#30985
Armagan
Anahtar yönetici

Sevgili Abdülkadir, diyorsunuz ki,

Quote:
‘Yazılanlardan öyle anlaşılıyor ki, ülkedeki demokrasiden pek memnun değilsiniz haklı olarak, buna rağmen şeriat korkusundan dolayı şeriati de istemiyorsunuz. ”İnsan bilmediğinin düşmanıdır” atasözünü birkez daha ispat etmiş oluyorsunuz bu tavrınızla…’

Ülkemizde demokrasinin yeterli işlememesi konusunda yaptığımız şikayet, şeriatten de korkuğumuzu nasıl ispatlıyormuş, anlamadım. İslam şeriatinin ne olduğunu bilmediğimizi de nereden çıkardınız? Bilmemiz gereken her şeyi biliyoruz. ‘Görünen köy kılavuz istemez.’

Bizim Hristiyanların ibadet özgürlüğünü en iyi İslam şeriati koruyacakmış.. Nasıl yapacak bunu? İslamdan çıktık ve Hristiyan olduk diye bizi öldürerek mi koruyacak? Siz müslümanım diyorsunuz, ama Almanyada yaşayıp belli ki şeriatle yönetilen bir ülkede daha hiç bulunmamış, yaşamamışsınız. İran’da, Afganistan’da bir müslüman Hristiyan olduğunda başına neler geliyor biliyor musunuz? İdam ediliyor. Yani ben İslam şeritine göre yönetilen bir ülkede yaşasaydım, islamı bırakıp Hristiyan olduğum için çoktaaan öldürülmüş olurdum. Böyle bir rejimi hala nasıl savunabiliyorsunuz, anlamıyorum.

20 yıl önce İrandan kaçmış ve bi daha geri dönmek istemeyen başı açık, modern İranlı bir kadınla konuşuyordum bu sabah. İrandaki molla rejiminden öyle illallah etmişler ki, millet İran’dan kaçan kaçana… ‘Böyle bir din Tanrı’dan gelmiş olamaz’ deyip ya ateist olmuşlar ya da Hristiyan. Ama yine de bir Yaratıcıya inanma ihtiyacından bu kadın Katolik kilisesine gider gelirmiş arasıra. Kilisede bulduğum huzuru başka bi yerde bulamıyorum diyordu. Konusmamızı sürdürünce eşimle ben ona Kurtarıcımız Rab İsa Mesihten anlattık. Severek dinledi ve önümüzdeki pazar kilisemize geleceğini söyledi.

Benim Tanrı için saf inancı olan dindar bir müslümanla, yahudiyle hiçbir sorunum olmaz. Ama son cümlenizde ne diyorsunuz, tekrar bakın:

Quote:
Şeriat istemeyen arkadaşlara özellikle şunu belirtmek isterim: İslam şeriatinin onca hukuki düzenlemesinin içinde birkaç tane ceza hükmü vardır. Kısas, zina ve iftira suçu, ve hırsızlık gibi. Bunların cezası da sedece müslüman olanlara uygulanır. Müslüman olmayanların bu cezalara çarptırılması mümkün değildir. İçiniz rahat olsun ve neye karşı çıktığınızın bilincinde olun. Şeriate karşı çıkmakla aslında, ülkede, ülkenin çoğunluğunu oluşturan müslümanlara baskı ve zulümler, biz hristiyanlara ve diğer azınlıklara da her türlü önyargı ve engelleme devam etsin demiş oluyorsunuz. Bunu bilerek söylüyorsanız hep beraber uzun bir süre başımıza gelenlere katlanacağız ve olanlardan hiç şikayet etmeyeceğiz demektir.

Biz Hristiyan Türkler bugün İslam’dan çıkıp geldik. Bize yaşam hakkı tanımayan bir şeriat düzenini nasıl isteyebiliriz? Kendisine doğum yoluyla bağlı olan ‘müslüman’ üyelerini ölümle korkutarak başka bir inanca geçmelerini yasaklayan bir din nasıl olur da inandığımız sevgi Tanrısından gelebilir? Mükemmel ve en son olduğunu iddia eden bir din neden kendisini korumak için bağlılarını ölümle tehdit etme ihtiyacını duyar ki?
Yine, demokrasinin insana verdiği temel özgürlükleri bırakıp da şeriatle ikinci, üçüncü sınıf insan olmayı hangi çağdaş kadın ister? Sırf bu konu – İslamda kadının yeri konusu – bile, kapanan ve şeriat diye bağıran müslüman türk kadınlarını uyandırmalı ve kendilerine getirmeli diye düşünüyorum.

İncil Tanrıy’la barışın İsa’nın kefaret ölümüne, İsa’ya olan imana ve lütufa dayalı olduğunu söyler. Tanrıy’a bu yolun dışında bir yolla yaklaşanların kurtulamayacaklarını, şeriatin ve insansal iyiliğin günahlı insanı Kutsal Tanrı önünde aklayamayacagını açık bir şekilde öğretir. Böyle diyen bir Tanrı, 600 yıl sonra tüm söylediklerini unutarak çok farklı ve dediklerine ters bir inanç sistemini insanlara dayatmış olamaz. İslam şeriatinin bizim inandığımız Tanrı’dan gelmiş olabileceğine inanmadığımız için, böyle bir inancın yasal hükümranlığı altında da yaşamak istemememiz en doğal olanıdır.