ANASAYFA Forum DİNLER, MEZHEPLER, İNANÇLAR… Doğu Ortodoksluğu Süryani Ortodokslara Göre Hasta Yağı Ve Ölüm Sonrasında Insanın Karşılaşacacagi Durumlar Re: Süryani Ortodokslara Göre Hasta Yağı Ve Ölüm Sonrasında Insanın Karşılaşacacagi Durumlar

#28109
Anonim
Pasif

Dirilmeden önce, iyi canlar Firdevs’e kötüler karanlığa gider. Orada son günün hükmünü beklerler.İnançlı ölenler, dirilerin sundukları kurban, namaz ve sadakalardan faydalanırlar. 11
Süryani İnanç geleneğinde, inanlıyı ölüme hazırlama, ruhun bedene karşı direncinin muhafaza edebilmesi amacıyla, kilise sırları arasında yer alan Hasta Yağı uygulaması yapılır.

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Kutsal Yasa’da gelecekteki iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa, her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı’ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez. Eğer erdirebilseydi, kurban sunmaya son verilmez miydi? Çünkü tapınanlar bir kez günahlarından arındıktan sonra onlarda artık günahlılık duygusu kalmazdı. Ama o kurbanlar insanlara yıldan yıla günahlarını anımsatıyor. Çünkü boğaların ve erkeçlerin kanı günahları ortadan kaldıramaz. Bunun için Mesih dünyaya gelirken şöyle diyor:

«Kurban ve sunu istemedin, ama benim için bir beden hazırladın. Yakılmalık adaklardan ve günah için sunulan kurbanlardan hoşnut olmadın. O zaman dedim ki, `Yasa kitabında benim için yazılmış olduğu gibi, senin isteğini yapmak üzere, ey Tanrım, işte geldim.’» Mesih ilkönce, «Kurbanları, sunuları, yakılmalık adakları ve günah için sunulan kurbanları istemedin ve bunlardan hoşnut olmadın» dedi. Oysa bunlar Yasa’nın bir gereği olarak sunulur. Sonra da, «Senin isteğini yapmak üzere işte geldim» dedi. Yani Mesih, ikinciyi geçerli kılmak için birinciyi kaldırıyor. Tanrı’nın bu isteği uyarınca İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulmasıyla kutsal kılındık.

İnsanların bedenleri, ölümden sonra toprağa döner, bozularak çürür. Ancak ruhları, ki ne ölür ne de uyur, ölümsüz bir öze sahip olarak hemen kendilerini yaratan Tanrı’ya geri döner. Doğru kişilerin ruhları, kutsallıkta mükemmel kılınmış olarak, en yüce göklere kabul edilir, öyle ki burada ışık ve görkem içerisinde Tanrı’nın yüzünü görerek bedenlerinin kurtuluşunun tamamlanmasını beklerler. Kötülerin ruhları ise cehenneme atılır, ki orada işkence ve sonsuz karanlık içerisinde kalarak büyük yargı gününü bekler. Kutsal Yazı, bedenlerinden ayrılan ruhlara ilişkin bu iki yerden başka bir yer tanımamaktadır.

Son gün, diri olanlar ölmeyecek, fakat değiştirilecektir. Bütün ölüler kendi (ancak bu sefer farklı niteliklere sahip olan) bedenleriyle diriltilecek ve kendi ruhlarıyla sonsuzluk boyunca ayrılmamak üzere birleştirilecektir.
Aklanmamış olanların bedenleri, Mesih’in gücüyle utanç görmek üzere, Aklanmışların bedenleri ise, Ruh’uyla, yücelik görmek üzere diriltilecektir ve O’nun görkemli bedenine uygun olacak bir yapıya dönüştürülecektir.

Tanrı, tüm güç ve yargının Baba tarafından kendisine verildiği İsa Mesih aracılığıyla dünyayı doğrulukla
yargılayacağı bir gün belirlemiştir. O günde yalnızca günah işlemiş olan melekler değil, fakat tüm zamanlar boyunca dünya yüzünde yaşamış olan her insan, düşüncelerinin, sözlerinin ve işlerinin hesabını vermek ve bedendeyken yaptıkları iyi ya da kötü işlerinin uygun karşılığı almak üzere Mesih’in yargı kürsüsü önünde duracaktır.

Tanrı’nın bu günü belirlemekteki amacı, seçilmişlerin sonsuz kurtuluşunda O’nun merhametinin yüceliği ve reddedilmiş olanların lanetlenmesinde de adaletinin sergilenmesidir. O andan sonra, doğru kişiler sonsuz yaşama girer ve Rab’bin varlığında olmaktan gelen sevinç ve tazeliği tüm doluluğuyla alırlar. Ancak Tanrı’yı tanımayan ve İsa Mesih’in Müjdesine itaat etmeyen kötüler, sonsuz işkencelere atılarak, Rab’bin huzurundan ve gücünün yüceliğinden mahrum kalarak sonsuza dek mahvolacaktır. Mesih, bütün insanların günah işlemekten caydırılması ve tanrısal olanların daha büyük bir teselli bulması için bir yargı günü olacağına şüphe duymadan inanmamızı istemektedir. Bu nedenle Tanrı, tüm dünyasal güveni üzerlerinden atıp, Rab’bin ne zaman geleceğini bilmediklerinden her an ayık ve uyanık durmaları ve tüm zamanlar boyunca “Gel Rab İsa, tez gel! Amin!” demeye hazır olmaları için o günün zamanını insanlardan saklı tutmaktadır.