#31583
Anonim
Pasif

:kiliseye:

İzmir’deki Kilise’ye Mektup

Yüreklendirme

‘Korkma’ sözcüğüyle İsa Mesih okurlarını gelecek sıkıntılara karşı uyarıyor : ‘İblis, sizi sınamak için aranızdan bazılarını yakında zindana atacak ve on gün süreyle sıkıntı çekeceksiniz. Ölüm pahasına olsa da sakık kal’. Şimdiye kadar söylenenler daha yetmedi mi ? Rab kendi çocuklarına daha ne kadar yük yükleyecek ? Adı geçen ‘on gün’ ifadesi teologlarla farklı şekilde yorumlanır. Ama çoğu bunun sınırlandırılmış bir zaman dilimi anlamına geldiği konusunda aynı fikirdedirler. Kutsal Kitap’ta yer alan metinlerin dışında (bkz. Yaratılış 24 :55 ; Nehemya 5 :18 ; Yeremya 42 :7 ; Daniel 1 :12 ; Elçilerin İşleri 25 :6) antik çağlarda 10 sayısı genelinde kısa bir zaman dilimi anlamında kullanılırdı.

‘Hapis’ kelimesi, onu yaşamamış olanlar için belki de fazla kötü bir şeyi çağrıştırmayabilir. Yeterince yemek, sıcak bir oda, yıkanma olanakları, televizyon, v.s. bazı ülkelerin cezaevlerinde en doğal haklarıdır. Türkiye’de durum tutuklunun statüsüne göre değişir. Başka ülkelerdeki hapishanelerin durumu ise çok vahim olabilir. Antik çağlarda zindana düşen bir kişi sanki ölümün ön odasına geçmiş gibi olurdu. Kendi hallerine bırakılan tutuklular çoğu zaman ancak ölmüş olarak hapisten çıkartılırdı.

O dönemin İzmir’inde yaşayan bazı inanlılar zindana girmekten kaçamayacaklardı. Ama orada çok uzun süre de kalmayacaklardı. O günlerde Mesih’i izlemeye karar veren kişi bu tür tehlikeleri göze almak zorundaydı.

Yasal yönden Mesih inancına izin verilmemiş olsa da zulüm her zaman bu denli değildi. Ama bir vali kitlelerin yükselen sesiyle otoritesinin tehlikeye girmesi durumunda, ya da keyfi istekleri doğrultusunda inanlılara zulmedebilir, onların huzurlarını bozabilirdi. O zaman bir fırtına kopardı. Bu belirsizlik durumu, inanlıların içinde yaşamak zorunda kaldıkları en zor dönemlerdi. Başlarının üzerinde her an sanki te bir saç teline bağlanmış bir ‘Demokles kılıcı’ asılı dururdu.

Tanrı Seyirci mi ?

Sadece kısa süreli bile olsa, insanların acı çekme sorunu, tarih boyunca sadık Mesih İnanlılarını hep şaşırtıp onların kafalarını meşgul etmişti. Tanrısızın acı çekmesi düşünülebilir, ama neden böyle bir durum Tanrı’ya bağlı olanın da başına gelir? John F. Walvorrd yorumlarında bu konuda dört neden gösteriyor.

1. Tanrı inanlının acı çekmesine izin vererek onu iyi amaçlarda kullanmak için eğitir, terbiye eder (1.Korintliler 11:30-32; İbraniler 12:3-12).

2. Pavlus’un bedenindeki dikene benzer bir şekilde bazı gururdan korunmak için olabilir (2.Korintliler 12:7).

3. Tanrı bunu bizlere itaat etmeyi öğretmek için kullanabilir. İsa Mesih’in de ‘çektiği acılardan söz dinlemeyi öğrendiğini’ okuyoruz (İbraniler 5:8; Romalılar 5:3-5).

4. En sonunda Tanrı, acı çekme yoluyla bizlere, Mesih uğruna daha etkin bir tanık olma yeteneğini sağlıyor (Elçilerin İşleri 9:16).

