#31619
Anonim
Pasif

Antipa’nın Günleri

Mesih, 13. ayette zulmedenlerin baskısına karşın büyük bir kararlılıkla nasıl kendisine sadık kaldıklarını anmısayarak çocuklarını övüyor. Antipa’nın günlerinde baskı çok büyük olsa gerek. Buna rağmen İnanlılar RABLERİ’ni inkar etmediler. ‘Antipa’, ‘Herkese karşı’ anlamına geliyor. Bir söylentiye göre İnanlılar Topluluğuna zarar verip, onların ruhsal meyvelerini engeleyen her şeye karşı koyan bu adam, bakırdan yapılmış bir boğanın içine yerleştirilerek ateşin üzerinde ölüme bırakılmıştır. Muhtemelen Antipa’ya yapılan ölüm işkencesi bütün topluluğa göz dağı vermek amacını da güdüyordu.

Ya Benim Yaşadığım Ortam?

Bugünlerde de bazı İnanlılar Mesih’i izlemenin hiç de kolay olmadığı yerler ve yörelerde bulunuyorlar. Rab İsa onlara; ‘nerede yaşadığını biliyorum’ diyor (bkz.Mezmur 139). En basit çözüm, örneğin yer değiştirmek, her zaman doğru olan değildir. Oturacağımız yer veya yapacağımız iş gibi en kişisel kararlarımızda Tanrımız’a danışmakla çok iyi ediyoruz. Bir çocuk ilahisinde şu sözler yer almakta: ‘İnanlılar aydın ışıkla parlamalı’ ve biraz sonra ‘her biri Rab’bin onları koyduğu yerde’ diye devam ederek bu önemli mesajı içeriyor.

Sitem

İçlerindeki Sapkınlıklar

Ayet 14 ile 15’te Rab topluluğunu uyarıyor, çünkü aralarında bulunan ve Balam’ın öğretisine sadık kalanlar ile Nikolas yanlılarının çalışmalarına tahammül ettiler. Mesih gibi Efes kilisesi de Nikolacılar ismiyle de bilinen bu saptırıcı grubun işlerinden nefret ettikleri için Rab’den övgü topladılar. Burada ise bu yıkıcı öğretinin kök salıp yayılmasına göz yumulmuştur. Nikolacılar putperest inançlar veya Romalılar’ın zulmü gibi dıştan gelip rahatlıkla tespit edilen bir ‘düşman’ değildi. Onlardan çok daha tehlikelisi, sapkınların kendi aralarında bulunmalarıdır. Onlar amaçlarının Mesih inancını yıkmak değil ama, çağdaş ve gelişmiş bir şekilde yeniden sunmaya gayret ettiklerini iddia ettiler. Buna benzer şeyleri bugün de duymuyor muyuz?

Ayrıca Nikolas yanlılarının ve Balam öğretisine sadık kalanların esasında aynı grup insanlardan ibaret olduğu dikkat çeker. Nikolas, Grekçe’de ‘halkı yenen’ anlamına geliyor. Balam ise İbranice’de ‘halkı mahveden’ anlamıyla bu sözlerin karşılığı oluyordu.

Balam Yanlıları

Balam Kutsal Kitap’ta Çölde Sayım 15:1 vd.; 25:1 vd.; 31:16 ve 2.Petrus 2:15 ile Yahuda 11’de karşımıza çıkar ve İsrail halkının putperestliğe ve cinsel ahlaksızlığa sapmasından sorumlu tutulmaktadır. Bu da Şeytan’ın İsrail halkını ve inancını yok etmek için yaptığı bir başka tehlikeli denemeydi. Bunu başarabilseydi, her zaman ana hedefi olan Mesih çizgisini kesip Tanrı’nın vermiş olduğu vaatleri boşa çıkmasını sağlardı. Düşmanın aynı şeyi Eski Antlaşma’nın başka yerlerinde, özellikle Ester kitabında, Yahudileri tamamen yok etme çabasını güttüğünde de görebiliriz.

Nikolas Yanlıları

Birinci yılın Nikolas yanlıları hakkındaki bilgilermiz, üçüncü yüzyılda aynı adı taşıyanlara göre çok daha azdır. Bazılarına göre bu grup bir zamanlar Stefanos ile birlikte hizmet görücü olarak seçilen (Elçilerin İşleri 6:5) ama daha sonra yoldan saparak gevşek bir yaşam biçimini savunmuş Antakyalı Nikolas’ın yanlıları olduğunu düşünürler. Başka bir kilise babası ise bu söylentiye karşı koyarak Nikolas’ı koruyup hizmet görücünün öğrettiği: ‘benlik inkar edilmeli’ sözünün tersine çevrildiğini savunuyordu. Nikolas’ın öğrettiği, benliğin isteklerinin üstesinden gelme gereğine karşın bu saptırıcılar bu tutkulara özgürlük vermeyi destekliyordu.

