#28753
Anonim
Pasif

Tanrı’nın İnsanla Antlaşması

I. Tanrı ve insan arasındaki ayrım o denli büyüktür ki, O’na itaat etme zorunluluğuna sahip olan düşünebilen insanlar, eğer Tanrı onlara yaklaşmazsa O’ndan hiçbir şekilde bereket ya da ödül alamazlar. Tanrı ise bunu onlarla antlaşma yapma yoluyla gerçekleştirmekten hoşnut olmuştur.[1]

II. İnsanla yapılan ilk antlaşma, mükemmel ve kişisel bir itaat koşuluyla[2] Adem’e ve onun soyuna[3] vaat edilen yaşamı içeren işlere dayalı bir antlaşmaydı.[4]

III. Günaha düşmüş olan insan, bu antlaşma yoluyla yaşayamadığından Rab, ikinci bir antlaşma yapmaktan hoşnut oldu.[5] Bu antlaşmanın adı lütuf antlaşmasıdır. Rab böylece günahlılara İsa Mesih aracılığıyla karşılıksız olarak yaşam ve kurtuluş sundu. Kurtulmaları için onlardan Kendisine iman etmeleri şartını koştu.[6] Onları inanmaya istekli kılmak ve bunu yapabilmelerini sağlamak için sonsuz yaşama kavuşturulmak üzere belirlenenlerin tümüne Kutsal Ruh’unu vermeyi vaat etti.[7]

IV. Kutsal Yazı, bu lütuf antlaşmasını İsa Mesih’in ölümüne ve sonsuz mirasa bağlamaktadır.[8]

V. Bu antlaşma, yasanın ve müjdenin altında farklı biçimlerde yürürlüğe konmuştu.[9] Yasanın altındayken vaatler, peygamberlikler, kurbanlar, sünnet, fısıh kuzusu ve diğer kurallarla Yahudilere ulaşmıştır. Bunların hepsi Mesih’e işaret etmektedir.[10] O zaman bu biçimler, Kutsal Ruh’un işlevi aracılığıyla günahların tümüyle bağışlandığı ve sonsuz kurtuluşun sağlandığı Mesih vaadinde[11] seçilmişleri eğitmek ve bina etmek için yeterliydiler. Ve buna da, Eski Antlaşma adı verilir. [12]

VI. Müjde altında ise, Tanrısal doluluğun beden almış hali Mesih[13] göründüğü zaman bu antlaşmanın kuralları, Söz’ün duyurulması, vaftiz ve Rab’bin Sofrası sakramentleri halini almıştır.[14] Bunlar sayıca az; daha yalın, daha az bir dışsal yüceliğe sahip olsalar da özünde daha büyük bir doluluk, kanıt ve ruhsal yeterlilikle[15] hem Yahudilere hem de Yahudi olmayan bütün uluslara[16] sunulmuştur. Ve buna da Yeni Antlaşma adı verilir.[17] Dolayısıyla bunlar özde ayrı olan iki lütuf antlaşması değildir; çeşitlilik gösteren tek ve aynı antlaşmadır.[18]


[1] İşa. 40:13-17; Ey. 9:32-33; 1.Sam. 2:25; Mez. 113:5-6; 100:2-3; Ey. 22:2-3; 35:7-8; Luka 17:10; Elç.İşl. 17:24-25

