#28443
Anonim
Pasif

NEDEN DİNDARLAR MESİH’İ KABULDE ZORLANIRLAR?


Bir çok zaman özellikle kilise hizmetlerinde en büyük tepkiyi nedense kilisenin içinden görüyoruz. İnsanlar birden bire bir çok Kutsal Kitap değerlerini bir kenara koyarak kendi hırsları ardı sıra koşar oluveriyorlar. Bazen bir vaaz ediyorsunuz ve vaazınızın hemen ardından birkaç kişinin vaazınızı kişisel olarak aldıklarını ve size alınıverdiklerini görüyorsunuz.

Burada kimseyi yargılamıyoruz. Sadece Mesih İsa’nın en çok karşısında yer alanların çok dindar olan o dönemin din önderleri olduğunu söylemek istiyoruz. Bunun benzer uzantılarının günümüzde de olabildiğini ifade ediyoruz.

Luka, Mesih’in hizmetlerinden bahsetmeye Nasıra’dan başlamaktadır. Bunun muhakkak kendi anlatmak istediği ile yakından ilgisi bulunmaktadır. Çünkü denilmek istenilen “Mesih İsa kendi halkına ulaşmış ama reddedildiği için Yahudi olmayanlara Müjdesini sunmuştur” şeklinde bir söylemdir.

Aslında bu anlatımda özellikle bazı dindarların neden Mesih İsa’yı reddettiklerini de görmemiz mümkündür.

Bunun iki nedeni vardır Rab Mesih İsa’ya boyun eğmemek ve kendi umutsuz ve günahlı durumlarını görmezlikten gelmek.

Dindar olma kelimesini aslında olumlu ve olumsuz anlamda kullanmak mümkündür. Burada aslında olmasını istemediğimiz dindarlığın olumsuz anlamıdır. Çünkü bir kişi kilise de olduğu halde Mesih İsa’yı Rab’bi olarak kabul etmeyebilir. İşte bu anlamda gerçek Tanrısal kurtarışı, öğretiyi kabul etmeksizin dindar olma bu vaazın temel olarak karşı çıktığı bir durumdur.

Dindar olmak bu anlamda kişinin Tanrısal kurtarışı almasının bir garantisi değildir.

Nasıra’da sadece Mesih’in vaazını reddetmekle kalmamış bir de Mesih’i tepeden aşağıya atmaya kadar varan tacizlerde de bulunmuşlardı. Bunu yapan “Tanrı halkı” yani “kiliseydi”.

1. Bazı dindarlar Mesih’i reddederler çünkü O’nun Rabliğine itaat etmek istemezler.

A.Genelde bir çok dindarlıktan zevk alan kişi Mesih İsa’yı doğa üstü anlamda kabul ediyor ama O’nu kendisine tam anlamı ile kurtarıcı ve Rab kabul edip boyun eğmek istemiyor.

Öncelikle dikkat ederseniz Nasıra Mesih’ten ötürü seviniyordu. Belki kasabalarından böyle birisi çıktığı için seviniyorlardı. Hatta aynı mucizeleri gelip kendi diyarlarında yapmasını istiyorlardı.

Sonunda Mesih İsa kasabalarına geldi ve normal bir sinagog ibadeti esnasında her zaman olabileceği gibi bir hoca olarak okuma kendisine verildi ve Mesih İsa Yeşaya 61:1-2.ayetleri okudu. Hatta verilere göre bu konu üzerine de biraz vaaz vermeye başladı ve insanlar şaşırmışlardı.

Buraya kadar tuhaf olan hiçbir şey yoktu. Ama vaazı sırasında söylediklerinden bir hayli alınmaya başladılar. Bu kişi Yusuf’un oğlu nasıl olurda bizim kurtarıcımız olur şeklinde konuşuyorlardı. Eğer öyleyse bir mucize yapsın da görelim. İlya zamanında İlya duası sonucu kendisi de susuz kalmıştı. Ayrıca kendi halkından bir dul yerine Sidon’dan bir dulu yani Yahudi olmayan birini Tanrı ona göndermişti. Elişa’nın döneminde de İsrail’de bir çok cüzamlı vardı ama Tanrı bir putperesti Naman’ı iyileştirmeyi seçmişti.

Bu öykülerden şu nedenlerle alındılar: Birincisi Tanrı tamamen kendi lütfu ile hareket ediyordu. Kişilerin dindarlıklarına göre davranmıyordu. Gururlu insanlar Tanrı’nın yaptıklarına kızıyorlardı. Çünkü kendilerini doğru olarak görüyorlardı. Oysa Romalılarda (3:10)’da okuduğumuz gibi aslında doğru olan bir kişi bile yoktu. Ve merhametini istediğine sunabilen bir Tanrı söz konusuydu (Romalılar 9:18). Tanrı’ya kim soru sorabilirdi ki? (Rom.9:20).

