#31850
Anonim
Pasif
didems;11601 wrote:
kilise önerinize ise katılıyorum . ve eklemek isterim Rab’bi insan aklı ile algılamamız mümkün değil. Ve elimizdeki kutsal kitabı okurken bu olanlar gercekten yaşanmış mı diye ispat etmekden ziyade orada ki mana yı anlamaya calışmanızı öneririm.

Sevgili kardeşim sözlerinize kesinlikle katılmaktayım.

Yazılı olan olayların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını görebilme gibi bir şansımız yoktur. Sonuçta bunlar 2000 sene önce yaşandı ve bizim 2000 sene öncesine geri dönüp yaşanılanları görebilme gibi bir şansımız da yoktur.

Ama ne vardır, elimizde 2000 sene öncesine dayanan geçmişe olan tanıklığımız vardır ki bu da İncil yazarlarının bize bırakmış olduğu İncil’dir. Bu İncil bile (yani geçmişe olan tanıklık bile) olayların %100 yaşanmış olduğunu bize göstermektedir.

Bu olaylara “Marangozdan Öte” adlı kitap çok güzel bir şekilde deyinmektedir ve şöyle bir örnek vermektedir: Örneğin siz öğle yemeğinizde makarna yediniz. Bunu herhangi bir insana direk olarak ispat edebilme gibi bir şansınız yoktur. Neden yoktur? Çünkü öğlen yemeğinizin vakti çoktan geçmiştir ve geçmiş bir zamana geri dönebilme gibi bir şansımız da yoktur. Evet bu bir gerçekliktir ama tüm bunlara rağmen siz yine de öğle yemeğinizde makarna yediğinizi ispat edebilirsiniz. Nasıl edebilirsiniz? Örneğin yemeği yemiş olduğunuz restauranttan aldığınız fiş ile. Ya da sizi yemek yeme esnasında görmüş olan arkadaşlarınızın tanıklığı ile. İşte şuanda elimizde bulunan Kutsal Kitap’ta bu tanıklık rolünü üstlenmektedir ve bize %100 yaşanmış olan gerçeklikleri sunmaktadır (Ayrıca arkeolojide elimize geçen Kutsal Kitap metinleri ve onların karbon testleri de, elimizdeki Kutsal Kitap’ın güvenilirliğini %100 doğrular).

Evet bu bir gerçekliktir ama yine de insanların İncil’i okurken, kavrayamadığı yerler olabilecektir. İncil diyoruz, 2000 yıldan bahsediyoruz ama aslında olay 4500 yıllık bir olay. Çünkü İncil’de kavrayamadığımız bir çok yerin cevabı Yeni Antlaşmada değil, Eski Antlaşmadadır.

Kendi hayatımdan biliyorum. İncil’i okuduğum dönemlerde bir çok şeyi bende anlayamamıştım. Çünkü olaylarda neden – sonuç ilişkisini bilemiyordum; çünkü Eski Antlaşmayı henüz daha okumamıştım!

İşte böyle olaylarlarda da kilise (yani topluluktaki bilgili insanlar) çok önemli roller üstlenmektedir. Bir kere kafaya takılan soru işaretlerini İncil-Tevrat-Zebur ile neden ve sonuç ilişkisine bağlı kalınarak açıklanması gerekir. Ayrıca insanların Eski Antlaşmayı da okumalarına yönlendirilmeleri gerekir.

Bunlar kiliseye gerek duyulmadan, bireylerin kendiliğinden yapabilecekleri şeylerdir ama bazen biz insanlar çok aceleci davranıyoruz (en azından ben bu şekildeydim). İncil’i okuduğumuzda herşeyin ap açık ve net bir şekilde olmasını bekliyoruz, ama aceleciliğimizden dolayı, olmadığını görüyoruz. İşte bu günlerde de bizi yönlendirecek insanlara gereksinim duyuluyor ki bu bilgili insanlara da kiliselerden ulaşabiliyoruz.