#31891
Anonim
Pasif

İman subjektif bir kavramdır. Kesin olarak ıspat edilen/bilinen şeylere iman edilmez. İman daha ziyade kişiseldir. Hepimiz aynı şeye bakar ama aynı şeyleri göremeyebiliriz. Aynı algılamaya sahip olamaz veya aynı hisleri duyamayabiliriz. Bu nedenle, farklı iman noktalarında olan insanların, bu farklılıklardan hareketle birbirlerinin inançlarından dolayı eleştirmeleri doğru değildir. Yaradan adâlet sıfatı ile tüm kullarına eşit davranır ve içinde yaşadıkları ortam ve algılama durmlarına göre onlara gerçeği kavramalarına ilişkin fırsatlar çıkarır. Fakat insan tercihleri nedeniyle ya bunları görmezden gelir, ya da gerçeği kavrayıp yolunu düzeltir. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur. Herkese içinde bulunduğu şartlara göre bir değil, bir çok fırsat çıkar. Kültürümüzde “Bir sürçen atın başı kesilmez” diye bir özdeyiş vardır. İnsan, gerçeği gördükten sonra da şaşırma/sapıtma emâreleri gösterebilir. Bu durumda olanlara bile yüce Tanrı merhametle muamele ederken, rahmetini kullarının başına kakmazken, günâh işledi diye hemen hesâba çekmezken, biz kulların birbirini hesâba çeker tarz da yaklaşım göstermeleri, kaçınılması gereken bir tavır olacaktır.

Hiç bir insan kendisi istemedikçe başkalarının telkinleriyle yolunu değiştimez. Böyle olsa idi adâletsiz bir durum olurdu. Doğruyu da , yanlışı da kişi kendi irâdesi ile kabul edecek ki, sorumluluğu olsun ve sonuçlarına katlansın. İmanlıya düşen sadece tebliğ/duyurma dır. Bundan sonra muhatabı kendisinden yardım isterse, bilgisi ölçüsünde yardım etmeye çalışır. Ama muhatabının içinde bulunduğu psiko-sosyal ortam, bilgi seviyesi ve imâna dâir ihtiyaç algılaması iyi hesap edilmelidir. Âb-ı Hayat suyunu içi dolu bardağa boşaltırsanız suyu israf etmiş olursunuz. Suyun önemi kadar bardağın dolu ya da boş olması da çok önemlidir.

Daha da önemlisi; hedef insandır.Yardım edelim derken, kâlp kırmamak; kaş yaparken göz çıkaramamak şarttır.