#28089
Anonim
Pasif

Bekle, göreceksin.” İnsanlar kendilerini kandırıyorlar. Eğer biri diğerlerini yargılıyorsa, onların yerine geçip onların yaptığı işi yapması gerekir. Kürsüye çıkıp da kendini çaresizce kekeler bulduğu zaman, kendi maskesinin farkına varır. Vaizler, sadece Tanrı’ya bakmalıdır. Başkalarını onlar hakkında ne düşündüğüyle ilgilenmemesi gerekir. Bunu yaptığı anda vaaz veremez olur.

İnsanlara iyi olanı yapıp yapamadıkları sorulduğunda çoğu insan olumsuz cevap veriyor.

Fakat onlar bunu yapabilecek güce sahip oldukları yanılsamasını taşıyorlar. Ve ölünceye dek zor olanı başarmak için uğraşıyorlar. Yüreklerinde ‘iyilik’ bulunduğunu, bu yüzden iyi olanı yapabileceklerini umuyorlar. Kendilerinin yeterince iyi olduklarını da düşünüyorlar. Ne kadar zaman önce tekrar doğmuş olurlarsa olsunlar Tanrı’ya hizmette daha ilerde olmayı başarmak için “Rab için bunu ve şunu yapabilirim” diye düşünüyorlar. Fakat Rabbi hayatımızın dışına çıkardığımızda, gerçekten iyi olanı yapabilir miyiz? İnsanın içinde iyi bir şey olabilir mi? İnsan iyi işler yaparak kurtulabilir mi? İnsan iyi olanı yapma gücüne sahip değildir. İnsan tek başına bir şeyler yapmaya kalkıştığında, günaha düşer. Bazıları kurtulduktan sonra İsa’yı bir kenara itip, iyi olanı kendi başlarına yapmaya çalışırlar. İçimizde sadece, kötü olan bulunur. Biz yalnızca kötü olanı yapabiliriz. Kendi başımıza (buna kurtulmuş olanlar da dahildir) sadece günah işleyebiliriz. Bu bizim bedenimizin gerçeğidir.

Her zaman neyi yaparız,

iyiyi mi, kötüyü mü?

Kötü olanı

Dua kitabımızda “Tanrı’yı övün” diye başlayan bir ilahi var ve şöyle devam ediyor. “♪İsa olmazsa tökezleriz. Bizler yelkensiz denizi geçen kötüleriz.♪” İsa olmazsa biz yalnızca günah işleyebiliriz. Sadece kurtarılmış olduğumuz için erdemliyiz. Ama gerçekte biz kötüyüz.

Elçi Pavlus diyor ki:

“Yapacağım iyilikler için hiçbir şey yapmam, fakat alıştığım kötülükleri yapmayacağım.”

Bir insan İsa ile beraber olduğu müddetçe sorun yoktur. Fakat İsa ile hiçbir şey yapmadıysa Tanrı’nın önünde iyi olanı yapmayı dener. Fakat ne kadar çok denerse kendini o kadar çok kötü olanı yaparken bulur. Kral Davud bile aynı doğaya sahipti. Ülkesi barış ve bolluk içinde olduğu zamanlarda, bir gün pencereden bakıyordu. O’nu ayartan bir şey gördü. Tensel bir arzu duydu. Tanrı’yı unuttuğu zaman neye benziyordu? O, gerçek kötüydü. Uriya’yı öldürdü, onun karısını aldı fakat içindeki kötülüğü göremiyordu. Yaptığı davranış için bir mazaret bulmuştu.

Günlerden bir gün, peygamber Natan O’na geldi ve dedi ki: “Bir şehirde biri zengin ve biri de fakir iki adam vardı. Zengin adamın pek çok sığırları ve koyunları vardı ve fakir adamın satın alınmış ve beslemiş olduğu küçük bir dişi kuzudan başka bir şeyi yoktu. Ve zengin adama bir yolcu geldi ve kendisine gelen yolcuya hazırlamak için kendi koyunlarından ve sığırlarından almadı, fakat fakir adamın kuzusunu aldı ve yanına gelen adam için onu hazırladı”. Davud: “Bunu yapan adam mutlaka öldürülmeli.”dedi. Çok öfkelenmişti.Sonra devam etti: “Onun pek çok koyunu ve sığırı vardı, onlardan birini alabilirdi. Fakat, o yoksul adamın tek kuzusunu aldı ve misafirine yiyecek hazırlattı. O ölmeli. Ve Natan O’na “Bu adam sensin” dedi.

İsa’yı izlemez ve O’nunla olmazsak, yeniden doğmuş olsak bile, bu duruma düşebiliriz. Bu, imanlı bile olsalar, tüm insanlar için böyledir. İsa olmadığında tökezler ve kötü olanı yaparız. Bu nedenle, bugün tekrar içimizde ne kadar kötülük olursa olsun, bizi kurtardığı için İsa’ya teşekkür ediyoruz. “♪Haçın gölgesi altında huzur bulmak istiyorum.♪” Yüreğimiz Mesih’in kurtarışının gölgesi altında rahat bulur.Bu gölgeden ayrılıp kendimize baktığımızda asla huzur bulamayız.