#31768
Anonim
Pasif
Kores;11355 wrote:
Sevgili Orhanant kardesimiz bu olayi yapanlari elestirmis.Belki de haklidir.Hatta kinamis.Olabilir onun fikrine de saygi duyuyorum.Ama ben o güney afrikalilari ne elstiriyorum ne de kiniyorum.Ve daha cok ülkelerden Türkiye’ye insanlarin ziyaret etmelerini istiyorum.Müjde’yi insanlara versinler.Türkiye’de insanlar birbirlerinden cekiniyorlar.Incil veya hristiyanlikla ilgili materyeller alma konusunda.Tepki alacagindan korkanlar var.Yüz kisiden bir kisi dahi alip kurtulsa bu azmidir acaba?Adamlar taa kacbin kilometre uzaktan hem de dilini bilmedigi bir Islam ülkesinde Müjde yayiyor.Bundan cesaret almamiz gerekmez mi? Müjde’yi korkusuzca ve gönüllü olarak insanlara götürenlere her zaman saygi duydum ve bundan sonra da saygi duymaya devam edecegim.Keske biz türkce konusan imanlilar da böylesine cesaretli ve istekli olsak müjde’yi insanlara götürme konusunda.

Sevgi ve saygilarimla!

Sözü yaymaya gönderilmezlerse,sözü nasil yayacaklar?Yazilmis oldugu gibi:”Iyi haber müjdeleyenlerin ayaklari ne güzeldir!”Romalilar 10,15

Ama ne önemi var? Ister art niyetle ister ictenlikle olsun,her durumda Mesih duyurulmus oluyor.Buna seviniyorum,sevinecegim de.Filipililer 1,18

Aslında haklısınız ama bu ülkede yaşanılan bazı gerçekler de vardır.

Bir örnek vereyim.

Herhangi bir meydana çıkayım ve “Ben Hristiyanım” diye bağırayayım. Halk galyana gelecektir ve ilk saldıracakları yer Kiliseler olacaktır. Oysa ki yapılan yanlış bana aittir. Ama zarar gören suçsuz Kiliseler ve oradaki inanlı kardeşlerimizdir.

Benim, bireysel olarak yapmış olduğum bir hatının faturasının Kiliselere ve oradaki kardeşlerimize kesilmesi mantıklı bir şey midir? Elbette ki değildir ama malesef ülkemizde yaşanılan da budur.

Orhan Abimiz “Tanrı ve Kadın” adlı yazısında çok güzel iki cümle kurmuştur. Bunu alıntılamak isterim

Quote:
İnsanların yaptıklarıyla Tanrı’yı değerlendirmek yanlıştır. İnsanın günahı, Tanrı’nın iyiliğini ya da Kutsallığını göstermez.

Çok güzel ve çok doğru bir mantık.

Ama malesef ki ülkemizde ön yargılar vardır. Zaten ülkemizdeki çoğu kişiye Hristiyanlık dediğimizde, bu insanların akıllarında kötü bir kavram oluşmaktadır ve yapılan bireysel hatalar hemen bir topluluğa mal edilmektedir.

Kendini bilmez birisi olmadık bir laf eder, olmadık bir tavır sergiler hemen yapılan bu bireysel hata toplum arasında “Vay gavurlar”, “Vay Allahsızlar”, “Bunların inancı işte bu kadar” diye yorumlanır.

Güney Afrikalılar belki iyi niyetle hareket etmiş olabilirler ama hatalı davrandılar. İncil’i okumak istemeyen insanlara İncil verdiler ve bu hareketleri halk arasında “Misyonerlik” ya da “Zorla Hristiyanlaştırma” diye yorumlanıyor ve daha da kötüsü yapmış oldukları bu hatanın faturasını bu işte hiç suçu olmayan Kiliseler ve oradaki inanlı kardeşler ödüyor.