Nikolas yanlıları kiliselerde dünya ile uyuşma yollarına giderek ödün verme öğretisini savundular. Bununla ahlaksal çöküntüye neden oldukları bilinen kesin gerçeklerdendir. Balam öğretisini yayanlar, aynı şekilde Mesih İnanlılarına yaşadıkları denenmeler karşısında, inanlı olmayan eşlerle evlenmenin yanlış olmadığı, cinsel ahlaksızlığın hafif bir kaçamak olduğu ve putlara verilen kurban ayinlerine katılma serbestliğini de öğrettiler. Böylece Elçilerin İşleri 15:28-29’da Yeruşalim konseyinde, çeşitli uluslardan, milletlerden gelen inanlılar için uygun görülen kurallara karşı koydular.

Kutsal Kitap Karması
Bu sahte öğretmen ile sapıkların ortaya koydukları nedenler daha sonra Ginostiklerin de öne sürdüklerine benzerlik göstermiştir. Örneğin: ‘Şeriatin zamanı geçmiştir. Onun için yaşamı kısıtlayan kural ve yasa kalmadı. Mesih inanlısı şimdi istediği her şeyi yapmaya özgürdür’ gibi sözler ortaya attılar. Bu tür sloganları ortaya koyarken inanlının özgürlüğünü dizginsizlikle karıştırdılar. Pavlus bu konuda Galatyalılar’a yazarken 5:13’te şunları söylüyor: ‘Kardeşler, siz özgür olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlüğünüz doğal benliğe fırsat olmasın’.
Benzer şekilde Nikolacılar da şu düşünceyi yürütmüş olabilir: ‘İnsanın bedeni zaten kötüdür; sadece onun ruhu iyidir, onun için imanlı, bedeniyle istediğini yapabilir. Çünkü beden zaten yok olacaktır, bu nedenle tamamen önemsizdir’. Peki Mesih inanlısının bedeninin Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu ifade ederken ayetleri ne yapmalı? (bkz. 1.Korintliler 3:16; 6:19).
Ayrıca Tanrı’nın lütfunu öyle çarpıttılar ki, onun koruması altındaki kişinin istediğini yapabileceğini söylediler. Çünkü, ne de olsa inanlı sonra Tanrı’nın huzuruna çıkıp yaptığı her şey için af dileyebilir. Pavlus, Galatyalılar’a yazarken şöyle dedi: ‘Aldanmayın, Tanrı alaya alınmaz. İnsan ne ekerse onu biçer’ (Galatyalılar 6:2).

Bu yanlış öğreticiler Mesih inancının önemli doktirinlerini temel bağlantılarındana koparıp karıştırdıklarından kiliseler için büyük bir tehlike oluşturdular.

Kolayca Kananlar

Nasıl oldu da, bu kadar çok sayıda kişi onlara kandı? Bu tür problemlerin zeminini topluluk üyelerinin farklı farklı inanç, uygulama ve değerlere sahip olan Yahudi, Grek, Romalı ve nice başka ulus ve etnik gruplardan insanlar aynı şehirde yaşadılar. Ayrıca Bergama’da inanlı olmayanlarla yapılan evlilikler tıpkı Balam’ın zamanında olduğu gibi çok büyük sorunlara neden oldu. Çünkü o dönemde tüm toplumsal törenler ve etkinlikler sırasında yapılan ayinlerde putlara kurban da sunulurdu. Pazarda satılan etlerin tümü önceden bir puta adanırdı (2.Korintliler 8).

