Tanrı, geçmişte işlediğim tüm günahları yok sayar ve ölümlü bedenim ölümsüzlüğü giyinir.
    İsa’yla tanıştığım anı yaşamımın en önemli olayı olarak mı görüyorum?
    İsa’nın yaşamımı değiştirdiğini söyleyebilir miyim?

    Eti şöyle yemelisiniz: Beliniz kuşanmış, çarıklarınız ayağınızda, değneğiniz elinizde olmalı. Eti çabuk yemelisiniz. Bu RAB’bin Fısıh kurbanıdır.
    «O gece Mısır’dan geçeceğim. Hem insanların hem de hayvanların bütün ilk doğanlarını öldüreceğim. Mısır’ın bütün ilahlarını yargılayacağım. Ben RAB’bim.
    Bulunduğunuz evlerin üzerindeki kan sizin için belirti olacak. Kanı görünce üzerinizden geçeceğim. Mısır’ı cezalandırırken ölüm saçan size hiçbir zarar vermeyecek.
    (Mısır’dan Çıkış 12:11-13)

    Tanrı Musa ve Harun ile konuşmasını bitirdikten sonra, İsrail’in ileri gelenlerini topladılar ve onlara kurban kuzusu ile ilgili Tanrı’nın söylediklerini anlattılar.
    İsrail’in ileri gelenleri Rab’bin ilk doğanları ölüm belasından nasıl kurtarmayı planladığını işittikleri zaman, yüz üstü yere kapanıp Rab’be tapındılar.
    Bundan sonra, ileri gelenler ve tüm İsrail halkı Tanrı’nın Musa’ya verdiği buyruğu harfi harfine uyguladılar.

    Fısıh Bayramı yalnızca Mısır’ı değil, Mısırlılar’ın inandığı tanrıları da yargılayan gündür.
    Böylece Tanrı hem İsrailliler’e hem de Mısırlılar’a Kendisinin gerçek Tanrı olduğunu gösterdi.
    Şeytanın yenilgiye uğradığı gündür, kurtuluş günümüz.. Bugün de bu galibiyeti yaşayalım ve sevinelim.
    Fısıh Bayramı sonsuza kadar kutlamamız gereken bir gündür. Fısıh Bayramı’nın tamamlayıcısı olan İsa Mesih’in kurtarışını hatırlayıp, sevincimizi tamamlamalıyız.

    Kutsal Yazılar bu konu hakkında şöyle der:
    Gece yarısı RAB tahtında oturan firavunun ilk çocuğundan zindandaki tutsağın ilk çocuğuna kadar Mısır’daki bütün insanların ve hayvanların ilk doğanlarını öldürdü.
    O gece firavunla görevlileri ve bütün Mısırlılar uyandı. Büyük feryat koptu. Çünkü ölüsü olmayan ev yoktu.
    (Mısır’dan Çıkış 12:29-30)

    O korkunç gecede neler olduğunu duydunuz mu?
    Tanrı, daha önceden bildirmiş olduğu gibi, o gece Mısır ülkesini yargıladı mı?
    Evet, yargıladı. Gece yarısı, ölüm meleği Mısır ülkesinden geçti ve tahtında oturan firavunun ilk çocuğundan zindandaki tutsağın ilk çocuğuna kadar Mısır’daki bütün ilk doğanları öldürdü.
    O gece, bütün Mısır’da büyük feryat koptu ve gözyaşı döküldü, çünkü ölüsü olmayan ev yoktu!

    İsrailliler Mısır’da köleyken firavun yeni doğan bütün İbrani erkek çocukları öldürtmüştü.
    Bu ayetlerde ise Tanrı’nın Mısırlılar’ın ilk doğan çocuklarını öldürdüğü görülüyor.

