#29232
Anonim
Pasif

[FONT=&quot]Malatya davasında kilit isimden yazılı ifade[/FONT]

[FONT=&quot] 12 Mayıs, 2008 19:05:00 (TSİ)[/FONT]

[IMG]http://mavikilise.com/resimler/Malatya%20Dava%20200806.JPG[/IMG] [FONT=&quot]Malatya’daki yayınevinde 1’i Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın 6’ncı duruşması, Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Tutuklu sanık Emre Günaydın olay günü bıçak taşımalarının sebebini kendilerini korumak için yanlarına aldıklarını söyledi.[/FONT]

[FONT=&quot]Duruşma nedeniyle, sabah saatlerinden itibaren Malatya Adliyesi çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Tutuklu sanıklar Emre Günaydın (19), Salih Gürler (20), Abuzer Yıldırım (19), Cuma Özdemir (20) ve Hamit Çeker (19), jandarma ve polis ekiplerinin güvenlik önlemleri altında adliyeye getirildi.

Duruşmayı sanık yakınları, öldürülen Tilmann Ekkehart Geske’nin eşi Susanne Geske, müdahil avukatlar, sanık avukatları, ulusal ve yerel basın mensupları izliyor.
[/FONT]

[FONT=&quot]

[/FONT][FONT=&quot]
Duruşmada, tutuklu sanıklardan Salih Gürler ve Emre Günaydın, tutuksuz sanıklardan da Kürşat Kocadağ ve Mehmet Gökçe hazır bulundu.

Duruşmada Salih Gürler dışındaki sanıklar dışarı çıkarıldı. Müdahil avukatları, Salih Gürler’in dinlenmesinden önce duruşmanın teknik aletlerle sesli ve görüntülü olarak izlenmesini, adli emanetteki emanetlerin ve Emre Günaydın’ın hastane kayıtlarının görüntüleri ile Emniyet Müdürlüğü’nün olay yerinde çektiği görüntüler ve otopsi görüntülerini istedi.

Mahkeme heyeti, müdahil avukatlarının taleplerini reddetti. Daha sonra Salih Gürler’in dinlenmesine geçildi.

Müdahil avukatları, Gürler’e 2’nci Ordu Komutanlığı lojmanlarında oturan Kamil Dik isimli birini tanıyıp tanımadığını sordu. Gürler, “Tanımıyorum” yanıtını verdi.

Müdahil avukatlarının, “8 Nisan 2007 tarihinde saat 23.50’de onunla görüşmüşsün. Telefon görüşmelerinde var. Hamit Çeker’le de seninle de görüşmüş” deyince, “Ben tanımıyorum, Hamit Çeker’in arkadaşı ise olabilir. Hamit Çeker, benim telefonumdan aramış olabilir” dedi.

Müdahil avukatlarının, gözaltındayken çeşitli kişiler tarafından sorgulanıp sorgulanmadığı yönündeki sorusu üzerine Gürler, “Sorgu odasında bazı sorular soruldu. Bu soruların cevaplarını not aldılar, bu sorular kayda geçmedi. Bana, ‘Şunu şunu anlat’ diyorlardı. Söylediğim şeyler kabul edilmiyordu. Öldürmek amacıyla Zirve Yayınevi binasına gitmediğimi söyledim. ‘Diğerleri kabul etti’, diyorlardı” diye cevap verdi.

Gürler, daha önce hiç emniyete gidip gitmediğine ilişkin bir soruya, “1-1.5 yıl önce bir arkadaşın tanıdığını görmek için gitmiştim’ deyince, müdahil avukatları, “Serpil diye birini tanıyor musun?” diye sordu.

“Mahkemeyi çığrından mı çıkarmak istiyorsunuz?”

Gürler, “Zannetmiyorum” dedi. Müdahil avukatları, “Cep telefonundan 21 Mart 2007 günü yani olaydan 25 gün önce Serpil sana ‘Bu sabah dershaneye gitmedin, yine mi karakola gittin?’ diye mesaj atmış” dedi. Salih Gürler, “Dersaneden arkadaşım. Bazen dersaneden kaytarmak için müdüre o tür yalanlar uyduruyorduk” diye konuştu.

Müdahil avukatları, onlarca yalan içinden neden bu yalanı seçtiğini sorunca Gürler, “Parka gideceğim, desem müdür izin verir miydi?” dedi.

