#28776
Anonim
Pasif

Bölüm 21 –Kefaret
bir ant ile belirlenmiş olan–
Melkisedek düzenine göre–
İsa Mesih’in sonsuza kadar baş kahin olduğuna;
peygamberlerin önceden bildirdikleri gibi
bizlerin günahlarını temizlemek için
çarmıh ağacı üzerinde
kendi kendini sunarak
ve değerli kanını dökerek
Baba’nın gazabını
tam bir tatmin ile yatıştırmak için
bizim yerimize
Baba’sının önünde,
kendi kendini sunduğuna inanırız.

[Kutsal Yazılar’da] şöyle yazılmıştır:
“esenliğimiz için gerekli olan ceza”
Tanrı’nın Oğlu üzerine konuldu
ve “bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.”
“Kesime götürülen kuzu gibi” ölüme götürüldü;
“başkaldıranlarla bir sayıldı,”45
masumiyeti Pilatus tarafından
beyan edilmiş olsa da
Pontiyus Pilatus tarafından bir suçlu olarak mahkum edildi.

Çalmadığı malı
geri verdi46
ve “doğru kişi olarak doğru olmayanlar uğruna,”47
hem bedence hem ruhça acı çekti.
Günahlarımız için talep edilen
korkunç cezayı hissettiği zaman
“teri, toprağa düşen
iri kan damlalarına benziyordu.”48
“Tanrım, Tanrım, beni niçin terk ettin?”49 diye bağırdı.

Bizim günahlarımızın affedilmesi için
tüm bunlara katlandı.

Bu yüzden elçi Pavlus gibi bizlerinde,
“İsa Mesih’ten ve O’nun çarmıha gerilmiş olmasından
başka bir şey bilmemeye”50
kararlı olmamız doğru olacaktır çünkü
Rabbimiz “İsa Mesih’i tanımanın üstün değeri yanında her şeyi süprüntü”51 sayarız.
Bütün teselliyi O’nun yaralarında buluruz,
Tanrı ile barışmak için,
sonsuza dek
inananları mükemmel yapan
tek bir kez için
sadece bir kurbandan
başka araçlar aramak ya da yaratmak ihtiyacında değiliz

İşte bu yüzden
İsa, Tanrı’nın meleği,
yani “Kurtarıcı” diye çağrılır–
“çünkü halkını günahlarından
kurtaracak olan O’dur.”52

45 İşaya. 53:4-12
46 Mezmur 69:4
47 I.Petrus 3:18
48 Luka 22:44
49 Matta 27:46
50 I.Korirntliler 2:2
51 Filipililer 3:8
52 Matta 1:21

Bölüm 22 –İmanla Aklanma
Bu büyük gizemin gerçek bilgisini elde etmemiz için
tüm faziletleri ile
İsa Mesih’e sarılan
ve O’nu kendisine ait kılan
ve O’ndan ayrı olarak
başka bir şeyi aramayan
Kutsal Ruh’un yüreklerimizde gerçek bir iman ateşi yaktığına
inanırız.

Buna göre,
kurtuluşumuzla ilgili talep edilen her şey
ya Mesih’te değildir;
ya da eğer her şey Mesih’te ise
o zaman iman ile kim Mesih’e sahip ise
onun tam bir kurtuluşu vardır.

Bundan dolayı,
Mesih’in yeterli olmadığını
Aynı zamanda başka şeylerin de gerekli olduğunu söylemek r
Tanrı’ya karşı yapılmış en büyük hakarettir–
Ki, bu doğru olsaydı
İsa Mesih sadece yarım bir kurtarıcı olacaktı.
Bu nedenle Pavlus’un da söylediği gibi
aklanmamız “sadece imanla”53
ya da “işlerden bağımsız” imanla gerçekleşmektedir.

Ancak,
daha da uygun bir şekilde ifade etmek gerekirse,
bizleri kurtaran imanın kendisidir
demek istemiyoruz–
iman yalnızca
doğruluğumuz olan İsa Mesih’e
sarılmamız için gerekli bir araçtır.

bizler için ve bizim yerimize
bütün kutsal işlerini yapmış olan
ve tüm faziletleri bizler için mümkün kılan
İsa Mesih doğruluğumuzdur.
Ve iman ise,
O’nunla (Mesih ile)
ve O’nun bütün yararları ile bizleri paydaş kılan bir araçtır.

