#29499
Anonim
Pasif

( C. MADRIGAL )

Tanrı dünyayı yarattı.Kendi Kelamı ve Gücüyle… Ama dünya, Tanrı’nın bir parçası değildir. Tanrı, aşkındır ( doğa ötesi ). Hiçbir şeye muhtaç olmadan kendi kendine yetiyor. Kendisi hakkındaki bilinci tam doyurucu bir doluluktur. Ama bu, yaradılışı ile hiçbir iletişimin olmadığı anlamına gelmez. Kendi Kelamı aracılığıyla, dünyada yarattığı akıllı ve ahlak varlıklara sesleniyor.Ayrıca Tanrı, evren üzerine nüfuz eden kendi Gücüyle ( Ruhuyla ) onu devam ettiriyor. Aynı şekilde seslendiği insanların yüreğine ( ruhuna ) kadar nüfuz etmek istiyor.Onlara ilahi bir yaşam niteliği ve kutsallığını iletmek istiyor; O, içikindir ( doğa içinde etkin ).

Özetleyecek olursak; Tanrı’nın 3 ezeli özelliği ( Vasfı ):
– O’nun herşeyin üstünde ( aşkın, müteal ) varlığı.
– Öz bilinci ( Kelamı, ilmi ).
– Evrende etkinliği

Bunlar Tanrı’nın öz, söz ve ruh ya da ‘BABA’, ‘OĞUL’ ve ” KUTSAL RUH ” oluşundan başka bir şey değildir.

Üçlübirlik Kendini Baba, Oğul ve Kutsal Ruh isimleriyle açıklayan tek Tanrı’nın özüdür.

Üçlübirlik öğretisi bazı tanrıbilimcilerin veya konsüllerin icadı değildir; bu öğreti Kutsal Kitap’ın ilahi yetkisine dayanmaktadır.

Tanrı’nın nasıl olduğuna kendi kendimize karar veremeyiz. Tanrı; Kutsal Kitap’ta Kendini nasıl tanımlarsa O’nu öyle kabul etmeliyiz. Dolayısıyla, Tanrı’yı öğrenebilmek içintek güvenilir ve geçerli kaynak Kendi Sözü’dür ! İnsanın getirebileceği itirazlar Tanrı Sözü’nün yetkisini geçersiz kılmaz.

Kutsal Kitap’ın tümünde ( Tevrat, Zebur ve İncil’de ), Tanrı’nın tek olduğu, eşi-ortağı ya da benzeri olmadığı önemle belirtiliyor:

“Tanrımız olan Rab tek Rab’dir. “

Bununla birlikte, yine Kutsal Kitap’ta ggörüyoruz ki, Tanrı, özde BİR ve TEKİL olduğu kadar, ÜÇLÜK belirten 3 isimle tanıtılıyor: BABA, OĞUL ve KUTSAL RUH.

Tekrarlıyorum, bu isimler cinsiyet olarak, bedensel ilişki bağı olarak veya üç ayrı tanrı olarak anlaşılmamalı. Bu isimler, boyutumuzu fazlasıyla aşan, doğaötesi tanrı’nın Öz, Söz ve Ruh’tan ibaret olduğunu belirtiyor, bize olan yaklaşımlarını anlatıyorlar. Tıpkı akrabalık bağımız olmayan büyüklerimize ” ağabey ” ya da ” amca ” vb. dediğimiz gibi. (C. M. )


Tanrı tek olup nasıl üç ayrı konumda, üç ayrı olma tarzı olabilir ? Örneğin ben bir tek kişiyim. Ama ailemdeki ilişkilere göre hem baba olarak ( çünkü çocuklarım var ), hem oğul olarak ( Babamın oğlu ), hem de kendime özgü ruhumla varım. Bu sıfatlar üç ayrı ferdi göstermiyor, aynı kişinin üç ayrı konumunu anlatıyor. Bir şahsın diğer şahıslarla ilişkilerini belirten üç sıfattırlar. Tabi ki, baba veya oğul olarak yaşadığım ilişkilerin fiziksel bağı, tanrı’da yoktur. O ruhsal Baba, ruhsal Oğul ve ruhsal ” Ruah’tır ( ruah: ” ruh ” kelimesinin İbranicesi; anlamı: rüzgar, nefes ).

