#28063
Anonim
Pasif

BÖLÜM XIX
Tanrı'nın Yasası

I. Tanrı, Adem'e İşler Antlaşması şeklinde, bir yasa verdi ve
bunun aracılığıyla onu ve tüm soyunu kişisel, bütün, kesin ve
sürekli bir itaate bağladı, öyle ki bu yasanın yerine getirilmesi
halinde yaşam vaat etti ve ihlali halinde ise ölümle tehdit ederek
onları bu yasayı tutmaları için güç ve yeterlilikle donattı.

II. Günaha düşüşten sonra bu yasa, yetkin bir doğruluk yasası
olmaya devam etti; ve Tanrı tarafından Sina Dağı'nda on emir
şeklinde iki levhaya yazılı olarak verildi: İlk dört emir
Tanrı'ya karşı, geri kalan altı emir ise insana karşı olan
sorumluluklarımızı içeriyordu.

III. Yaygın olarak “ahlaksal” adı verilen bu yasanın yanı sıra
Tanrı, yetişkin olmayan bir kilise olarak İsrail halkına kısmen
tapınma hakkında, Mesih'e, O'nun lütuflarına, eylemlerine,
acılarına ve sağladıklarına işaret eden ve kısmen, ahlaki
sorumluluklara ilişkin çeşitli kurallar vermekten hoşnut oldu.
Bütün bu törensel yasaların hepsi, Yeni Antlaşma altında
geçersiz kılınmıştır.

IV. Aynı zamanda, politik bir beden olduklarından Tanrı onlara
çeşitli adli yasalar da verdi. Ancak bu yasalar o ulusa ait halkla
birlikte son bulmuş, geçerliliğini yitirmiştir. İçinde belirtilen
adaletin gerektirdiğinden öte hiç kimseyi bağlamaz.

V. Ahlaksal yasa aklanmış olan insanlarla birlikte diğerlerini de
sonsuza dek bu yasaya itaate bağlar ve bu da yalnızca içinde
yazanlardan ötürü değil ama aynı zamanda bu yasayı veren Yaratan
Tanrı'nın yetkisi nedeniyledir. Mesih de bu yükümlülüğü
Müjde'de geçersiz kılmaz, tersine tamamlar.

VI. Gerçek imanlılar işler antlaşmasında olduğu gibi her ne kadar
yasa altında olmasalar, bunun aracılığıyla aklanıp ya da mahkum
edilmeseler de; bu yasanın diğerlerine olduğu gibi kendilerine de
büyük yararı bulunmaktadır; çünkü Tanrı'nın isteğini ve
onların sorumluluklarını açıklayan bir yaşam buyruğu olarak
onları yönlendirir ve bu yasaya uygun bir şekilde yürümeye
bağlar; bunun aracılığıyla aynı zamanda doğalarının günahlı
kirliliklerini görürler; böylece kendilerini buna göre
değerlendirdiklerinde günahlılıklarının daha derin bilincine
ulaşırlar, bu nedenle alçalırlar ve günahtan daha da nefret
ederler, Mesih'e ve O'nun itaatinin mükemmelliğine ne denli
gereksinimleri olduğunu daha açık bir şekilde görürler. Aynı
şekilde yasa, günahı yasakladığından, yeniden doğmuş kişiler
için de düşmüşlüklerini kontrol altına almalarında onlara fayda
sağlar. İçindeki tehditler, günahlarının aslında ne tür bir
ceza gerektirdiğini ve her ne kadar yasada belirtilen bu lanetlerden
artık özgür olsalar da, günahın sonucu olarak bu hayatta
kendilerini ne gibi güçlükler bekleyebileceklerini onlar gösterir.
İçindeki vaatler de, aynı şekilde, Tanrı'nın itaate ne kadar
değer verdiğini ve bunlara uyulması sonucu ne tür bereketler
bekleyebileceklerini onlara gösterir. Ancak bu, işler
antlaşmasında olduğu gibi kazanılmış bir hak olarak verilmez.
Dolayısıyla kişinin, yasanın teşvikine uyarak günahtan
kaçınıp, iyilik yaparak diğerlerinden farklı olması ne lütfun,
ne de yasanın altında bulunduğunun bir kanıtıdır.
VII. Ne de yasanın daha önce belirtilen faydaları, Müjdenin
lütfuna aykırıdır, tersine tatlı bir uyum içerisindedir;
Mesih'in Ruh'u, yasada açıklanan ve yapılması öngörülen
Tanrı isteğini özgürce ve sevinçle yerine getirmesi için kişinin
iradesini dizginler ve bunları yapmaya yeterli kılar.