#30235
Anonim
Pasif

@abdulKadir 8661 wrote:

Sayın OrhanAnt kardeşim,
Burç kardeşten sonra sizle de aynı düşüncede olmak sevindirdi beni. Gösterdiğiniz hoşgörü ve içtenlik için de teşekkür ederim.

Kur’an’ı kabul edin konusuna gelince…
Böyle bir teklif yapmadım henüz :) Bilakis İncil’e göre yaşayın dedim. Ama Kur’an’ı da yok saymayın, onda bulunan ve kutsal kitapla birebir örtüşen mesajını görmezlikten gelmeyin dedim. Bu iki teklif çok farklı değil mi?
Siz nasıl hristiyan olmayanların hristiyan olup kurtulmasını isterseniz, ben de her müslüman gibi dindar hristiyanların müslüman olmalarını isterim ama varılacak en son noktadır. Bu tür ortamlarda insanları HAK/gerçek dine çağırmadan önce birbirimizi tanımanın ve birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmenin daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Verdiğiniz misaldekine benzer bir şeyi yaşadım. Dini kitaplar sattığımız tezgaha Bahai olan bir beyefendi geldi ve ”Allah’ın kelamı tezgaha düştü demek” diyerek bizi eleştirmeye başladı. Dini inancını söylemediği için ne demek istediğini anlayamadım önce. Tevrat,incil ve kur’andan ayetleri sıralayınca bahai olduğunu tahmin ettim ve ondan sonra rahatlıkla tartıştık. Ama bahsettiğiniz gibi bir teklifte bulunmadı.
Şimdi varsayalım ki bulundu, sizin misaliniz gereği. Bir müslümanın Kur’an dışındaki ilahi kitaba bakış açısını yine Kur’an belirleyecektir. Kur’an kendisinin son kitap olduğunu iddia etmiyor ama doğru yol gösterici olarak sadece tevratı ve kur’anı gösteriyor. Bu ayetlere göre tevrat ve kur’andan başka bizzat peygambere esinlenerek yazıya geçirilmiş ilahi başka bir kitap olması mümkün görünmüyor. Buna rağmen bahailiğin kutsal kitabı ”Kitab-ı Akdes”i alıp incelemek istiyorum. Ne diyor İsa Mesih; ”onları (yalancı peygamberleri) meyvelerinden tanıyacaksınız.” Bu meyvelerden birisi de bu dinin adıdır. Liderinin adı veya ünvanıyla anılan bir din ilahi bir din olamaz. İlahi din ona inananların yaptıkları en önemli işle adlandırılır.
Yahudilik, (hud) hidayet yani doğru yolu seçenlerin,
Hristiyanlık, (nasara) İsa’ya yardım edenlerin,
İslam, Allah’a teslim olanların dinidir mesela..
Neyse, konu bu değildi.
İncil (açıkça bir kitap olarak olmasa da hz. İsa’ya verilen vahy), zebur(yine açıkça kitap olarak olmasa da hz.Davud’a esinlenen vahy) ve tevrat kur’anda onaylandığı ve övüldüğü için bir müslüman olarak onlara inanmam ve okumamdan daha doğal birşey olamaz. Ama bunların dışındaki herhangibir kitabı kabul etmem elbette mümkün değildir.

İşte siz de bu mantıkla kur’ana yaklaşabilirsiniz. Tevrat(eski ahit) aslında yahudilerin kitabı olduğu halde nasıl hristiyanlığın da kutsal bir kitabı kabul ediyorsanız kur’anı da ilahi bir kitap olarak görebilirsiniz. Kutsal kitap İsa Mesihi müjdelyen ayetlerle dolu diyeceksiniz. Doğrudur. Ama tevratta yer alan birçok hükmü yeni ahitle ortadan kaldırıldı diye uygulamıyorsunuz. Demekki, kabul etmek ve uygulamak ayrı şeyler size göre. Kutsal kitap ve kur’an arasında zahiren görünen onca çelişkiye rağmen bir müslüman, bugünkü kutsal kitap değiştirlmemiştir diyorsa, bir hristiyan da ”kur’an Allah’ın vahyettiği kutsal bir kitaptır” diyebilir. Ki buna inanan yahudi ve hristiyanlar olmuştur tarihte. Mesela Yakubi adındaki bir yahudi mezhebi Kur’an’a ve hz. Muhammed’in peygamberliğine inanırlarmış ama bunların sadece araplara gönderildiğini kabul ederlermiş.

