#28484
Anonim
Pasif

MESİH’İ TAKLİT ETMEK

Yusuf’la Meryem, Rab’bin Yasası’nda öngörülen her şeyi yerine getirdikten sonra Celile’ye, kendi kentleri Nasıra’ya döndüler. Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi. İsa’nın annesi babası her yıl Fısıh Bayramı’nda* Yeruşalim’e giderlerdi. İsa on iki yaşına gelince, bayram geleneğine uyarak yine gittiler. Bayramdan sonra eve dönerlerken küçük İsa Yeruşalim’de kaldı. Bunu farketmeyen annesiyle babası, çocuğun yol arkadaşlarıyla birlikte olduğunu sanarak bir günlük yol gittiler. Sonra O’nu akrabalar ve dostlar arasında aramaya başladılar. Bulamayınca O’nu araya araya Yeruşalim’e döndüler.

Üç gün sonra O’nu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu. O’nu dinleyen herkes, zekâsına ve verdiği yanıtlara hayran kalıyordu. Annesiyle babası O’nu görünce şaşırdılar. Annesi, “Çocuğum, bize bunu niçin yaptın? Bak, babanla ben büyük kaygı içinde seni arayıp durduk” dedi. O da onlara, “Beni niçin arayıp durdunuz?” dedi. “Babam’ın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” Ne var ki onlar ne demek istediğini anlamadılar. İsa onlarla birlikte yola çıkıp Nasıra’ya döndü. Onların sözünü dinlerdi. Annesi bütün bu olup bitenleri yüreğinde sakladı.

İsa bilgelikte ve boyda gelişiyor, Tanrı’nın ve insanların beğenisini kazanıyordu.

Luka 2:39-52

Son zamanlarda bazı yerlerde WWJD şeklinde harflerin yazılı olduğu künyeleri görmek mümkündür. Aslında bu “What would Jesus do?” ( İsa Mesih ne yapardı? ) cümlesinin baş harflerinden oluşmaktadır. Gerçektende bir imanlı bu sorunun cevabını kutsal yazılara uygun bir biçimde verirse kişinin sorması gereken en önemli sorulardan biridir.

Mesih İsa aslında biz inananlara göre dünyada yaşanabilecek en mükemmel yaşamı sergileyen tek kişidir. Kurtarıcılığının yanı sıra aslında Tanrısal yaşam içinde bize en önemli örnektir.

Burada en önemli nokta Babasına olan tam bağlılığı ve istemine itaatidir. Bu yalnızca hizmetine başladığı zamanda ortaya çıkan bir durum değil çocukluğundan beri böyledir.

Bu baktığımız ayetlerde doğumu ve hizmetine başladığı an arasındaki yıllarını görüyoruz. Mesih’in çocukluğuna ilişkin aslında yalan yanlış ortalarda anlatılan bazı öyküler vardır. Oysa Luka’nın anlatımında doğrudan Meryem’den verilen bir açıklama söz konusudur.

Tanrı’nın amacına adanmışlık ve itaat etme ve ruhsal gelişim konusunda Tanrı Oğlu İsa’yı taklit etmemiz gerekir.

Nasıl taklit edeceğimize bakmazdan önce İsa’nın kimliği üzerinde net olmamız gerekmektedir.

1.Taklit etmemiz gereken İsa Tanrı’nın biricik Oğludur.

Mükemmel bir çocuğun ailesi olmak, annesi olmak ne demek? Bazılarımız ben böyle olsun, bu yükü taşırım diyebilir ama gerçekten zordur. Meryem ve Yusuf’un elinde Mesih’in kimliğini tam olarak açıklayan metinler yoktu. Kafaları oldukça karışıktı. Bir çok kereler bütün olan bir takım olağan dışı davranışları Meryem’in yüreğinde sakladığını okuyoruz (2:19,51). Bu herkesten farklı çocuk kim? Hele hele tapınaktaki olaydan sonra Meryem’le Yusuf’un kafası iyice karışmıştı.

