#28254
Anonim
Pasif

3- Eskatoloji Tanrı’nın Halkı ve Tek Antlaşmasal Amacıyla İlişkilidir:
Eskatoloji, Tanrı’nın tek halkı hakkındaki tek Ahitsel amacıyla ilişkilidir. Ya da başka bir şekilde söylemek gerekirse, kilise için farklı bir eskatolojik umut veya beklenti yoktur. Yani Eski Ahit’teki eskatoloji yapısına baktığımızda; İsrail’in tekrar bir araya getirilmesini, yenilenmesini görmek doğrudur. Fakat önemli olan sorun, bu beklentiyi doğru olarak anlamaktır. Şimdi bu beklentiyi içeren 3 bölüme bakalım:
Yeremya 23:1″Otlağımın koyunlarını yok edip dağıtan çobanların vay başına!” diyor RAB.
2 Halkımı güden çobanlar için İsrail'in Tanrısı RAB şöyle diyor: “Sürümü dağıtıp sürdünüz, onlarla ilgilenmediniz. Şimdi ben sizinle ilgileneceğim, yaptığınız kötülük yüzünden sizi cezalandıracağım.” RAB böyle diyor.
3 “Sürmüş olduğum bütün ülkelerden sürümün sağ kalanlarını toplayıp otlaklarına geri getireceğim; orada verimli olup çoğalacaklar.
4 Onları güdecek çobanlar koyacağım başlarına. Bundan böyle korkmayacak, yılgınlığa düşmeyecekler. Bir tanesi bile eksilmeyecek” diyor RAB.

Yani burada Yeremya ayetleri, İsrail’in vaat edilen topraklara tekrar geri toplanacağı yüce bir güne bakıyor. Ve tabi ki, İsrail’in sürgünden geri dönmüş olması, bunun gerçekleşmesi olayı değildir.

İşaya 11:10 Yişay'ın kökü halklara sancak olacak,
O gün uluslar ona yönelecek.
Kaldığı yer görkemli olacak.
11 O gün Rab, Asur'dan,
Mısır, Patros, Kûş, Elam,
Şinar, Hama ve deniz kıyılarından
Halkının sağ kalanlarını kurtarmak için
İkinci kez elini uzatacak.
12 Uluslar için sancak kaldıracak,
Sürgün İsrailliler'i toplayacak,
Dağılmış Yahudalılar'ı
Dünyanın dört bucağından bir araya getirecek.
Rab 11. ayette elini uzatıyor ve İsrail’in geri kalanını kurtarıyor. 12. ayette de İsrail’in sürgüne giden kısmını toplayacağını belirtiyor. Buradaki anlamlı olan şey, yine gelecekte olan anlamlı güne bakmak, bunu ümit etmektir.

Hezekiel 36:24 “'Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.
25 Üzerinize temiz su dökeceğim, arınacaksınız. Sizi bütün kirliliklerinizden ve putlarınızdan arındıracağım.
26 Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim.
27 Ruhumu içinize koyacağım; kurallarımı izlemenizi, buyruklarıma uyup onları uygulamanızı sağlayacağım.
28 Atalarınıza verdiğim ülkede yaşayacak, benim halkım olacaksınız, ben de sizin Tanrınız olacağım.
Her ne zaman bizler Kutsal kitap’ta belirli bir halkın belirli topraklarda toplandığını okursak bunun, İbrahim’e dayanan köklerini düşünmek zorundayız.

Tekvin 12:RAB Avram'a, “Ülkeni, halkını, babanın evini bırak, sana göstereceğim topraklara git” dedi,
2 “Seni büyük bir ulus yapacağım,
Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım.
Bereket kaynağı olacaksın.
3 Seni kutsayanları kutsayacağım.
Seni lanetleyeni lanetleyeceğim.
Yeryüzündeki halkların hepsi
Senin aracılığınla kutsanacak.”
Tekvin 15:Bundan sonra, RAB bir görümde Avram'a şöyle seslendi: “Korkma, Avram. Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.”
2 Avram, “Ya Rab Yahve, bana ne vereceksin?” dedi, “Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezer'e kalacak.
3 Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir hizmetkâr mirasçım olacak.”
4 RAB yine Avram'a seslendi: “O senin mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.”
5 RAB Avram'ı dışarı çıkararak, “Göklere bak” dedi, “Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun onlar kadar çok olacak.”
6 Avram RAB'be inandı. RAB bunu ona doğruluk saydı.
7 Tanrı Avram'a, “Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler'in Ur Kenti'nden seni çıkaran RAB benim” dedi.

