#28777
Anonim
Pasif

Bölüm 30 –Kilisenin Yönetimi
Bu gerçek kilisenin,
Rabbimizin Söz’ünde öğrettiği
ruhsal düzene göre yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Kilisede, Tanrı’nın Söz’ünü vaaz etmek
ve sakramentleri yönetmek için
görevliler ya da pastörler olmalıdır.
Aynı zamanda kilisenin konseyinin oluşturulması için
pastörlerle birlikte
[kilisede] presbiterler ve dyakonlar da olmalıdır.

hem fakirler
hem acı çekenler
ihtiyaçlarına göre
yardım ve teselli bulsunlar diye
Bu düzen ile
gerçek din korunur;
gerçek doktrin akışına devam eder;
ve kötüler ruhsal açıdan düzeltilir ve kontrol altında tutulur,
ihtiyaçlarına göre
fakir ve acı çekenler
yardıma kavuşur ve teselli bulur.

Bu düzen ile
kilisede,
her şey iyi bir şekilde
ve iyi bir düzende yapılır,
Pavlus’un Timoteyus’a verdiği
kurala göre75
belirlenen güvenilir kimseler
görevliler olarak seçilir.

75 I.Timoteyus 3

Bölüm 31 –Kilise Görevlileri
Tanrı’nın Söz’ünün görevlileri, presbiterleri ve dyakonları
kilisenin yasal bir biçimdeki seçimi ile
kendi görevlerine
Tanrı Sözünün öğrettiğine göre
Rab’bin isminde dua ile
ve iyi bir düzen içinde
seçilmesi gerektiğine inanırız.

Böylece herkes,
çağrısından emin olsun
ve bu çağrının Rab’den
geldiğine kesin olarak emin olsun diye
uygun olmayan bir şekilde kendisini öne çıkarmamaya
fakat Tanrı tarafından çağırılana kadar beklemeye dikkat etmelidir.

Söz’ün görevlilerine gelince,
evrensel kahin
ve kilisenin başı olan
İsa Mesih’in kulları olduklarına göre
her nerede olursa olsunlar,
her birinin aynı yetkisi ve aynı gücü vardır.

Ayrıca,
Tanrı’nın kutsal düzenini
bozulmaktan ve önemini yitirmesinden korumak için
herkesin,
mümkün olabildiğince
Söz’ün görevlilerine ve kilisenin presbiterlerine
yaptıkları görevden dolayı
özel bir saygı beslemesi
ve şikayet etmeden, çekişmeden ya da kavga etmeden
onlarla barış içerisinde olması gerektiğini söylüyoruz.

Bölüm 32 –Kilisenin Düzeni ve Disiplini
Kiliseleri yönetenlerin,
kilise bedeninin devam etmesi için
kendileri arasında belli bir düzen
kurmalarının ve bunu yerleştirmelerinin
faydalı ve iyi olduğuna inansak da,
bu kişilerin
tek Efendimiz olan
Mesih’in
bizler için
düzenlemiş olduğundan
sapmama konusunda her zaman dikkatli olmaları gerektiğine inanıyoruz.

Bu yüzden Tanrı’ya olan tapınmamızda
bütün insan icatlarını
ve yasaların üzerimize koyduğu
vicdanımızı herhangi bir şekilde
bağlayan ve zorlayan her şeyi reddederiz.

Kabul ettiklerimiz ise sadece,
herkesin Tanrı’ya itaatini sürdürmesinde
düzenin ve birliğin sağlanmasında
uygun olanlardır.

Bütün bu zorunluluklarla birlikte,
Tanrı’nın Söz’üne göre
aforoz uygulaması
olması gereklidir.

