#28756
Anonim
Pasif

Lütuf ve Kurtuluş Güvencesi

I. İki yüzlüler ve yeniden doğmamış olan diğerlerinin, Tanrı’nın tarafında oldukları ve kurtuluş buldukları konusunda dünyasal varsayımlar ve sahte umutlarla kendilerini boş yere aldatabilmeleriyle birlikte[1] (ki onların bu umutları yok olacaktır);[2] Rab İsa’ya gerçekten inananlar, O’nu içtenlikle sevenler, O’nun izinde temiz bir vicdanla yürümeyi amaçlayanlar bu yaşamda, lütuf konumunda olduklarından emin olabilir ve Tanrı yüceliğinin ümidiyle sevinebilirler,[3] ki bu umut onları asla utandırmayacaktır.[4]

II. Bu gerçek, değişebilen bir umuda dayanan şüpheli ve olası bir vaat değil;[5] tersine Tanrısal gerçek olan kurtuluş vaatlerine dayanan değişmez imanın güvencesine,[6] verilecekleri vaat edilen bu lütufların içsel kanıtlarına,[7] bizim ruhlarımızla birlikte Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eden oğulluk Ruhunun tanıklığına dayanmaktadır;[8] ki bu Ruh, kurtuluş gününe kadar aracılığıyla mühürlendiğimiz mirasın güvencesidir.[9]

III. Bu değişmez güvence imanın özüne ait değildir, ancak gerçek bir inanlı, bu güvenceye ortak olmadan önce uzun bir süre bekleyebilir ve birçok güçlükle karşılaşabilir:[10] buna rağmen kendisine Tanrı tarafından karşılıksız olarak verilen bu şeyleri anlaması Ruh tarafından mümkün kılınmış olarak, doğaüstü bir esine gerek olmaksızın doğal araçları uygun şekilde kullanarak buna erişebilir.[11] Bu nedenle çağrılmışlığını ve seçilmişliğini kökleştirmeye daha çok gayret etmek her inanlının sorumluluğudur,[12] öyle ki yüreği Kutsal Ruh’taki esenlik ve sevinçte, Tanrı’ya karşı sevgi ve şükranda, itaati gerektiren sorumluluklarda güç ve sevinçte büyüyebilir,[13] ki tüm bunlar kendilerine verilen bu güvencenin uygun meyveleridir; kesinlikle kişileri gevşekliğe iten yapıda değildirler.[14]

IV. Gerçek inanlıların kurtuluşlarına ilişkin duydukları güven farklı etkenlerle, örneğin, bu güvenceyi korumada ihmalkar davranmaları, vicdanlarını yaralayan ve Ruh’u kederlendiren belirli bir günaha düşmeleri; her hangi bir ani ve güçlü bir ayartmayla karşılaşmaları, Tanrı’nın yüzünün ışığını geri çekmesi, O’ndan korkup da karanlıkta yürüyüp ışıktan yoksun olmaları nedeniyle sarsılabilir, azalabilir ve bir süre için kaybolabilir;[15] ancak bu kişiler Tanrı’nın tohumunu, ve iman yaşamını, Mesih’e ve kardeşlere olan sevgiyi, yüreğin içtenliğini, sorumluluk vicdanını asla yitirmezler; ki uygun zamanda Kutsal Ruh’un işleyişi aracılığıyla tüm bunlar kurtuluş güvencesinin kişide tekrar canlandırılması için kullanılabilir;[16] ve tüm bu süre içinde inanlıyı tam bir umutsuzluğa düşmekten korur.[17]


[1] Ey. 8:13-14; Mika 3:11; Tes. 29:19; Yuh. 8:41

[2] Matta 7:22-23

[3] 1.Yuh. 2:3; 1.Yuh.3:14,18-19,21,24; 1.Yuh. 5:13

[4] Rom. 5:2,5

[5] İbr. 6:11,19

[6] İbr. 6:17-18

[7] 2.Pet. 1:4-5,10-11; 1.Yuh. 2:3; 1.Yuh. 3:14; 2.Kor. 1:12

[8] Rom. 8:15-16

[9] Ef. 1:13-14; Ef. 4:30; 2.Kor. 1:21-22

[10] 1.Yuh. 5:13; İşa. 50:10; Mar. 9:24; (bak. Mez 88, ve Mez. 77:1-12)

[11] 1.Kor. 2:12; 1.Yuh. 4:13; İbr. 6:11-12; Ef. 3:17

[12] 2.Pet. 1:10

[13] Rom. 5:1-2,5; Rom. 14:17; Rom. 15:13; Ef. 1:3-4; Mez. 4:6-7; Mez. 119:32

[14] 1.Yuh. 2:1-2; Rom. 6:1-2; Tit. 2:11-12,14; 2.Kor.7:1; Rom. 8:1,12; 1.Yuh.3:2-3; Mez.130:4; 1.Yuh.1:6-7

[15] Neş.Neş.5:2,3,6; Mez. 51:8,12,14; Ef.4:30,31; Mez.77:1-10; Matta 26:69-72; Mez.31:22; 88; İşa. 50:10

[16] 1.Yuh. 3:9; Luka 22:32; Ey. 13:15; Mez. 73:15; Mez. 51:8,12; İşa. 50:10

[17] Mika 7:7-9; Yer. 32:40; İşa. 54:7-10; Mez. 22:1; Mez. 88

Tanrı’nın Yasası

I. Tanrı, Adem’e işler antlaşması şeklinde, bir yasa verdi, ve bunun aracılığıyla onu ve tüm soyunu kişisel, bütün, kesin ve sürekli bir itaate bağladı, öyle ki bu yasanın yerine getirilmesi halinde yaşam vaat etti, ve ihlali halinde ise ölümle tehdit ederek onları bu yasayı tutmaları için güç ve yeterlilikle donattı.[1]

II. Günaha düşüşten sonra bu yasa, yetkin bir doğruluk yasası olmaya devam etti; ve Tanrı tarafından Sina Dağında on emir şeklinde iki levhaya yazılı olarak verildi:[2] İlk dört emir Tanrı’ya karşı, geri kalan altı emir ise insana karşı olan sorumluluklarımızı içeriyordu.[3]

III. Yaygın olarak “ahlaksal” adı verilen bu yasanın yanısıra Tanrı, yetişkin olmayan bir kilise olarak İsrail halkına kısmen tapınma hakkında, Mesih’e – O’nun lütuflarına, eylemlerine, acılarına ve sağladıklarına işaret eden;[4] ve kısmen, ahlaki sorumluluklara ilişkin çeşitli kurallar vermekten hoşnut oldu.[5] Bütün bu törensel yasaların hepsi, yeni antlaşma altında geçersiz kılınmıştır.[6]

IV. Aynı zamanda, politik bir beden olduklarından Tanrı onlara çeşitli adli yasalar da verdi. Ancak bu yasalar o ulusa ait halkla birlikte son bulmuş, geçerliliğini yitirmiştir. İçinde belirtilen adaletin gerektirdiğinden öte hiç kimseyi bağlamaz. [7]

V. Ahlaksal yasa aklanmış olan insanlarla birlikte diğerlerini de sonsuza dek bu yasaya itaate bağlar;[8] ve bu da yalnızca içinde yazanlardan ötürü değil, ama aynı zamanda bu yasayı veren Yaratan Tanrı’nın yetkisi nedeniyledir.[9] Mesih de bu yükümlülüğü Müjde’de geçersiz kılmaz, tersine tamamlar.[10]

VI. Gerçek imanlılar işler antlaşmasında olduğu gibi her ne kadar yasa altında olmasalar, bunun aracılığıyla aklanıp ya da mahkum edilmeseler de;[11] bu yasanın diğerlerine olduğu gibi kendilerine de büyük yararı bulunmaktadır; çünkü Tanrı’nın isteğini ve onların sorumluluklarını açıklayan bir yaşam buyruğu olarak onları yönlendirir ve bu yasaya uygun bir şekilde yürümeye bağlar;[12] bunun aracılığıyla aynı zamanda doğalarının günahlı kirliliklerini görürler;[13] böylece kendilerini buna göre değerlendirdiklerinde günahlılıklarının daha derin bilincine ulaşırlar, bu nedenle alçalırlar ve günahtan daha da nefret ederler,[14] Mesih’e ve O’nun itaatinin mükemmelliğine ne denli gereksinimleri olduğunu daha açık bir şekilde görürler.[15] Aynı şekilde yasa, günahı yasakladığından, yeniden doğmuş kişiler için de düşmüşlüklerini kontrol altına almalarında onlara fayda sağlar:[16] içindeki tehditler, günahlarının aslında ne tür bir ceza gerektirdiğini; ve her ne kadar yasada belirtilen bu lanetlerden artık özgür olsalar da, günahın sonucu olarak bu hayatta kendilerini ne gibi güçlükler bekleyebileceklerini onlar gösterir.[17] İçindeki vaatler de, aynı şekilde, Tanrının itaate ne kadar değer verdiğini ve bunlara uyulması sonucu ne tür bereketler bekleyebileceklerini onlara gösterir:[18] ancak bu, işler antlaşmasında olduğu gibi kazanılmış bir hak olarak verilmez.[19] Dolayısıyla kişinin, yasanın teşvikine uyarak günahtan kaçınıp, iyilik yaparak diğerlerinden farklı olması ne lütfun, ne de yasanın altında bulunduğunun bir kanıtıdır.[20]

VII. Ne de yasanın daha önce belirtilen faydaları, Müjdenin lütfuna aykırıdır, tersine tatlı bir uyum içerisindedir;[21] Mesih’in Ruh’u, yasada açıklanan ve yapılması öngörülen Tanrı isteğini özgürce ve sevinçle yerine getirmesi için kişinin iradesini dizginler ve bunları yapmaya yeterli kılar.[22]


[1] Tek. 1:26-27; Tek. 2:17; Rom. 2:14-15; Rom. 5:12, Gal. 3:10,12; Vaiz 7:29; Eyüp 28:28

[2] Yak. 1:25; Yak. 2:8,10-12; Rom. 13:8-9; Tes. 5:32; Tes. 10:4; Çık. 34:1

[3] Matta 22:37-40

[4] (İbraniler 9. Bölüm) İbr. 10:1; Gal. 9:1-3; Col. 2:17

[5] 1.Kor. 5:7; 2.Kor. 6:17; Yahuda 23

[6] Col. 2:14,16,17; Dan. 9:27; Ef. 2:15-16

[7] Çık. 21; Çık. 22:1-29; Tek. 49:10; 1.Pet. 2:13-14; Matta 5:17,38-39; 1.Kor. 9:8-10

[8] Rom. 13:8,9; Ef. 6:2; 1.Yuh. 2:3-4,7-8

[9] Yak. 2:10,11

[10] Matta 5:17-19; Yak. 2:8, Rom. 3:31

[11] Rom. 6:14; Gal. 2:16; Gal. 3:13; Gal. 4:4-5; Elç.İşl. 13:39; Rom. 8:1

[12] Rom. 7:12,22,25; Mez. 119:4-6; 1.Cor. 7:19; Gal. 5:14,16,18-23

[13] Rom. 7:7; Rom. 3:20

[14] Yak. 1:23-25; Rom. 7:9,14,24

[15] Gal. 3:24; Rom. 7:24; Rom. 8:3-4

[16] Yak. 2:11; Mez. 119:101,104,128

[17] Ezra 9:13-14; Mez. 84:30-34

[18] Lev. 26:1-14 ile birlikte 2.Kor. 6:16; Ef. 6:2-3; Mez. 37:11; Matta 5:5; Mez. 19:11

[19] Gal. 2:16; Luka 17:10

[20] Rom. 6:12,14; 1.Pet. 3:8-12; Mez. 34:12-16; İbr. 12:28-29

[21] Gal. 3:21

[22] Hez. 36:27; İbr. 8:10; Yer. 31:33

İmanlı Özgürlüğü ve Vicdan Özgürlüğü

I. Mesih’in Müjde altında imanlılar için satın aldığı özgürlük, imanlı kişilerin günahın suçluluğundan, Tanrı’nın mahkum edici gazabından, ahlaksal yasanın lanetinden;[1] şu anki kötü dünyadan, Şeytan’a tutsaklıktan, günahın boyunduruğundan;[2] güçlüklerin kötülüğünden, ölümün dikeninden, mezarın zaferinden ve sonsuz lanetten[3] özgür olmalarını; ve ayrıca Tanrı’ya özgürce yaklaşabilmelerini[4], ve bir köle korkusuyla değil, fakat çocuk sevgisi ve istekli bir bilinçle[5] O’na itaat etmelerini içerir. Tüm bunlar yasa altındaki imanlılar için de geçerliydi.[6] Ancak, Yahudi Kilisesi’nin tabi olduğu törensel yasanın boyunduruğundan özgür kılınmalarında[7] olduğu gibi; ve lütuf tahtına daha büyük bir cesaretle yaklaşabilemelerinde,[8] ve Tanrı Ruh’unun esinini yasa altındaki imanlıların normal olarak sahip olduklarından daha dolu olarak almalarında[9] olduğu gibi yeni antlaşma altında, Hristiyanların özgürlüğü daha da genişlemiştir.