Müdahil avukatlarının “Sen bir yalancı mısın?” sorusuna Salih Gürler, “Seni ilgilendirmez” yanıtını verdi.

Sanık avukatlarının “Böyle soru olmaz” demesi üzerine, mahkeme heyeti, müdahil avukatlarına “Mahkemeyi çığırından mı çıkarmak istiyorsunuz?” dedi.

Müdahil avukatlarının “Fiilen Necati Aydın, Uğur Yüksel ve Tilman Geske’nin bağlanmasına ve bıçaklanmasına karıştın mı?”sorusuna Gürler, “Karışmadım” dedi.

“Emre Günaydın’dan çekiniyordum”

Müdahil avukatların ifadesinde Emre Günaydın’ın ağabeyi Selçuk Günaydın’ın mafya ile ilişkisinin olduğunu, bu nedenle Emre Günaydın’dan çekindiğini söylediğini hatırlatması üzerine Gürler, “Bunu Emre Günaydın’dan duydum. Ağabeyi Sedat Peker’in yanındaymış. Dayıları da mafyaymış. Dayısının öldürüldüğünü anlatmıştı. ‘Cezaevine düşsem dayım bana özel af çıkartır’ diyordu.”

Gürler, dini eğitim alıp almadığına ilişkin bir soru üzerine de dinlerle ilgili bilgisinin olmadığını söyledi.

Müdahil avukatlarının, olaydan önce, Emre Günaydın’ın babası Mustafa Günaydın’ın spor salonunda “şükür namazı” kılıp kılmadıklarına ilişkin soruya, Gürler, “Sadece namaz kıldım, Allah rızası için” dedi.

Müdahil avukatlarının “Emre Günaydın’ın üzerinizdeki baskısı düşünüldüğünde onun sizin şefiniz olduğunu söyleyebilir miyiz?”sorusuna, “Ondan çekiniyordum” dedi.

“Bizi ele vermeyecekti”

Salih Gürler, sanık avukatlarını, “Namaz kıldığınızda Emre size imamlık yaptı mı?” sorusuna “Hayır” diye cevap verdi.

Gürler, Emre Günaydın’ın suçu üzerine alacağını, kendilerini ele vermeyeceğini de öne sürdü.

Misyonerliği ilk nereden duyduğu ve misyonerliğin ne olduğuna ilişkin bir soru üzerine de Gürler, “2007 yılının Ocak ayında Emre Günaydın’dan duydum. Emre Günaydın, misyonerlerin amaçlarının, vatanı bölmek olduğunu söylüyordu. PKK ile beraber çalışıyorlar diyordu” diye konuştu.

Müdahil avukatları, Gürler’e, “İlker Çınar, Burhan Coşkun, Hikmet Çelik ve Mehmet Ekici ve Metin Doğan’ı tanıyor musun?” diye sordu.

Sanık avukatları, “Mehmet Ekici de kim?” deyince müdahil avukatları, “MHP İl Başkanı” dedi. Gürler, bukişileri tanımadığını belirtti.

Duruşmada yemek molası

Salih Gürler’in dinlenmesinden sonra duruşmaya ara verildi. Aradan sonra Emre Günaydın içeri alındı.

Sanık avukatları, Emre Günaydın ile yaptıkları kısa görüşmeden sonra sanık Emre Günaydın’ın yemek yemediğini belirttiler.

Mahkeme başkanı yemek yememesinin sebebini sordu. Cezaevinden yemek gelmediği ifade edildi.

Müdahil avukatlarının da sanığın yemek yemesinin uygun olacağını belirtmesi üzerine, oturuma 15 dakikalık bir ara daha verildi. Emre Günaydın’ın duruşmaya numaralı gözlükle gelmesi de dikkati çekti.

[/FONT][FONT=&quot]EMRE GÜNAYDIN’DAN YAZILI İFADE[/FONT][FONT=&quot]
[/FONT]
[FONT=&quot]
[/FONT]
[FONT=&quot]Tutuklu sanıklardan Emre Günaydın mahkamaya yazılı ifade verdi. Mahkeme başkanı, Günaydın’ın ifadesini okumasını istedi.

Travma geçirdiğini ve hiçbir şeyi hatırlamadığını savunan Emre Günaydın, “Olayla ilgili detay hatırlamıyorum. Ayrıca doktorların benim için ‘6 aydan önce iyileşemez’ demelerine rağmen 25 gün sonra ifadem alındı. Sık sık yönlendirmeler yapıldı. Unuttuğum yerlerde diğer sanıkların ifadeleri okunarak yönlendirme yapıldı. Bu yüzden bu ifadelerim doğru değil, verdiğim ifadeleri hatırlamıyorum ve reddediyorum” dedi.

Ülkü ocaklarına bağlı olmadığını ve hiç üye olmadığını belirten Günaydın, misyonerlikle ilgili araştırmalar yaptığını ve ulasl bir televizyonda bu konudaki haberleri gördüğünü belirterek, daha sonra internet üzerinden araştırmalar yaptığını kaydetti.

Günaydın, “İnternet siteleri aracılığıyla ‘Ozan’ adında biriyle tanıştım. Kendisine ‘Malatya’da kilise var mı?’ diye sorduğumda beni yönlendireceğini söyledi. Kendisine telefonumu vermiştim. Daha sonra telefonuma mesaj geldi. Mesajda ‘Merhaba Emre ben Necati. Bizim yerimiz Zirve Yayınevi’ ifadeleri ve adresi yazılıydı” diye konuştu.

[/FONT][FONT=&quot]”Niyetimiz öldürmek değildi”[/FONT][FONT=&quot]

Necati ile yaptığı görüşmelerde Necati’nin sürekli İslamiyeti kötülediğini, Hz. Muhammed ile küçük düşürürücü sözler sarfettiğini belirten Günaydın, buna karşın Necati’nin Hristiyanlığı ise övdüğünü söyledi.

Emre Günaydın, “Olayda kesinlikle hazırlık ve örgüt söz konusu değil. Tamamen arkadaşlarımızla yaptığımız bilgi paylaşımları sonucu böyle bir karar aldık. Kesinlikle niyetimiz kimseyi öldürmek değildi. Yanımızda götürdüğümüz bıçaklar da kendimizi korumak içindi. Eğer niyetimiz öldürmek olsaydı, yanımızda gerçek silah da götürebilirdik. Tek amacımız bilgi almak ve bu bilgileri basına vermekti” dedi.

Olayın nasıl meydana geldiğini anlatan Emre Günaydın, şunları söyledi:

“Olay yerine gittiğimiz gün içeriye girdim. Daha sonra dışarıdaki arkadaşlarımdan birine mesaj attım. Onlar da geldi. Daha sonra Necati ile sohbet ettik. Bir anda küfürleşmeler başladı ve ortam gerildi.

Olayla ilgili hatırladığım şey Cuma ve Hamit, 3 kişiyi yere yatırıp bağladı. Hatta şunu da hatırlıyorum Cuma, Uğur’u domuz bağıyla bağladı. Sonra Salih, Cuma ve Hamit’i, bıçaklarken gördüm.

Ben o arada lavaboya gidip yüzümü yıkadım. Daha sonra polisin geldiğini duyduk. Aşağıya inmeye çalışırken düştüm ve gözümü hastanede açtım. Amacım kimseyi öldürmek veya zarar vermek değildi. Böyle bir olayın içine girdiğim için üzgünüm.”

[/FONT][FONT=&quot]”Yurtta dini sorulara cevap alabiliyorduk”[/FONT][FONT=&quot]

Mahkeme başkanının “Hristiyanlığı araştırmaya neden karar verdiği ve ne zaman araştırmaya başladığı” yönündeki sorusuna Günaydın, “Tamamen merak ettiğim için” yanıtını verdi.

Ailesinin maddi durumu sorulan Emre Günaydın, “babasının maddi durumunun ailesini geçindirecek kadar olduğunu” söyledi.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Sana her ay ne kadar harçlık veriyordu?” diye sordu. Günaydın, “Her ay 150 YTL” cevabını verdi.

Mahkeme başkanının “Aynı kentte ve aynı evde yaşamanıza rağmen baban parayı neden banka hesabına yatırıyordu, bu para başka yerden mi yatıyordu?” soruyu ise Emre Günaydın, “Babama paranın nereden geldiğini tam olarak bilmiyorum. Ama bankaya yatırma nedeni idareli para harcamam içindi” diye yanıtladı.

Mahkeme başkanı, bunun üzerine, “Yurda neden gittin, evin vardı?” sorusunu yöneltti. Emre Günaydın, “Orada ağabeyler vardı ders çalıştıracak. Bu nedenle yurda kayıt yaptırdım” diye konuştu.

Emre Günaydın, “yurtta ne tür sohbetlerin yapıldığının” sorulması üzerine, “Yurtta dini sohbetlerin yapıldığına şahit olmadım. Ancak dini konularda sorduğumuz sorulara yanıt bulabiliyorduk” dedi.

[/FONT][FONT=&quot]”Herhangi bir örgüt yok”[/FONT][FONT=&quot]

Ankesörlü telefonlardan kendisinin çok sayıda arandığını, bu aramaların kimlerden geldiği” sorusunu yanıtlayan Günaydın, “Kullandığım telefonun kampanyası vardı. Arandıkça kontör kazanıyordum. Bu nedenle arkadaşlarıma aratıyordum” diye konuştu.

“Malatya İl Genel Meclisi üyesi Ruhi Polat’ı tanıyıp tanımadığı” da sorulan Emre Günaydın, “Ruhi ağabeyle bir kez görüştük. O da beni dershaneye yazdırmıştı. Ama Burcu adındaki kızıyla sürekli görüşüyordum” yanıtını verdi.

Mahkeme başkanı, Etkin Pişmanlık Yasası’nı yüzüne karşı okuyarak yararlanmak isteyip istemediğini, örgütün gerisinde kimlerin olduğu ve örgüt hakkında bilgi vermesi halinde cezasında indirime gidilebileceğini söyledi.

Bunun üzerine Günaydın, “Arka yüzde herhangi bir kimse yok. Ben şimdi kimin günahını alayım?” dedi. Duruşmaya ara verildi.

[/FONT][FONT=&quot]Çapraz sorguyu kabul etmedi[/FONT][FONT=&quot]

Duruşma arasının bitiminde tekrar söz alan sanık Emre Günaydın, hiç kimseyi öldürmediğini savunurken, çapraz sorguya geçildiği sırada mahkeme heyeti dışında hiçbir kişinin sorularına yanıt vermeyeceğini söyledi.

Talepler alındığı sırada, sanık Emre Günaydın’ın avukatı Niyazi Tokmak, sanıkların tamamının sorgularının yapıldığını hatırlatarak, “Cezaevinde müvekkilim dahil tüm sanıklar tek koğuşlarda tutuluyor. 24 saat kamera kaydı alınan koğuşlarda sürekli lamba yanıyor. Tüm sanıkların sorgularının yapıldığı da dikkate alınarak sanıklar üzerindeki bu yasağın kaldırılmasını talep ediyorum” diye konuştu.

Duruşma salonunda bulunan maktul Uğur Yüksel’in annesinin, “İnsanları öldürmek çok mu insaniydi” demesi üzerine avukat Tokmak, “Kes sesini, benimle tartışma, sus” diye karşılık verdi.

Sanık ve müdahil avukatlarının isteklerini dinleyen mahkeme heyeti, duruşmayı 9 Haziran’a erteledi.

Olayla ilgili ek iddianame hazırlandığını belirten mahkeme heyeti, savcılık tarafından hazırlanan bu iddianamenin mahkemece kabul edilmesi durumunda dosyaların birleştirileceğini kaydetti.

Müdahil avukatlardan Erkan Doğan, duruşma sonrası adliye önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, amaçlarının olayın perde arkasındaki kişilerin ortaya çıkmasını sağlamak olduğunu ifade ederek, soruşturma süresince birçok eksiklik bulunduğunu öne sürdü.

Doğan, “Türkiye’de bir gladyo var ve bu gladyo bir türlü ortaya çıkarılamıyor. Hrant Dink cinayetinde de bu böyle, Malatya’da da böyle. Amacımız, olayın perde arkasındaki isimlerin ortaya çıkmasıdır. Olayı azmettiren, neden olan veya yardım eden kim varsa ortaya çıkarılmasından yanayız. Umudumuz olayın çözülmesidir” diye konuştu.

[/FONT][FONT=&quot]Olayın gelişimi[/FONT][FONT=&quot]

Malatya’da 18 Nisan 2007’de Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel boğazları kesilerek öldürülmüş, polis, zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım’ı (19) olay yerinde yakalamıştı.

Olaydan sonra üçüncü katın penceresinden kaçmak isterken düşerek yaralanan Emre Günaydın, kaldırıldığı İÜ Turgut Özal Tıp Merkezi’nde tedavi altına alınmış, tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.[/FONT]

[FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Kaynak : http://www.mavikilise.com/index.php?option=com_content&task=view&id=120&Itemid=1
[/FONT]