Yeremya kitabında ya da Tekvin kitabındaki ayetler yalnızca Musa’nın yasasının ışığı altında bakmamalıyız. Yasa, Musa aracılığıyla, vaat ise İbrahim aracılığıyla verilmişti. Her ne zaman Tanrı’nın belirli topraklarda bir araya getireceği uluslara ya da topraklara bakarsak; mutlaka Musa’nın gerisine, İbrahim’e bakmalıyız. Tekvin 12. ve 15. bölümde Tanrı, İbrahim’e hem soyunun çok olacağı vaadini, hem de miras vaadini veriyor. Bu miras ise, vaat edilen topraklar ya da özel olarak Kenan diyarıdır (İbraniler 11:8-16). Şu anda bizim ilgi noktamız şudur: İbrahim’in zürriyeti kimdir? Bunların alacakları miras nedir?

Yeremya, İşaya, Hezekiyel ya da Tekvin bölümlerindeki ayetlerin hepsine bakarken tekrar ve tekrar karşımıza çıkan şey, vaat edilen toprakların Kenan diyarı olduğudur. Bunu inkar etmek istemiyoruz:
Mezmur 37:11 Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak,
Derin bir huzurun zevkini tadacak.

Yine burada yumuşak huyluların (halimlerin) dünyayı miras alacaklarını söylüyor. Bu ayet size bir şey çağrıştırıyor mu? Bu aslında İsa’nın ağzından duyduğumuz: “Ne mutlu…” sözlerinden bir tanesidir:
Matta 5:5 Ne mutlu yumuşak huylu olanlara!
Onlar yeryüzünü miras alacaklar.

Tekvin Kitabında Tanrı, İbrahim’e belirli bir toprak parçasını söz vermişti. Ancak İsa geldiğinde, bu verilen toprak parçasını tüm yeryüzüne genişletiyor. İsa’nın yaptığı şeye dikkat ederseniz lütfu fazlalaştırarak, genişletiyor.

Romalılar 4:13 Çünkü İbrahim'e ve soyuna dünyanın mirasçısı olma vaadi, Kutsal Yasa yoluyla değil, imandan gelen aklanma yoluyla verildi.
Burada dikkat ederseniz; İbrahim’e ve soyuna, ikisine birden bir miras veriliyor. Ama Tekvin Kitabında yalnızca vaat edilen Kenan diyarıydı. Fakat burada elçi Pavlus, geniş olan bu vaadi açarak, vaadin yalnızca Kenan diyarını değil, tüm dünyayı kapsadığını belirtiyor. Bu yüzden verilen vaat, İbrahim’in soyu için genişletiliyor. Daha sonra akla gelen soru ise şudur: İbrahim’in soyunun kim olduğudur?

Tekvin 12. ya da 15. bölümlerden hayal ettiğimiz İbrahim’in soyundan daha fazla bir soy mudur?

Romalılar 4:16-17 Bu nedenle vaat, Tanrı'nın lütfuna dayanmak ve İbrahim'in bütün soyu için güvence altına alınmak üzere imana bağlı kılınmıştır. İbrahim'in soyu, yalnız Kutsal Yasa'ya bağlı olanlar değil, aynı zamanda İbrahim'in imanına sahip olanlardır. «Seni birçok ulusun babası yaptım» diye yazılmış olduğu gibi İbrahim, iman ettiği Tanrı'nın, ölülere yaşam veren, var olmayanı varlığa çağıran Tanrı'nın katında hepimizin babasıdır.
Burada gördüğünüz gibi İbrahim’in soyu sadece Yasa altında bulunan İsrail değil; tersine İbrahim’in imanına sahip kişilerdir. Bu nedenle imanın ev halkına ait olanların hepsi, dünyayı miras olarak alırlar. Tanrı’nın vaadini yalnızca Yasa altında olan İsrail ve Kenan diyarı ile kısıtlamak bu vaadin doluluğunu ve gücünü kısıtlamak olacaktır.