II. Yalnızca Tanrı, vicdanın Rabbidir,[10] ve onu Tanrı Sözü’ne her şekilde karşı olan insan öğretilerinden ve buyruklarından; ya da bunun yanında iman ve tapınma ile ilgili konularda özgür kılmıştır.[11] Öyle ki vicdana karşı hareket ederek bu gibi öğretilere inanmak, ya da bu gibi buyruklara itaat etmek gerçek vicdan özgürlüğüne ihanet etmek anlamına gelir:[12] ve soyut bir iman, kati ve kör bir itaat istemek de aynı zamanda vicdan ve düşünce özgürlüğünü yok etmek olur.[13]

III. Hristiyan özgürlüğü adı altında her hangi bir günah işleyenler ya da şehvetle yanıp tutuşanlar, böyle yapmakla Hristiyan özgürlüğünü zedelerler. Çünkü özgürlüğün amacı, tüm günlerimiz boyunca O’nun önünde kutsallıkta ve doğrulukta korkusuzca Rab’be hizmet edebilmemiz için düşmanlarımızın ellerinden kurtarılmış olmaktır.[14]

IV. Tanrı’nın düzenlediği bu güçler ve Mesih’in satın aldığı özgürlük, Tanrı tarafından yok etmek için değil, fakat karşılıklı olarak birbirimizi koruma ve desteklememizi sağlama amacını taşıdıklarından, Hıristiyan özgürlüğü bahanesiyle, ister devletsel, ister kilisesel olsun herhangi bir yasal güce ya da bu gücün yasal olarak kullanılmasına karşı çıkanlar, Tanrı’nın kurmuş olduğu bu düzene karşı direnmiş olurlar.[15] Doğanın ışığına, ya da (gerek iman, gerek se tapınma ya da konuşma olsun) Hıristiyanlığın bilinen ilkelerine ve tanrısallığın gücüne aykırı olan bu gibi düşünceleri yayanlar ya da bu tür uygulamaları sürdürenler; ya da kendi doğalarında veya onları yayıp, devam ettirmekle Mesih’in, Kilisesinde kurmuş olduğu dışsal huzur ve düzeni yıkıcı olan yanlış düşünce ya da uygulamalarda bulunan kişiler yasal olarak hesap vermeye çağrılabilirler ve bunu kilisenin yaptırımları takip edebilir.[16]


[1] Tit. 2:14; 1.Sel. 1:10; Gal. 3:13

[2] Gal. 1:4; Kol. 1:13; Elç. İşl. 26:18; Rom. 6:14

[3] Rom. 8:28; Mez. 119:71; 1.Kor. 15:54-57; Rom. 8:1

[4] Rom. 5:1-2

[5] Rom. 8:14-15; 1.Yuh. 4:18

[6] Gal. 3:9,14,11; 1.Kor. 5:7

[7] Gal. 4:1-3, 6-7; Gal. 5:1; Elç. İşl. 15:10-11

[8] İbr. 4:14,16; İbr. 10:19-22

[9] Yuh. 7:38-39; 2.Kor. 3:13, 17-18

[10] Yak. 4:12; Rom. 14:4

[11] Elç. İşl. 4:19; Elç. İşl. 5:29; 1.Kor. 7:23; Mat. 23:8-10; 2.Kor. 1:24; Matta 15:9

[12] Kol. 2:20,22-23; Gal. 1:10; Gal. 2:4-5; Gal. 5:1

[13] Rom. 10:17; Rom. 14:23; İşa. 8:20; Elç. İşl. 17:11; Yuh. 4:22; Hoş. 5:11; Es. 13:12,16-17; Yer. 8:9

[14] Gal. 5:13; 1.Pet. 2:16; 2.Pet. 2:19; Yuh. 8:34; Luka 1:74-75

[15] Matta 12:25; 1.Pet. 2:13-14,16; Rom. 13:1-8; İbr. 13:17

[16] Rom. 1:32; 1.Kor. 5:1,5,11,13; 2.Yuh. 10-11; 2.Sel. 3:14; 1.Tim. 6:3-5; Tit. 1:10-11,13; Tit. 3:10; Matta 18:15-17; 1.Tim. 1:19-20; Esin. 2:2,14-15,20; Esin. 3:9