#28142
Anonim
Pasif

Kilise Düzeni ve Yönetimindeki Gelişmeler

İlk yüzyıllarda Hıristiyan inancında dikkat çeken iki nokta vardı. Bunlar görsel düzenin gelişmesi ve inancın mantıksal ifade edilmesiydi.

İsa Mesih’in gerek Petrus’a gerekse diğer öğrencilere söylediği bazı sözleri kilise önderlerine geçen bir yetki olarak algılandı.

Matta 16:18-19 Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. 19 Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.”

İlk kilise yapısı Sayılar kitabındaki İsrail’in yönetimi örnek alınarak oluşturulmuştu. Birinci yüzyıl sona ermeden önce var olan kilise topluluklarında diakonos yani hizmet görücü, Presbiteros yani ihtiyar ve episkopos yani üst yönetici veya gözetmen görevleri oturmaya başlamıştı. Presbiteryen yaşlılar tarafından yönetilen demektir. Çöldeki İsrail’i ihtiyarlar yönetiyordu. İhtiyarlık sistemi sinagog düzeninden alınmıştır. Zaten ilk kilise ibadetleri de Yahudi ibadetlerinden alınmıştı. Bazı kiliselerde birden fazla episkoposun görevde olduğu bilinmektedir. Büyük olasılıkla Presbiteros ve episkopos kavramları aynı görev için de kullanılıyordu.

Kilise yönetimindeki gelişmeler tek bir şekilde olmamıştır. Kilise bazı yerlerde daha hızlı bazı yerlerde ise daha yavaş gelişmiştir. O zamanda Evrensel Kilise ruhsal açıdan birbirine bağlı ama düzen açısından birbirinden ayrıydı. 1.yüzyılda kilisenin yönetim şeklinde bir evrim gerçekleşmiştir. Daha önceleri kilisenin başında yalnızca ihtiyarlar bulunuyordu ve eşit şekilde bir yönetim vardı. Ama daha sonraları episkoposluk sistemi gelmiş ve ihtiyarların üzerinde bir episkopos kiliseyi yönetmeye başlamıştır. Ama yine de episkoposluk sistemi tam bu gündeki gibi daha büyük bir merkezin önderi değil sadece kasabanın önderliğini yapıyordu. Şunu da unutmamamız gerekir ki; o günkü kiliseler bugünkü kiliseler gibi değildi. Küçük ev kiliseleri vardı. Episkopos bulunduğu kasabadaki bütün küçük ev kiliselerinin piskoposluğunu yapıyordu. Ama kiliseler gelişip çoğaldıkça episkoposluk sistemi değişmiş ve episkopos bulunduğu bölgenin episkoposu haline gelmeye başlamıştır. Bu gelişmelerde her yerde aynı şekilde ve zamanda olmamıştır. Örneğin; Antakyalı İgnatius Antakya episkoposu olduğu dönemde Roma’nın bir episkoposu yoktu ve Roma Kilisesi ihtiyarlar tarafından yönetiliyordu.

Düzen konusunda kiliselerde hemen bir birlik oluşturmak için bir çaba harcanmamıştır. Uluslardan oluşan ilk kilise Antakya’da oluşmuştur. Bu kilisenin önderlik kadrosunda üstte belirttiğimiz hiçbir yönetici terimi geçmiyordu. Ama bunların yerine peygamberler ve öğretmenlerden bahsedilmektedir.Romalılara mektupta da kilisede peygamberler ve öğretmenlerin yanında hizmetçi, öğütçü, bağışçı veya yönetici armağana sahip kimselerin de olduğunu okuyoruz.