#28658
Anonim
Pasif

Her gün kalkıp Kutsal Kitap’ı yiyip yutarcasına okmumaya başladım. Şeytanın yalanlarına karşı Tanrı’nın gerçek sözleriyle savaşmaya başladım.

Zayıf bir anımda dünya haritasını alıp ona baktım. İçimden yükselen cesaretle birlikte şöyle dedim:” Müjde’yi tüm dünyaya yayacağım ! ”

Şeytan beni korkutmaya çalıştı:” Eğer bir uçağa binersen, seninle birlikte düşecektir.” Ama ben ona şöyle karşılık verdim:” Rab İsa Mesih’in adında çekil, şeytan ! Rab ÖNÜMDEN gidiyor. İsa’nın kutsal kanı ÜZERİMDEDİR. Tanrı’nın sonsuz gücü beni TAŞIYOR. O’nun iyiliği ve lütfu da ARDIMDAN geliyor. Bunlar yaşamımın her gününde beni izleyecek ! ”

Kutsal Ruh’un kılıcını her gün çekip şeytanı Rab İsa’nın adında geri püskürttüm.

Aklıma ” Sen zayıfsın ! ” düşüncesi geldiğinde ruhumda sanki bir baş meleğin sesiyle şöyle bağırırdım : ” Ben Rab’de ve O’nun kudretinin gücünde güçlüyüm. ”

Şeytanın beni korkutması, onun bana yaklaşmakta olduğunu gösteriyordu. O zaman cesaretle şu sözleri söyledim: ” RAB benim ışığım, kurtuluşumdur, kimseden korkmam. RAB yaşamımın kalesidir, kimseden yılmam.” ( Mezmur 71:1-2 ).Rab’be övgüler olsun.

…………..


Rab bana …. şeytanın saldırılarının öncelikle aklımızı ( düşüncelerimizi) hedef aldığını gösterdi. Düşünce yaşamımız tümüyle Tanrı sözünün egemenliği altında bulunmalıdır.


O ZAMANDAN BERİ KUTSAL KİTAP’A SIMSIKI BAĞLİ KALIYORUM

Düşman bana düşüncelerle saldırmaya çalıştığı zaman , kılıcımı çekerek ona meydan okuyorum !

İsa’da zaferli olduğumu düşmana hatırlatmak için bunu her gün yapıyorum. Eskiden Davut’un yaptığı gibi en yüksek tepeye çıkıp şeytana ve onun karanlık güçlerine karşı 91. mezmuru haykırırım:

Yüceler Yücesi’nin barınağında oturuyorum. Her Şeye Gücü Yeten’in gölgesinde barınıyorum. ” O benim sığınağım, kalemdir ” diyorum RAB için, Tanrım’dır, O’na güvenirim.Çünkü O beni tuzağından, ölümcül hastalıktan kurtarır. Beni kanatlarının altına alır, onların altına sığınırım.O’nu sadakati benim kalkanım, siperim olur. Ne gecenini dehşetinden korkarım, ne gündüz uçan oktan, ne karanlıkta dolaşan hastalıktan, ne de öğleyin yok eden kırgından. Yanımda bin kişi, sağımda on bin kişi kırılsa bile , bana dokunmaz. Ben Yalnız kendi gözlerimle seyredecek, kötülerin cezasını göreceğim. Ben RAB’bi kendime sığınak, Yüceler Yücesi’ni konut edindim.Başıma kötülük gelmeyecek, çadırıma felaket yaklaşmayacak.”


NEDEN ?

Çünkü Tanrı John H. Osteen ( yazarın adı) ve ailesine bakmak üzere . meleklerine buyruk verdi ?


Tanrı meleklerine şöyle buyurdu: ” Melekler, size buyruk veriyorum, gideceği her yerde onu koruyun. Ellerinizin üzerinde taşıyın onu. Ayağı bir taşa çarpmasın.” ( Mez. 91:11-12 ).

Haleluya ! Bu duadan sonra şöyle devam ederim :
“Aslanın, kobranın üzerine basıp geçeceğim, genç aslanı, yılanı çiğneyeceğim. O’nu sevdiğim için beni kurtaracak. O’nu iyi tanıdığım için bana kale olacak. O’na seslenince beni yanıtlayacak, sıkıntıda benim yanımda olacak, kurtarıp yücelticek beni. Beni uzun ömürle doyuracak, bana kurtarışını gösterecek.” ( Mez. 91:13-16).

