#28608
Anonim
Pasif

Yiterken Geri Gelen Yaşam

Yazacağımı söylediğim; ama yazamadığım bir konuyu, ‘derin düşünme’ sözcükleri; bana anınsattı. İnanlı olmak; benim için, hiç de kolay olmadı. Yaşı yarım yüzyıl ya da üzerinde olanlar; bizim gençliğin yitip giden bir gençlik olduğunu iyi bilirler. Babamı bir sözünü hala anımsarım:’Yavrum; herkesi kendin gibi iyi görüyor ve de sürekli kaybediyorsun’. ‘Olur mu baba!..’ itirazları. İnsanların kötü yönlerini görmek istemiyor; onların eğitimle düzeleceğini (inanmasam da) inanıyordum. Ama; insanların ortaya koydukları , benim bu söylemimi haklı çıkarmıyordu. Annem; ‘oğlum bir hidayete eremedin’ derken, güya onunla eğleniyordum. ‘Ya anne erkeklere huriler var da; kadınlara ne var ?’ Bir sesini çıkarmıyor, iki sesini çıkarmıyor; sonunda patlıyordu. ‘Hadi git deli oğlan; onlara da zebaniler var!’

O zamanki; düşüncemle bir yaratana inanıyordum. Ama; sonuç olarak çıkan: Doğa tanrısı oluyordu. Yalnız şunu ifade edeyim: Bizim gençliğimiz yitendi; ama,(yalnış ya da doğru) çok okuyan,araştıran ve sorgulayan bir yanı da vardı. Savunduğumuz düşünceler içinde: tek evlilik vardı, zina yoktu, kardeşlik vardı vb. Ama yeterli gelmiyordu bana. Bir ateist, ‘inansam İncil’e inanırım’ diyince; bir İncil aldım. Evde açık açık okuyordum. Annem bir şey demiyordu. Ağzıyla; ‘Bizim ki, Allah kitabı okuyor’ diye ifade ediyordu. Hatta ben evde yokken; kapıya gelenlerden (İçeriğini bilmeden) yehovalılara ait bir de kitap almış, okumam için.

İncil’in okuduktan sonra, hep gittiğim yere yanımda götürdüm, ama kapağını açmadım. Yıllar içinde gördüğüm görümler; belki bana bir şey anlatmak istiyordu. Ama; bilmediğim bir yaratanın işi olduğunu düşünüyordum. Varoluş ve yokoluşu bir türlü çözemedim. Yıllar içinde; günlük koşuşturmacalara dalarken; oydu buydu derken içkiye alıştım. İnsani olarak düşünüldüğünde, sadece kötü yanım oydu. Fakat yaşam bir tat vermemeye başladı. Arabama atladığım gibi, yanımda bir kitap ve (en kötüsü) bir şişe ıssız yerlere, ormanlara gidiyor; düşünüyor ve düşünüyordum ki, çözüm bulayım. Yoktu!.. Maddiyatın iyise; sende iyiydin !..(Anlatımları fazla uzatmak istemiyorum; onun için konular bağlantısız gibi görünebilir).

Neyse!..Sözün kısası; evde iki ay yalnız kaldım. Bu arada; neredeyse sayfaları birbirine karışmış İncil’i açıp okumaya ve satırında yazılanları; tarih kitaplara,edebiyat kitaplari,çeşitli araştırma kitaplarıyla karşılaştırmaya başladım.Yani; yaşamı yeniden keşfetmeye başlamıştı. Kutsal Kitap’ta Tanrı’yı tanımaya başlayınca,gereçeğe ve gerçek Tanrı’ya vardığımı gördüm.

İman ettim. Daha sonraki zaman içinde de vaftiz oldum. Benim yeni gelen yaşamım bu şekilde cereyan etti. Yazımın uzunluğuyla sizleri sıktıysam; özür dilerim.

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun
Fırat Çölgeçen kardeşden alıntıdır

Bu tanıklığımı; alıntıladığı için sayın Sonsuzdiren’e teşekkür ederim. Gerçekten Rab’be gelmem kolay olmadı. Çok uzun zaman aldığı için fazla ayrıntıya gerek kalmadan, O’na ulaşmama değinmiştim. ‘Derin düşünme’ sözcükleri; bundan bir kaç ay önce, Rab’de kardeşim sayın Sonsuzdiren ile bir söyleşide geçince; bu tanıklığı bir başka yerde paylaşma gereksinimi duymuştum. Şu bir gerçek ki; inanlıların bulunduğu her yerde, ‘Tanrı’nın Egemenliği ‘ var!…

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.