Bu aşamaya gelmek için de hristiyan arkadaşların sedece genel kültürlerini artırmak için değil, ortak noktaları bulmak ve İsa’yı daha iyi tanımak için Kur’an’ı okumalrı gerekiyor. Tabi bunun için kur’an, hz. Muhammed ve islam hakkında kulaktan dolma bilgileri unutmanız gerekiyor.

Ben bu yöntemle kutsal kitabı okudum ve çok güzel sonuçlara ulaştım.

Son peygamber konusu ise biraz karışık. Bazı islam alimleri ilgili kur’an ayetinden yola çıkarak şeriat sahibi olmayan peygamberlerin gelebileceğini söylüyorlar. Bahaullah, hem kitap hem şeriat sahibi bir peygamber olarak islam dışına çıkmış oluyor.
Bu durumda, yahudiler incilleri ve hz. İsa’yı kabul etmiyorlar, hristiyanlar, kur’anı ve hz. Muhammed’i kabul etmiyorlar, müslümanlar da bahaileri kabul etmiyorlar. Kabul etmeme gerekçeleri hep aynı: ”Son mesaj bizimkidir.”
Bu iddianın taraflarca çok iyi ispat edilmesi gerekiyor. Bunun için de karşı tarafın iddialarına kulak verip araştırmak gerekiyor.

Sonsuz hayatımızla ilgili böylesine önemli konularda ileri sürülen iddialar karşısında gülüp geçmeyeleim veya hakaret edip saldırmayalım, benim tavsiyem budur.

Saygı ve selamlarımla…

Sevgili Abdülkadir biz İsa Mesih imanlıları olarak Allah’tan gelen hiçbir kutsal kitabın değiştirilmediği ve değiştirilmeyeceğine inanırız ancak dikkat et Allah’tan gelen diyorum. Kitabı gönderen Tanrı elbet kitabını koruma gücüne de sahiptir, biz sadece Kitab-ı Mukaddes’in Allahtan geldiğine ve değiştirilmediğine iman ederiz. Tanrı gönderirse hangi güç yeter O’nun kitabını değiştirmeye hiç düşündün mü? Eğer böyle olsaydı Tanrı kendinle çelişkiye düşmez miydi? Bir de Hristiyanların tevrattaki hükümlere uymadığını söylemişssin ancak bu konu hakkında da bilgi sahibi değilsin. İsa der ki ”ben ortadan kaldırmaya değil tamamlamaya geldim” burada tamamlamaktan kasıt insanı Tanrı ile barıştırıp Kutsal Ruhu ile onu yönlendirmesinden ibarettir. Tevrattaki kurallar insanların ne kadar günahlı olduğunu ve ne yaparsa yapsın bu günah rahatsızlığından ancak kefaretini ödeyerek kurtulacağını kanıtlamak için gelmiştir. Kefareti ise çarmıha gerilen İsa Mesihtir. Bizler eğer İsa Mesih’e ima eder ve bize kutsal ruhunu lütfederse bu günah hastalığından kurtulur Tanrı ile, aden bahçesinden kovulmadan önceki konumumuza tekrar kavuşuruz. Bizleri bu günahtan işleyeceğimiz günahlardan ancak İmanımız kurtarabilir başka hiçbir şey bizi kurtuluşa götüremez. Daha önce de yani İsa’dan önceki Yahudi toplumu tevrattaki kurallara uyarak kurtulacaklarını sanıyorlar ancak tekrar tekrar günaha saplanıyordu. Babamız bize lütüf etti ve kurtuluş planını hazırladı(tabi ki öteden beri hazırdı) Bu yazdıklarımı bir düşün sakin kafayla ve Tanrı’ya dua et sadece. Sana Hristiyan ol demiyorum sen dua et o seni doğru yola ulaştıracaktır. Hoşçakal sevgiyle kal.