Zihninizi Rab’den gelen bu tür düşüncelerle, yani Rab’bin gerçek sözleriyle doldurduğumuz zaman, şeytanın düşüncelerine yer kalmayacaktır. Savaş sahasının akıl ya da düşünceler olduğunu unutmayın ! Şeytanın zihninize yerleştirmek istediği düşüncelerdir. Bunu Kutsal Yazıların tümünde görebilirsiniz.

Elçilerin İşleri kitapçığının sekizinci bölümünde, Filipus’un büyük bir uyanışa aracı olmak üzere Samiriye’ye gittiğini görüyoruz. Kurtulan, şifa bulan, şeytanın gücünden özgür kılınan, hem suda hem de Kutsal Ruh’ta vaftiz olan sayısız insan vardı. Bu arada büyücü Simun adlı bir kişinin etkinliğine de tanık oluyoruz. Bu adam , insanlara el koyarak Kutsal Ruh’u verme armağanına sahip olmak amacıyla Petrus ve Yuhanna’ya para teklif etti. Petrus onu azarladı ve şöyle dedi: ” Bu kötülüğünden tövbe et ve Rab’be yalvar, yüreğindeki bu düşünce belki bağışlanır. Senin kin dolu, kötülüğe tutsak biri olduğunu görüyorum.” ( Elç. 8:22-23 ).

Simun’u harekete geçiren bir düşünceydi ! O düşünce nereden kaynaklanıyordu ? Şeytandan ! Petrus bir bakıma ona şöyle demek istedi :” Şeytan senin yüreğine bir düşünce koymuştur. Sen de onu kendi düşüncen olarak kabul edip ona dayanarak harekete geçtin. Tanrı’ya dua et, bu düşünceden ötürü seni bağışlasın. ” Petrus ” düşünceler ” demek yerine tekil ” düşünce ” sözcüğünü kullandı. Böylece Tanrı’nın o tek yalnış düşünceyi bağışlaması gerektiğini ortaya koydu.

İncil, Mesih’in ele verilmesine ilişkin şöyle diyor: ” Akşam yemeği sırasında iblis, Simun İskariot’un oğlu Yahuda’nın yüreğine İsa’ya ihanet etme isteğini koymuştu bile” ( Yu. 13:2 ). Yahuda’nın yüreğine ve zihnine o düşünceyi yerleştiren şeytandı.

Gördüğünüz gibi, düşmanın kullandığı başlıca yöntem, zihinlerimize bir düşünce yerleştirmekten ibarettir. Bizim de o düşünceyi benimseyip harekete geçmemizi bekler. ” Kötü düşünceler, cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, yalan yere tanıklık ve iftira hep yürekten kaynaklanır.” ( Mat. 15:19 )

Luka’nın 24. bölümünde, İsa’nın dirilişten sonra öğrencilerine nasıl göründüğü anlatılmaktadır. Orada öğrencilerin yılgınlığa düştükleri ve çok korktukları görülmektedir. İsa onları şöyle azarlayıp sordu: ” Neden telaşlanıyorsunuz ? Neden kuşkular doğuyor içinizde ? ” Öğrenciler korku içindeydiler. Bu korku nereden kaynaklanıyordu ? Yüreklerine girmesine izin verdikleri düşüncelerden ! O düşüncelerin yüreklerinde elem verici bir korku doğurmasına izin vermişlerdi.

…Bu korku, şeytanın zihnimize yerleştirdiği düşüncelerden kaynaklanıyor. Siz de onları kabul ediyor ve onların yarattığı elem içinde yaşıyorsunuz. ATIN ZİHNİNİZDEN O DÜŞÜNCELERİ ! YIKIN O KALELERİ ! HER DÜŞÜNCEYİ MESİH’E BAĞIMLI KILIN !

Yalanla dolu düşünceler şeytan için bir kale oluşturur. Şeytandan kaynaklanan düşünceler sizi tutsak kılan kuvvetli bir zincir olarak işlev görebilirler.