O yararlar bizim olduğunda
bizim günahlarımızın
temizlenmesi için gerekenden fazladır

53 Romalılar 3:28

Bölüm 23 –Günahkarların Aklanması
İsa Mesih aracılığı ile
bereketlenmemizin günahlarımızın bağışlanmasında yattığına
ve bu sayede doğruluğumuzun Tanrı önünde olduğuna
Davut’un ve Pavlus’un da öğrettiği gibi,
işlerden ayrı olarak
Tanrı’nın doğruluk verdiği 54
insanın bereketlenmiş olduğuna inanırız.

Aynı elçinin söylediği gibi
“karşılıksız olarak” ya da “lütuf ile”
Mesih’in bedel ödemesi aracılığı ile aklandık.55
Bundan dolayı sonsuza dek sağlam olan
bu temeli sıkı tutuyoruz
Bütün yüceliği Tanrı’ya vererek,
kendimizi alçaltarak,
ne olduğumuzun bilerek;
faziletlerimiz ya da kendimiz için bir hak talep etmeyerek
ve kendisine iman ettiğimizde
çarmıha gerilmiş Mesih’in itaatinin bizim olduğuna
dayanıp ve güveniriz.

Bu bütün günahlarımızı örtmek
ve bundan bizi emin kılmak için
Tanrı’nın gelişi karşısında,
kendisini incir yaprağı ile örtmeye çalışırken titreyen
ilk atamız Adem’in yaptığını yapmaksızın
vicdanlarımızı korkudan, dehşetten ve terörden
özgür kılmaya yeterlidir.

Aslında
Tanrı’nın karşısına–
ne kadar küçük olursa olsun–
kendimize ya da başka bir yaratığa
güvenerek çıkmaya kalksaydık,
o zaman, vay bize, yutulurduk (yok olurduk).

İşte bu yüzden herkes Davut ile bu sözleri söylemelidir:
“Rab, kulunla yargıya girme,
çünkü hiçbir canlı senin karşında aklanmaz”56

54 Mezmur 32:1-2; Romalılar 4:6
55 Romalılar 3:24
56 Mezmur 143:2

Bölüm 24 –Günahkarların Kutsallaşması
Tanrı’nın Söz’ünün duyulmasıyla
ve Kutsal Ruh’un işleyişi ile insanda oluşan
bu gerçek imanın
insana yeniden doğuş verdiğine ve onu “yeni bir insan”57 yaparak
onun “yeni bir yaşam”58 sürmesini sağladığına
ve günahın köleliğinden özgür kıldığına
inanırız.

Bundan dolayı,
bu aklayıcı iman
insanları dindar ve kutsal bir yaşam sürmekten
soğutmak yerine,
tam aksine,
insanların içinde öyle bir şekilde işler ki,
ondan ayrı olarak
kendilerine olan sevgilerinden
ve yargılanma korkusundan kaynaklanan işleri yapacaklarına
Tanrı sevgisine dayanan işleri yaparlar.

İşte bu yüzden,
bu kutsal imanın insan için meyvesiz olması imkansızdır,
Bahsettiğimiz iman boş olan değil
Kutsal Yazılar’ın,
“sevgiyle etkin olan iman”59 olarak bahsettiği
Tanrı’nın Söz’ünde
insanın kendi kendine yapmasını
buyurduğu işleri etkin kılan imandır.

İmanın iyi kökünden kaynaklanan
bu işler,
O’nun lütfu ile kutsandığı için
Tanrı gözünde iyi ve kabul edilebilirdir.
Ancak bu işler
bizim aklanmamız için sayılmazlar–
çünkü bizler sadece İsa Mesih’e olan imanımızla
iyi işler yapmadan önce bile aklandık.
Eğer ilk olarak ağaç iyi değil ise,
bizim iyi işlerimizde ağacın meyvesinden
daha iyi olamazdı

Buna göre iyi işler yaparız,
ancak bu iyi işler bize bir hak kazandırmaz–
o zaman neyi hak ederiz?
Hatta yaptığımız iyi işler ile
O’nun bize değil,
bizim Tanrı’ya borcumuz vardır,
çünkü O “kendi iyi isteğine göre
hoşnut olduğu şeyi istememiz ve yapmamız için bizde çalışır”60
Şu yazılanları aklınızda tutun:
“Siz de böylece, size verilen buyrukların
hepsini yerine getirdikten sonra, `Biz değersiz kullarız;
sadece yapmamız gerekeni yaptık’ deyin.”61

Ancak Tanrı’nın iyi işleri ödüllendirdiğini de
inkar etmek istemiyoruz–
fakat bu işler O’nun lütfu ile
O armağanlarını taçlandırır.