Galatyalılar 3:28 Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı vardır. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz.
29 Ve eğer Mesih'e aitseniz, o zaman İbrahim'in soyundansınız, vaade göre de mirasçılarsınız.
Yani İbrahim burada söylediğinden daha açık bir şekilde ifade edemezdi. “Eğer Mesih’e aitseniz, İbrahim’in soyundansınız” diyor. 28. ayete bakarsak gerek Yahudi, gerekse Grek olalım, vaade göre mirasçılarız. Hangi vaade göre? Tekvin 12 ve 15. bölümdeki vaatlere göre.

Aslında Tanrı vaadini hiçbir zaman İsrail ile ve onun etnik olarak alacağı kara parçasıyla, Kenan diyarıyla kısıtlamak istemedi. Tanrı’nın vaadi tüm dünyayı ve herkesi kapsıyordu. Herkesten kastedilen, tüm gerçek iman sahipleridir. Böylece İsrail için farklı, kilise için farklı bir amaç yoktur, hepsi tek bir amaç ve tek bir Ahit altındadır. Eğer bunu red edersek, aslında Efesliler Mektubu 2. bölümü de reddetmiş oluruz:
Efesliler 2:14-16 Çünkü Mesih'in kendisi barışıklığımızdır. Kutsal Yasa'yı, buyrukları ve kurallarıyla birlikte etkisiz kılarak iki topluluğu birleştirdi, kendi bedeninde aradaki engel duvarını, yani düşmanlığı yıktı. Amacı, bu iki topluluktan kendisinde yeni bir insan yaratarak esenliği sağlamak, düşmanlığı çarmıhta öldürmek ve çarmıh aracılığıyla bir bedende iki topluluğu Tanrı'yla barıştırmaktı.
17 O gelip, hem uzakta olan sizlere, hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.
18 O'nun aracılığıyla hepimiz aynı Ruh'ta Baba'nın huzuruna çıkabiliriz.

Burada Tanrı’nın yapmak istediği şey tek bir insanlıktan, iki yeni insan yaratmak değil; ama iki yeni insandan tek bir toplum yaratmaktır. Bunun nasıl olduğunu görmek için başka bir şeye bakalım: Tanrı’nın İsrail için farklı bir planı olduğuna inanan Hristiyanlar, zamanın sonunda da Tanrı’nın Eski Ahit’teki tapınağı tekrar inşa edeceğine inanırlar. Bu bölümde Hezekiel, İsrail’in geri toplanmasından bahsetmektedir. Bu geri toplanma gerçeği yüzünden Hezekiel, bu tapınağın tekrar inşa edilmesinden söz eder. Ama bu görümün kapsamı ve genişliği artık, sadece belirli bir insan grubunu kastetmemektedir. Bu görüm sırasında kafasında olan, artık yüce bir son günler tapınağıdır. Daha önce sorduğumuz soruyu yeniden soralım: Bu zürriyet kimdir ve miras nedir?

Şimdi de “bu tapınak nedir?” sorusunu sorduğumuzda Petrus’un dediği gibi, Mesih’in Ruh’u peygamberlerin içinde bulunarak; tüm insanları Mesih’e yönlendiriyordu. Eğer Kutsal Ruh, bu peygamberler aracılığıyla bizlere son zamanları işaret ediyorsa, yine bu kişiler aracılığıyla göstermiş olduğu tapınak nedir?

Tabi ki, bu Kudüs şehrinde tepenin üzerinde, fiziksel bir tapınak olmayacak. Kutsal Kitap eskatolojisinin doğası gereği, bu tapınağın ne olacağı konusunda ileri-geri düşünmeye gerek yoktur. Zira Kutsal Kitap bunu söylüyor:
Efesliler 2:19 Buna göre artık yabancı ve garip değil, kutsallarla birlikte yurttaş ve Tanrı'nın ev halkısınız.
20 Elçilerle peygamberlerden oluşan temel üzerine bina edildiniz. Köşe taşı Mesih İsa'nın kendisidir.
21 Bütün yapı, Rab'be ait kutsal bir tapınak olmak üzere O'nda kenetlenip yükseliyor.
22 Siz de Ruh aracılığıyla, Tanrı'nın konutu olmak üzere hep birlikte Mesih'te bina ediliyorsunuz.