Tanrı hem bir Baba olarak, hem bir Oğul hem de Kutsal Ruh olarak davranıyor ve kendini de böyle tanıtıyor. Yani, O, sürekli üç ayrı konumda bulunmaktadır.Bunun felsefi tanımlaması, ileriki bölümlerde daha ayrıntılı bir şekilde izah edeceğimiz ‘bir tek özde birbirinin dönüşümü olan üç benlik’ ( bilinç merkezi ) tanımıyla özetlenebilir. Bu üç özellik veya olma tarzı ( Öz, Söz ve Ruh ), Tanrı’nın Zatını oluşturdukları için, kişilik ifade eden Baba, Oğul ve Kutsal Ruh isimleriyle tanımlanır. Bu üç konum bir küpün üç ayrı yönü gibidir. ( C. M. )

Bir örnekle Tanrı’nın birbirine dönüşen üç kişiliği daha kolay anlaşılır bir şekilde açıklamaya çalışalım: Öz itibariyle TANRI’yı salt enerji sayalım ( örneğin elektrik ) ; bu durumda:

1. BABA’yı enerjideki güç olarak,
2. OĞUL’u görülen ışık olarak,
3. KUTSAL RUH’u ise, yayılan ısı olarak….örnekleyebiliriz.

TANRI birdir ( Bir tek enerji gibi ). Fakat aynı enerjinin üç dönüşümü olduğu gibi ( güç, ısı, ışık ). Tanrı’da da birbirinin dönüşümü olan üç benlik vardır. Hem güç, hem ışık, hem de ısı aynı enerji değil mi ? Üçüde aynı öze sahip, fakat değişik konumdalar. Tabii; bu sadece bir örnektir. Tanrılıkta da öyle: Üçü ( baba, Oğul ve Kutsal Ruh ) aynı Tanrı; üçü de aynı öze sahip, fakat değişik konumdalar. Baba, Oğul, ve Ruh. Çünkü; üç değişik varlık değiller, üçü de aynı ve tek varlıktır ( Aynı cevherlerdir ! ).

Enerjiyi ( örneğin: elektrik ) bir şekle benzetebilir miyiz ? Güç olarak elektriği görebilir miyiz ? Ama ona bir dokunursak… çarpılırız ! Tanrı’nın doğaüstülüğü de böyledir. Kutsal Kitap, Tanrı’ya ” Baba ” derken, HER ŞEYİN KAYNAĞI olduğunu dile getiriyor. Aynı zamanda,” Baba ” unvanı, görünmeyen ve yaklaşamayacağımız kutsallık ve sonsuz güç konumundaki Tanrı’dan söz ediyor.

Işık ise, enerjinin ( elektriğin ) görülen şeklidir, ayrıca görmemizi de sağlıyor. Tanrı; O’nu tanımamızı ve öğrenmemizi istiyor. O’na giden yolu aydınlatıyor. İnsanlara bildirdiği buyruklar ve Kendisi hakkındaki açıklama. O’ndan gelen ışıktır. Ama bu ışık, yine Kendisidir. Güneşin ışığı, güneş değil mi ? Bizi aydınlatan bu “ışık “, genellikle vahiy olarak biliniyor. Vahiy, Tanrı’nın düşüncesinin sözlü ifadesidir. Vahiy; Ezeli Kelam olarak Tanrı’nın özündendir. tanrı’nın özü, Kendisinden başkası değildir. Bu Söz, kelimelerden öte yaşayan ve bilinçli olan bir vahiydir. yaşayan bu Söz’e, ” Oğul ” unvanı verilirken, anlamı ” görünmeyen Tanrı’nın özünden gelen” dir. ” Tanrı Oğlu ” kavramının İsa’nın fiziksel doğumuyla hiçbir ilgisi yoktur.

Enerjiden yayılan ısı dalgaları yaşam sağlıyor. Yaklaştıkça bu sıcaklığı hissedebiliriz. Çünkü, Tanrı yaklaşırsak çarpılacağımız bir Tanrı olarak uzaklarda kalmak istemedi. Nefsinden ötürü güçsüz olan insanı güçlendirmek istiyor. Işık ( Tanrısal Söz ) etrafımızda yol gösteriyor. Isı ( Kutsal Ruh ) ise, içimizde iliklerimize kadar nüfuz ediyor. Aynı şekilde Tanrı; içimizde, ruhumuzda işlemek istiyor. tanrı’nın ruhumuzla temas kurmasını gerçekleştiren Kutsal Ruh’tur. ” Güneşte bronzlaştım ” diyoruz. Ama bronzlaştıran güneş ışınlarıdır. Aslında ikisi de aynı şeydir. Tanrı ve Ruhu da aynı Tanrı’dır.