Bölüm 33 –Sakramentler
İyi olan Tanrımızın,
kabalığımızı ve zayıflığımızı bilerek
vaatlerini bizlerde mühürlemesi
bizler için olan iyi isteği ve lütfundan bizleri emin kılsın
ve aynı zamanda imanı güçlendirsin ve devam ettirsin diye
sakramentleri bizler için düzenlediğine inanıyoruz

bizlere verdiği kurtuluşu
bizlerde tasdik etsin diye
dışsal duyularımıza daha iyi bir şekilde göstererek
yüreklerimizde içsel olarak yaptıklarını göstermek için
ve de Söz’ü aracılığı ile anlayabilelim diye
Tanrı bu sakramentleri Müjde’nin Söz’üne ekledi.

Sakramentler,
Kutsal Ruh’un gücü sayesinde
Tanrı’nın içimizdeki işleyişi aracılığı ile
manevi ve görünmez olan bir şeyin
görünür işaretleri ve mühürleridir.
Böylece sakramentlerin gerçeği İsa Mesih olup
O’nsuz sakramentler hiçbir şey olacağından
sakramentler bizleri kandırmak ve aldatmak için
anlamsız ve içi boş işaretler değildir

Daha da ötesi,
Efendimiz Mesih’in bizler için düzenlediği
sakramentlerin sayısı tatminkarız.
Sadece iki adettir:
vaftiz sakramenti,
İsa Mesih’in Kutsal Sofrası (Rab’bin Sofrası).

Bölüm 34 –Vaftiz Sakramenti
Kendisinde Yasanın tamamlandığı İsa Mesih’in
kanının dökülmesi aracılığı ile,
günahların karşılığı ya da kefareti olarak
birisinin akıtacağı ya da akıtmak istediği
diğer bütün kan dökümlerine (kurban) bir son verdiğine
inanıyor ve itiraf ediyoruz.

Kan ile gerçekleştirilen
sünnetin kaldırıldığından
O (İsa) sünnet yerine
vaftiz sakramentini oluşturmuştur.
Bu sakrament ile Tanrı’nın kilisesine kabul edilir,
ve diğer bütün insanlardan ve dinlerden ayrılmış olur,
O’nun izini ve işaretini taşıyarak,
tamamen O’na adanmış olabiliriz.
Vaftiz sakramenti aynı zamanda
Babamız lütufkar olduğundan
sonsuza kadar bizim Tanrı’mız olacağına tanıklık eder.

Bundan dolayı
kendisine ait olanlara
“Baba’nın
ve Oğul’un
ve Kutsal Ruh’un adında”76
pak su ile vaftiz olmalarını buyurmuştur.

Tanrı bizlere bu şekilde
üzerimize dökülen suyun
bedenin kirini arıtması gibi,
vaftiz edilenin
üzerine serpiştirilen su
İsa Mesih’in kanında içsel olarak,
Kutsal Ruh aracılığı ile
ruhumuzda yaptığına aynı işe işaret eder.
Mesih’in kanı ruhu günahtan yıkar ve arındırır
gazap çocuklarıyken
Tanrı’nın çocuklarına dönüştürür.

Bu fiziksel su ile olmaz
ruhsal diyarımız olan
Kenan’a girmemiz
ve şeytan olan
Firavun’un zulmünden kaçmamız için
geçmemiz gereken kendi Kızıl Denizimiz olan
Tanrı’nın Oğlu’nun üzerimize serpiştirilen değerli kanıdır.

Bundan dolayı kilise görevlileri
bizlere gözle görünür olan sakrament verir,
ancak sakramentin işaret ettiğini–
açıkça görünmez hediyeleri ve lütufları;
bütün kirliliklerimiz ve adaletsizliklerimizden
ruhlarımızın yıkanması, paklanması ve arınmasını;
bütün teselliyle
yüreklerimizin yenilenmesi ve dolmasını;
O’nun babacan iyiliğinin
gerçek güvencesini vererek;
bütün işleriyle birlikte
“yeni insanı” giyinip “eskisini” çıkartmayı
Rab verir.

Bu sebepten dolayı,
iki defa doğamayacağımız için
sonsuz yaşama kavuşmak isteyen her hangi birinin
asla bir daha tekrar etmeksizin
sadece bir kere vaftiz olması gerektiğine inanıyoruz.
Bu vaftiz,
sadece su üzerimize dökülürken
ve vaftizi olduğumuz an için değil
fakat bütün yaşamlarımız
boyunca
[geçerli ve] faydalıdır.

Bu sebepten dolayı,
bir kez alınan
tek bir kez gerçekleştirilen vaftiz ile tatmin olmayan
ve inananların çocuklarının
vaftiz olmalarını yargılayan Anabaptist’lerin[11] hatalarından nefret ederiz.
İsrail’de küçük çocukların sünnet olması gibi,
bizim çocuklarımıza verilmiş olan
aynı vaadin temelinde
bizler çocuklarımızın vaftiz olması
ve antlaşmanın işareti ile mühürlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ve gerçekten
Mesih, yetişkinlerin arınması için döktüğü kanını
imanlıların çocukları için daha az dökmemiştir

Bu yüzden çocukların da
Mesih’in onlar için yaptığı işaret ve sakramenti
Rab’bin yasada çocuklar için
bir kuzu sunmayı buyurması gibi
İsa Mesih’in acı çekme ve ölme sakramentinin
doğduktan kısa bir süre sonra
kendilerine verilmesi için alması gerekir
İsa Mesih’in sakramenti budur.

Daha da ötesi,
Yahudiler için sünnetin yaptığı şeyi
çocuklarımız için vaftiz yapar.
Pavlus bu yüzden vaftize,
“Mesih’in sünneti,”77 demiştir.

76 Matta 28:19
77 Kololseliler 2:11

Bölüm 35 –Rabbin Sofrası Sakramenti
Kurtarıcımız İsa Mesih’in
ailesi olan
kilisesine,
aşılanmış ve yeniden doğmuş olan kişilerin
ruhça beslenmesi ve devam etmesi için
Rab’bin Sofrası sakramentini emrerttiğine ve teşkil ettiğine
inanıyor ve itiraf ediyoruz.

Yeniden doğmuş olan kişilerin iki yaşamı vardır.
Biri fiziksel ve geçici olandır–
Doğdukları ilk andan itibaren var olan
ve bütün herkesçe müşterek olan.
Diğeri ise ruhsal ve göksel olandır–
sadece Tanrı’nın seçmiş olduklarınca
İsa Mesih’in bedeninin paydaşlığında,
Müjde’nin Söz’ü aracılığı ile gelen,
ikinci doğumlarında verilen müşterek olan yaşam.

Böylece fiziksel ve dünyadaki hayatı desteklemek için
herkesçe müşterek olan
yaşamı verdiği gibi
dünyasal ve maddi bir ekmeği
Tanrı bizim için ayırdı.
sadece imanlılara ait olan
ruhsal ve göksel yaşamı desteklemek için
yaşayan bir ekmeği
cennetten [dünyaya]
iman aracılığı ile
uygun bir şekilde
ruhsal olarak kabul edilip
yenildiğinde
inananların ruhsal hayatını
besleyen ve devam ettiren
ismen İsa Mesih olanı gönderdi:

Bu ruhsal ve göksel ekmeği
temsil etmesi için
Mesih,
bedeninin sakramenti olarak dünyasal ve gözle görülür bir ekmeği,
kanının sakramenti olarak da şarabı atamıştır.
Bunu yaparak
aracılığı ile hayatımızı devam ettirdiğimiz
elimizle alıp tuttuğumuz
ve ağzımızla yiyip içtiğimiz sakramentler ne kadar gerçek ise
ruhsal yaşamlarımız için de
ruhumuza gerçekten aldığımız
tek Kurtarıcımız olan
Mesih’in gerçek bedeni ve kanı olan
sakramentlerin o kadar gerçek olduğunu
bize tanıklık eder.
Bu sakramentleri,
ruhumuzun eli ve ağzı olan iman ile alırız.

