#29745
Anonim
Pasif

Tanrı İsterse, Melekler İnsan biçiminde Görünürler (Hanspeter Tiefenbach)


Yaratılış 18. bölümde İbrahim yeğeni Lut için Rab’be dua etmektedir. Hatta Rab’le pazarlık yaptığı bile söylenebilir. İbrahim, Lut’un nasıl bir yerde oturduğunu biliyordu ve bu konudaki kaygılarını elbette bizim yaptığımız gibi TANRI’ya aktarıyordu. Ayrıca TANRI’nın, İbrahim’in belki üzerinde fazla durmadığı bir vaadi vardı. İbrahim’in duasını işiten Rab bunun üzerine onu ziyaret etti. Söz ettiğimiz bu metinde İbrahim gündüz sıcağında Mamre meşeliğinde çadırın kapısında oturmaktaydı. Gözlerini kaldırdığında karşısına üç adam gördü. Onları karşılamaya koştu, önlerinde yere kadar eğildi. Sonra adamları yanında kalmaya ve yemek yemeye devam etti.

Daha sonra göreceğimiz gibi burada Mesih, yanındaki iki melekle birlikte bir insan gibi görünür. RAB veya melekler isterlerse insanlara bir insan biçiminde görünüp hareket edebilirler. Bu bölümün ilk sekiz ayetinde ‚adamlar’ın yıkandıklarını, yemek yediklerini, dinlendiklerini, konuştuklarını okuyoruz. Daha sonra iki melek insan şeklinde Sodom’a gittiler (19:1), orada Lut’un evinde yattılar, ona dokunarak yanlarına çektiler (19:10).

Buna benzer bir durum bugün bizim de başımıza gelebilir. Biri bize zor durumumuzda yardım edebilir ama sonra onun izine rastlamayız. Melekler bunu yapabilirler. Ne de olsa Rab onları ‚kurtuluşu miras alacaklara hizmet etmek için gönderilen görevli ruhlar’ tasarladı.

‚Bütün melekler kurtuluşu miras alacaklara hizmet etmek için gönderilen görevli ruhlar değil midir?’ (İbraniler 1:14).

Tanrı bazen bir insanın gözlerini açabilir


Çölde Sayım 22. ve 23. bölümlerde Balam’ın öyküsü yer alır. İsrail halkı çok kuvvetliydi ve yörede olan tüm kavimleri altetti. Bu yüzden endişe duyan Moav reisi Balak, oralarda ün yapmış bir peygamberi İsrail’i lanetlemek için kiralamak istedi. Bunun için adamlarını çok yüklü bir parayla bu işi yapabilecek Balam’a yolladı. O da Rabbe sorması gerektiğini söyledi. Tanrı ise ona gitmemesini buyurmuştu. Ancak Moav kralı Balak kolay kolay pes etmedi. Çünkü o, parayla hemen hemen her kapının açılacağını düşünen birisiydi. Israrlara dayanamayan Balam sonunda eşeğiyle yola koyuldu. Ancak bu yolculuk olaysız geçmeyecekti.

Hayvan birden karşısında elinde yalın kılıcıyla Rab’bin meleğini gördü. Eşek korkudan yoldan sapıp tarlanın içine girdi. Meleği görmeyen Balam zavallı hayvana değnekle vurup tekrar yola soktu. Yolda bağların arasından geçerken melek yine hayvana göründü. Bu kez duvara sıkışan hayvanın üzerinde oturan peygamberin de ayağı sıkıştı ve eşeğe tekrar vurdu. Sonunda hem dar hem de sapacak yeri olmayan bir yola girdiklerinde eşek gördüğü meleğin karşısında yere çöktü. Küplere binen Balam tekrar hayvana vurunca RAB eşeğin ağzını açtı ve hayvan bön sahibine konuştu. Bu durumda bile hala anlayıştan yoksun olan Balam’ın karşısında burada anlatılanlara göre eşeğin kim olduğunu sorabiliriz:

‘Ve Rab Balam’ın gözlerini açtı. Ve yalın kılıcı elinde olarak Rab’bin meleğini yolda dikilmekte gördü ve başını eğdi ve yüzüstü yere düştü’ (Çölde Sayım 22:31).

Önce eşek, daha sonra da sahibi eşeği gördü. TANRI insanın gözlerini açabilir. Şimdi 2.Krallar’da bunu dile getiren çok teşvik verici bir başka olaya bakalım.