İsa Mesih’e iman etmekten doğan zulüm ve acı bugün birçok inanlıya garip gelebilir. Ama kısa bir süre öncesine kadar komünist ülkelerde yaşayan adanmış Mesih İnanlıları bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorlar. Bugünlerde de inanlılar, islami rejimlerin hakim olduğu bazı ülkelerde veya Hindu militanların yoğun olduğu yerlerde, Mesih’in izleyicisi olmanın bedelini ödemek zorunda kalıyorlar. Bizler, bulunduğumuz ortamlarda ilkin küçük çapta ve küçük işlerde sadık olmayı öğrenebiliriz. Belki inancımızdan dolayı alay konusu oluruz, hor görülürüz veya bir takım zorluklara katlanmak durumunda kalabiliriz. Bundan sonra Kutsal Kitap’ın 1.Korintliler 12:26’da dile getirilen; ‘Eğer bir üye acı çekerse, bütün üyeler birlikte acı çeker’ diye en önemli bir ilkeyi uygulayarak evrensel kilise bedenini oluşturan farklı üyeleri dualarımızla destekleyebiliriz. İşte, bununla RAB tam olarak İbraniler mektubu 13.bölüm 3. ayette bunu vurguluyor:

‘Hapiste olanları, onlarla birlikte hapsedilmiş gibi hatırlayın. Sizin de bir bedeniniz olduğunu düşünerek kötü muamele görenleri anımsayın.’

Davet, Vaat ve Ödül

İsa Mesih, İzmir’deki izleyicilerini ölüme kadar sadık olmaya teşvik ediyor. Onlara, giriş kısmında anlatılan şehri süsleyen taca benzer yaşam tacını vermek istiyor. Gerçi zulmedenler, İnanlıların bedensel yaşamlarına son verebilirler, ama sonsuz yaşamlarını asla alamazlar.

Polikarp

Mektup yazılana kadar muhtemelen daha hiç kimse yaşamını inanç uğruna yitirmemişti. Ama bu tür olaylar artık olağan sayılmalıydı. William Barclay (tarihi kaynaklara dayanarak) daha sonraki bir dönemde Smyrna İnanlılar Topluluğunun önderi olarak görev yapan Polikarp’tan söz ediyor. Sevdiği kurtarıcısı Mesih’e ait olan RAB (kyrios) ünvanını, Roma imparatoru için kullanmayı ve yasanın öngördüğü şekilde ona tapınmayı reddettiği için 23 şubat 155’te bir odun yığını üstünde yakılıp şehit edildi. Kendi yasalarına karşı olmasına rağmen bu Şabat gününde özellikle şehrin Yahudileri’nin büyük gayretkeşlikle banyolardan odun ve çalı çırpı getirerek ateşi körükledikleri unutulmamıştır.

Sadakatin Ödülü

İncil’de vaat edilen yaşam tacı, sadık Mesih inanlısına verilecek taçlardan yalnızca bir tanesidir. (Ayrıca bkz. 1.Korintliler 9:25; 1.Selanikliler 2:19; 2.Timoteos 4:6-8; 1.Petrus 5:4; Esinleme 4:4). Yaşam tacının verilmesinden Yakup 1:12’de söz edilmektedir. Mesih inanlısı kendisine ölümden sonra verilecek tüm bereketler ve özellikle sonsuz yaşam için sadık kalmaya teşvik ediliyor.

Övgü

Acı çektikleri halde Kuzu’yu sadık bir şekilde izleyen İzmir topluluğu hiç azarlanmamıştır. Bu durum, özellikle diğer altı kilisenin beşine yapılan sert azarlamalar karşısında kesin bir fark yaratıyor. Smyrna’daki İnanlıların dayanılması zor ve çetin acılara katlanmaları imanlarını ve yaşamlarını arıtmak için yararlı oldu (bkz. 1.Petrus 1:6-7).

Vaat

İsa Mesih, sadık izleyicilerine kendisine ‘ikinci ölümden zarar gelmeyeceğinin’ sözünü veriyor (Esinleme 20:15). Rab’bin Smyrna kilisesine verdiği bu söz, tüm dünyada iman mücadelesinin getirdiği yükün altında zaman zaman acı çekerek inleyen inanlılara yönelik kesin bir vaattir. İsa Mesih İbraniler mektubunun yazarını kullanarak bunu şu şekilde ifade ediyor:

‘Terbiye edilmek (eğitilmek) önceleri hiç tatlı gelmez, acı gelir. Ama böyle eğitilenler için daha sonra esenlik veren doğruluğu üretir’ (İbraniler 12:11).