#31706
Anonim
Pasif

YENİ ANTLAŞMA (İncil)

Kutsal Kitap’ın ikinci yarısı Yeni Ahit, ya da Yeni Antlaşma’dır. Genelde İncil diye bilinir. İncil’in ilk nüshaları, İsa’nın yaşadığı dönemde en yaygın dil olan Grekçe’de elle yazıldı. Bugün hala bazı kentlerimizde resmi binaların önünde görmeye alışık olduğumuz arzuhalciler gibi, ilk çağlarda da yazarların yanı başında her söylediklerini yazan yazıcılar vardı. Örneğin, Pavlus’un ünlü Romalılar Mektubunda şunu okuruz:
Rom.16: 22 Mektubu yazıya geçiren ben Tertius, Rab’be ait biri olarak size selamlarımı gönderirim.

İncil, İsa’nın, Tanrı’yı bize açıklamak için dünyaya gelen “Tanrı Sözü” olduğunu belirtir. İbraniler Mektubunun yazarı aynı konuya değinirken şöyle der: “Tanrı, eski zamanlarda peygamberleri aracılıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu’yla bize seslenmiştir.”

‘Tanrı Sözü’ olan İsa Mesih’in yaptıklarını ve öğrettiklerini yazılı olarak bizlere aktarma görevi İsa’nın ilk öğrencilerine verildi. Bunlardan biri olan Yuhanna, kendi adıyla anılan üç mektubun ilkinde görevini şöyle tanımlar: “Yaşam Sözü’yle ilgili başlangıçtan var olanı, işittiğimizi, gözlerimizle gördüğümüzü, seyredip ellerimizle dokunduğumuzu duyuruyoruz. Yaşam açıkça göründü, O’nu gördük ve O’na tanıklık ediyoruz…”

Pavlus’un yakın arkadaşlarından biri olan Luka, kendi adıyla anılan İncil kısmını yazmasının nedenlerini şöyle açıklar:

“Sayın Teofilos;
Birçok kişi aramızda olup bitenleri yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkarı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sırasıyla sana yazmayı uygun gördüm. Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin.”

Peki bu amaçla yazılan metinler elimize nasıl ulaştı?
Basım araçlarının kullanılmaya başlandığı 15. yüzyıla kadar İncil’in sadece ilk nüshaları değil, diğer tüm nüshaları da elle yazılageldi. Başlangıçta, genellikle yazı için kamıştan yapılan ve papirüs diye adlandırılan bir çeşit kağıt kullanılırdı. Papirüs zamanla yerini daha dayanıklı olan parşömene bıraktı. Parşömen, yüzeyi temizlenip kireç taşıyla doyurulmuş deriydi; adını, imal edildiği yer olan Bergama’dan almıştır.

Dokuzuncu yüzyıla kadar metinler genellikle ayrık yazılan majüskül harflere benzer ve ünsiyal diye nitelendirilen harflerle yazılırdı. Dokuzuncu yüzyıldan itibaren bu harflerin yerini minüskül denen ve birleşik yazılan küçük harfler aldı. Daha az yer kaplayan bu harfler, yazımda da önemli bir hız sağladı. Sonuç olarak kitaplar ucuzladı ve daha çok sayıda yazılmaya başlandı.
İncil’in ilk nüshalarının önemli bir bölümü hala elimizdedir. İlk yüzyıllarda metinler narin yapılı papirüslerin üzerine yazıldı, bunların çoğu ancak yıpranmış olarak günümüze ulaşabildi. Bununla birlikte Mısır çöllerinde yüzlerce yıl insan eli değmeden saklı kalmış, yapılan kazılar sonucu gün ışığına çıkarılmış doksan kadar papirüs bugün elimizde bulunuyor. Bunların en eskisi, 2. yüzyılın ilk yarısına ait olup Manchester Üniversitesi’nin John Rylands Kütüphanesi’nde korunmaktadır. El yazmaları kısmında, İ.S.200 yıllarına ait olup Dublin’deki Chester Beatty Kütüphanesi’nde korunan metni görebilirsiniz. Üçüncü ve sonraki yüzyıllardan günümüze ulaşan elyazması parşömenlerin sayısı ise 3000’i geçiyor. Elimizde bulunan elyazmalarının ancak 100 kadarı papirüstür.
Antik çağa ait diğer kitaplarla karşılaştırıldığında İncil metnine ışık tutan bunca kanıt, İncil’in günümüze sağlıklı bir biçimde ulaştığının güvenli göstergeleridir. İncil’den sonra ikinci sırada 647 elyazmasıyla desteklenen Homeros’un İlyada destanı bulunmaktadır.

İncil’in ilk yüzyılara ait metinlerine güvenilir kanıtlar sunan önemli sayıda başka kaynaklar da vardır. Bunların içinde kilise ayinlerinde okunan ve İncil’den ayetler içeren 2200’den fazla ayin kitabı sayılabilir. Son olarak İncil’in çeşitli dillere yapılmış çevirilerini de anmak gerekir. İkinci ve üçüncü yüzyıllara dayanan ilk İncil çevirileri Süryani, Latin ve Kıpti dillerinde çıkar karşımıza. Bu metinler, İncil’in İ.S.300 yılından önceki metnine tarafsız kanıtlar teşkil ettikleri için önemlidirler.