#27954
Anonim
Pasif
edessa;20496 wrote:
Keşke iyiye güzele ulaşmak kolay olsaydı…yılgınlık ve bıkkınlık gibi hasletler insanı çökertiyor…bazen insan düşünemeden edemiyor…neden iyiyim veya neden iyi olmalıyım?. Tabiki iyilik ve sevgiyle yaklaşmak onurlu bir yaşam…ama diyeceğim şu ki göründüğü kadar basit değil…Düşünsenize siz bir insana merhametle yaklaşacaksınız o ise buna farklı şekilde karşılık verecek…Tahammül sınırlarını zorlayan bişey, yani herkesin kolayca yaklaşacağı bir şey değil.. Ne mutlu kalbinde sevgiye ve güzel olan şeylere yer bulan kimseye….

Sevgili Edessa,
Acıma, merhamet etme, bağışlama Tanrı’nın doğasında vardır. O’nun seven, acıyan, kin gütmeyen, bağışlayan, koruyan, kayıran ve mutlu etmek isteyen bir karakteri vardır. Bu yüzden Tanrı herkesin birbirini sevmesini, bağışlamasını, kayırmasını ve esenlik içinde yaşamasını ister. Ama İblis denen Şeytan’ın karakterinde de acımasızlık, gaddarlık, kin, nefret, işkence, acı çektirme, öldürme ve yoketme arzusu vardır. O, insanların birbirinden nefret etmesini, birbirini karalamasını, birbirine acı vermesini, birbirinin kuyusunu kazmasını ve öldürmesini ister.

Bizleri inciten, acılar çektiren ve yaşamımızın altını üstüne getiren kimseleri bağışlamadığımızda neler olur yaşamımızda? Yaralı ruhumuz ve duygularımız bize sancılar, acılar çektirmektedir. Esenliğimiz gitmiştir, Tanrı ile ilişkimiz zedelenmiştir, ruhsal, fiziksel ve zihinsel acılar çekmekteyiz, çünkü Tanrı ‘BAĞIŞLA’ derken biz bağışlayamıyoruz. İsa Mesih öğrencilerine nasıl dua etmeleri gerektiğini öğretirken şöyle demişti:

‘Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla!’

Demek ki bağışlanmamız için bir şart koşmuştur Tanrı. Bağışlanabilmemiz için önce kendimiz, bize acı verenleri bağışlamalıyız. İncil’de Matta 6:14 ve 15.ayetlerde şöyle devam ediyor İsa Mesih:

‘Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz, başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz’.

Sevgili Edessa, bağışlamak, itaat edilmesi gereken bir emirdir. Belki bağışlayabilmek çok zor gelebilir, ama bunda kararlı olursak Tanrı bize gereken gücü ve sevgiyi de sağlayacaktır. O zaman Tanrı ile ilişkimiz düzelecek, dualarımıza yanıt alabileceğiz, esenlik ve huzur bulacağız. Çünkü bağışlama Tanrı’nın bir iyileştirme aracıdır, ilaç gibidir, ya da bunu bir cerrahın neşterine benzetebiliriz. Bağışlamak sevgisizliğe, sevgiyle verilmiş bir yanıttır, size yapılan kötülükleri hatırlamamayı tercih etmek demektir. Bağışlamak,duygusal haklarınızdan vazgeçmeniz demektir, itaattir. Bağışlamak, Tanrı’ya, ‘Benim değil, ama senin isteğin olsun’ diyerek O’nunla el sıkışmaktır.

Her birimiz, yaşamımızda bize kötülük eden, acı veren, derinden yaralayan kişilere karşı derin bir acılık duymuşuzdur. Ben de bunu yaşadığım için bunun ne demek olduğunu iyi biliyorum. Bunun beni ne denli ruhsal karanlıklara düşürdüğünü, ruhsal olarak dibe çökerttiğini, esenliğimi, sevincimi çaldığını, ve zaman zaman bedensel olarak da rahatsızlıklar verdiğini biliyorum. Hele bir de haklı olan bizsek, o zaman Tanrı’ya bile güceniyoruz, neden karşımızdakini cezalandırmadı diye. Ama bir gün, Tanrı’nın, ‘BAĞIŞLAMAZSAN, BAĞIŞLANMAYACAKSIN!’ sözü yüreğime bir bıçak gibi saplandı. Bir suçlu bağışlanırsa ancak o zaman özgür olur, cezası kaldırılır. Bağışlanmazsa hala suçludur, ellerinde kelepçe vardır, ve suçunun bedelini ödemek için ceza çekmek zorundadır. Peki Tanrı’nın bağışlamadığı bir kişi cennete gidebilir mi? Bunları düşünürken kesin bir karar vermem gerektiğini hissettim. Artık ruhsal olarak özgür, Tanrı ile tekrar iyi bir ilişki içinde olmak ve kaybetmiş olduğum esenliğe sevince tekrar kavuşmak istiyordum. Kararımı verdim, bağışlayacaktım. Karar verdikten sonra o kişiyi ya da kişileri bağışladığımı ağzımla ilan ettim, aynı zamanda Tanrı’nın ruhumdaki yaraları iyileştirmesi için yalvardım. Tabii bu hemen olmadı, zaten affetmek bir süreçtir. Zaman zaman aklıma gelip yüreğim acılaştığında o kişileri İsa Mesih adında bereketledim, bu düşüncelere İsa Mesih adında karşı durdum ve Rab bana yardım ederek özgür etti. Şimdi özgürüm, ruhsal olarak kaybettiklerime tekrar kavuştum.

Duygularımız, yüreğimiz bağışlamak istemez ama irademizle bağışlamaya kararlı olup ilk adımı attığımızda, Rab bize yardım edecek ve bize gereken gücü ve desteği verecektir. Çünkü O tamamen suçsuz olduğu halde çok büyük haksızlıklara, hakaretlere, işkencelere ve aşağılanmalara katlandı. O’nu çarmıha gerip, O’nunla alay ederek eğlenenleri, yüzüne tükürenleri bağışladı. Bu yüzden O, acı çekenlerin, haksızlığa uğrayanların çektiklerini iyi bilir, ama KOŞULSUZ bir şekilde affetmemizi ister.

Sevgilerimle