İşte, son zamanlarda inşa edilecek olan tapınak biziz. Bizler, o tapınağın bina malzemesi, diri, yaşayan taşlarız. Tanrı, Kudüs’teki tapınakta nasıl Eski Ahit zamanında bulunduysa; şimdi de bizlerin içinde daha yüce bir şekilde bulunuyor. Yine gördüğünüz gibi, bu vaadin yerine gelişi daha geniş kapsamda bir gerçekleşmedir. Aslında Tanrı’nın dünyada, bu son zamanlarda yapılacak tapınak için ne kadar çok malzemesi var. Eğer bu yapı taşları, malzemeler Mesih’e iman etmiş kimseler ise, Vahiy kitabı diyor ki, “Bu son zamanlarda ortaya çıkacak olan topluluk, herkesin sayamayacağı kadar çok olacak”

Aslında şimdi bile bu tapınak öylesine yüce ki; her ulustan yapı malzemesini Mesih kendisine çekmiş durumda. Bizler bu kadar büyük şeyler varken neden Kudüs’ün tepesindeki küçük bir tapınakla yetinelim ki?

I.Korintliler 3:16 Tanrı'nın tapınağı olduğunuzu, Tanrı'nın Ruhunun sizde yaşadığını bilmez misiniz?
17 Eğer bir kimse Tanrı'nın tapınağını yıkarsa, Tanrı da onu yıkacak. Çünkü Tanrı'nın tapınağı kutsaldır ve o tapınak sizsiniz.
Burada çok açıkça, son zamanlardaki tapınağın bizler olduğunu ve Tanrı’nın Ruh’unun da bizlerin içinde yaşadığını söylüyor. Hezekiel’in görmüş olduğu görümün gerçekleşmesi, yerine gelmesi aslında bizleriz –yani bütün dünya uluslarından oluşan Tanrı halkı. Daha önce gördüğümüz bir şey, burada da mevcut. Tanrı’nın tapınağının eskatolojik gerçeği halkın gündelik yaşamını etkilemek zorundadır.

I.Petrus 2:9 Ama siz seçilmiş bir soy, Kral'ın kâhinleri, kutsal bir ulus, Tanrı'nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan kendisinin şaşılacak ışığına çağıran Tanrı'nın erdemlerini ilan etmek için seçildiniz.
10 Bir zamanlar halk değildiniz, ama şimdi Tanrı'nın halkısınız. Bir zamanlar merhamete erişmemiştiniz, oysa şimdi merhamete eriştiniz.

Burada dikkat etmeniz gereken şey şudur: Eski Ahit’te kullanılan tapınak dili, Yeni Ahit’te Tanrı’nın halkı için kullanılıyor. Bizler, tapınak içinde hizmet veren Kral’ın kahinleriyiz. Bu yüzden de Yeni Ahit’te övgü kurbanlarımızı sunmaya çağırılıyoruz. Şimdi Eski Ahit’te Tanrı halkı için kullanılan ifadelerin, Yeni Ahit’teki kiliseden sonra Tanrı halkı hakkında nasıl kullanıldığına dikkat edin: Bizler yalnızca Kral’ın kahinleri değil; aynı zamanda seçilmiş bir soyuz. Bizler Kutsal bir ulus ve Tanrı’nın öz halkıyız. Bunları ilginç kılan şey, İşaya 43. ve Çıkış 19. bölümden alınmış olmasıdır. İsrail için söylenen ifadeler, çok rahat bir şekilde kilise için söyleniyor.

Yakup 1:1 Tanrı’nın ve Rab İsa Mesih’in kulu ben Yakup, dağılmış olan on iki oymağa selam ederim.
Bize burada kilise On iki Oymak olarak gösteriliyor.

Filipililer 3:3 Çünkü gerçek sünnetliler, Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla tapınan, Mesih İsa’yla övünen ve benliğe güvenmeyen bizleriz.
İşte, gerçek sünnetliler bizleriz [kilise]. Burada da karşımıza aynı şey çıkıyor. Eski Ahit’teki gerçek sünnette, bedenin kesilmesi kavramından çok daha derin bir kavram vardır.

