#28421
Anonim
Pasif

Aynı korkuyu benim de hissettiğim zamanlar vardır. ” Saptırılmış ” olmak, daha çok kuşkulunulmayan yerlerde oluşabilir : Ailenin her üyesinin hristiyan olduğu bir evde…. Gerçeğin öğretildiği ve İsa’nın yüce olduğu bir kilisede… öğrencilerin ; fiziksel dinlenme, aile gereksinimleri, eğlence, iş arasında dengeyi sürdürmekte yorulduklarında ve pastörlük ilişkileri dışında meşgul oldukları ilahiyat fakültesi kampüsünde bile. İsa’ya sadakatın saflığı ve içtenliğinde rahatlığı keşfettiğim bir ilahiyat fakültesinde , böyle bir bağlam gücünün, kötü yola saptırmasından korkar ve ayette yazılı olan nedenle itiraf ederim. Ne kadar garip ! Kadın ve erkeklerin Tanrı’nın hizmetkarı ve habercisi olacakları eğitim yeri olan yerleşkede, karmaşık yaşamın sonuçlarına yol açan gerçek tehlikeler var.

Yaşamlarının çabuk keşfettiği içtenliği tesbit eden şey, rüzgara karşı tek başına , önemli bir deniz yolculuğudur. Bunlar, burada, meydana gelebiliyorsa; başka yerde de oluşur. Ticaret, iğrenç kafaların yetiştirildiği bir düşmandır.

Kıskançlık, gösterişsiz şekildeki yaşamın hala bir başka düşmanıdır. Kıskançlık, hala, çıkmaz sokaklara doğru rehberlik ettiğinden muhtemelen hristiyanların işlerinde fazla gücü yoktur. Tanrı’nın işlerinde; odak değişimlerimizi yargılamanın, karşılaştırmanın ve hayıflanmanın yatay bir sendromunda kilitlendiğinde ve bizimkiler kadar onlardakilerde perçinlenildiğinde ; halinden memnun olacağımıza ( içtenliğin şahane sonuçlarından biri ), kıskançlıktan deliye döneriz. Memnuniyetimizin standartı böylece yükseliyor; ama, istenilen ölçülere göre asla uygun olamıyoruz.

Alexandr Solzenitzi’nin kaleminden çıkan bazı noktaları anımsayabiliyorum: Soğukta donmayacaksanız ve açlık ile susuzluk içinizi tırmalamayacaksa yeterlidir. Sırtınız iyiyse ; ayağınız yürüyorsa; kollarınızın her ikisi de bağlanabiliyorsa; gözlerinizin her ikisi de görebiliyorsa ; kulaklarınızın her ikisi de işitiyorsa; onları kimden ve niçin kıskanırsınız ? Başkalarına olan kıskançlığımız, bizi yiyip bitiriyor.

O zaman, Tanrı ile dostluk kurmaya çalışmak için; birincisi, harekete geçmek. Bizim için bir daha olmayacak. İkinci görev, kıskançlığı durduracak kadar adımımızı yavaşlatmayı istemek.

Ayrıca içtenliğin kıyılarına doğru esen ve yönünü değiştiren dünyanın rüzgarlarına karşı oturup beklemeyi söylemek aptalcadır ki, bu olmayacaktır ! Yaşamların çarçabuk keşfettiği içtenliği tespit eden şey, rüzgara karşı tek başına önemli bir deniz yolculuğudur. Şair , bunu başka sözcüklerle anlatıyor:

Bir gemi doğuya, diğeri
Batıya gider
Kendi esen rüzgarıyla.
Yelkenli takımıyla
Rüzgarla değil
Hangisi gittiği yolu bize söyler.
Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim !

Karmaşıklıktan kurtulmak, içtenlik, sadece güzel değil, temeldir. Otomatik olmadığı gibi o, kuvvetli kararlılığı ortaya çıkaracak. ( Tanrı ile Dostluk )

Gelecek yazı: Dingin Olma

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.