#28800
Anonim
Pasif

Her iki tarafın tartışmasız roller üstlendiği bir durumda, örneğin ebeveynlerin, bir polisin ya da bir işverenin kendi yetki alanlarına giren konularda mantıklı direktifler vermesi halinde, birinin diğerine itaati bir sorun olmaz. Başkalarına itaat ya da boyun eğmeye ilişkin Yeni Antlaşma buyruklarının çoğu bu gibi örneklerle doludur. Sorunlar ya ” Benim üzerinde yetkin yok. ” gibi rollerin ya da ” Bu konuda bana karışamazsın ” gibi yetki alanının sınırlarının tartışıldığı zaman ortaya çıkar. Ne zaman itaat konusu ortaya atılsa, bu iki ilkeden birinin ihlal edildiğini düşünürüz: Hitler’in canavarca politikasının yürütülüşünde gördüğümüz astın üste, diğer görevlilere, hatta hükümete emir vermesi durumunda olduğu gibi. Yeni Antlaşma, ” yetki alanı ” konusunda çok açıktır. İtaat edeceğimiz yer Tanrı’dır. İnsanların, haksız yere tehdit edildiklerinde korkmalarına gerek yoktur ( Mat. 10:26-28 ; Elç. 4:19 ; 1. Pe. 3:13-15 ), ancak emir vermeye yetkili oldukları konuda emir verdiklerinde itaat gerekir ( Mar. 12:17 ; Rom. 13:1-7; 1. Pe. 2:13-20 ). Kuşkusuz, bu esas, savaş ahlakı ya da yasanın amacı gibi konular gündeme geldiğinde o kadar kesin değildir. Yeni Antlaşma, rollerin tartışılmasına ilişkin hiçbir şey önermiyor. O dönemde roller belki de daha belirgindi ya da büyük olasılıkla güçlükler, Yeni Antlaşma kitaplarının ve bu kitabın herhangibir tasviyede bulunmasını engelleyecek derecede özel bir durumla ilgili olabilir.Bunun yerine, her özel durum bilgelik, duyarlılık ve yönlendiriş için Tanrı’ya güvenmeyi gerektirir. ( T. E. SCHMIDT )

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla: