#28087
Anonim
Pasif

Arkadaşlar, “dikkatli olmak” sizi cehenneme götürür. Dikkat ettiklerinde, günahları etrafa o kadar da çok saçılmayabilir. Fakat onlar hâlâ gizlillik içinde günahkârdırlar. İnsanın kalbinde neler var? Günah, ahlaksızlık? Evet! Kötü düşünceler? Evet! Hırsızlık? Evet! Şehvet?

Evet! Bize öğretilmeden de günah ve kötülük dolu davranışlarımızı gördüğümüzde, bir günah yığını olduğumuzu bilebiliriz. Bu belli ki gençliğimizden dolayı ortaya çıkan bir durum değildir. Fakat, yaşlanırken, bu nasıl olur? Önce liseye, sonra da üniversiteye gideriz… Bunun gibi, içimizde hangi günahların olduğunu anlamaya başlarız. Doğru mu? Ve bundan saklanmak imkansız hale gelir. Doğru mu? Hâlâ döküp saçmaya devam ediyorz. Ve pişman oluruz. “Bunu yapamıyorum.” Fakat değişmeyi beceremeyiz. Neden dersiniz? Çünkü hepimiz günah yığını olarak doğuyoruz.

Dikkatli olmaya çalışarak aklanamayız. Tam anlamıyla kurtulabilmek için günah yığını olarak doğduğumuzu bilmememiz gerekiyor. Sadece günahkârlar İsa’nın hazırladığı ve kurtuluşu veren bu kefareti kabul edebilir. Fakat “günah sayılacak kadar büyük bir hata

yapmadım” diyenler İsa’nın günahlarını kaldıracağına inanmadıkları için cehenneme gidecekler. Kendi içimizde ne kadar günahla dolu olduğumuzu görmemiz gerekiyor. Hepimiz bununla doğduk. Eğer bu küçük günahı affettirebilirsem, çok da büyük bir hata yapmış olmam diye düşünüp sonra da günahtan özgür kalabilir misiniz? Asla. Kendini günah yığını olarak gören kimse, kurtulabilir. O, İsa’nın Ürdün nehrindeki

vaftiziyle günahlarımızı üzerine aldığına ve haç üzerinde onları yok ettiğine inanır.

Kurtulmuş olalım ya da olmayalım, hepimiz bir yanılma içinde yaşıyoruz. Biz bir günah yığınıyız. Biz buyuz. Sadece İsa’nın günahlarımızı kaldırdığına inanırsak, kurtulabiliriz.