#31013
Anonim
Pasif
fırat çölgeçen;9934 wrote:
Yaklaşık bundan 6 hafta önce kadar; bir pastör kardeşimle söyleşi de şunu ifade etti: ” Ben İslamda olan kişilere de saygı duyuyorum. ” İçtenlikle onu dinledim.Zira kaybolanların Rab’be gelmesi çok önemliydi. Önemli olan yanımızdakiler değil ( Tabi ki yanımızdakiler Rab’de önemli, ikinci oğul gibi ) ki; kaybolanlar kişilerin Rab’be gelmesi daha önemli !

Fırat Abi “kaybolmuş koyun” olarak sanırım beni ve benim gibileri kast ediyorsunuz. Eğer beni kast etmiyorsanız da, bu lafı üzerime alınmam hakkımdır, sonuçta yazılarımda bu tarz şeyler yansıttım.

Fırat Abi insan pisikolojisini bilirsiniz, eğer karşınızdaki kişiye soru sormuyorsanız ve karşılıklı olarak zıt iki fikri savunuyorsanız işte burada insan egosu dediğimiz şey çıkıyor ortaya (kendi düşüncelerini ispat etme süreci) ve gerçekten de masuname sorduğunuz bir soru, ortaya çıkan fikir ayrılıklarından ötürü ilk başta tartışmaya daha sonra da çok farklı yerlere gidiyor.

Heykeller, ikonalar konusuna hiç girmiyecem. Sonuçta bu konuda hepimiz Rab’de öz kardeşleriz. Yanlış yapılan hareketler olur ya da yapılan hareketleri yanlış anlamalar olur bunların hepsi fasa fisodur benim için. Bir nevi detaydır. Bu tarz konularda birbirimizi kırmaya hiç gerek yoktur. Sonuçta bu konuda birbirlerini kıran insanlar Rab’de öz kardeşlerdir…

Gelelim meşhur Pavlus konusuna. Ben hiç bir zaman Pavlus’u küçümsemedim. Ben hiç bir zaman ‘Pavlus Mesih İsa’ya yaraşır bir kişi değildir’ demedim, tam tersi her zaman Pavlus’un çok iyi bir Hristiyan olduğunu savundum. Hatta hatırlarsınız, sizinle de fikir ayrılıklarına düşerdik. Ben Pavlus’un sözünü dinler, kadınlar dua esnasında başını örtmelidir derdim, siz ise hayır, bu tamamiyle göreceli bir şeydir, dileyen örter dileyen örtmez derdiniz. Uzun lafın kısası, Ben Pavlus’u her zaman örnek alınası bir Hristiyan olarak görmüşümdür. Ama tüm bunlarla birlikte zaman zaman Pavlus’un sözlerinin kendi bireysel düşüncelerinin olabileceğini ve bize tavsiyelerde bulunuyor olabileceğini düşündüm.

Olayın özü buydu işte… Ama iş tartışmalara gelince, sanki ben Pavlus’u kötüleyen bir kişi konumuna düşmüştüm. Oysa ben Pavlus’u hiç bir zaman kötülememiştim. Sadece bazı noktalarda bize tavsiyeler verebileceğini düşünmüştüm (tavsiye veriyorda dememiştim, bunun olabileceğini düşünmüştüm).

Peki böyle düşünmek bir kişiyi “kayıp koyun” statüsüne sokar mı? Evet sokar… Sonuçta Kutsal Kitap Tanrı sözüyse, bu kitapta bireysel tavsiyelerin de yeri yoktur. Bu durumda da siz Kutsal Kitapın kutsallığını yadsır, “kayıp koyun” statüsüne girersiniz. Bunun da bilincindeyim… Ama bazen o düşünceleri de atamıyorum kafamdan…



Sevgili halleluya,

verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dilerim lakin sizde taktir edersiniz ki insanın kafasında sorunlar oluştuğu zaman, kişi bu sorunlara odaklanır ve başka bir şey düşünmez, düşünemez… İşte benim yaşadığım durumda bu. Yine de konuyu başka bir yöne çekip rahatsızlık vermişsem özür dilerim.

Ayrıca Fırat Abi’nin de anlayışından ötürü kendisine çok çok teşekkür ederim.