[2] Tek. 2:17; Gal. 3:10

[3] Rom. 10:5; Rom. 5:12-20

[4] Gal. 3:12

[5] Gal. 3:21; Rom. 8:3; Rom. 3:20-21; Gal.3:15; İşa. 42:6

[6] Mar. 16:15-16; Yuh. 3:16; Rom. 5:6-9; Gal. 3:11

[7] Hez. 36:26-27; Yuh. 6:44-45

[8] İbr. 9:15-17; İbr. 7:22; Luk. 2:20; 1.Kor. 11:25

[9] 2.Kor. 3:3-9

[10] İbr. 8, 9, 10; Rom. 4:11; Kol. 2:11-12; 1.Kor. 5:7

[11] 1.Kor. 10:1-4; İbr. 11:13; Yuh. 8:56

[12] Gal. 3:7-9, 14

[13] Kol. 2:17

[14] Matta 28:19-20; .Kor. 11:23-25

[15] İbr. 12:22-27; Yer. 31:33-34

[16] Matta 28:19; Ef. 2:15-19

[17] Luka. 22:20

[18] Gal. 3:14, 16; Elç. İş. 15:11; Rom. 3:21-23, 30; Mez. 32:1; Rom. 4:3, 6, 16-17, 23-24; İbr. 13:8

Aracı Olan Mesih

I. Tanrı, sonsuz amacı uyarınca, biricik Oğlu Rab İsa’yı, Tanrı ve insan arasında Aracı,[1] Peygamber,[2] Kahin,[3] Kral,[4] Kilisesinin Başı ve Kurtarıcısı,[5] her şeyin Mirasçısı[6] ve dünyanın Yargıcı[7] olarak seçip atamaktan hoşnut oldu ve O’na tüm sonsuzluktan önce kendi soyu olması için,[8] ve zamanı geldiğinde O’nun tarafından kurtarılması, çağrılması, aklanması, kutsal kılınması ve yüceltilmesi için[9] bir halk verdi.

II. Üçlübirliğin ikinci üyesi, sonsuz Tanrı’nın kendisi, Baba’yla eş ve aynı özden olan Tanrı’nın Oğlu, zaman dolunca, bütün gerekli nitelikleriyle ve bunların zayıflıklarıyla birlikte ancak günahsız bir şekilde[10] Kutsal Ruh’un gücüyle bakire Meryem’in rahmine düşmüş ve onun özünden olarak[11] insan doğasını üzerine almıştır.[12] Böylece kendi başlarına bir bütün olan iki ayrı ve mükemmel doğa, yani Tanrı ve insan, birbirlerinden ayrılamayacak şekilde tek bir kişide, birbirine dönüşmeden, birleşmeden ve karışmadan bütünleşmiştir.[13] Öyle ki bu kişi Tanrı’nın kendisi ve tamamen de insandır, fakat tek bir Mesih ve Tanrı ile insan arasındaki tek Aracıdır.[14]

III. Rab İsa, bilginin ve bilgeliğin tüm hazinelerini kendisinde bulundurarak[15] tanrısal özle bütünleşen insan doğası içinde Kutsal Ruh tarafından ölçüsüzce kutsanmış ve meshedilmiştir;[16] kutsal, suçsuz, lekesiz, lütuf ve gerçekle dolu olarak[17] Aracı ve Kefil[18] görevi görmek üzere tümüyle yeterli olması için bütün doluluğun O’nda bulunmasından[19] Baba hoşnut olmuştur. Bu görevi kendisi üstlenmemiş, ama tüm gücü ve yetkiyi O’nun eline veren ve bunları kullanmasını buyuran[20] Babası tarafından buna çağrılmıştır.[21]

IV. Bu görevi Rab İsa, tam bir isteklilikle üstlendi,[22] bu görevi yerine getirebilmek için yasa altında doğdu,[23] ve mükemmel bir şekilde tamamladı;[24] canının derinliklerinde en şiddetli işkencelere,[25] ve bedeninde de en şiddetli acılara maruz kalarak[26] çarmıha gerildi ve öldü,[27] gömüldü ve ölümün gücü altında kaldı, ancak bu süre içinde bedeni çürümedi.[28] İçinde acı çektiği aynı bedenle[29] üçüncü gün ölümden dirildi,[30] göğe yükseldi, ve orada Babasının sağında oturdu.[31] Orada yakarışta bulunmaktadır,[32] dünyanın sonunda insanları ve melekleri yargılamak üzere geri dönecektir.[33]

