#28822
Anonim
Pasif

Tanrı’nın Sabrının İyileştrici Gücü

Tanrı’yı Beklemenin Anahtarı

Yakın bir zamanda, sabır hakkında bir kitap aramak için bir kitapçıya gittiğimde, boş elerle geri döndüm. Sabır çoğu insanın sahip olmak istediği bir erdem olmasına rağmen üzerine kitap yazmak için pek de popüler olmayan bir konudur ! Sabır konusundaki kitapları neden çoksatar kitaplar arasında göremediğimiz hakkında bir önsezim var; dünya üzerinde çok az yazar kendilerini bu konuya ele alabilecek kadar yeterli görmektedir.

Bu görüşe göre, bizim gibi birkaç yazar da, sabır sahibi olmak ve sabırlarını geliştirmek yetisine sahiptirler.

Toplumumuz, hazır yiyecek ve içecekler, sese duyarlı olduğundan otomatik arama yapan telefonlar, evde bilgisayarlı basın-yayın sistemleri de dahil olmak üzere, herşeyi hemen elde etme ilkesi üzerine kurulmuştur. Hala da daha çabuk sonuçlar elde etmemizi sağlayacak daha hızlı yöntemler aramaya devam ederiz. Arabayla daha kolay ulaşabileceğimiz mağazalar, daha kısa kuyruklar, daha hızlı servis isteriz. Üç günde beş kilo vermeyi, bir gecede servet yapmayı ve ilk görüşte delicesine aşık olmayı isteriz. Sabır hakkında bir kitap yazılsa, belki de kitabı okunak için yeterince sabra sahip olan kişilere ulaşamayacaktır.

Hristiyanlar da, bu durumdan izole olmuş şekilde yaşamazlar. Dualarımıza hemen cevap almayı, aniden kutsallaşmayı, kısa yoldan ruhsal olgunluğa sahip olmayı ve istediğimiz anda mucizeler gerçekleştirmeyi isteriz.

Bu kelimeleri yazarken, sabır konusunda uzman olmadığımı kabul ediyorum. Tanrı’nın yapılmasını istediğini bildiğim bir şey olduğunda, hemen kollarımı sıvar, herkesi harekete geçirir ve geç olmadan işin hemen yapıldığını görmek isterim. Böyle durumlarda kendi kendime Tanrı’nın Nuh’a gemiyi tam olarak nereye yönlendirmesi gerektiğini anlatmasının altı ay sürdüğünü hatırlatmam gerekir !

Yıllar önce Güney Kaliforniya’da bir kilise görevlisi tüm gün sürecek olan ve konuşmacı olduğu bir konferansa geç kalıyordu, görünüşe bakılırsa açılış törenini kaçıracak gibiydi. Aceleyle traş olurken yüzünü kesti, sonra gömleğinin ütülenmemiş olduğunu gördü ve telaşla arabasına doğru koştuğunda, arabasının tekerliğinin inmiş olduğunu fark etti. Lastik sorununu çözdükten sonra perişan olmuş bir durumda arabasına bindi ve yola koyuldu. Yolda durması gereken bir yerde durmayıp, hız sınırını aştı. Polis kendisine yaklaşarak sağa çekmesini istediğinde, kilise vaizi arabasından dışarı fırlayıp, ehliyetini polise uzatarak ” Haydi durma, bana bir ceza kes. Bugün herşey ters gidiyor zaten ! ” dedi.

Polis memuru vaizin ehliyetini alıp, vaizin bu telaşlı haline bakıp, ” Efendim, ben de hristiyan olmadan önce böyle günler yaşıyordum. Artık böyle şeyler yaşamıyorum “ diye sakin bir şekilde karşılık verdi. ( M. Y. )

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun. :elsalla: