#29765
Anonim
Pasif

Şartlandığımız bazı düşünceler nedeniyle; özellikle ” Oğul ” kavramını anlamakta çok zorlanıyoruz. Tanrı’nın söyledikleri ” ses” ya da harfler ” biçimini almadan; önce usunda bir tasarının biçiminde vardır. Bu tasarımı; söze döker ve Tanrı’nın Sözü ortaya çıkar.Ama; bu söz Tanrı’dan çıksa da Tanrı’dan ayrı bir şey değildir:

” Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tantı’ydı. ” ( Yu. 1:1 )

Bu ayette; “Tanrı’nın Sözü” , ” Kelam ” ya da ” Kalam-u ilah ” olarak çevirildiğinde esas sözcük ” Logos ” tur. Özd. de bu; Logos Tanrı’nın hikmeti olarak geçiyor:

” Rab, başlangıçta, kadim işlerinden evvel bana sahipti. Dünya var olmadan evvel, başlangıçta, ezelden beri beni teşkil etti. Enginler, sular yokken ben doğmuştum… ( Tanrı, dünyayı yarattığı zaman ) ben yapıcı olarak O’nun yanındaydım ( … ) ve sevincim insanoğulları içindi…” ( Özd. 8:22-31 ).

” Tanrı’nın Sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı bir kılıçtan keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini ve amaçlarını yargılar. O’nun ( yani Tanrısal Söz’ün ) görmediği yaratık yoktur. Kendisine hesap vereceğimizin ( yaşayan Söz ) gözleri önünde her şey çıplak ve açıktır. ” ( İbr. 2:12, 13 )


– “Başlangıçta Söz ( Logos ) zaten vardı. “Bu Söz, sonradan yaratılmadı ve de ezelden beri vardır: ” Kadim işlerinden evvel” , ” ezelden beri ” ifadeleri, açıktır.


– ” Söz Tanrı’yla birlikteydi ” Tanrısal Logos veya hikmet ; Tanrı’nın içinde özerklik kazanıyor. Öyle ki; ” Tanrı’yla birlikteydi.” , ” O’nun yanındaydım ” denebiliyor.


-Ayrıca bu Söz, kendi kendini anlatacak, sevinecek, yaratılışın mimarı olacak kadar diri ve bilinçli bir Söz’dür. Nihayet kendiliğinden yaşıyor, görünüyor ve hesap soruyor. Yani; bu söz, söylenen “sesler ve harflerin ” çok ötesinde bir şeydir.


– ” Söz Tanrı’ydı “: Kendiliğinden bilinç kazanan bu Söz; tanrı’nın düşüncesinde oluşup, O’nun ırası ve öz kimliğinin tanımıdır. Tanrı’nın doluluğuna sahiptir. Tanrı’yı eksiksizce açıklayan ” Tanrı, Vahiy”dir. Hem Tanrı’yı açıklıyor, hem Tanrı’nın içinde bulunan Kendisidir.


– Yu. 1:1’deki Söz’ün, ayet 14’te dünyaya İsa mesih olarak gelen Söz olduğunu öğreniyoruz.

– Aynı zamanda Tanrı’nın özünde oluştuğu için, Söz hakkında da bir mecaz olarak ” doğmuştu ” denir. Bu nedenle Yu. 1:18, bu gerçeklerin özetini şöyle veriyor:
” Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O’nu, Baba’nın bağrında ( özünde ) bulunan ve kendisi tanrı olan biricik Oğul(Logos ) tanıttı. ”

Dolayısıyla ” Oğul ” bedensel bir oğlu değildir. Tanrı’nın bağrında bulunan ” Logos ” tur yani Kelam. Ayrıca Tanrı’nın özünden akıp bize ulaşan canlı Kelam’dır.


Oğul” u ( Tanrısal Söz’ü ), insan olarak gelen İsa Mesih’le karıştırmamız gerek. İsa’nın içindeki Tanrısal Söz ile bedenini bir tutamayız. Işık ile ampulü bir tutamadığımız gibi. Yani ” Oğul ” ( Kelam ) ezeli – ebedidir. ” Doğumu ” bedensel değil, Tanrı’nın özünde manevi bir doğumdur. İsa Mesih ise, belli bir tarihte bedensel olarak doğdu. Yoktu, meydana geldi. İsa’nın doğumu fizikseldir. Öyleyse Oğul ile İsa arasındaki bağlantı nedir ?

Babm beni tlf. ile arıyorsa, duyduğum ses babam değüil midir ? Bu ses, telefon aracılığıyla geliyor. Ama ben telefonu babamla karıştırmam. Mesih’te bize gelen Söz Tanrı’dır, ama Mesih’in bedenini aşkın Tanrı’yla karıştırmayız.

Tanrı kendini tanıtmak istedi. Bunu, anlaşılan, duyulan ve de görülen bir şekilde yapmak istedi. Bu amaçla tanrısal Söz’ü fiziksel, fakat günahsız bir kılıfa yükledi ( ampulde telin yanmadan parlaması için, hava boşluğu yaratıldığı gibi. ). Tanrı Mesih’te insana büründü; ama kutsal bir insana. Aşkın tanrı dünyayla direkt temas kurarak ” kirlenmedi “. Kili yoğururken eldiven giyer gibi, tanrı dünya çamurundayken temiz bir beden giydi.

Şimdi İncil, yani gökten indirilen İncil, bir kitap değil İsa’nın içindeki ” Oğul” un ( Tanrısal Söz’ün ) ta kendisidir ( Yu. 1:1,14 ; 3:31 ). En büyük vahiy, kitaba yazılan değil, bir insan olarak gelen, yani İsa’nın içinde yaşayan Vahiy’dir. ( MADRIGAL )


Tanrı nasıl ki Sözü’nü ( ” nefsi kelam” ı) :k-kitap:, ses ve harfler biçimini vererek bir kaitaba ( Kutsal Kitap’a ) yüklediyse, aynı şekilde sözünü, kişilik ve beden biçimini vererek bir insana yükledi.

Kutsal Kitap, Tanrısal bir niteliğe sahip olduğu gibi, Yaşayan Kitap da ( İsa ), Tanrısal niteliğe sahiptir. Bu Tanrı’ya eş koşmak değildir !

İsa mesih, alıştığımız tabirle, Ruhulkudüs sayesinde Meryem’in rahminde, bir bedene bürünen ” O’ndan bir kelamdır “.Tanrı’dan gelen canlı bir kelime, Kendisinden başka kim olabilir ? Telefonda duyduğum babamın sesi, babamdan başka kim olabilir ? Artık biliyoruz: bu Söz’e ” Oğul ” denmesi, fiziksel bir anlam taşımıyor. Söz’ün Tanrı’dan cereyan ettiğini gösteriyor.

İsa’nın Tanrı Oğlu olmasının, dünyasal doğumu ile hiçbir ilgisi yoktur. İnsan olarak doğmadan, İsa’da yerleşen ruhsal şahsiyet ( Tanrısal Söz ) zaten Tanrı Oğlu’ydu. Tanrı’nın yaşayan Vahyi’ydi. Dünyada bir insan olarak doğması şart değildi. Doğmamış olsaydı yine Oğul olacaktı ( yani Söz ), çünkü yine Tanrı’nın bağrında vardı. İnsan Tabiatına büründükten sonra, ayrıca İnsanoğlu, Mesih ve Kurtarıcı olabildi. İsa Mesih doğum itibariyle bir insandır, fakat ezelden beri yaşayan Söz olması nedeniyle Tanrı’dır. Bedeni insan bedenidir, ama Ruhu Tanrı’nın Ruhu ve Sözü’dür. ( MADRIGAL )



Üçlübirliğin Tanımı

İlahiyat dilinde ” Teslis ” ya da ” Kutsal Üçlem ” olarak da bilinen Üçlübirliğin tanımı şöyle:
Tanrı birdir, Vücudu ( öz yapısı ) daima – ezelden ebede – bir ve aynı bölünmez varlıktır: TEVHİT. Fakat Zatı ( kişiliği ) Baba, Oğul ve Kutsal Ruh – yani bilinçli Öz, Söz ve Kutsallık – olarak zuhur etmektedir: TESLİS. Dolayısıyla Üçlübirliği ” Tevhit’te Teslis ” olarak tanımlayabiliriz.

Yani TEK TANRI, ÜÇ KONUMDA var olmaktadır. Bir tek cevherde, üç benlik hali mevcuttur ( Felsefe dilinde, üç ” bilinç merkezi ” ).

Bu üç benlik, Kutsal Kitap’ta bir mecaz mahiyetinde olan BABA, OĞUL ve KUTSAL RUH isimleriyle tanımlanır.

Üçlübirlik: Kendini Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta açıklayan tek Tanrı’dır.


Kutsal Kitap’ın Açık Beyanı

Teslisin doktrinsel kaynağı Tanrı sözü olan Tevrat, Zebur ve İncil’dir. Konuyla ilgili bazı ayetleri göstererek bu gizemin nasıl vahiy edildiğini görelim.

Kutsal Kitap, yaşayan bir Tanrı tanıtıyor. Sayfalarında, ” Üçlübirlik ” ile ilgili olarak, laboratuar incelemesi türünden bir tanımlama bulamayız. ” Üçlübirlik ” kelimesi bile Kutsal Kitap’ta geçmiyor. Bununla birlikte Tanrı’ya değinen her ayette bu gerçek mevcuttur.

Kutsal Kitap’ın bir gerçeğini tanımlamak için, konuyla ilgili bütün ayetler incelemeye alınmalı. Bazı ayetlerin anlamı çok açıktır, bazıları ise yorum gerektirir ( yani birden fazla anlama gelebilen ayetler ). Bir öğreti, anlamı açık olan ayetleriyle belirlenir. Ondan sonra öğretinin tanımlamasında her ayet yerini bulabilmeli. Bu, her bir parçası yerini bulması gereken bir ” yapboz” a benzer.

Örneğin ” Rab bütün ilahlardan büyüktür.” ( Çıkış 18:11 ). Bu ifade tek başına ele alınırsa, Tanrı’nın birçok ilahlar arasında en güçlüsü olduğu izlenimini verebilir. Ama, diğer ilahlar ( putlar ) gerçek ilahlar mıdır, yoksa insanın hayal ürünü müdür , yoksa ne… ? Yalnız bu ayete bakarak cevap pek belli değil. Ne var ki, bu sorunun cevabı keyfimize kalmıyor. Anlamı şüpheye yer bırakmayan beyanlar karar veriyor: “… yukarıda göklerde ve aşağıda yerde Rab, o Tanrı’dır; başka yoktur ” ( Yasanın Tekrarı 4:39 ); ” … benden önce Tanrı olmadı ve benden sonra olmayacak “, “… çünküTanrı benim ve başkası yoktur; ben Tanrı’yım ve benim gibisi yoktur ” ( Yeşaya 43:10; 46:9; vb. )


Tanrı’nın özünü açıklayan Kutsal Kitap’taki verileri topladığımızda, açık beyanlara dayanarak her bir ayetin, tanımlamada yer bulduğu ve Tanrısal özüyle ilgili gerçeğin tasvir edildiği ana ifadeler şöyle derlenebilir:
A ) Tanrı, özünde tektir.
B ) Tanrı’da üçlük vardır.
C ) Tanrı ” göksel Baba ” dır.
D ) ” Oğul ” aynı Tanrı’dır.
E ) ” Kutsal Ruh ” aynı Tanrı’dır.
F ) ” Üçü ” bütün Tanrısal niteliklere sahiptir.
G ) Üç benlik birbiriyle karışmıyor.

Sonuç : Tanrı, öz itibariyle tektir, kişilik itibariyle üçlüdür yani ” Üçlübirlikli ” dir. ( C. M. )



Tanrı’nın Tekliği

Tanrı’nın tekliği ile ilgili bazı ayetler:

– Tanrımız olan Rab tek Rab’dir. ( Yasanın Tekrarı 6:4 )
– Benden önce Tanrı olmadı ve benden sonra olmayacaktır. İlk ve son benim ; benden başka Tanrı yoktur. Rab benim, başkası yoktur; benden başka Tanrı yoktur. ( Yeşaya 43:10; 44:6; 45:5 )
– Tanrımız olan Rab tek Rab’dir. ( Markos 12:29 )
– Tanrı tektir. ( Romalılar 3:19 )
– Çünkü tek bie Tanrı vardır.. ( 1. Timoteos 2:5 )
– Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. ( Yakup 2:19 )

Tanrı’nın Üçlüğü

Tanrı’yla ilgili üçlük belirten ayetler:

-Başlangıçta Tanrı… yarattı; Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu…. ve Tanrı olsun dedi… ve oldu ( Yaratılış 1:1-3; Mezmur 33:6 )
– Tanrı dedi: insanı suretimizde, benzeyişimize göre yapalım ( Yaratılış 1:26 )
– Rab’bi yüce ve yüksek bir taht üzerinde oturmakta gördüm… etrafındaki – seraflar… şöyle diyordu: Orduların Rab’bi kuddustur, kuddestir, kuddestir ( Vahiy 4:8’de aynı şey Kuzu ( = Oğul ) ile ilgili olarak söylenir; bütün dünya onun izzeti ile dolu ( Yu. 12:40-41’de bu görümdeki İzzet Oğul’a atfedilir ve Elç. İş. 28:25-27’de Yeşaya’nın bu bölümünde konuşan Rab, Kutsal Ruh’tur). Rab’bin sesini işittim:… İşittikçe işittin, fakat anlamayın… ( Yeşaya 6:1-10 ).

