#30342
Anonim
Pasif

Dr. Norman Geisler’in şöyle bir açıklaması vardır: ” Eğer İsa, mezara konulan fiziki bedenin aynısı ile dirilmediyse, diriliş, O’nun Tanrı’lık bildirisinde ( Yu. 8:58; 10:30 ) kanıta dayalı olma özelliğini kaybeder. O, çarmıha gerildiği bedende dirilmiştir. Burada sözü edilen gerçek, fiziksel bir bedendir. İsa fiziksel bir bedende dirilmedikçe, O’nun dirilişinin doğrulanması olanaksızdır ve tarih içindeki inandırıcılığını yitirir. ” ( Geisler, BR, 36 ).

Dirilişin Önemi

Dünya üzerindeki dinlerin tümü sadece dördü hariç, felsefi varsayımlar üzerine kurulmuştur. Dünya görüşleri yerine kişilere dayanan 4 büyük inanç içinde sadece Hristiyanlık, kurucusunun boş olduğunu iddia eder. Yahudilik’in babası İbrahim İ.Ö. 1900 yılında ölmüştür, fakat kendisiyle ilgili hiçbir diriliş iddiasında bulunulmamıştır.

Wilbur S.Therefore Stand adlı kitabında şöyle yazar: ” Buda hakkındaki anlatımlarda onun ölümden dirilmesine ilişkin hiçbir bilgi yer almaz. Aksine en eski Mahaparinibbana Sutta kayıtlarında Buda’nın ölümüne ilişkin şu ifade yer alır: ‘ Buda ölmüş ve geride ondan hiçbir şey kalmamıştır. ‘ ” ( Smith, TS. 385 )

Dünya üzerinde milyonlarca Müslüman, Yahudi ve Budist, kendi inançlarının kurucularının ölümden dirilmediği konusunda hemfikirdirler.

W. Lane Craig şöyle yazar: ” Diriliş gerçekleşmeseydi, Hristiyanlık da var olamazdı. İsa’nın öğrencileri yenilmiş ve dağılmış bir şekilde yerlerinde kalırlardı. İsa’nın çarmıha gerilip ölmesi, O’nun Mesih olduğuna dek tüm umutlarını sonsuza dek sustururdu. İsa’yı da sadece sevgili bir öğretmenleri olarak hatırlarlardı. Çarmıh, İsa mesih’in görevinin utanç verici ve acı sonu olarak hep karşılarında dururdu. Bu nedenle, Hristiyanlık’ın kökeninde ilk öğrencilerinin Tanrı’nın İsa Mesih’i ölümden dirilttiğine dair inanışları yatar. ” ( Craig, KTR. 116 -117 )