İkincisi ise Tanrı bereketini Yahudilerle birlikte Yahudi olmayanlara da sunuyordu. Böylelikle seçilmişlik doktrinini ne kadar yanlış anladıkları ortaya çıkıyordu. Çünkü “ben çok önemli biri olmalıyım ki Tanrı beni bu nedenden ötürü seçmiş olmalı” gibi bir düşünceye kapılıyorlardı (Rom.11:17-22).

Mesih İsa’yı doğa üstü bir biçimde kabul edebilmemiz kolaydır. Tanrı bizi sevdiği ve Mesih İsa bize ihtiyaçlarımızı sağladığı için kısacası kendi yaşam bereketimiz için İsa’yı kabul etmiş olabiliriz.

B.Biz Mesih İsa’yı Mesih’in kendisini bize sunduğu şekliyle hem Mesih hem Rab olarak kabul etmemiz gerekmektedir.

Bugün bu sözler yerine geldi sözcüğü dinleyenleri çılgına çevirmişti. Buradaki ifadeler Tanrı’nın kurtarış gününü ifade eden sembolik anlatımlardı. Dinleyiciler O’nu Yusuf’un oğlu olarak dinlediler ve kabul ettiler, O’nu Tanrı Oğlu olarak kabul etmediler.

O’nu ne şekilde kabul ediyoruz? Mutlu bir yaşam için evet ama O’na tabi olmak için hayırsa bu işte bir sorun var demektir.

2. Bazı dindar kişiler Rab’bi reddederler çünkü kendi umutsuz ve günahlı durumlarıyla yüzleşmek istemezler.

Aslında burada O’nu dinleyen dindarların çoğu kendilerini kesinlikle iyi, doğru ve Tanrı’nın yolunda olan kişiler olarak görüyorlardı. Marangozun oğlu mu onlara kurtuluş olacak ve gerçek Tanrı yolunu sunacaktı?

Aslında bizlerin Tanrı’ya sunabileceğimiz hiçbir şeyimiz yok. O bize sonsuzluğu bahşetmedikçe satın alabileceğimiz hiçbir yolumuz yok. Kısacası yoksuluz. Aslında köleyiz de. Yani istesek de istemesek de günahla doluyuz. Diğer taraftan da tam anlamı ile ruhsal konuları net bir biçimde göremeyecek kadar da körüz. Tanrı görme özürlü bir kişinin gözlerini lütfu ile ve mucize yaparak açmadıkça da gözlerimizi kendi kendimize açabilmemiz söz konusu bile değil. Diğer taraftan da tamamen parçalanmışız. Ruhsal anlamda darmadağınığız.

Görüldüğü gibi dindarları Tanrı’nın kurtarışından ve gerçeğinden alı koyan esas şey gururlarıdır. Leodikya kilisesi aynı durumdan ötürü sorunluydu. Kendini zengin olarak görüyordu ama Tanrı gözünde oldukça fakirdi (Vahiy 3:17). Ama Tanrı’nın lütfu kişinin bu durumdan kurtulmasını sağlayabilir.

SONUÇ

Eğer gerçekten Mesih İsa’yı tanıyorsanız o zaman O’nun öğretişlerini kalbinize alıp uygulama konusunda çok dikkatli olmanız gerekmektedir. Oradaki halk O’nu bir anlamda tanıyordu. Ya da tanıdığını zannediyordu. Sakın siz de “tövbe imansızlar için gerekli benim için değil?” demeye kalkmayın.

İkincisi eğer Mesih’i bugün reddediyorsanız sakın bu sizin son şansınız olmasın. Belki Mesih İsa bir daha Nasıraya hiç uğramadı. Yani o gün oradaki insanlar için bu en son şanstı. Ayetlerin arasında durmuş ve Tanrı’nın yılını onlara ilan etmişti. Özgür kalabilirlerdi. Eğer tanıdıkları sandıkları kişiyi gerçekten tanımış olsalardı.

21.ayette “işittiğiniz bu söz” diyor yani eğer işitirseniz demek istiyor. “bugün” sözüyle aslında orada aciliyeti vurguluyor. Yani şimdi vaaz edilirken işitirseniz. Belki yarın bu konuda bir daha hiç şansınız olmayabilir.

Bir kişi uçaktan atladı ama paraşütü açılmadı. O kadar yükseklikten aşağıya düşmesi sadece bir dakikasını almıştı. Şans eseri kurtuldu. Ama acaba o adam o saniyelerde ne düşünmüştü? Eğer Mesih İsa’ya güvenmeden bir yaşam sürüyorsanız paraşütsüz olarak düşüyorsunuz. Sonsuzluğa düşüyor olabilirsiniz ama gitmeniz gereken yere vurduğunuzda bunun hiç de hoş bir vuruş olmadığını göreceksiniz.

Mesih İsa vaat ediyor: “Kapıyı açarsanız sizinle akşam yemeği yiyeceğim” (Vah.3:20)

http://www.allsaintsmoda.com/