Tanrı’nın Ruhunun etkinliğinin
gizli ve anlaşılamaz olduğu
her ne kadar bunu yapma şekli
kavrayışımızın
ve anlayışımızın ötesine gitse de
Mesih temsil ettiği her şeyde
bu kutsal işaretler aracılığı ile
kendisi içimizde çalıştığından
İsa Mesih’in sakrametlerini
boş yere tayin etmediği,
şimdi açıktır.

Yediğimizin İsa’nın doğal bedeni
ve içtiğimizin İsa’nın kanı olduğunu söylerken
bir yanılgı içerisinde olmayız–
ancak bunu yeme şeklimiz
ağız yolu ile değil
Ruhta iman aracılığı iledir.

İsa Mesih her zaman
Babası olan Tanrı’nın sağında,
cennette oturmaya devam edecektir–
iman yolu ile bizlere
kendisini sunmaktan
asla geri kalmamaktadır.

Bu şölen, bütün yararları ile birlikte
Mesih’in kendisini bize sunduğu
ruhsal bir sofradır.
Bu sofrada hem O’nun kendisinden
hem de O’nun çarmıhtaki acılarının ve ölümünün erdemlerinden
hoşnut olmamızı sağlar,
bizlerin zayıf ve kederli ruhlarını,
O’nun bedeninden yiyerek
besler, güçlendirir ve teselli eder;
O’nun kanından içerek
ferahlatır ve yeniler.

Daha da ötesi,
sakramentler ve işaret ettikleri birleşmiş de olsalar,
bunlara her katılana bu ikisi birden nasip olmaz.
Kötü insanlar kendilerinin
mahkumiyetinin sakramentini alır
fakat sakramentin gerçeğini almazlar.
Yahuda [İskariyot] ve Büyücü Simon,
her ikisi de gerçekte sakrament almışlardır
ancak sakramentin işaret ettiği
Mesih’i almamışlardır.
O sadece imanlılar ile ilişki içindedir.

Sonuç olarak,
yumuşak huyluluk ve saygı ile
Tanrı’nın halkı olarak bir araya geldiğimizde
Kurtarıcımız olan Mesih’in ölümünün
kutsal hatırası eşliğinde
şükranla
birlik içinde olarak
ve imanımızı ve Hristiyan dinini
itiraf ederek
kutsal sakramenti alırız
Bundan dolayı kendisini dikkatlice sınamadan
“bu ekmeği yiyerek
ve bu kaseden içerek
kendi yargısını yiyip içmesin diye” 78
hiç kimse bu sofraya gelmemelidir.

Kısaca,
bu kutsal sakramentin kullanılması aracılığı ile,
Tanrı’ya ve komşularımıza karşı
gayretli bir sevgiye yönlendiriliriz.

Bundan dolayı
insanların sakramentlere eklediği ve karıştırdığı
bütün karışık fikirleri ve lanetli icatları
sakramentlerin kutsallığını bozduğu için reddederiz.

Ve Mesih’in ve elçilerin bizlere öğrettiği
yordam ile yetinerek,
bu konuda onların söylediği gibi
söylemeliyiz.

78I.Korintliler 11:27

Bölüm 36 –Hükümetler
İnsan ırkının bozulmuşluğu yüzünden
iyi olan Tanrımız, krallar, prensler ve sivil hükümetler atadığına
inanıyoruz.
İnsanın yasa tanımazlığının kontrol altına alınması,
ve insanlar arasındaki
her şeyin iyi bir düzen ile idare edilmesi için
dünyanın yasalar ve politika ile yönetilmesini ister.

Bu nedenle hükümetlerin ellerine,
kötülerin cezalandırılması
ve iyilerin korunması için
kılıç koymuştur.