Daha da ötesi,
iyi işler yapsak bile
kurtuluşumuzu onların üzerine dayandırmayız;
çünkü cezalandırılmayı hakketmiş olan
ve benliğimizin kirletmediği
bir iş yapamayız.
Eğer bir tane bile [iyi iş] gösterebilseydik,
tek bir günahımızı bile hatırlaması
Tanrı’nın o işi reddetmesi için yeterliydi

sürüklenip savrularak
hiç güvencemiz olmaksızın
her zaman şüphe içinde olacaktık,
eğer Kurtarıcımızın acı çekmesinin ve ölümün
sağladığı yararlara dayanmasaydık
bizlerin zavallı vicdanına sürekli bir eziyet edilecekti.

57 II.Korintliler 5:17
58 Romalılar 6:4
59 Galatyalılar 5:6
60 Filipililer 2:13
61 Luka 17:10

Bölüm 25 –Yasanın Tamamlanması
İsa Mesih’in gelişi ile,
yasanın törensel ve sembolik anlamının bittiğine,
ön bildirilerin sona erdiğine
Hristiyanlar arasında
yürürlükten kaldırılması gerektiğine
inanıyoruz.
Ancak tüm bunların gerçeği özü
kendisinde tamamlanmış olan
İsa Mesih’te bizim için saklıdır.

Bununla birlikte,
yasa ve peygamberlerden alınmış tanıklıkları
Müjde’de bizi onaylasın
ve yaşamlarımızı tam bir doğruluk ile düzensin diye
Tanrı’nın isteğine göre
Tanrı’nın yüceliği için
kullanmaya devam ediyoruz

Bölüm 26 –Mesih’in Aracılığı
Tek ve biricik Aracımız ve Yakarışçımız
Adil olan İsa Mesih olmadıkça,
kimsenin Tanrı’ya gelemeyeceğine inanırız.62

Bu sebepten bizler insan olarak İlahi Yüceliğe girelim diye
Tanrısal ve insani doğa birlikte birleşerek
O insan oldu.
Aksi takdirde bizler [İlahi Yüceliğe] giremeyecektik.

Baba’nın kendisi ve biz arasında atamış olduğu
Fakat bu Aracı
bizleri yüceliği ile korkutmasın,
öyle ki, bizler kendi düşüncemize göre
başka birini aramayalım.
Çünkü ne cennetteki ne de dünyadaki varlıklar arasında
bizleri İsa Mesih’ten daha fazla
seven herhangi yoktur.
Kendisi, “Tanrı özüne sahip olduğu halde,”
buna rağmen “yüceliğinden soyunarak
bizler için “bir insan” ve “bir hizmetçi” özünü aldı63
ve kendisini “her yönden kardeşlerine”64 benzetti.

Başka bir aracı bulmak zorunda olduğumuzu farz edelim.
Bizler “Tanrı’nın düşmanlarıyken” 65 bizim için
canını verenden daha çok kim bizi sevebilir ki?
Saygın ve güçlü bir aracı bulmak zorunda olduğumuzu farz edelim.
“Baba’nın sağında”66
oturandan daha fazla kimin saygınlığı ve gücü var ki?
ve “gökte ve yeryüzünde”67
kendisinde tüm güç olandan başka kim var?
Tanrı’nın biricik Oğlu’ndan başka
sözü daha çok dinlenecek kim olabilir ki?

Buna göre katıksız bir inançsızlığın uygulamaları
azizleri onurlandırması gerekirken
tersine onlara onursuzluk getirmiştir.
Bunlar azizlerin asla yapmadıkları ve talep etmedikleri şeylerdi
görevini yerine getiren azizlerin
yazılarında görüldüğü gibi
onlar böyle bir uygulamayı sürekli olarak reddettiler.

Yalvarmaya layık olmadığımızı
söylememeliyiz–
meselemiz dualarımızı kendi saygınlığımıza
dayandırarak sunma meselesi değil,
iman aracılığı ile
bizlerin doğruluğu olan
Mesih İsa’nın
sadece saygınlığına ve mükemmelliğine
dayanarak dualarımızı sunma meselesidir.