Eski Antlaşma öğretilerine göre her bir Yahudi erkek bir yıl içinde Tanrı önünde en az üç kez bulunmak zorundaydı; Bunlar Hamursuz (Fısıh), Haftalar (Pentekost) ve Çardak (Yasanın tekrarı 16:16) bayramı zamanlarıydı. Meryem ve Yusuf’ta bu uygulamayı yerine getiriyorlar ve yaklaşık yüz kilometrelik bir yerden yılda üç kez Yeruşalim’e geliyorlardı. İşte tapınaktaki bu olayda böyle bir dönemde olmuştu.

Bir hafta kalmışlar muhtemelen dönüşte Yusuf İsa’nın Meryem’le Meryem’de Yusuf’la olduğunu düşünmüştü. Ama kısacası çocuğu kaybetmişlerdi.Büyük bir panik yaşadıkları kesin. Yolda giderlerken o gece İsa’nın yanlarında olmadığını görüyorlar. Yeruşalim’e geri dönüyorlar ve ertesi günü yani üçüncü gün İsa’yı tapınakta buluyorlar (2:46).

Meryem “Çocuğum bunu bize niçin yaptın? Bak, babanla ben büyük kaygı içinde seni arayıp durduk” dedi. O da onlara, “Beni niçin arayıp durdunuz?” dedi. “Babam’ın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” şeklinde onlara hitap etmişti.

Kısacası burada daha küçük yaştan itibaren Babasının ardı sıra giden sadık bir iman sahibini görmüş oluyoruz.

Burada Meryem’in örneklediği tabloda çok önemlidir. Çünkü o Tanrı’nın gözleri önünde yaptıklarını yüreğinde bir hazine olarak saklamıştır. Bir takım Kutsal Yazılarda karşılaştığımız kolay anlaşılmayan ama Tanrısal olduğunu bildiğimiz gizemleri bizlerde yüreğimizde Meryem gibi bir hazine olarak saklamalıyız.

Mesih İsa herşeyden önce tam anlamı ile bir insandı.

Luka 2:40’a baktığımızda Mesih İsa’nın aslında çocukluğunun tamamını bir özet olarak görüyoruz. Bu ayette çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyor. Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi demektedir. Sonra 41-51 arasında tapınakta bu döneme ilişkin tek bir olay görüyoruz. Ve 52.ayete geldiğimizde yine şu sözlerle karşılaşıyoruz; İsa bilgelikte ve boyda gelişiyor, Tanrı’nın ve insanların beğenisini kazanıyordu.

Sonsuz Tanrı olan Mesih İsa’nın hikmette ve Tanrı gözünde büyümesi ne demek oluyor diye sorabiliriz. Eğer mükemmelse neden hala gelişmesine gerek vardı şeklinde de sorabiliriz. Her bir yaşam biriminde İsa yaşadığı birime göre mükemmeldi. Yani çocuğun mükemmelliği ile büyümüş kişinin mükemmelliği arasında fark vardır. Aynı zamanda mükemmel suçsuzlukla mükemmel kutsallık arasında da fark vardır.

İnsan olarak ailesine tam sadık olarak kaldı. Tanrısallığında ise Tanrısallığın gerektirdiği her şeyi biliyordu. İnsanlığında Tanrısal hikmette ve ilahi çağrısı ve görevinde gelişip olgunlaşmıştı. Herşeyden önce görmemiz gereken O’nun yüzde yüz Tanrı olduğu gibi yüzde yüz insan olduğu gerçeğidir.

Bazen ilk kilise döneminde bazı düşünürler O’nun yalnız ilahi tarafını kabul ettiler ama insani tarafını reddettiler oysa 1.Yuhanna 4:2’ye bakalım; İsa Mesih’in beden alıp dünyaya geldiğini kabul eden her ruh Tanrı’dandır. Tanrı’nın Ruhu’nu bununla tanıyacaksınız.