V. Rab İsa, mükemmel itaatkarlığını ve kendi kurbanlığını bir defa olmak üzere sonsuz Ruh aracılığıyla Tanrı’ya sunmasıyla Babasının adaletini tümüyle tatmin etmiştir;[34] ve böylece Baba’nın kendisine verdiği kişilerin hepsi için sadece barışma değil, ama göklerin egemenliğinde onlar için sonsuz bir miras da satın almıştır.[35]

VI. Kurtarış işi, Mesih tarafından her ne kadar beden alışından önce gerçekleşmemiş olsa da, bunun erdemleri, etkileri ve yararları seçilmiş olanlara vaatler, semboller ve kurbanlar aracılığıyla dünyanın başlangıcından beri tüm çağlarda iletilmişti. Mesih, yılanın başını ezecek olan kadının tohumu; ve dünyanın başlangıcında boğazlanan, dün, bugün ve sonsuzluk boyunca aynı kalacak olan Kuzu olarak açıklanmıştı.[36]

VII. Mesih, aracılık görevini yerine getirirken, her bir doğanın kendisi için uygun olanı yapması suretiyle iki doğaya da uygun bir şekilde işlev görür;[37] ancak tek bir kişide gerçekleşen bu birleşme nedeniyle, bir doğaya uygun olan şey Kutsal Yazılar’da bazen diğer doğanın ön planda olduğu kişiye atfedilir.[38]

VIII. Mesih, kendileri için kurtuluş satın aldığı kişilerin hepsine bu aynı kurtuluşu kesin ve etkin bir şekilde uygular;[39] onlar için yakarışta bulunur,[40] Söz’de ve Söz aracılığıyla onlara kurtuluşun sıralarını açıklar;[41] Ruh’u aracılığıyla etkin bir şekilde onları inanmaya ve itaat etmeye ikna eder, Sözü ve Ruhu aracılığıyla onların yüreklerine hükmeder;[42] Kadir gücü ve bilgeliği aracılığıyla kendi harika ve anlaşılmaz hükmedişine en uygun olan tutumla ve yollarla onların tüm düşmanlarını alt eder.[43]


[1] İşa. 42:1; 1.Pet.1:19-20; Yuh. 3:16; 1.Tim. 2:5

[2] Elç. İşl. 3:22

[3] İbr. 5:5-6

[4] Mez. 2:6; Luka 1:33

[5] Ef. 5:23

[6] İbr. 1:2

[7] Elç. İşl. 17:31

[8] Yuh. 17:6; Mez. 22:30; İşa. 53:10

[9] 1.Tim. 2:6; İşa. 55:4-5; 1.Kor. 1:30

[10] İbr. 2:14, 16-17; İbr. 4:15

[11] Luka 1:27,31,35; Gal. 4:4

[12] Yuh. 1:1,14; 1.Yuh. 5:20; Fil. 2:6; Gal. 4:4

[13] Luka 1:35; Kol. 2:9; Rom. 9:5; 1.Pet. 3:18; 1.Tim. 3:16

[14] Rom. 1:3-4; 1.Tim. 2:5

[15] Kol. 2:3

[16] Mez. 45:7; Yuh. 3:34

[17] İbr. 7:26; Yuh. 1:14

[18] Elç. İşl. 10:38; İbr. 12:24; İbr. 7:22

[19] Kol. 1:19

[20] Yuh. 5:22,27; Matta 28:18; Elç.İşl. 2:36

[21] İbr. 5:4-5

[22] Mez. 40:7-8; İbr. 10:5-10; Yuh. 10:18; Fil. 2:8

[23] Gal. 4:4

[24] Matta 3:15; Matta 5:17

[25] Matta 26:37-38; Luka 22:44; Matta 27:46

[26] Matta 26. ve 27. Bölümler

[27] Fil. 2:8

[28] Elç.İşl. 2:23-24,27; Elç.İşl. 13:37

[29] Yuh. 20:25,27

[30] 1.Kor. 15:3-5

[31] Mar. 16:19

[32] Rom. 8:34; İbr. 9:24; İbr. 7:25;

