#30196
Anonim
Pasif

Sayın Fırat,

”İkincisi; benim almak istediğim yanıtları alamadım. Görüyorum ki, soru ve yanıtlarımızda bir anlaşılamama sorunu var.” sözünüzde belirttiğiniz gibi bir anlaşılamama sorunu var. Ben bu sorunun kaynağını herhangibir kavramın kendi alanı içinde kullanılmamasında görüyorum. Buna örnek olarak ta sizdeki günah kavramını işledik. Türkçedeki günah işlemek kavramıyla hristiyan teolojisindeki günah kavramının aynı şeyler olmadığını ifade ettim. Ben o kanaatteyim ki, birçok hristiyan inanlı bile bu farkı bilmiyor. Bu fark bilinse, bir müslüman, hz.İsa’nın O’na inananların günahını nasıl yüklendiğini sorduğu zaman ona anlaşılır cevaplar verilirdi. (İkna edici demiyorum zira ikna olmak farklıdır, anlamak farklıdır.) Ama anlaşılır cevaplar verilemiyor, çünkü, kendisine böyle bir soru yöneltilen hristiyan, günah kelimesini karşısındakinin de aynı manada anladığını düşünüp izah etmeye çalışıyor. Halbuki müslümanın günah anlayışıyla hristiyanın günah anlayışı temelde farklıdır. Bir müslümana ”her insan günahlı doğar” dediğiniz zaman bunun sebebini açıklayamazsınız. Bunun yerine söze, günahın sizdeki anlamını açıklayarak başlarsınız. Sonuçta söyledkleriniz kabul edilmese bile ne dediğiniz anlışılmış olur. İsa’nın tanrılığı konusu da böyledir…

Almak istediğiniz yanıtlara gelince… Doğrusu açıkça sorulmuş bir soru göremedim yazınızda. ”Kitaplar konusunda bir sorum var. Açılım yapabilecek biri var mı ? benzeri.Orada bir açılım yapabileceğinizi umuyorum.” diye bir soru cümlesi var gibi ama ne sorduğunuzu tam olarak analayamadığım için cevapsız bıraktım, kusuruma bakmayın.
Bilakis benim sorduğum sorular vardı, siz bunlara cevap verebilirdiniz.
Gerçek ve diri Tanrı diyorsunuz… Biz farklı bir Tanrı’ya mı inanıyoruz? Allah Hay (Diri, hayat sahibi) ve Hak (Gerçek, hem de mutlak gerçek) ‘tır. Bütün güzel isimler O’nundur. ”Tanrı sevgidir” diyorsunuz, aynen biz de diyoruz. O Vedud (Seven ve sevilen) ‘dur. Araştırın, müslüman ve hristiyanlar arasında, hz. İsa’nın tanrılığı, Kur’an ve hz. Muhammed’in peygamberliği dışında fazla da bir fark yoktur. Bu farklar önemli farklardır tabi ama birbirlerini görmezden gelmeye sevkedecek farklar değildir.”

Tartışmak iyidir, amaç güzel bir sonuca varmaksa veya ortak noktaları bulmaksa. Kuru bir laf gevezeliği ve inat ise yapılan tartışma, bundan Rabbimize sığınalım.

Genel olarak soracağım soru yok. Çünkü önceden de belirttiğim gibi inancınızı müslümaların taraflı kaynaklarından değil kutsal kitaptan ve bizzat hristiyan olarak yaşayanlardan öğrendim(öğreniyorum). Ama konuya göre çıkacak soru olursa elbette sorarım.
Benim asıl amacım, gerek aynı inançta olan insanlar olsun, gerekse farklı inançta olanlar olsun, herkesin birbirini tanımaya çalışması ve bu tanışmaya paralel olarak ta ortadaki önyargıların yıkılması. Bu amaçla bir papazın kitabından alıntı yaparak ilk mesajımı yazdım. Önyargıların yıkılması ancak birbirimizi dinlersek ve bribirimize tahammül edersek mümkün olacaktır.
Önyargılarımız yok veya önyargıları yıkıp ta ne olacak demeyin lütfen. Bu önyargılarımız sebebiyle hristiyan ve müslümanlar birbirleri hakkında hiçbirşey bilmiyorlar ve karşılıklı yaptıkları itirazlarda çok komik duruma düşüyorlar.
Mesela orucun benim söylediğimden farklı olduğunu belirtmişşsiniz. İslamdaki orucu bilseydiniz orucun sadece yeme ve içmeyi terketmek olmadığını da bilirdiniz. Bense islamdaki orucun kutsal kitaptaki oruçla aynı olduğunu iddia etmiyorum. Öz itibariyle oruç olsun diğer ibadetler olsun üç dinde de aynıdır, farklı olan niceliğidir. Orucun özü, belirli bir amaç için kendini mahrum bırakmaktır dersek her üç dindeki oruc kavramı buna dahil olmuş olur. Bu bakış açısını her konuda uygulayamayız belki ama temel ibadetlerde uygulayabiliriz ve çok güzel sonuçlara varabiliriz.(misal namaz/dua, hac, sadaka, cihad, kurban)

Rabbim bizleri güzel sonuçlarda buluştursun.