Eğer kurtarıcı insan olmasaydı insanı günahından kurtarma şansı olmayacaktı. Bizim zayıflıklarımızla donatılmış bir kurtarıcı tanımı söz konusu olmayacaktı.

Mesih İsa aynı zamanda tam anlamıyla bir Tanrıydı.

Mesih İsa’nın buradaki yersel babası ile göksel Baba arasında çizgiyi nasıl çizdiğine dikkat etmemiz gerek. Burada kibar ama kesin bir çizgi çizmektedir ve önceliği kime verdiğini göstermektedir.

Burada zaten Luka 1:32,33’de de bunu görüyoruz. O büyük olacak, kendisine “Yüceler Yücesi’nin Oğlu” denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek.O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.” Burada söylenilen bu sözler yani daha doğmazdan önce kendisi için söylenilen bu sözler İsa’nın vaftizinde de söylenilen sözlerdir: Sen benim sevgili Oğlum’sun, senden hoşnudum.

Yuhanna 5:18-47’deki duruma bakarsak İsa’nın Baba ile bir olduğunu tasdik ettiğini görüyoruz. Yahudiler bu konuda O’nu sorgulayıp durmuşlar ve öfkelenip O’nu öldürmek istemişlerdi.

Bugün dünyada bir çok sapkın Hristiyan adı altında toplanan tarikatlar ya da Kutsal Kitabı kabul ettiklerini söyleyen sapkın tarikatlar ya İsa’nın Tanrısal yönünü inkara gitmişlerdir. Eğer O sonsuz Tanrı değilse o zaman bizim bir kurtarıcımız yoktur ve O’nun haç üzerindeki ölümü de boşuna bir ölümdür.

Bizler Mesih İsa’nın tam bir insan (ama günahsız) ve aynı zamanda tam bir Tanrı olduğunu kabulle ancak tam bir Hristiyan olabiliriz.

Filipililer 2:5-12’ye baktığımızda istemi doğrultusunda yüceliğinden soyunup kul özünü aldığını ve bunu yalnızca bizi kurtarmak için yaptığını görüyoruz.

Mesih İsa bir insan olarak Baba’ya ve O’nun istemine bağlı bir yaşamın nasıl yaşanabileceğini net bir biçimde göstermiştir.

Kısacası bu taklit edeceğimiz İsa Tanrı’nın biricik Oğlu, Tanrı’nın ikinci kişisi olan ve bedende bize gelenden başka birisi değildir.

2.Bizler Tanrı Oğlu İsa’yı ruhsal gelişimde taklit etmeliyiz.

Burada bir gizem vardır. Tanrı olmasına karşın İsa bir insan olarak ruhsal olarak gelişti. Doğumdan on iki yaşına kadar hikmette büyüdü ve on iki yaşından hizmete kadar da yine hikmette daha da büyük bir gelişim gösterdi. Burada İbraniceye göre hikmet aynı zamanda yeti anlamına gelmektedir. Örneğin tapınağı inşa edenler sıradan materyalleri kullanarak harika bir eser ortaya koydular. Böyle bir yeteneği sergilediler. İşte aynı bunun gibi ruhsal anlamda gelişmiş, hikmetli olan kişi de yaşam dalgalanmalarını durumlarını ele alır ve ondan Tanrı’ya onur getiren harika ürünler ortaya çıkarıp sergiler.

Hiçbir inşaat yapan kişi kendisine uygun görünen bir şeyleri ortaya koyarak bir yere varamaz, bir bina ortaya çıkaramaz. Ruh bana böyle dedi diyerek bir inşaatı oluşturmak mümkün değildir. Hikmette gelişmek şarttır.

On iki yaşında Mesih İsa bu din alimleri ile konuşabiliyorsa o zaman çok geniş bir biçimde kelam bilgisi olduğunu görmemiz gerekmektedir. Kısacası Mesih İsa bedendeki örneğinde bile Kutsal Ruh’a göre kafasına göre takılmıyor Kelam’a göre konuşuyordu.