Bu aptalca korkuyu–
yani inançsızlığı–
atmamızı haklı sebeplerden dolayı isteyen elçi
İsa Mesih’in, “her yönden kardeşlerine benzemesi” gerektiğini
bize söylüyor,
öyle ki, Tanrı’ya olan hizmetinde
merhametli ve sadık başkâhin olup
halkının günahlarını paklayabilsin68
Çünkü kendisi acı çekerek
sınandığına göre,
sınananlara
yardım edebilir.69

Daha da ötesi,
bizleri Tanrı’ya yaklaşma konusunda
teşvik etmek için
elçi böyle diyor:
“Gökleri aşmış olan büyük başkâhinimiz
Tanrı’nın Oğlu İsa varken,
açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.
Çünkü zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan değil,
tersine, her alanda
bizim gibi sınanmış,
yine de günah işlememiş
bir başkâhinimiz vardır.
Bu nedenle
merhamete ermek
ve gerektiğinde bize yardım edecek lütfa kavuşmak için
Tanrı’nın lütuf tahtına
cesaretle yaklaşalım”70

Aynı elçi şöyle söylüyor:
“İsa’nın, kendi kanı sayesinde
kutsal yere girmeye özgürlüğümüz vardır.
İmanın
verdiği tam güvenceyle,
gidelim”71

Aynı şekilde,
“Mesih’in kâhinliği sonsuzdur.
Bu nedenle
O’nun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları
tamamen kurtarabilir,
çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır”72

Daha fazla neye ihtiyacımız var?
İsa Mesih’in kendisi beyan ediyor:
“Yol, gerçek ve yaşam ben’im;
Benim aracılığım olmadan
Baba’ya kimse gelemez.”73
Niçin bir başka
aracı arayalım?

Oğlu’nu bize Aracımız olarak vermek
Tanrı’yı hoşnut ettiğine göre
bir başkası için O’nu terk etmeyelim–
ki, o başkasını arasak da asla bulamayız.
Çünkü Tanrı, Oğlu’nu bize verdiğinde
günahlı olduğumuzu iyi biliyordu.

Bundan dolayı,
bizlere Rab’bin Duasında öğrettiği gibi,
Mesih’in buyruğuna itaat ederek,
tek Aracımız olan
Mesih aracılığında
O’nun adıyla
Baba’dan isteyeceğimiz her şeyi
Alacağımızdan emin olarak
Göklerdeki Babamızı çağırırız

62 I.Yuhanna 2:1
63 Filipililer. 2:6-8
64 İbraniler 2:17
65 Romalılar 5:10
66 Romalılar 8:34; İbraniler 1:3
67 Matta 28:18
68 İbraniler 2:17
69 İbraniler 2:18
70 İbraniler 4:14-16
71 İbraniler 10:19, 22
72 İbraniler 7:24-25
73 Yuhanna 14:6

Bölüm 27 –Kutsal Katolik (Evrensel) Kilise
Tek bir katolik ya da evrensel kilise dediğimiz–
İsa Mesih’te tam olan kurtuluşlarını bekleyen
O’nun kanı ile yıkanmış,
Kutsal Ruh tarafından kutsanmış ve mühürlenmiş,
gerçek Hristiyan imanlıların
kutsal bir cemaatine ve topluluğuna
inanıyor ve itiraf ediyoruz.

tebaasız bir halk olamayacağına göre
İsa Mesih ebedi Kral olması
gösteriyor ki,
bu kilise dünyanın başından beri var olmuştur
ve sonuna kadar da var olacaktır.

Bu kutsal kilise,
bir süre için
insanların gözünde
çok küçük
ya da sönmüş gibi gözükse de–
tüm dünyanın hiddetine karşı
Tanrı tarafından korumaktadır.

Örneğin
Ahav zamanında çok tehlikeli bir dönemde
Rab, İsrail’de Baal’ın önünde diz çökmemiş
yedi bin kişiyi74 korumuştur.

Böylece bu kutsal kilise,
belli bir yere ya da halk ile kısıtlı olmadı
ya da sınırlanıp
bağımlı olmadı.
Tüm dünyaya
yayılmış ve dağılmış olmasına rağmen
imanın gücü sayesinde,
tek ve aynı Ruh’ta
yürekte ve arzuda
birleşmiş ve bağlanmıştır

74 I.Krallar 19:18

Bölüm 28 –Kilise Üyelerinin Zorunlulukları
Bu kutsal cemaat ve topluluk
kurtulmuş olanların bir araya gelmesiyle oluştuğundan
ve kilisenin dışında bir kurtuluş olmadığına göre
kimsenin kiliseden çekilmemesi,
kişinin durumu ya da statüsü ne olursa olsun
kimsenin kendisiyle yetinmemesi
gerektiğine inanıyoruz.

