#28734
Anonim
Pasif

Yaratıcılığımızın Kurtuluşu (G.KENDRICK )

Tenbelliğimiz, meşguliyetimiz, insan etkinliğinin her türünü tekrarlayıcı ve hayal gücünden uzak alışkanlıklar haline indirgeyişimiz, renksiz bir varoluşla sonuçlanır. Hem dünya hem de kilise aynı olmaya ve aynı olmanın getirdiği sahte güvenlik duygusuna doğru sürüklenir. Nitekim günah nedeniyle yolundan sapmış olan yaratıcılığımız, Yaratıcı yerine insanı yüceltir hale gelmiştir.

Tanrı’nın yeryüzüne İsa’yı göndermesindeki amaç, günahlı insanlığımızın her yönünü kendisiyle barıştırmak ve bizi kendi benzerliğine dönüştürmekti.Bizler, insanların görüntüsünü çarpıtarak komik biçimlere sokan lunapark aynalarına benziyoruz. Tanrı, kendisine ilişkin gerçeği doğru bir şekilde yansıtmamız için kişiliğimizi yenilemekte, yaratıcılığımızı da bencil çürüklükten kurtararak özgün amacına uydurmaktadır. Daha önce de söylediğim gibi yaratıcılık yalnızca sanatla ilgili bir şey değildir; herkesin yaşamının bir parçasıdır, bu yüzden de son derece geniş bir konudur. Kitabın amacı doğrultusunda, toplu tapınma bağlamındaki yaratıcılığa değineceğim. Ayrıca günlük yaşantımızdaki tapınmayı da – özellikle insanları sevme yoluyla – vurgulamak isterim.

Boşlukta yaratamazsınız

Yaratmak için esin gereklidir. Bir söz ve müzik yazarı olarak bunu derin duygularla söylüyorum. Çünkü kafamın içindeki boşluğu yansıtan boş bir kağıda bakarak oturduğum zamanların üzücü deneyimini yaşadım. Yaratıcı enerjimi harekete geçirmeden değerli bir şeyler yapmam olanaksızdı. Yaşantımızın baskı altında olduğu ve değişim geçirdiği zamanlarda oluşan duygular ve kanılar tecrübeleri oluşturuyor. En iyi yaratıcı işler de bu anlarda ortaya çıkıyor, yani gökten üzerimize inmiyor. Elbette tüm esin kaynağı dar boğazlar değildir; ancak belirli bir gerçeğin gün ışığına çıkması ve yaratıcılığın hammaddesini oluşturması genellikle yoğun duyguların ya da kanıların hissedilmesi gerekiyor. Baskının ve süreğen değişimin, gerçek imanlı deneyiminin başlıca nitelikleri olduğunu gözönünde bulundurursak, esinsiz kalmamız olanaksızdır.

Tanrı’yla yaşanan dram

Yaratıcı etkinliğin kaynağı yaşantımızdaki dramdır. Acı dolu beklenmeyen olaylarla karşılaştığımızda, sevinçlerin ve üzüntülerin doruğuna çıktığımızda, Tanrı lütfunun ve merhametinin derinliklerini keşfettiğimizde ve buna güvendiğimizde, O’nun sadakatine ilişkin söyleyecek o denli çok sözümüz olur ki ! Yaşantımız önceden tahmin edilebilen sıkıcı bir yönde ilerlediğinde, daha önce söylemediğimiz sözlerin sayısı azalır. Gökyüzünde ve yeryüzündeki en büyük dramın tam ortasında yaşıyoruz. Yaratıcı Tanrı, Mesih İsa’da insan bedeni almıştır. Tanrı’yla yaşanan dram budur. İsa’nın yaşamı, ölümü, dirilişi, göğe alınışı ve yüceliği, tüm zamanların en şaşırtıcı öyküsüdür. Üstelik maceranın doruğuna henüz ulaşılmamıştır.

Bu arada, imanlı bireyler ve topluluklar olarak, Tanrı’nın aramızdaki egemenliğini geliştirdiğini ve bina ettiğini gördükçe kişisel dramımızda yeni perdeler açıldığına tanık oluruz. Tanrı bizleri her gün, tüm yaratılış için amaçladıklarının görkemli sonuna doğru yaklaştırmaktadır. Gerçek yaşamın bu dramına kıyasla tiyatronun sunduğu her türlü nimet sönük kalır. Ne yazık ki imanlıların bir kısmı, içinde rol aldığımız dev olayların pek farkında değildir, diğerleri ise kenarda durup maceraya atılan canların yaşayan iman girişimlerini seyretmekle yetinir.