#30838
Anonim
Pasif
Evangelist;9655 wrote:
Yanıt: Sanırım İslam ile Hristiyanlık arasındaki ilişkininin en ilgi çekici tarafı, Kuran’ın İsa hakkında söyledikleridir. Kuran, İsa’yı Allah’ın yolladığını ve O’nun Kutsal Ruh ile güçlendirildiğini (Sura 2:87), Allah’ın İsa’yı yücelttiğini (Sure 2:253), İsa’nın adaletli ve günahsız olduğunu (Sure 3:46; 6:85; 19:19), İsa’nın ölümden diriltildiğini (Sure 19:33-34), Allah, İsa’ya bir din kurması için emir verdiğini (Sure 42:13), ve İsa’nın göğe yükseldiğini söyler (Sure 4:157-158). Bu nedenle, imanlı Müslümanların İsa’nın öğretilerine aşina olmaları ve onlara itaat emeleri lazım (Sure 3:48-49; 5:46).
İsa’nın öğretileri kendi öğrencileri tarafından, ayrıntılı detaylarla Kutsal kitap’ta kaydedildi. Sure 5:111 der ki; öğrencileri Allah tarafından esinlendikleri için, İsa’ya ve Mesajı’na inandılar. Sure 61:6,14 hem İsa’yi hem de öğrencilerini Allah’ın yardımcıları olarak tanır. Allah’ın yardımcıları olarak İsa’nın öğrencileri, İsa’nın öğretilerini hatasız olarak kaydetmiş olmaları gerekir. Kuran Müslümanlara hem Tevrat’a, hem de Kutsal Kitab’a itaat etmeleri ve desteklemeleri için talimat verir (Sura 5:44-48). Eğer İsa günahsız ise, ögrettiği herşey tamamen doğruydu. Eğer İsa’nın öğrencileri Allah’ın yardımcıları idilerse, İsa’nın öğretilerini hatasız kaydetmiş olmaları gerekirdi.
Allah, Muhammet aracılığıyla ile Kuran’da Müslümanların Kutsal Kitab’ı calışmalarını talimat eder. Eğer Kutsal Kitap yozlasmış olsaydı, Allah böyle bir talimat vermezdi. Bu nedenle, Kutsal Kitab’ın kopyaları Muhammet’in zamanında güvenilir ve hatasızdı. Muhammet’ten 450 yıl önceye dayanan Kutsal Kitab’ın kopyaları bulunmaktadır.
……

Neden İsa’nın bizim için canını vermesine ihtiyacımız olsun? İşte bu İslam ile Hristiyanlık arasındaki KİLİT fark. İslam, Allah’ın bizi iyi işlerimizin, kötü işlerimize karşı ağır basıp basmamasına dayanarak yargıladığını öğretir. Hristiyanlık ise, hic kimsenin kendi kötü işlerini, iyi işleri ile ağır basmaya muktedir olmadığını öğretir.

Şimdi, başlıktaki sorunun cevabı şu mu oluyor?: ”Kur’an hristiyanlığın doğru bir temel üzerine oturduğunu kabul ediyor, dolayısıyle kur’ana iman etmiş bir müslüman, kur’anın emri gereğince hristiyan olmalıdır.” Cevap bu mudur?

Kur’anın kutsal kitap ve hz. İsa hakkındaki şahitliğini, yani lehteki şahitliğini fikirlerimiz için delil olarak alıyorsak, hristiyan inancının aleyhine olan şahitliğini de delil olarak almalıyız değil mi?

İşte bu aleyhteki şahitlikler asıl KİLİT olan farklılıklardır.
1. Allah’ın bir insan şekline girmesine hem ihtiyacı yoktur hem de bunun bir sebebi yoktur.
2. Allah insanı kendi suretinde (ya da halife olarak) yarattı. Yani günahsızlık asıldır.
3.Allah’ın insanlarla konuşması bile ya bir perde arkasından, ya bir elçi aracılığıyla ya da vahy yoluyla mümkünken, insanlar arasına gelip, onlar gibi yaşaması, işkence görüp öldürülmesi hiç mümkün değildir.

İşte bu farklar dolayısıyla, sadece bir müslüman değil bir yahudi de kendi inancı gereği hristiyan olamaz. Ama kendi asli inancını terkedip hristiyanlığı kabullenirse o ayrıdır tabi.

Sizin KİLİT fark dediğiniz konunun temelinde ise fark yoktur aslında. Çünkü kur’an da, insanların sadece yapıp ettikleriyle kurtuluşa eremeyeceklerini vurgular. Belirleyici olan son merci Allah’ın lütfudur. Ama kabul edilmesi gereken küçük bir nüans vardır burda. Hristiyanlık, Tanrı’nın lütfunu ön plana çıkarıp kişinin amellerini ikinci plana bırakırken, islam, kişinin amellerini ön plana çıkarıp Allah’ın lütfunu arkaya saklıyor. Bu durum sanki ortada bir çelişki varmış izlenimi doğuruyor ama yoktur. Her iki inançta da netice itibariyle kurtuluşu belirleyen Allah’ın lütfudur.

Sizin soruyu şu şekilde açarak sorarsak daha net bir cevap vermek mümkün olabilir belki:
”Ben bir müslüman olarak, yahudiliğin ve hristiyanlığın islamın içinde zaten var olduğunu düşünüyorum. Bu durumda hristiyan olmakla, tam olanı terkedip eksik olanı seçmiş olmaz mıyım?

CEVAP:………