#28607
Anonim
Pasif

Bu, yalnızlığımda karşılaşacağım yokluktu. Arkadaşlarıma, işime ve oyalayıcı şeylerime beni vardıran isteklerim olan, kıymetli bir şeyim olduğuna inandığım ve hiçliğini unutabildiğim herşeyden uzak korkunç bir yokluk. Ama hepsi; bu değildir. Yalnızlığımda kalmaya karar verir vermez; karışık düşünceler , alt-üst olan imajlar, çılgın sınırsız hayal güçleri ve tuhaf iş arkadaşları, muz ağacındaki maymunlar gibi düşünceme atladılar. Öfke ve hırs, çirkin yüzlerini göstermeye başlıyor…

Görev; yalnızlığımda sebat etmek, ayartıcı ziyaretçilerimin kapımı vurmaktan bıkmalarına dek odamda kalmak ve beni yalnız bırakmalarıdır.

Gerçeklik biliniyorsa; çoğumuz araştıran içtenlik türüne direniyoruz. Çünkü daha çok köktenci ve katı görünüyor. Bununla birlikte, zaman kısadır ve bu kendi kendini çözümlemeye kimin gereksinimi olur ? Dinselliğin devam ettiğini göstermesi şarttır ! Hayır, anlatılmak istenen şey budur.

Yalnızlık disiplininde, yüzeysel ” göstermek” i güçlükle kabul ediyoruz ve yüreklerimizde kalacağının tespitini yapıyoruz.

Mezmurlar; derinliklerdeki sınavlar için gereksinimi farketti. Aslında , yürek ve düşüncelerin en içteki odalarında Tanrı’yı araştırmaya çağırıyor.

Ya RAB, sınayıp ytanıdın beni.
Oturup kalkışımı bilirsin.
Niyetimi uzaktan anlarsın.
Gittiğim yolu, yattığım yeri
inceden inceye elersin.
Bütün yaptıklarımdan haberin var.
Daha sözü ağzıma almadan,
Söyleyeceğim her şeyi bilirsin, ya RAB…

Ey Tanrı, yokla beni, tanı yüreğimi,
Sına beni, öğren kaygılarımı.
Bak, seni gücendiren bir yönüm var mı,
Öncülük et bana sonsuz yaşam yolunda ! ( Mez. 139: 1-4, 23-24 )
( ” Tanrı ile Dostluk ” – Çeviren : Faruk ÇELEBİ )

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.