    Ama İsrailliler’in evlerinde ne oldu?
    Tanrı onların ilk doğanlarını ölüm belasından kurtardı mı? Ne dersiniz?
    Tanrı onlara şu vaatte bulunmuştu: “Kanı görünce üzerinizden geçeceğim.” İsrail halkı evlerinin kapılarının yan ve üst sövelerine aynen Tanrı’nın buyurduğu gibi bir kuzunun kanını sürdüler.
    Bunun sonucunda, ilk doğanlarından hiç biri ölmedi.
    Ama Mısırlılar’ın evlerindeki ilk doğanların hepsi öldü, çünkü Tanrı’nın kurtuluş yolu olan bir kuzunun kanı yolunu kabul etmediler ve bu yolu uygulamadılar.

    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der:
    Aynı gece firavun Musa’yla Harun’u çağırttı ve, «Kalkın!» dedi, «Siz ve İsrailliler halkımın arasından çıkıp gidin, istediğiniz gibi RAB’be tapın.
    Dediğiniz gibi davarlarınızı, sığırlarınızı da alın götürün. Beni de kutsayın!»
    İsrailliler’in ülkeyi hemen terk etmesi için Mısırlılar diretti. «Yoksa hepimiz öleceğiz!» diyorlardı.
    (Mısır’dan Çıkış 12:31-33)

    Mısırlılar bu son beladan sonra İsrailliler’in ülkeyi terk etmesi için direttiler. Çünkü kendi canlarından da olmak istemiyorlardı.
    Sonunda firavunun İsrailliler’in gitmelerine izin vermesinden başka çaresi kalmadı.
    Daha önce, firavunun başlangıçta Musa ve Harun’a şöyle dediğini okuduk: “Rab kim oluyor ki, O’nun sözünü dinleyip İsrail halkını salıvereyim?’Rab’bi tanımıyorum. İsrailliler’in gitmesine izin vermeyeceğim.’
    Ama sonunda firavun ve tüm Mısırlılar, İbrahim; İshak ve İsrail’in Tanrısı’nın kendi putlarından, fetişlerinden ve dervişlerinden daha güçlü olan Her Şeye Gücü Yeten Tanrı olduğunu kabul etmek zorunda kaldılar.

    Aynı gece, İsrailliler Mısır’dan çıktılar ve yanlarında Mısırlılar’ın kendilerine vermiş olduğu altın, gümüş eşya ve giysiyi de yanlarında götürdüler.

    Kutsal Yazılar şöyle der:
    İsrailliler Musa’nın dediğini yapmış, Mısırlılar’dan altın, gümüş eşya ve giysi istemişlerdi.
    RAB İsrailliler’in Mısırlılar’ın gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece İsrailliler onları soydular.
    (Mısır’dan Çıkış 12:35-36)
    İsrailliler Mısır’da dört yüz otuz yıl yaşadı. (Mısır’dan Çıkış 12:40)

    Rab, halkının Mısırlılar’ın gözünde lütuf bulmasını sağladı ve İsrailliler Mısır’dan büyük bir ganimetle çıktılar.
    Tüm bunlar Tanrı’nın yüzlerce yıl önce İbrahim’e vermiş olduğu vaadin yerine gelmesi için oldu. Tanrı’nın söylediği şuydu:
    “Şunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığı ile çıkacak.’ (Yaratılış 15:13, 14)

    Bugün gördüğümüz Fısıh olarak bilinen öykü, gizli hazineler ile dolu derin ve büyük bir okyanus gibidir.
    Ama yine de, zihinlerimizde yer etmesi gereken çok önemli bir gerçek vardır.
    Bu gerçek de, Tanrı’nın İsrailliler’e vermiş olduğu şu vaattir: “Kanı görünce üzerinizden geçeceğim!”

    İsrail’in ilk doğanları neden Mısırlılar’ın ilk doğanları ile birlikte ölmediler?
    Ölmediler, çünkü Tanrı onlar için bir kuzunun kanı aracılığı ile bir kurtuluş kapısı açtı.
    Tanrı, bir kuzunun kanı sürülmüş olan kapısı bulunan her evdeki ilk doğanın ölümden esirgeneceğini buyurdu.
    Ancak, kapısına kan sürülmemiş olan bir evde bulunan her ilk doğan ölecekti.

