#28883
Anonim
Pasif

Din yasalarının, şeriatçılığın, her tür biçimciliğin yetersizliği düşünen kişiye Kutsal Söz’de açık açık anlatılır: “Çünkü bedenin gereksiz istekleri yüzünden, ruhsal yasanın güçsüzlükten ötürü yapamadığını Tanrı yaptı. Günahlı insan bedeni benzerliğinde ve günaha karşı sunu niteliğinde kendi Oğlu’nu göndererek insan bedeninde günahı yargıladı” (Romalılar 8:3). Cansız şeriatın yapamadığını, öncesizlikten bu yana diri olan Mesih kutsal, günahsız canını sunarak bütünledi.

Günah köleliğinde olmayan, günahsız doğan, günahlılıktan yargılanmayan İsa, günah-lılık nedeniyle ölüme yargılı insan soyuyla özdeş oldu. Günahlılık dışında, başka her ilişkide her bağlılıkta insan soyuyla bir sayıldı. Tüm tanrıbilimde bundan daha somut ve kanıtlı bir olgu düşünülemez. O Kutsal Gece’yle ilgili görkemli gerçek her insanı yenileyebilir. Arıtılmış, yeniden doğmuş, doğrulukla donatılmış yaşamı O’na iman edene sağlayabilir. Kurtarıcı’nın Evrensel Hükümran olarak yeniden gelişini bildirir.

Kutluluk getiren bu olaydan yaklaşık 750 yıl önce Yeşaya peygamber Tanrı’nın bildiri-sini şöyle açıkladı: “Erden kız hamile kalacak ve bir Oğul doğuracak. Adını İmmanuel —Tanrı bizimle— koyacak… Bizlere bir çocuk doğdu, bize bir Oğul verildi. Başkanlık O’nun omuzları üstünde olacak; O’nun adı Şaşılacak Öğütçü, Güçlü Tanrı, Sonsuzluk Babası, Esenlik Başkanı denecek” (Yeşaya 7:14; 9:6). Bu gerçekleşen peygamberlik sözü inananın kanıtı ve güvenidir, inanmayana Tanrı’nın üstelemeli çağrısıdır.

Böyle bir doğum, doğa kurallarıyla çelişki oluşturuyordu. Tanrı’nın eylemleri doğasal yasaların ötesindedir. Erden kız Meryem’den bir hayvan ağılında doğdu, yemliğe yatırıldı O. Daha doğar doğmaz düşmanlıkla karşılaştı. Zamanın kralı Herodes O’nun kanına susadı. Bu nedenle, Yusuf, Meryem’le çocuğu alarak Mısır’a sığındı. “Herodes’in ölümüne dek orada kaldı. Rab’bin peygamber aracılığıyla söylediği söz yerine gelsin diye oldu bu: ‘Ben Oğlum’u Mısır’dan çağırdım’” (Matta 2:15; Hoşea 11:1). Tüm yaşamında gittiği en ırak köşeydi bu. Kendi ülkesinde dar bir bölgede dolaştı. Ne yersel varlığı, ne de etkisi vardı. Hatırlı yakınları yoktu. On iki yaşında, tanrıbilimcilerle yaptığı bir söyleşi tümünün parmağını ağızlarında bıraktı.