Hikmette gelişiyor yani Tanrı sözünü günlük olarak yaşamına indirgiyordu.

Ruhsal gelişim zaman alır ama buna karşın bu sürece etkin olarak katılımımız şarttır.

İsa hikmette gelişiyordu ama daha da gelişiyordu (2:40 ve 52). Bu iki ayete baktığımızda bunun yaşam boyu süren bir süreç olarak görüyoruz. Bu otomatik değildir.

Meryem ve Yusuf’ta bir süreç içinde İsa’yı çözmeye çalışıyorlardı. Bize de düşen bu noktada Tanrı’da gelişmek için ne yapıyorum? Şeklide bir soru sormaktır. Kitaplar okuyup, gerçekten Tanrı ile vakit geçiriyor ve sözü yaşama uyguluyor muyum?

Ruhsal gelişim Tanrı Sözü ile etkin bir ilişki gerektirir.

Örneğin, böyle bir ziyaret için Yeruşalim’e giden on iki yaşında bir çocuk çok farklı şeylerle ilgilenebilirdi. Oysa İsa’yı dinlerken, akıllı sorular sorarken ve cevaplar verirken buldular (2:46,47).

Bizlerde Tanrı gerçeğine susayarak öğretenleri dinlemeli, sorular sormalı ve bu gerçekleri yaşama uyarlamalıyız.

Ruhsal gelişim hem Tanrı’yı hem insanı hedeflemelidir.

İsa’nın hem Tanrı hem de insanların beğenisini kazandığını görüyoruz. Aslında on emirde de bu iki ana bölümü görüyoruz; Tanrı’ya ve insana olan sorumluluklarımız. Kalvin’in konuya ilişkin görüşleri de şöyledir: Evet, teoloji çok önemli bir temeldir ama yüreğe girip yaşama etkimeli ve meyve vermemizi sağlamalıdır.

Ruhsal gelişim korumaya alınmadığı zaman gidicidir.

Burada İsa’nın örneği değil daha çok Meryem ve Yusuf’un örneğini görüyoruz. Mesih İsa kervanda iken herşeyi iyi anladıklarını düşünüyordu her ikiside ama aslında Mesih’in nazik bir biçimde söylediklerini anlamamışlardı. Daha sonra öğrencileri de Mesih’in haçını anlamamışlardı. Aslında Meryem ve Yusuf’un aynı zamanda düzeltilmeyi hem de on iki yaşında evlatları tarafından düzeltilmeyi kabul edecek kadar alçak gönüllü olduklarını görüyoruz. Biz de öğretiş verebildiğimiz kadar yanlışlarımızın düzeltilmesine de açık olmamız gerekmektedir.

3.Bizler sadakat konusunda Tanrı Oğlu İsa’yı taklit etmeliyiz.

İsa’nın Yeruşalim’de bütün heyecanı bir yana bırakıp yine günlük rutine yani Nasıra’ya döndüğünü görüyoruz (2:51).Fakat aynı yerde hikmette, bilgelikte ve Tanrı ve insanların gözünde lütuf bulmada gelişmeye devam ediyordu.

Musa’nın yasasına göre çocuğu arınmaya tapınağa götüren Yusuf’la Meryem’i görüyoruz. Her şeyi yasaya göre yapıyorlardı. Bayramlara gidiyorlardı. Tanrı emrine sadakat altında yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Demek ki, bizler de özellikle çocuklarımızı günlük rutin içinde Tanrısal bir yaşam yaşamaya yönlendirmeliyiz. Çünkü Yusuf’la Meryem çocuklarımız ne güzel cevaplar veriyor diye Yeruşalim’e taşınmamışlar ama Nasıraya günlük yaşam rutinlerine geri götürmüşlerdi.

