#30488
Anonim
Pasif

Hristiyan yaşamı, yasaya bağlılığa değil, Tanrı’nın lütfuna dayanır. Buyrukları yasa olarak görmek, bunları yanlış anlamaktır. Burada, insanların Hristiyan kalabilmek için bu buyruklara itaat etmeleri fikri söz konusu değildir. Çünkü kurtuluşumuz, buyruklara kusursuz bir şekilde uymamıza bağlı değildir.Bunun yerine; buyruklar, zorunluluk içeren betimlemelerdir ( tasvirlardir ). Tanrı, bizi kabul ettiği için Hristiyan yaşamının nasıl olması gerektiğini anlatırlar. Gerçekten de – bu çağda – egemenliğin ilkesi karşılık vermeme ( Mat. 5:38 – 42 )* ilkesidir.Bu, Tanrı’nın bize duyduğu karşılıksız sevgiye dayanır: Egemenlikte, her şeyin ” Baba- çocuk ilişkisi ” gibi olması öngörülür ( Mat. 5:48 )**. Önce tanrı’nın karşılıksız ve sınırsız bağışlamasını tecrübe ederiz.Ancak bu da, bizim başkalarını karşılıksız ve sınırsız bir biçimde bağışlamamıza yol açmalıdır. İsa’nın buyrukları, bize yönelik sözler olmakla birlikte Eski Antlaşma yasaları gibi değillerdir. Bizim Tanrı’nın sevilen ve kurtarılan çocukları olarak sevgiyi nasıl yaşayacağımızı tasvir ederler. Bu sevgi, tabi ki, isteğe bağlı değildir!

* Göze göz dişe diş dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin. Sizi bin adım yürümeye zorlayanla iki bin adım yürüyün. Sizden bir şey dileyene verin, sizden ödünç isteyeni geri çevirmeyin. ( Mat. 5:38 – 42 )

** Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun. ( Mat. 5:48 )

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.
Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
Dünyayı kazansan neye yarar ? hac5 isamesihyasiyor