#28968
Anonim
Pasif

Sevgili Suna,

Yazima baslamadan once kendi hakkimda kisa bir on bilgi vermek istiyorum. 23 yasinda Turk bir katoligim. Yillar boyunca sik sik kiliseye gittim, Incil okudum ve kilisede din derslerine katildim. Universite yillarimda kiliseden nispeten uzaklasmis olsam da aklimla ve gonlumle Tanri’ya, oglu Isa’ya ve onun bize ogrettiklerine inanmaktan hic vazgecmedim. Asagida yazacaklarim bunlarin aksini dusunmenize sebep olabilir; bu yuzden kendim hakkindaki bu bilgileri ustune basa basa tekrarlamak istiyorum.

Yazdigin uzun yazida escinsellerden bahsederken sadece cinsellige deginmissin. Escinsellik denince aklina sadece cinsellik mi geliyor?

Sunu belki de benden cok daha iyi biliyorsundur ki, M.S ilk yuzyillarda bircok erkek sadece cinsel anlamda bir tatmin duygusu yasamak amaciyla baska erkeklerle birlikte oluyordu. Bunlar ici bos, hicbir anlami olmayan, insani baglar bakimindan da degersiz iliskilerdi. Bu yuzden o donemdeki “escinsellik” kavrami gunumuzdekinden cok farklidir.

Bugun escinsellik, heteroseksuellikte oldugu gibi duygusal bir bag uzerine, sevgi uzerine kurulmus bir iliskidir. Diger her turlu iliskide oldugu gibi burada da cinselligin rolu yadsinamaz; fakat cinsellik gecici bir arzudur. Belli araliklarla tezahur ediyor olsa da kisinin icerisinde her an yasayip, bir ilisikiyi surdurtebilecek guce sahip degildir. Halbuki escinsel iliskilere baktigimizda, onlarin da heteroseksuel iliskilerdeki gibi uzun sureli oldugunu goruyoruz (burada kisa sureli, sadece cinsellige dayali iliskileri saymiyorum bile); bu da demek oluyor ki bu iliskileri ayakta tutabilen bir guc var. Bu guc sevgidir arkadaslar. Kimse ama kimse iki insani bir iliski yasamasi icin zorlayamaz. Eger bir yaradilan, baska bir yaradilana sevgi besliyorsa, bu sevgiyi ifsa etmek ve karsidan gelen sevgiye cevap vermek o kisinin en dogal hakkidir. Zaten Mesih Isa’nin bize ogrettigi sey de bu degil miydi? Sevgi? Hep sevgi, hep sevgi?

Incil’i Tanri sozu olarak kabul ediyoruz hepimiz. Buna ben de dahilim. Ama sunu hic unutmayalim; Incil’in her ne kadar zamanin otesinde yazilmis oldugunu soylense de, Mesih Isa’nin sozleri haricinde baskalari tarafindan soylenmis ve yazilmis olan sozlerin sadece bir kisminin o zamanin sartlari altinda, nispeten daha az etkili bir “ebediyette” yazildigini bilmeliyiz.

Iste bu yuzden sevgili Suna, bugun escinselligi sadece cinsellik tadinda, gecici eglenceler ugruna yasayan kisiler, benliklerini farkina varamamis, kim oldugunu henuz anlayamamis insanlar soz konusu oldugunda, asagida Incil’den alinti yaptigin bolumle anlatmak istedigini ben de destekliyorum.

Fakat, iki insanin (dil, din, irk, cinsiyet, renk ayrimi yapmaksizin) birbirini SEVMEsiyle ortaya cikan duygusal bir bag icin kim ne diyebilir ki?

Bugun dunyamiz cok degisti arkadaslar. Yuz binlerce, milyonlarca cocuk sefalet icerisinde, anne-babasiz buyuyor. Bu cocuklarin genc yaslara kadar sag kalabilenlerinin bircogu, ileride toplum icin bircok yonden buyuk bir yuk veya tehdit olusturabiliyor. Yani artik bir “ureme” sorunu yok dunyanin. Kisi basina dusen cocuk sayisi bazi ulkelerde azaliyor dense de, her gun dogan cocuklarin hic azimsanmayacak bir kismi oksuz kaliyor, birakiliyor.
Demek istedigim su; artik escinsel esler, ‘evlat edinmek’ gibi dunyanin en kutsal islerinden birini yapiyorlar. Dusunsenize, tum cocuklugunu ve gencligini bir yetimhanede gecirecek bir cocuk, sevgiyle yeseren iliskilerine sevgiyle buyutecekleri bir evlat edinmek isteyen insanlar tarafindan alinip, cocuk icin bulunmasi imkansiz olan bir yuvada buyutuluyor. Bu, gunumuzdeki ebeveynsiz cocuk sorununu yavas yavas da olsa azaltmaktadir.

Simdi tekrar sormak istiyorum; Tanri sozu nedir arkadaslar? Ben cocuklugum ve gencligim boyunca edindigim birikim, aldigim din dersleri, okudugum onca sayfa sonrasi anladim bunu. Sevgidir.

Yazim fazla abartili bulunup “sevgi olgusunu cikari icin kullanan” bir kisi oldugum sanilabilir. Bu tur yorumlari gormezden gelecegime emin olabilirsiniz. Mesih Isa’nin savundugu en buyuk gercegi, argumani sizlere gostermeye calisiyorum. Sevgi. Mesih Isa tabii ki burada ozellikle asktan bahsetmemektedir. Fakat sevgi, her yonuyle her turlu iliskiyi besleyen bir olgudur. Gerek anne-cocuk sevgisi, gerekse iki kisi arasindaki yogun duygusal sevgi.

Sevgili Suna, burada bahsedilen sevgi iki insan arasindaki sevgidir. O yuzden bu kutsal olguyla bir birliktelik kuran, kimseye ama kimseye zarari olmayan, Tanri’nin sozune inanan, Mesih yolunda ilerleyen insanlar icin nasil olur da “Kesinlikle oldurulecekler, bunu hak etmislerdir.” denilebilir? Olmeyi hak etmek nedir? “Adam oldurme!” emrini nasil unuttuk?

Burada Incil’e karsi gelmiyorum, gelemem de; bunu tekrarliyorum. Fakat ozellikle Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dan sonraki bolumlerde (yani Isa’nin hayati ve ogretilerinin anlatildigi bolumden sonraki yerlerde) bahsedilen birtakim konular, o zamanin sartlari altinda degerlendirilmis, durumlara ve olaylara ne yazik ki sadece donem bazli bir yaklasim edinilmistir.

Her sey bastirilabilir: Aclik, sevhet duygusu, bilincsiz durtuler.. Fakat kim icindeki sevgiyi bastirabilir? Hepimiz Incil’i okudugumuzda, Isa’nin ogretilerini, sozlerini ister istemez ezbere tekrarladigimizda, ona, Meryem Ana’ya dua ettigimizde, veya en basitinden bir kilisenin kapisindan iceri girip hac cikarttigimizda, komunyon alip altarin gerisindeki Meryem Ana heykelciginde Meryem’in o saf, temiz yuzunu gordugumuzde ayni seyi hissetmiyor muyuz? Sevgiyi..

Bunu, kimse, ama kimse bizden kopartamaz. Bu sevgi ister bir anneye duyulsun, bir dosta, ya da bir sevgiliye. Boylesine degerli bir olguyu cinsellige indirgemek, iste asil bu kabul edilemez bir yanlistir.

Cok tesekkurler.

Tanri hepimize saglik ve huzur bagislasin. Bahsettigi tum nimetlere sukurler olsun.