[33] Rom. 14:9-10; Elç. İşl. 1:11; Elç.İşl. 10:42; Matta 13:40-42; Yah. 6; 2.Pet. 2:4

[34] Rom. 5:19; İbr. 9:14,16; İbr. 10:14; Ef. 5:2; Rom. 3:25-26

[35] Dan. 9:24,26; Kol. 1:19-20; Ef. 1:11,14; Yuh. 17:2; İbr. 9:12,15

[36] Gal. 4:4-5; Tek. 3:15; Esin. 13:8; İbr. 13:8

[37] İbr. 9:14; 1.Pet. 3:18

[38] Elç.İşl. 20:28; Yuh. 3:13; 1.Yuh. 3:16

[39] Yuh. 6:37,39; Yuh. 10:15-16

[40] 1.Yuh. 2:1-2; Rom. 8:34

[41] Yuh. 15:13,15; Ef. 1:7-10; Yuh. 17:6

[42] Yuh. 14:16; İbr. 12:2; 2.Kor. 4:13; Rom. 8:9,14; Rom. 15:18-19; Yuh. 17:17

[43] Mez. 110:1; 1.Kor. 15:25-26; Mal. 4:2-3; Kol. 2:15

Özgür İrade

I. Tanrı insanın iradesini doğal bir özgürlük ile donatmıştı. Bu özgürlük ne baskı altındadır ne de iyilik ya da kötülük yapmak üzere koşullanmıştır.[1]

II. Masumiyet konumundayken insan, iyi olan ve Tanrı’yı hoşnut edeni hem isteme hem de yapma gücüne ve özgürlüğüne sahipti;[2] ancak bu konumdan düşmesi mümkün olacak şekilde değişkendi.[3]

III. Günah konumuna düşmesiyle insan, beraberinde kurtuluşu getirecek herhangi bir ruhsal iyiliği isteme yetisini tümüyle kaybetmiştir:[4] bu nedenle bu iyiliğe tümüyle karşıt,[5] ve günah içinde ölü[6] bir doğal insan olarak kendi gücüyle iman edecek ya da kendisini buna hazırlayacak yetiye sahip değildir.[7]

IV. Tanrı bir günahlıyı imana kavuşturduğunda ve onu lütuf konumuna yerleştirdiğinde, o kişiyi günaha olan doğal tutsaklığından özgür kılar;[8] ve yalnızca lütfu aracılığıyla ruhsal açıdan iyi olanı özgürce arzulama ve yapma yetisi verir;[9] buna rağmen insan, içinde kalan düşmüşlük nedeniyle ne mükemmel bir şekilde ne de yalnızca iyi olanı arzular ama aynı zamanda kötü olanı da arzular.[10]

V. İnsanın iradesi, yalnızca yücelik konumuna geldiği zaman mükemmel ve değişemez bir şekilde sadece iyilik yapmak üzere özgür hale getirilecektir.[11]


[1] Matta. 17:12; Yak. 1:14; Tes. 30:19

[2] Vaiz 7:29; Tek. 1:26

[3] Tek. 2:16-17; Tek. 3:6

[4] Rom. 5:6; Rom. 8:7

[5] Rom. 3:10,12

[6] Ef. 2:1,5; Kol. 2:13

[7] Yuh. 6:44,65; Ef. 2:2-5; 1.Kor. 1:4; Tit. 3:3-5

[8] Kol. 1:13; Yuh. 8:34,36

[9] Fil. 2:13; Rom. 6:18,22

[10] Gal. 5:17; Rom. 7:15,18-19,21,23

[11] Ef. 4:13; İbr. 12:23; 1.Yuh. 3:2; Yah. 24