#28045
Anonim
Pasif

III. Apokrif adı verilen ve ilahi esinden kaynaklanmayan kitaplar
Kutsal Yazılar'ın bir parçası değildir. Bu nedenle,
Tanrı'nın kilisesinde hiçbir yetkisi yoktur; diğer insan
yazıtları gibi görülmeli ve değerlendirilmelidir.

IV. İnanılması ve itaat edilmesi gereken Kutsal Yazılar'ın
yetkisi, herhangi bir kişinin tanıklığına ya da kiliseye değil,
tümüyle gerçeğin yazarı olan Tanrı'nın (-ki, Tanrı gerçeğin
kendisidir-) tanıklığına dayanmaktadır: Bu nedenle, Kutsal
Yazılar kabul edilmelidir, çünkü Kutsal Yazılar Tanrı'nın
Sözüdür.

V. Kilisenin tanıklığı bizleri Kutsal Yazılar'a daha fazla
saygı ve daha çok değer vermeye yönlendirir. Kutsal Yazılar'ın
içeriğindeki göksellik, öğretisindeki yeterlilik, anlatımındaki
yücelik, bölümlerindeki uyumluluk, bütününün amacındaki
tutarlılık (tümüyle Tanrı'yı yüceltmek), insanın tek
kurtuluş yolunu açıklama biçimi ve diğer eşsiz mükemmellikleri
bunun Tanrı Sözü olduğunu fazlasıyla kanıtlar: Bununla beraber
hatasız gerçekliği ve ilahi yetkisinden tümüyle emin olmamızın
nedeni, Kutsal Ruh'un Söz aracılığıyla ve O'nunla birlikte
yüreklerimizde içsel olarak tanıklık etmesidir.

VI. Tanrı'nın yüceliği, insanın kurtuluşu, iman ve yaşama
ilişkin Tanrı'nın tüm isteği, Kutsal Yazılar'da ya açık bir
dille belirtilmiştir ya da gerekli ve iyi sonuçlar
çıkartılabilecek bir şekilde yazılmıştır. Ruh'un sözde yeni
vahiyleri ya da insanların gelenekleri aracılığıyla Kutsal Yazıya
hiçbir zaman hiçbir şey eklenemez. Bununla birlikte, Tanrı'nın
Sözü'nde açıklanan gerçeklerin kurtuluşa götürür şekilde
anlaşılabilmesi için Tanrı'nın Ruh'unun içsel aydınlatma
işlevinin gerekli olduğunu kabul ediyoruz: Tanrı'ya tapınış ve
kilise yönetimi gibi insan etkinliklerine ve topluluklarına ilişkin
bazı konular ve durumlar, Tanrı Sözü'nde yer alan ve uyulması
gerekli olan genel kurallar çerçevesinde her zaman, doğanın
ışığı ve Hıristiyan sağduyusu gözetilerek düzenlenmelidir.

VII. Kutsal Yazılar'daki her şey kendi içerisinde sade değildir
ya da herkes için eşit derecede açık olarak algılanmayabilir.
Ancak kurtuluş için bilinmesi, iman edilmesi ve gözetilmesi gereken
konular öylesine açık bir dille gözler önüne serilmiş ve
birbirini destekleyen ayetlerle sergilenmiştir ki, yalnızca okumuş
(aydın) insanlar değil, eğitimsiz olan kişiler tarafından da
doğal yolların doğru bir şekilde kullanılmasıyla anlaşılabilir.

VIII. Eski Antlaşma İbranice dilinde (eski zamanlardaki Tanrı
halkının ana dilinde), Yeni Antlaşma ise Grekçe dilinde
(yazıldığı gün ulusların genelinde kullanılan dilde) doğrudan
Tanrı tarafından esinlenmiştir ve sadece Tanrı'nın koruyucu
gözetimi altında tüm çağlar boyunca saf olarak kalmıştır ve bu
yüzden gerçektir. İnanç konularındaki tüm tartışmalarda
kilisenin başvurması gereken en büyük yetki bu Kutsal Yazılardır.
Ancak kullanılan bu özgün diller, Kutsal Yazılar'ı Tanrı
korkusuyla öğrenme, okuma ve araştırma hakkına sahip ve
kendilerine bunları yapmaları buyrulan Tanrı'nın tüm halkı
tarafından bilinmediğinden, her ulusun diline çevrilebilmelidir.
Böylece Tanrı Sözü herkeste yaşayacak, herkes uygun bir şekilde
Tanrı'ya tapınacak ve herkes Kutsal Yazılar'daki sabır ve
teselli aracılığıyla umut bulacaktır.

IX. Kutsal Yazının yorumlanmasında değişmeyen kural, Kutsal
Yazıların yorumlanmasında yine Kutsal Yazıların
kullanılmasıdır. Dolayısıyla herhangi bir ayetin tam ve gerçek
anlamı sorgulandığında -ki birçok değil, tek bir tanedir- bu
anlam daha açık bir dille ifade olunan diğer ayetlere
bakılmalıdır.
X. Tüm inanç biçimlerinin, tüm toplumların hükümlerinin, tüm
eski yazarların düşüncelerinin, tüm insan öğretilerinin, tüm
ruhların belirlenmesi ve sınanmasında gereken, tümüyle güvenilir
olan en yüce yargıç, Kutsal Yazılar'da konuşan Kutsal Ruh'tan
başkası değildir, imanımızın kesinliğini açıklayan Kutsal
Yazılar Kutsal Ruh'un yardımıyla, Tanrı'nın hakim gücüyle
insan yazarlar kullanılarak yazılmıştır.