#28621
Anonim
Pasif

“Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canın vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.” Yuhanna 15:13.

Sevginin en büyük ve kalıcı biçimi budur-ölüm kadar güçlü olan sevgi, (Neşideler Neşidesi 8:6) ölümün yenemediği sevgi. Gönüllü olarak yaşamını veren İsa Mesih’te açıklanan böyle bir sevgiydi.

“İsa bu dünyadan ayrılıp Baba’ya gideceği saatin geldiğini biliyordu. Dünyada kendisine ait olanları sevmiş olarak sonuna kadar sevdi.” Yuh. 13:1.

Burada yalnızca Tanrı’nın paha biçilemeyen sevgisine değil, ama aynı zamanda bu sevgiye sonsuza kadar güvenebileceğimiz gerçeğine de kanıt bulunur. Gerçek imanlı, Tanrı gazabını asla tanımayacaktır, çünkü o Tanrı’nın ölçüsüz sevgisinin sonsuz objesidir. Oğlunu isteyerek armağan etmesi, şu vaatle ilgili gerçeğin mükemmel kanıtıdır.

“Seni sonsuz bir sevgi ile sevdim.” Yeremya 31:3.

İsa Mesih’in çarmıhı, hem Baba’nın hem de Oğulun insanlığa olan sonsuz sevgisinin harika bir kanıtıydı. Birbirlerinden ayrı düşme kaybına katlanmaya hazırdılar-zihnimizde değerlendiremeyeceğimiz bir durum-bunu biz sonsuza kadar mahvolmayalım diye yaptılar. İsa’nın ölümünden ve dirilişinden üç gün sonra Tanrı Kutsal Yazılarda artık yalnızca Baba olarak geçmeye başladı. Bu sözle anlatılamayan armağan bize, Tanrı’nın Babamız olmaya gerçekten istekli olduğunu gösteren en yeterli kanıttır. Çarmıh aracılığıyla tüm gerçek imanlıları Oğlunda kendisiyle barıştırdı ve gazap çocukları doğasından, Tanrı çocukları doğasına dönüştürülebilmemiz için tüm suçlarımızın bağışlanmasını mümkün kıldı. İsa’nın bizim için yaptıkları aracılığıyla Tanrı yalnızca Babamız olmakla kalmadı, Baba’nın sonsuz Oğlu olarak bize aslında Baba’yı da açıkladı:

“Beni gören Baba’yı görmüştür.” (Yuhanna 14:9).

Bu nedenle, Tanrı’nın sevgisini yalnızca Oğlu İsa Mesih’in armağan edilişinde görmüyoruz. Tanrı sevgisinin, Oğlundaki kişilendirmesini görmenin görkemli ayrıcalığına da sahibiz. İsa’nın söylediği ve yaptığı herşeyde Tanrı’nın bize olan sevgisine ilişkin tam bir bilgi elde edebiliyoruz. Çünkü şimdiye kadar hiç kimse bu adamın sevdiği gibi sevmedi. İnsanlara olan tükenmez sevgisi, başka hiç bir inancın Tanrısıyla karşılaştırılamaz. İnsanlar için yaşadı ve insanlar için öldü. Tüm yaşamı canlı bir sevgi ifadesiydi. Düşmanlarından öç almadı, ama onları çarmıhta onlar için şu sözlerle dua edecek kadar çok sevdi:

“Baba, onları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.” (Luka 23:34 ).

Öğrencileriyle beraber olduğu üç yıl boyunca yaptığı herşeyde onlara öyle olağanüstü bir şekilde sevgisini açıkladı ki, onlarla beraber olduğu son gece kendilerine şunları söyleyebildi:

“Size yeni bir buyruk veriyorum; birbirinizi sevin, benim sizi sevdiğim gibi, siz de birbirinizi sevin.” ( Yuhanna 13:34).

Kendisinin onları sevdiği gibi birbirlerini sevmelerini söyledi. Dünya bu adamın sahip olduğu derin sevgiyi asla görmemişti. Bu nedenle, öğrencilerine onları sevdiği gibi birbirlerini sevmelerini buyurduğunda bu gerçekten yeni bir buyruktu, çünkü bu sevginin ölçüsü dünyanın şimdiye kadar hiç görmediği şekilde büyüktü. Öğrencisi olmayanlar bile, öğrencilerinden birinin zamansız ölümü nedeniyle duyduğu üzüntüden ağladığını gördüklerinde:

“Bakın, onu ne kadar çok seviyormuş” dediler. (Yuhanna 11:36).