Mesih’e bağlı olmayanlar için bu bir sorun değildi. Aynı şekilde bayramlarda ve toplumsal şenliklerde, dini bir ayin esnasında putlara sunulan kurbanların da onlar için bir problem oluşturmadığı gibi.. Ama Mesih inanlısının bu tür şenliklere katılması uygun mudur?
Bekaret kavramı Yahudi olmayan milletler için tamamen yabancıydı. Evlenmeden önceki ilişkiler ve zina gayet normal sayılırdı. İnanlılar gerçekten bu kadar farklı olmak zorunda mıydılar? Nikolas yanlıları ve Balam öğretisine bu kadar sadık kalanlar bu soruya: ‘Tabii ki hayır’ gibilerinden ya da benzer yanıtlar vererek Mesih bağlılarını bu sapmalarda cesaretlendirmeye çalışmışlardır. ‘İçinde yaşadığımız dünyaya az çok uymakta yanlış bir şey yoktur’ diye Mesih bağlılarını ödün vermeye teşvik ettiler. Bu öğreti özellikle diğer milletlerden gelme inanlılara hitap ediyordu. Onlar Mesih inancının etik standardına uygun bir yaşam sürdürmek istedikleri zaman, birçok şeyden vazgeçmek ve alışkanlıkları konusunda bir hayli değişmek zorunda kaldılar.

Aykırı Çağrılar Duyuyor muyuz?
Dünyada bu konuda durum nasıldır? Batıda birçok toplulukta Nikolacılar ve Balam taraftarlarına göz yumuluyor. Tanrı Sözü’nün koymuş olduğu kurallara sadık kalmak isteyen imanlı: ‘Bu kadar dar görüşlü olma ya! Aman, sen ne kadar Ferisisin. Eski muhafazakar kafalı seni!’gibi aşağılayıcı cümleler karşılaşabilir. Sınırlar gitgide sulandırılıyor ve dünyaya ödün verme durumu pekiştiriliyor.

Konstantiniyen
Dünya sevgisi ve ödün verme. Bu kavramlar o dönemin Pergamon’u için çok yerinde tanımlanır. Kitabın giriş bölümünde, yedi topluluğa gönderilen mektupları kilise tarihinin farklı dönemleri olarak yorumlayan teologlardan söz ettik. Onlar da Bergama’yı zulüm dönemini simgeleyen Smyrna’nın hemen arkasına yerleştirerek onu ‘konstantiniyen’ olarak nitelendiriyorlar. İmparator Konstantin Hristiyanlığı tanımaya başladı ve daha sonra gelen Teodosius bu inancı dördüncü yüzyılın sonuna doğru devlet dini olarak ilan etti. Bunun sayesinde her tür avantaja sahip olan Hristiyan inancı, diğer ulusları bir mıknatıs gibi çekmeye başladı. Ayrıca bundan böyle Mesih’i izlemek için verilecek kişisel bir karara da gerek kalmadı. Herkes Hristiyan olduğu için sınır çizgileri giderek bulanıklaştı ve Mesih inancının etik değerleri çökerek yok oldu.

Davet, Vaat, Ödül
‘Saklı Man’
Ayet 17’de İsa Mesih’in sözüne sadık kalmak isteyenlere yönelik bir vaat var: ‘Galip gelene saklı mandan’ ve ayrıca, alandan başka kimsenin bilmediği, üzerinde yeni bir ad yazılı beyaz bir taş verilecek. Saklı man, Tanrı’nın çocuklarına görünmez bir gıda ile güç kaynağı olan ve göklerden gelen ekmeği, Mesih’i simgeliyor. İsrail halkının çölde dolaşırken Rab’den bedensel man aldığı gibi O’nun çocukları da şimdi Mesih’ten ruhsal ekmeği almaktadırlar (Yuhanna 6: 48-51).
Beyaz Taş
Beyaz taş ve onun anlamı konusunda teologlar hemfikir değiller. Dile getirilen bu manzarada özellikle kişinin yeni bir ad almasının önemli olduğuna işaret edilir. Bu, Tanrı’nın kabul edişini gösteren sevinç verici bir söz olmakla beraber Eski Antlaşma’da İsrail’in on iki oymağının adlarının üzerinde yazılı olan baş rahibin göğüslüğü ile bağlantılı olarak da görülebilir. Halkın temsilcisi bu şekilde kuşanmış olarak Tanrı’nın kutsal huzuruna giriyordu.
Bergama’daki inanlılar da belki bu dünyanın değerli taşlarına ve hazinelerine sahip olamadılar. Ama onlar İsa Mesih sayesinde Tanrı tarafından kişisel olarak kabul gördüler ve gelecekte sınırsız bereketlere sahip olacaklardır.
Bergama kilisesine gönderilen mektup, hem öğretide, hem de yaşadığımız dünyanın düşük değerlerine ödün vermeme konusunda kesin bir uyarıdır. Ayrıca Mesih inanlısına kendini adadığı doğru çizgide, prensiplerden ayrılmaması için çok önemli bir ikazdır.