#30909
Anonim
Pasif

Sayın Ankaralı,
öncelikle emek verip bu kadar uzunca açıklamalar yaptığınız için teşekkürler. Ama benim amacım islam ve hristiyanlık arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri ele alıp tartışmak değil. Bu tür tartışmaları aşmış olarak buraya üye olduk, ama aynı konular üzerinde defeatle konuşmak kaçınılmaz oluyor bazen. Böyle kaçınılmaz olduğu durumlarda tartışmayı forumda yapmak özel olarak yapmak daha yerinde olur kanaatindeyim. Hem site yönetiminin de buna izin vereceğini sanmıyorum. Çünkü, benzer durumla karşılaştım ve mecburen cevap yazdım. Ama yayınlanmadı. Size yazacaklarımın da yayınlanacağından emin olmadığım için emek verip uzun uzun cevap yazmak istemiyorum açıkçası.

Benim bu konudaki amacım Evangelist’in sorusuna bir açıklık getirmekti. Çünkü soruyla içerik arasında ve delil getirme şeklinde bir tutarsızlık gördüm. Bir müslümanın hristiyan olma zorunluluğu sanki kur’an ayetlerine dayandırılıyormuş izlenimi vardı. Halbuki aynı kur’anın yahudi ve hristiyanların çoğunun inanç sisteminde yanlış yolda olduklarını vurguladığı görmezlikten gelinmişti.

Ben bu konuya açıklık getirmek için, islam ve yahudiliği aynı kulvara koyup, hristiyanlıktan ayrı bir tanrı inancı olduğunu vurgulamaya çalıştım. Bu iki inanç arasındaki temel farklılığın tanrı algılamasında ve günah anlayışında olduğunu belirttim. Bu konuda sizden farklı düşündüğümüz nokta şudur:
İslam ve yahudilikteki tek Tanrı ile hristiyanlıktaki tek Tanrı anlayışları farklıdır ama bu fark sizin belirttiğiniz gibi kutsal kitap kaynaklı değildir. Sizin okuduğunuz kutsal kitabı yahudiler, müslümanlar, Yehova şahitleri, mormonlar v.s okuyorlar ama sizin vardığınız sonuçlara varmıyorlar. Yani sizin çıkardığınız Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlü-tek tanrıyı bir türlü çıkaramıyorlar.Aslında, kutsal metinler inancımızı değil, inancımız kutsal metinleri şekillendiriyor aslında. Her kesim kendi inancının delillerini kutsal kitaplarda bulduğunu iddia ediyor. Yapılan budur. Bu durumda herkesi kendi bulduğuyla rahat bırakmaktan başka çıkar yol yoktur. İlmi tartışmalar olsun ve bildiklerimizi birbirimize aktaralım ama birbirimizi anlayışsızlıkla veya başka şeylerle itham etmeyelim.

Mesela

Alıntı:
ankarali´isimli üyeden Alıntı viewpost.gif

“Üçlübirliğin ikinci üyesi, sonsuz Tanrı’nın kendisi, Baba’yla eş ve aynı özden olan Tanrı’nın Oğlu, zaman dolunca, bütün gerekli nitelikleriyle ve bunların zayıflıklarıyla birlikte ancak günahsız bir şekilde utsal Ruh’un gücüyle bakire Meryem’in rahmine düşmüş ve onun özünden olarak insan doğasını üzerine almıştır Böylece kendi başlarına bir bütün olan iki ayrı ve mükemmel doğa, yani Tanrı ve insan, birbirlerinden ayrılamayacak şekilde tek bir kişide, birbirine dönüşmeden, birleşmeden ve karışmadan bütünleşmiştir. Öyle ki bu kişi Tanrı’nın kendisi ve tamamen de insandır, fakat tek bir Mesih ve Tanrı ile insan arasındaki tek Aracıdır.”

Bu inancınızın ne kadar mantıki olduğunu düşünürseniz düşünün bir müslümanı bu konuda ikna edemezsiniz. Aslında birçok hristiyan da ikna olmuş görünmüyor bu tür açıklamalarla. Ama inanç her zaman bizim sınırlı mantığımıza uymak zorunda değildir. Onun için birçok hristiyan bu konuda ikna olmasa da inanır ve iş biter. Bu konularda bizim de sizi aydınlatmak gibi bir görevimiz olamaz. Yeri geldiğinde inancımızı ve sizin bize göre olan yanlışlarınızı belirtiriz ama sizi bu inancınızdan vazgeçirmek için de vargücümüzle uğraşmayız.