Söz, Mesih’ti; O, Hak’tı.
Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
Dünyayı kazansan neye yarar ?


Tanrı’yla ilgili üçlük belirten ayetler:

– Rab Yehova ve onun Ruhu beni gönderdi. Rab Yehova’nın Ruh’u üzerimdedir… ( Yeşaya 48:16 )

– Rab Yehova”yı… anayım;… Kurtarıcı oldu, bütün onların sıkıntısında O sıkıldı ve çehresindeki melek ( = gönderilen ) onları kurtardı;… fakat Kutsal Ruh’unu incittiler… ( Yeşaya 63:7-10 )

– Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un – üçü kapsayan tek – adıyla vaftiz edin. ( Matta 28:19 )

– Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, en yüce Olan’ın gücü senin üstüne gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek. ( Luka 1:35 )

– İsa dua ederken gök açıldı ve Kutsal Ruh… O’nun üzerine indi. Gökten bir ses de, ” Sen benim sevgili Oğlum’sun dadi. ” ( Luka 3:21, 22 )

– … kim beni insanlar önünde inkar ederse, Tanrı’nın melekleri önünde inkar edilecek… Kutsal Ruh’a küfreden bağışlanmayacaktır. ( Luka 12:9, 10 )

– Gerçeğin Ruhunu verecek, ….. o aranızdadır – İsa olarak – ve içinizde olacaktır…. geri döneceğim. O gün anlayacaksınız ki, ben Baba’dayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim, ….. Biz de – Baba ve Oğul – ona gelir, onunla birlikte yaşarız ( Yuhanna 14:16-24 ); burada açıkca görülüyor ki, inanlıların kalbine gönderilen Yardımcı, ön planda Kutsal Ruh olmakla birlikte, Oğul’un ve Baba’nın kendileridir de.

– Kutsal Ruh’a yalan söyleyip… Tanrı’ya yalan söylemiş oldun. Rab’bin Ruhunu sınamak için nasıl oldu da söz birliği ettiniz ? ( Elçilerin İşleri 5:3-4, 9 )

Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
Ayak izimiz, Mesih’tir ve yolumuzdur.
İnsan canına karşılık ne verebilir ?
isasiyahbeyaz Dünyayı kazansan neye yarar ?
Tanrı’nın kendi Zatı, yani kişiliğinin özü veya kendi karakteri var. tanrı’nın karakteri, önce kendi düşüncesinde, sonra da sözlerinde yansıyor:
– Sözler düşüncede oluşuyor. Diyebiliriz ki, sözler, düşüncede doğuyor, düşüncenin “sonucu” veya ” oğlu” dur.
– Bu açıdan düşünce de, sözleri meydana getiren ” kaynak ” olarak sözlerin ” babası ” olur.

Düşünce ve sözler yerine ” baba ” ve ” oğul ” sözcükleri geçebilir. ” Baba ” Tanrı’nın özü, “Oğul ” ise, Tanrı’nın özünde oluşan Söz anlamına gelir.
– Buna göre, ” Kutsal Ruh ” Tanrı’nın etkinliğidir.
Tıpkı bir su pınarında kaynak, su ve akıntı olduğu gibi…

Dolayısıyla Tanrı’nın
1. özündeki düşünceye,
2. bu düşüncenin ifadesine ve
3. bu ikisinin etkinliğine ( icra ) bir mecaz olarak
1. ” baba “
2. ” Oğul ” ve
3. ” Kutsal Ruh ” denebilir.
Tıpkı insan düşünceleri, ifadeleri ve hareketleriyle var olduğu gibi. Düşünceleri içinde gizli kalıyor; kendi bilincinin özüdür. Biz ve düşüncelerimiz aynı şey değil mi ?İnsanın ifadeleri ondan çıkıyor; onları geri alamaz. Kişi ve ifadeleri hem birbirinden ayrılıyor, hem de birbirinden farklı şeyler değildir.