Bu amaç uğruna çağrılmış olan yöneticilerin
Tanrı’yı hoşnut eden
toplumsal gelişime katkıda bulunmak için
Tanrı’nın yasasına bağımlı olma,
Müjde’nin vaazına
ve ilahi tapınmanın her parçasına
engel teşkil eden her unsuru ortadan kaldırma
görevleri vardır.

Onlar bunu yapmalılar;
kendilerine ait araçlarla
sorumluluklarına verilen alanlarda çalışırken
mutlak bir otorite uygulamaya yönelik
her türlü eğilimden kaçınmaları gerekir.

Böyle yapmaları durumunda
Tanrı’nın Söz’ü serbestçe yayılabilir;
İsa Mesih’in krallığı ilerleyebilir;
ve her türlü Hristiyan karşıtı güce karşı konulmuş olur*

Daha da ötesi herkes,
statü, durum ve rütbe farkı olmadan,
hükümete itaat etmeli,
ve vergilerini ödemeli,
ve temsilcilerine hürmet ve saygı göstermeli,
ve Tanrı’nın Söz’ü ile
çelişmeyen her konuda onlara itaat etmeli,
onların tüm yollarında
Rab’bin isteği onları yönlendirsin
dindarlıkla ve ahlaklı bir şekilde
esenlik dolu ve sakin bir hayat sürebilelim diye.
dua etmeliyiz.**

Bölüm 37 –Son Yargı
Son olarak bizler,
Tanrı’nın Söz’üne göre,
(hiçbir yaratığın bilmediği)
Rab’bin belirlediği zaman geldiğinde,
ve seçilmişlerin sayısı tamamlandığında
Rabbimiz İsa Mesih
aynen yükseldiği gibi,
büyük görkem ve yücelik içerisinde
bedence ve gözle görülür bir biçimde
yaşayanların ve ölülerin
üzerinde yargıç olduğunu beyan etmek için
göklerden gelecektir.
Bu eski dünyayı ise,
arıtmak için
alev ve ateş ile yakacaktır.

dünyanın
başlangıcından sonuna kadar yaşamış olan
erkekler, kadınlar ve çocuklar
O zaman bütün insanlar kişisel olarak
büyük yargıcın önünde gözükecek–
Baş meleğin seslenmesiyle
ve ilahi borazanın sesiyle79
oraya çağrılacaklar.

O günden önce ölenlerin hepsi,
topraktan dirileceklerdir
ruhları,
içinde yaşamış oldukları
kendi bedenleri ile katılıp birleştirilecektir.
O an yaşamakta olanların hepsine gelince
diğerleri gibi ölümü ölmeyecekler
“çürüyenden çürümezliğe”80
“göz açıp kapayana dek” değiştirilecekler.

Arkasından “kitaplar” (vicdanlar) açılacak,
ölüler, iyi ya da kötü
bu dünyada yaptıklarına göre yargılanacaklardır.81
Gerçekte bütün insanlar,
bu dünyanın
sadece oyun olarak nitelendirdiği
söyleyecekleri her boş sözün hesabını vereceklerdir.82
Arkasından insanların bütün sırları ve ikiyüzlülükleri
herkesin gözü önünde
açıkça meydana çıkarılacaktır.
Bu yüzden,
iyi sebeplerden dolayı,
bu yargı günü fikri bile
kötü insanlar için korkunç ve dehşet vericidir.
Fakat doğru ve seçilmiş olanlar için
onların kurtuluşları tam bir biçimde
o an tamamlanacağından
büyük mutluluk
ve büyük tesellidir.
O zaman işlerinin
ve çektikleri eziyetlerin meyvelerini alacaklardır;
onların masumiyeti herkes tarafından açıkça kabul edilecektir;
bu dünyada
kendilerine zulmeden, karşı gelen ve baskı uygulayan
kötüler üzerine Tanrı’nın getireceği
korkunç intikamı görecekler.

Kötüler,
kendi vicdanlarının tanıklığı ile
mahkum edileceklerdir–
“iblis ile onun melekleri için hazırlanmış
hiç sönmeyen ateşte”83
sadece işkence çekmek üzere
ölümsüz kılınacaklardır.

Tüm bunların aksine
imanlılar ve seçilmişler
onur ve yücelik ile taçlandırılacaklardır.
Tanrı’nın Oğlu,
Baba’sı Tanrı ile kutsal ve seçilmiş melekler önünde
“onların adını itiraf edecek”84
“onların gözlerinden bütün yaşları silecektir”85
her ne kadar günümüzde
bir çok yargıçlar ve görevliler tarafından
din düşmanı ve şeytan olarak yargılansalar da
Bu gözyaşlarının sebebinin–
“Tanrı’nın Oğlu’nun amacından dolayı” olduğu bilinecektir.

Ve lütufkar bir ödül olarak
insan yüreğinin
asla hayal edemeyeceği bir şekilde
Rab onları görkem sahibi yapacak

Böylece Tanrı’nın,
Rab’bimiz İsa Mesih’teki vaatlerinden
tam bir sevinç alalım diye
o büyük günü özlemle bekliyoruz.

79I.Selanikliler 4:16
80I.Korintliler 15:51-53
81Vahiy 20:12
82Matta 12:36
83Matta 25:41
84Matta 10:32
85Vahiy 7:17


Kaynakça
Ecumenical Creeds and Reforomed Confessions
(Grand Rapids, Michigan: CRC Publications), 1988


[1] Tanrı’nın basitliği: 1-) Tanrı, “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” olarak bölünemez. 2-) Tanrı’nın nitelikleri –iyiliği, kutsallığı, merhameti, v.s.- birbirinden ayrılamaz; O’nun özünden ayrılamaz

[2] İngilizcede Marcion. (Pontuslu; İ.S. 80–160) Sadece Pavlus’u elçi olarak kabul ettiği halde Pastörel mektupları da kabul etmedi. Luka Müjdesinin küçük bir kısmını kabul etti. Eski Ahit’i red etti. Ona göre Eski Ahit’teki Tanrı yaratıcı, yasa veren ve adil olan Tanrı’dır. Fakat İsa Mesih’in Babası olan Tanrı tam farklı bir Tanrı’dır. Mesih gelmeden önce hiç kimse bu Tanrı hakkında bir şey bilmezdi. Yeni Ahit’te Tanrı lütufkar, merhametli ve kurtaran Tanrı’dır.

[3] İngilizcede Mani. Marcion’un öğretişinden çok fazla etkilenmiştir. Mani (İ.S. 216–276) Suriye ve Pers bölgelerinde yaşadı. Gnostisizimin en son temsilcilerinden biridir. Onun öğretişi (Manichaeism) Manikeizim’dir. İki ayrı tanrıya inanır: Işık Tanrı ve Karanlık Tanrı. Maddenin kötü olduğuna inandığı için insanın fiziksel yapısının mutlak kötülükle dolu olduğunu düşündü. Ona göre insanlar canlarını gnosis (bilgi) aracılığıyla uyandırabilirdi. İsa Mesih dünyaya gelen pek çok kurtarıcıdan biri olarak kabul ettiği gibi O’nun bedende dünyaya geldiğini kabul etmedi.

[4] İngilizcede Praxeas (İ.S. 225-250). Kilise Babalarından Tertulyan ona karşı bir kitap yazdı. Baba ve Oğul’un aralarında bir fark olmaksızın aynı olduğunu düşündü. Baba’nın bakire Meryem’in rahmine girerek Oğul olduğunu, böylece oğulun acı çekerek ölüp dirildiğini ileri sürdü.