Galatyalılar 6:16 Bu kurala uyanların hepsine ve Tanrı’nın İsrailine esenlik ve merhamet olsun.
Bizleri niteleyen bir başka ifade de; “Tanrı’nın İsrail’i” ifadesidir. Aslında burada çok önemli bir açıklama yapmak lazım. İsrail’le kilise arasındaki ilişkiyi yanlış anlamamak için, çok ince bir eşitlik kurmamız gerekiyor.

İsrail = Tanrı Halkı = Kilise

Bu denkleme Tanrı halkı ifadesini ekleyerek, aslında Tanrı’nın Yahudilerle işi bitmiş olması anlamını engelleyerek, Tanrı’nın tek bir amaç ve tek bir halk anlamını bu denklemde koruyoruz. Burada karşımıza çıkan tek bir Tanrı halkının iki farklı tarihsel biçimde görülmesidir. Bu bizlerin, Tanrı’nın tek bir Ahit halkı ve amacını iki farklı halk düzeni içerisinde görmemizi sağlıyor. Tanrı İbrahim’e o vaadi verirken Tanrı’nın ilgilendiği halk aslında Kendi halkıydı. Geçmişte kalacak olan İsrail hakkında değildi. Yani Tanrı’nın sadakati azalmıyor ama daha da artıyor. Tanrı İsrail’e verdiği vaatleri, İsrail’in anlayışının dışında olan yollarla gerçekleştiriyor.

Örnek: Bir baba, 2 yaşındaki oğluna: “Oğlum, büyüdüğünde sana bir at alacağım” diyor. Ama oğlu üniversiteden mezun olduğunda da oğluna bir ferrari alıyor. Oğlu, babasına sözünü tutmadığını, hile yaptığını söyleyebilir mi? Hayır, oğul şunu anlayacak: Babası, kendisine verdiği vaadi, çok daha büyük bir şekilde yerine getirdi.

Bu yüzden Tanrı, İbrahim’e verdiği Sözü, onun anlayabileceği şekilde verdi. İsrail’e de verdiği vaat, İsrail’in anlayacağı dildendi. Ama şimdi Mesih’in geliş ışığı altında Tanrı, bu vaadinin ve amacının tüm kapsamını ortaya koyabilir.

İbraniler 10:1 Kutsal Yasa'da gelecekteki iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa, her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı'ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez.
Aslında Kutsal Yasa’nın kendisi, sadece gerçeğin gölgesidir. Peki sizler bu gölgeyi, gerçeğe tercih mi edeceksiniz? Eskatoloji, Tanrı’nın gelecekte yani en sonda tüm gölgeleri kaldıracağını söyler. Ve artık Tanrı bizlere o durumda gerçeği vermiştir. Hiçbir şekilde gölgelerle yetinmek zorunda kalmayacağız.

Galatyalılar 4:1 Şunu demek istiyorum: mirasçı her şeyin sahibiyse de, çocuk olduğu sürece köleden farksızdır.
2 Babasının belirlediği zamana dek vasilerin, vekillerin gözetimi altındadır.
3 Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken dünyanın temel ilkelerine bağlı olarak yaşayan kölelerdik.
Bu bölümde sadece tek bir imanlı kişiden bahsetmiyor. 3. ayette “Biz de çocukken” diye bir ifade geçiyor. Bununla kastettiği şey; çocukken Musa’nın yönetimi altında olan Tanrı halkıdır. Yani aslında burada yapılan karşılaştırma şöyledir: Yasa altında iken Tanrı halkının çocuk olduğu; yeni çağda ise yetişkin bir halka dönüştüğüdür. Tanrı vaatlerini çocuklarının çocukluğuna göre koyarken; şimdi artık yetişkinliklerine uygun şekilde sunmaktadır. Tabi ki, bu bizim daha fazla akıllanmış olmamızdan ya da iyileşmemizden kaynaklanmıyor. Bunun sebebi artık bizlerin Mesih’in ışığı altında yaşıyor olmamızdandır. Ve bu ışık da tüm gölgeleri ortadan kaldırmıştır.

Bu yüzden bizler Kutsal Kitab’ı devamlı olarak Tanrı’nın İsrail hakkındaki amacı burada buydu, şurada da şu gibi, farklı amaçları varmışçasına okuyup ortaya çıkarmaya çalışırsak, kafamız çok karışacaktır.