    İsrail’in ilk doğanları arasındaki bir genç babasına, ‘Baba, masum kuzumuzun neden ölmesi gerekiyor? ‘ diye sorarsa, babası ona şu sözler ile karşılık verecekti: ‘Oğlum, bildiğin gibi, Tanrı ülkedeki her ilk doğanı yargıladı.
    Günahlarımız nedeni ile hepimiz Tanrı’nın yargısını hak ediyoruz.
    Ama yine de merhameti bol Tanrı bize, kusursuz bir kuzu kurban ettiğimiz ve bu kuzunun kanını kapılarımıza sürdüğümüz takdirde, belanın bizi vurmayacağını söyledi.
    Kuzunun ölmesi gerekir, çünkü günahın ücreti ölümdür.
    Tanrı adildir ve günahları görmezden gelemez. Kuzu, senin yerine geçecektir.
    Kuzuyu, atamız İbrahim’in oğlunun yerine kurban ettiği koç gibi, senin yerine kurban edeceğiz.
    Tanrımız adildir ve günahı hafife almaz! Bize söylediği söz açıktır.
    Bizim evimizi atlayarak geçmesi yalnızca eğer kanı kapımızın sövelerine sürdüysek, mümkün olacaktır!”

    Kardeşler, bugün farkına varmamız gereken şey şudur: Tanrı’nın önünde Adem’in tüm soyu, Mısır ve İsrail halkının ilk doğanları gibidir.
    Tanrı’nın kutsal yasası her birimizi ölüme ve Tanrı’nın adil yargısı ile yüzleşmeye mahkum kılar.
    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der: “Hiç ayrım yoktur. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:22,23)
    Günahın bedeli sonsuz yargıdır, ‘Rab’bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalmaktır.’ (2.Selanikliler 1:9)

    O zaman kurtarılmamız için ne yapmamız gerekir?
    Tanrı, adaletinden ödün vermeksizin günahkarları günahlarının cezasından nasıl kurtarabilir?
    İsrailliler’in ölüm belasından kaçmak için kurban ettikleri kuzular, gelecek ve Adem’in tüm soyunun günah borcu için kanını dökecek olan Kurtarıcı’yı sembolize ettiler.

    Kutsal Yazılar bu Kurtarıcı ile ilgili olarak şöyle der: “Mesih bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacı ile doğru kişi olarak doğru olmayanlar için ilk ve son kez öldü.(Fısıh gününde Tanrı’ya sunulan bir kurban kuzusu gibi) (1.Petrus 3:18; 1.Korintliler 5:7)
    Böylece, İsrailliler’in, ilk doğanlarını ölümden kurtarmak için kapılarına sürdükleri kuzunun kanı bir örnekti.
    O’na iman eden herkesin Tanrı’nın sonsuz cezasından kaçabilmesi için dünyanın Kurtarıcısı’nın çarmıhta dökeceği kanı resmetmektedir.

    Tanrı’nın peygamberlerinin Kurtarıcı’nın kanı hakkında neler yazdığını biliyor musunuz?
    Tanrı’nın, adaletinden ödün vermeden sizin günahlarınızı bağışlayabilmesi için Kurtarıcı, Kanını döktü.
    Sizi cehennem cezasından kurtaracak ve Tanrı’nın huzurunda sonsuza kadar bir yer edinmenizi sağlayacak güce sahip kan ile ilgili yazılanlara inanıyor musunuz?
    Yargı Günü’nde Tanrı’nın korkunç yargısı sizin üzerinizden atlayıp geçecek mi?
    Yoksa, Mısırlılar’ın üzerine inen yargı sizin üzerinize de inecek mi?

    Tanrı’nın İsrail’e söylediği şu sözlerin anlamını yüreklerinize daha derin bir şekilde açıklamasını ve sizi bereketlemesini diliyorum.
    “Kanı görünce üzerinizden geçeceğim!” (Mısır’dan Çıkış 12:13)

    Sevgiyleeeeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.