Bizler de Tanrı’nın şeylerine büyük bir sadakatle günlük yaşamı yerli yerinde yaşamalı ve onlara örnek olmalıyız. Kutsal Kitabımızı okuyarak, dua ederek, sürekli kiliseye devam ederek, dürüstlükle, doğrulukla, birbirimize nezaketle, kaybolanlar için üzülerek. Günlük rutin sadakat konusunda İsa’yı, Meryem’i ve Yusuf’u taklit etmeliyiz.

4.Herşeyin üstünde Tanrı’nın amacına adanarak Tanrı Oğlu İsa’yı taklit etmeliyiz.

İsa 12 yaşında “Baba’mın evinde olduğumu bilmiyor muydunuz?” sorusuyla Tanrı’nın amacına adanmıştı. Hatta ailesinden önce Tanrı’ya verdiği önceliği burada görüyoruz. Elbette Anne ve Babamızı sevmemiz bize buyurulmuştur. Ama yeri geldiğinde yani Tanrı söz konusu olduğunda sevgi önceliği elbette Tanrı’ya olacaktır;Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa öğrencim olamaz ( Luk.14:26) bu sözler adanmanın önceliğini göstermektedir.

İsa birçok kereler Tanrı Krallığı için geldiğini, acı çekmesi gerektiğini, öldürüleceğini, üçüncü gün dirileceğini söyleyip durmuştur. Bütün bu tekrarlar Mesih’in Baba’nın istemini yerine getirmek için geldiğinin göstergesidir. Kendi istemi için gelmemiştir.

Eğer Mesih İsa bizi kurtardıysa o zaman biz kendimize ait değiliz. O bizi bir amaç için kurtardı. Bize kurtuluş armağanını sunduğuna göre o zaman biz de yaşamımızı O’na hizmet ve O’nu yüceltmek için kullanabiliriz. Her imanlı kapasitesine göre Tanrı’ya hizmete davet edilmiştir. Eğer böyle bir arzuya sahip değilseniz o zaman demek ki kendiniz için yaşıyorsunuz. Buna dikkat edin. Çünkü Kutsal Kitap bizi Mesih İsa’da yepyeni bir yaşama çağırdı ve Mesih’te böyle bir yaşama dirildik. Herşeyin üstünde yaşamımızı tam bir adanmışlıkta Tanrı’nın amacına adamalıyız.

Sonuç

İrlanda öyküsüne göre bir kral kendisini alçaltmış ve kendisini farklı bir biçime bürüyerek ve baronlarından biri ile balo salonuna gitmişti. Öncelikle alt düzeyde kişilerin oturduğu bir yere oturtuldu. Fakat konuşmasındaki hikmet ve asalet bazı üst düzey kişilerin dikkatini çekti ve kendisini daha üst düzey bir masaya davet ettiler. Aynı şey bir kez daha cereyan etti. Onun büyük hikmetini farkeden Lordlardan bir tanesi “Gerçek bir kral gibi konuşuyorsunuz efendim. Eğer henüz kral değilseniz krallık size layıktır”. Bunun üzerine kral yüzündeki maskeyi çıkararak esas kimliğini açıkladı ve yerine oturdu.

Mesih İsa dünyaya geldiğinde olmuş olan budur. Nasıra da bir marangoz olarak dünya da yerini almıştır. Ama aslında Kralların kralıdır. Ne yazık ki insanlar gururlarının ve günahlarının körlüğünde kör oldukları için O’nun önünde eğilmek istememişlerdir. Buna karşın Mesih İsa kimliğini sürekli olarak açıklamıştır.

İsa’yı Rabbiniz ve kurtarıcınız olarak kabul ediyor musunuz? Gözlerinizi açsın diye yakarın Tanrınıza. O’nu taklit edin. Ruhsal gelişimde, rutin sadakatte ve Tanrı’nın yaşamınız için olan amacına adanmışlıkta O’nu taklit edin.

http://www.allsaintsmoda.com/