[5] Sabellius (Romalı; İ.S. 198–220). Tanrı’nın Krallığını ‘Modalistik Monarşizm’ olarak yorumladı. Yani Tanrı’nın üç farklı maske kullandığını düşündü. Çok Tanrıcılık görüşüne katılmayıp Tanrı’nın birliğini vurgulamaya çalıştı. Ona göre “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” ifadeleri sadece Kutsal Kitap’ta kelime olarak vardır; ancak hepsi tek kişidirBir Tanrı’nın kendisini tarih içinde üç farklı maske ile açıkladığını düşündü. Bunların hepsi de ona göre Baba idi. Yani Baba geçici bir zaman için Oğul şeklini ve daha sonra ise Kutsal Ruh şeklini kullanmış oldu.

[6] Samosatalı Pavlus (Antakya Episkoposu 260-272). İsa Mesih’in diğer insanlardan çok farklı olmadığını ileri sürdü. İsa Mesih’in kişisel gayret ile Tanrı’ya diğer insanlardan daha fazla yakın olduğunu savundu. Yani İsa’yı, Tanrı ile ahlaki düzeyde iyi bir ilişki kurmuş kişi olarak düşündü. Böylece bu ilişkinin sonucunda İsa’nın insanlığının bittiğini ve O’nun bu şekilde Tanrı olduğunu düşündü. Antakya Konseyinde (İ.S.268) afaroz edildi.

[7] Ariyus (İ.S. 250– 336). İskenderiye’li dir (Mısır). ‘Polytheizim’ (çok tanrıcılık) inancından kaçmak istedi. Ona göre bu Tek Tanrı yalnız Tanrı Baba’dır; Oğul Tanrı ve Kutsal Ruh Tanrı yoktur. İsa’nın özel bir kişi olarak Baba Tanrı tarafından yaratılışın başlangıcında yaratıldığını düşündü. İsa’nın fiziksel dünya ile Tanrı arasında aracılık yaptığını düşündü. Çünkü Tanrı çok yüce olduğundan dünyaya dokumazdı. İsa’yı kurtuluş yolu için itaat ile insanlara örnek olmuş biri olarak değerlendirdi.

[8] İngilizcede Manicheans.

[9] İngilizcede Epicurean. Epicurus (İ.Ö. 341-270). Temel olarak bu dünyadaki yaşamın amacını zevklerde aradı. İnsanlara ve kendine zarar vermeden, dikkatlice ve bilgece hayatın zevklerini yaşamayı amaçladı. Böylece tecrübeler yoluyla bilgiye ulaşılacağını düşündü. Bu düşünce aşırı bağımsızlık fikrini getirdiğinden böyle düşünen kimseler toplum içinde sorumluluk almak istemediler. Pavlus da epikürcüler ile konuştu.

[10] İngilizcede Pelagian. Pelagius (Britanyalı, İ.S. 400 – 431). Kendisi Roma’da ve daha sonra kuzey Afrika’da öğretiş verdi. Pelagius’a göre Adem’in düşüşünün insanın iradesini hiç etkilemediğini düşündü. Bu durumda ‘İlk Günah’ diye bir şey ve bunun suçluluğu, bozulmuşluğu diye bir şey olamazdı. Pelagius’a göre Hrıstiyan olmayan biri Tanrı’dan bir yardıma ihtiyaç duymaksızın kendi çabası ile Hristiyan olabilirdi. Hrıstiyanların Tanrı’nın yardımı olmadan her şeyi çok mükemmel yapabileceğine inandı. Bir anlamda insanların iyi işlerle kurtulacağına inandı.

[11] “Ana” tekrar, “baptist” vaftiz anlamındadır; “Anabaptist” düşünce reform döneminde Katoliklerden ve Reformculardan ayrı bir görüşe sahiptirler. Tek bir inanç doktrinleri olmayan bir grup olarak kaldılar, kendi içlerinde değişik görüşler vardı. Hepsinin ortak yönü ise Katoliklerin vaftizini ve çocukların vaftiz edilmesini red etmeleriydi. Ancak Reformcular vaftizin dördüncü yüzyıldan beri devam eden prensiplerden dolayı “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” adıyla geçerli olduğunu vurgulayarak onlara karşı çıktılar.