Suriye kralı Ben – Hadad İsrail’e karşı savaşıyordu. Ancak TANRI İsrail Kralı’na Elişa peygamber aracılığıyla sürekli Suriyeliler’in planlarını bildiriyordu. Böylece Suriye kralı istediği gibi İsrail’e saldıramıyordu. Bütün bunlara peygamber Elişa’nın sebeb olduğu ortaya çıkınca Ben – Hadad ordusunu toplayıp TANRI adamı Elişa’nın oturduğu Datan kasabasına yöneldi. Geceleyin atlar, cenk arabaları ve çok sayıda askerle birlikte şehri kuşattı. Ertesi gün Elişa’nın uşağı erkenden kalkıp etrafına bakınınca şehrin çevresindeki askerleri, atları ve arabaları gördü. Yüreği ağzına gelen hizmetçi:

‘Eyvah, efendim ne yapacağız?’ diye haykırdı. Elişa sakin bir şekilde uşağına: ‘Korkma!’ dedi. ‘Çünkü bizim yandaşlarımız onlarınkinden daha çok’ (6:16). Uşak daha şaşkın bir halde sahibine bakıp belki de içinden onun artık iyice sapıttığını düşünürken, Elişa’nın yalvararak şöyle dua ettiğini duydu:

‘Ya Rab, lütfen onun gözlerini aç, görsün!’ Rab uşağın gözlerini açtı,Uşak Elişa’nın çevresindeki dağların atlılarla ateşten savaş arabalarıyla dolu olduğunu gördü’ (2.Krallar 6:17).

1950’lerin başında Kenya’da Maumau kabilesi bir isyan çıkartmıştı. Bu başkaldırma Birleşik Krallık’ın sömürgesine yönelik olduğu halde çoğu zaman başka ülkelerin beyaz vatandaşları da bu saldırıların hedefi olmuştu. Ölenlerin arasında çok sayıda müjdeci ve yerli imanlı vardı.

Birgün Maumaular o yörede bulunan müjdeci grubun merkezine saldırmak üzereydiler. Erkekler ellerinden geldiğince merkezi savunmak üzere gerekli hazırlıkları yapmışlardı. İmkanlar dahilinde bir barikat kurulduktan sonra kadınlar merkezi binada saklanarak dua etmeye başladılar. Dışarıda ise erkekler birkaç silahla nöbet tuttular. Gece boyunca herhangi bir saldırı olmadı. Ertesi gün imanlılar RAB’bin onları koruduğundan emin olarak O’na sevinçle hamt ve şükür ettiler. Ama o gece ne olup bittiğinden hiç kimsenin tam olarak haberi yoktu.

Aylar sonra bir Maumau savaşçısı tövbe edip İSA MESİH’e iman etti. Müjdecilerden biri Maumaulu imanlıya o gece olup bitenleri anlatınca , bu yeni imanlı kendisinin de saldırganlar arasında olduğunu itiraf etti:

Savaşçı, saldırıyı gerçekleştirmeye kalktıklarında, gecenin karanlığında ateşten büyük yaratıkların, merkezle kendileri arasında durduklarını anlattı. Maumau savaşçıları korkuya kapılıp bir daha oraya dönmek istememişlerdi.

Merkezde bulunan müjdecilerle yerli imanlılar yardımlarına gelen melekleri görememişlerdi, ama TANRI saldırmak isteyen savaşçıların gözlerini açmıştı!

Kutsal Kitap’ta melekler insanlara göründüğü zaman bazen melek olarak da tanındı. Örneğin Yaratılış 32:1-2’de Yakup Mahanaim’de göksel orduya rast gelince onları tanır. 10:4 ve 22’deElçilerin İşleri asker Petrus’a, Kornelyus’a olanları anlatırken parlak giysiler içinde yüzbaşıya görünen adamın bir melek olduğunu söyledi. Daniel 3:25’te imanlı olmayan Nebukadnetsar fırındaki dördüncü kişiyi ‘ilah oğluna benzer’ biri olarak tarif eder.

Melekler insanlara göründüğünde çoğu zaman muhteşem ve görkemli gözükürler. Örneğin, Daniel’e geleceğe yönelik bir giz açıklamaya gelen göksel varlık şu sözlerle tanımlanır: ‘Beden sarı yakut gibiydi. Yüzü şimşek gibi parlıyor, sesi büyük bir kalabalığın çıkardığı gürültüyü andırıyordu’ (Daniel 10:6).

Esinleme 10:1’de Yuhanna’ya görünen melekse, ‘Buluta sarınmıştı, başının üzerinde gökkuşağı vardı. Yüzü güneşe, ayakları ateşten stünlara benziyordu.’ Meleklerin şimşeği andıran görünüşleri insanı bayıltabilir. Böyle bir olay mezarın önünde nöbette bekleyen kolcuların başına geldi. Taşı yuvarlayan, kar gibi bembeyaz giyinmiş meleğin karşısında onlar korkudan ölü gibi yere yıkıldılar (Matta 28:3-4).