Son olarak diyebilirim ki;
Yıllardır olmasa da son birkaç yıldır kutsal kitapla haşir-neşir olan biri olarak kur’andaki Allah ile kutsal kitaptaki Yehova-Tanrı-RABB gibi isimlerle açıklanan Yaratıcı’nın aynı olduğunu gördüm. Kutsal kitapta geçen Tanrı’nın Baba’lık vasfı sadece bir mecazdir sizin de kabul ettiğiniz gibi ve bu ruhsal bir babalıktır, fiziksel değil. Bu kavram insanlar tarafından yanlış algılanmaya başlayınca kur’anın bunun kullanmayı terkettiğini düşünüyorum. Aynı şekilde Kur’anda geçmeyen ”tanrı oğlu” kavramı ise gerek tevratta gerek incilde geçiyor. İnsanlar bu kavramı yanlış algılayıp yanlış inanmaya başlayınca kur’anın bu kavramı kullanmadığını düşünüyorum. Kur’anda sadece iki yerde geçen rab kelimesinin karşılığı da kutsal kitapta öğretmen, efendi veya mürebbi manasında İsa ve Yahya için geçiyor. Kutsal ruh kur’anda da önemle anılır. Ama bir tanrı olarak değil. Tanrı’dandır ama tanrı değildir. Peygamberler de Tanrı’dandır ama tanrı değildirler.
Gördüğünüz gibi sizin farklılık dediğiniz her şeyin açıklaması var. Dolayısıyla kur’an dahil kutsal kitaplarda konuşan Tanrı’nın aynı Tanrı olduğu kesindir. Aynı olmayan şey dinlerdeki Tanrı anlayışlarıdır. Sizin inanç bildirgesi olarak alıntıladığınız düşüncelerin kaynağı kutsal kitaptır ama kutsal kitabın birebir mesajı değildir. Baba-oğul ve kutsal ruhun tek bir tanrıyı ifade ettiği tek bir ayet gösterebilirseniz bu düşüncelerimden vazgeçerim. Ama gösteremezsiniz. Şöyle diyebilirsiniz: ”Kutsal kitaplarda her şey basit cümlelerle açık açık belirtilmeyebilir”. Bu doğrudur ama Tanrı inancı gibi insanların hem bu hayatlarını hem de diğer hayatlarını ilgilendiren temel bir konunun basit cümlelerle ve açık açık belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bilmem farkettiniz mi: Farklılık düşüncelerimizde yoksa kutsal kitaplar inanç konusunda hep aynı şeyleri söylüyorlar.

Unuttuğum bir konu da sizin isimler konusundaki hassasiyetiniz. İsa değil de Yeşua demeniz. Farkındaysanız bunlar isim olarak aynıdır. İsa Yeşua isminin arapçalaşmış halidir. Muhammed’in Mehmed olması gibi. Abraham’ın İbrahim olması gibi. Siz tercihinizi yaparsınız ama bu tercihi yaşadığınız kültüre göre yaparsanız sizin için iyi olur. Avrupada Jesus dersiniz mesela. İsa dememeniz sadece doğu kültürüne ve islama karşı bir önyargınız olduğunu gösterir. Aynı şekilde, Yüce Yaratıcıyı tarif etmek için Allah yerine Yehova, Elohim, Adonay kelimelerini tercih etmeniz de aynı şeydir. Aslında Yaratıcı’nın tek sabit bir adı yoktur. Her dilde farklı ifade edilebilir ediliyor da zaten. Gerek Yehova gerek Allah isimleri, kökenine ve anlamına baktığımızda bir isimden çok sıfattırlar. YHWH=Ben O Olan’ım, ALLAH= El-İlah (Belli olan Tanrı, burdaki EL takısı belirlilik takısıdır, yoksa sizin sözünü ettiğiniz ibranicedeki EL ile ilgisi yoktur.)
Dolayısıyla isimlerin kalıpları değil manalarıdır aslolan, takılmamak gerekir.

Ankara’ya selamlar