Aynı bedende
birbirlerinin üyeleri olarak
Tanrı’nın kendilerine verdiği armağanlara göre
onun talimatlarına ve disiplinine uyarak
İsa Mesih’in boyunduruğuna boyun eğerek
ve birbirlerini bina etmek için hizmet ederek
kiliseye bağlanmaya ve birleşmeye
kilisenin birliğini korumaya
tüm insanlar mecburdurlar.

kilisenin dışındaki kimselerden
kendi kendilerini ayırarak
Tanrı’nın kiliseyi kurduğu yer nerede olursa olsun
bu topluluğa katılmak için
sivil otoriteler ve resmi hükümlerle yasaklamış da olsa
cezası fiziksel ve hatta ölümle bile sonuçlansa
Tanrı’nın Söz’üne göre
bu birliği daha etkin bir biçimde korunmak
bütün inananların görevidir,

Ve böylece
kiliseden kendilerini çeken
ya da kiliseye katılmayan herkes
Tanrı’nın düzenine karşı hareket eder.

Bölüm 29 –Gerçek Kilisenin Özellikleri
Dünya üzerindeki bütün I]“hristiyan”[/I inanış biçimlerinin
“kilise” ismini kullanmayı kendilerine hak saydıkları günümüzde
Tanrı’nın Söz’ü aracılığı ile
gerçek kilisenin ne olduğunu
gayretle ve dikkatlice
ayırt etmek zorunda olduğumuza inanıyoruz.

Burada kilisedeki iyi olanların arasına
karışmış olan iki yüzlüler grubunu konuşmuyoruz,
bu kişiler fiziksel olarak kilisede olsalar bile
asla [gerçek] kilisenin parçası değillerdir.
Fakat konuştuğumuz şey
gerçek kilisenin bedeninin ve paydaşlığının
kendilerine “kilise” diyen [diğer] inanışlardan ayırt edilmesidir.

Gerçek kilise,
aşağıdaki özelliklere sahip olmasıyla tanınabilir:
Kilise
Müjde’nin pak vaazı ile meşguldür;
Mesih’in teşkil ettiği şekilde
pak sakramentlerin uygulanmasını sağlar;
hataları düzeltmek için
kilise disiplinini uygular.
Kısacası, Tanrı’nın pak Söz’üne uygun olarak
buna zıt olan her şeyi reddeder
ve tek Baş olarak İsa Mesih’i tutarak
kendi kendini yönetir.
Bu özellikler sayesinde bir kişi
gerçek kiliseyi tanıma konusunda emin olabilir–
ve hiç kimse bu kiliseden ayrılmamalıdır.

Kiliseye üye olabilecek kişilere gelince,
Hristiyan olmanın işaretleri aracılığı ile onları tanıyabiliriz:
açık bir şekilde iman
tek ve biricik Kurtarıcı olarak
İsa Mesih’i kabul ettikten sonra
ve günahtan kaçmak ve doğruluğu takip etmek.
Sağa sola sapmadan,
gerçek Tanrı’yı ve komşularını severek,
benliği ve benliğin işlerini kurban ederler.

İçlerinde büyük bir zayıflık olmasına rağmen
Kutsal Ruh aracılığı ile
bütün yaşamları boyunca
kendisine olan iman ile
günahların bağışlanmasına sahip oldukları
İsa Mesih’in itaati, ölümü, acıları ve kanı ile
her zaman yalvararak
ona karşı savaşır

Sahte kiliseye gelince,
Tanrı’nın Söz’ünden daha
kendisine ve kendisinin düzenlemelerine yetki verir;
Mesih’in boyunduruğuna
boyun eğmeyi istemez;
Mesih’in Söz’ünde buyurduğu gibi
Sakramentleri uygulamaz;
bunların yerine hoşnut oldukları bir biçimde
onlara (sakramentler) ekleyip çıkarırlar;
İsa Mesih’ten daha fazla
insan üzerine kuruludur;
Tanrı’nın Söz’üne göre kutsal yaşam sürenleri
ve kusurlarını, aç gözlülüğünü ve putperestliğini azarlayanlara
zulmeder.

Bu iki kiliseyi
hem tanımak
hem de birbirinden
ayırt etmek kolaydır