İsa’nın yaşamında Baba’nın bize olan sevgisinin ölçüsüne harika bir örnek görüyoruz. Canterbury’nin eski bir başpiskoposu olan Ramsey bunu şöyle ifade etmişti: Tanrı Mesih’e benzer, O’nda Mesih’e benzemeyen hiçbir şey yoktur. Bu, inanılmaz bir ifadedir. Ancak Tanrı sevgisinin büyüklüğü ve harikası, başka hiçbir şekilde doğru olarak ifade edilemez. Oğul, göklerdeki Babanın görüntüsüdür, (bir atasözünde belirtildiği gibi “Tıpkı babasına benzer”) – bu nedenle oğulun yaşamında ve ölümünde ifade ettiği sevginin büyüklüğü Baba’nın bize olan sevgisinden ne eksik ne de fazlaydı. Ayrıca Oğul, insanlar arasında yaşamış ve onlar tarafından tanınmıştı. Bundan dolayı, eğer Baba Oğul’da açıklandıysa, O’nu gerçekten tanıyan biri Babasını da tanıyordu. (Yuhanna 14:7). Bu, yalnızca, Tanrı’nın bize olan sevgisinin harika ayrıcalığını gördüğümüz anlamına gelmez-insanların bu sevgi açıklamasına verebilecekleri tek aklı başında karşılık olan, O’nu tüm yüreklerimizle sevmemizi isteyen bir gerçek-ama Tanrı sevgisini yüreklerimizin içinde BİLMENİN sağladığı harika sevince de sahip olabiliriz. Tanrı’nın kendisi bize İsa Mesih’te açıklanmış bulunuyor-bu bilgiyle yalnızca bize olan sevgi ifadesini algılamakla kalmaz, ama aynı zamanda bu sevgiyi içimizde yaşama fırsatını kazanmış oluruz. Bu, bizi üzerinde düşüneceğimiz son fikre ulaştırır-Tanrı ve insanlar arasında, Tanrı sevgisinin karşılıklı hale geldiği yol-Tanrı’ya olan yürekten sevgimizi ifade etmek için bize yalnızca güç vermekle kalmayan, ama yüreklerimizde bize olan sevgisini yaşayarak onu tamamen geliştiren bir şey.

TANRI’NIN SEVGİSİNİ KUTSAL RUH ARACILIĞIYLA BİLMEK

Tanrı Babamız olduğu için, yüreklerimizde O’nu içtenlikle sevebiliriz. Oğlu İsa Mesih aracılığıyla yaptıkları nedeniyle bu sevgiye ne kadar çok layık olduğunu gördük. Ama şimdi, (İsa Mesih’te her gerçek imanlıya verilmiş olan) Kutsal Ruh aracılığıyla yüreklerimize koyduğu sevgisini tadabiliriz. Elçi Pavlus’a kulak verelim: “Umut bizi utandırmaz, çünkü Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı’nın sevgisi yüreklerimize bol bol dökülmüştür.” Romalılar 5:5.

Bu, ne kadar harika bir ifade! Tanrı’nın sevgisi, kurtuluşu yalnız İsa’da arayan, kendi yollarından dönerek İsa’ya iman eden herkese o anda verilen Kutsal Ruh aracılığıyla yüreklerimize dökülmüştür. Tanrı’nın sevgisini yalnızca Oğlunu armağan edişinde görmeyiz, bize verilmiş Kutsal Ruh aracılığıyla kendi canlarımızın içinde bu sevgiyi yaşarız da. İsa Mesih aracılığıyla Tanrı çocukları olarak evlat edinilişimiz ilkesi ve Kutsal Ruh’da bu ilişkiyi canlı olarak yaşamamız, Pavlus’un şu sözlerinde özetlenmiştir:

“Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan Yasa altında doğan öz Oğlunu gönderdi. Öyle ki bizler oğulluk hakkını alalım. Oğullar olduğunuz için Tanrı, öz Oğlunun “Abba! Baba!” diye seslenen Ruhunu yüreklerinize gönderdi.” (Galatyalılar 4:4-6).

Burada Tanrı’nın bize olan sevgisinin doruktaki açıklamasıyla karşılaşırız. Tanrı’nın, bizi günahlarımızdan kurtarmak için dünyaya gönderdiği İsa Mesih’in yaptıkları sayesinde Tanrı’nın çocukları olduk. Ama şimdi, Oğlunun Ruhunu yüreklerimize göndermekle, O’nun önündeki konumumuz hakkında bizi varlığımızın tam içinde bilinçlendirdi. Yalnızca çocukları değiliz, çocukları olduğumuzu biliyoruz. Baba ve Oğul’un sonsuzlukta birbirleriyle paylaştıkları aynı sonsuz, derin beraberliğe kavuşturulduk. İsa gibi biz de Göksel Baba’ya, yoğun bir yakınlık ifade eden “Abba, Baba” (Markos 14:36) diye seslenebiliriz; Tanrı’nın merhametleri aracılığıyla aynı yoğun ilişkiye ortak edildik. (“Abba”, İbranice bir sözcüktür, “Babacığım” anlamına gelir, ancak İbranice’deki bu sözcüğün taşıdığı içli-dışlılık ve yakınlığı tam olarak ifade edebilecek bir sözcük dilimizde bulunmadığından, karşılığı dilimize çevrilmemiştir). Eskinin Sofi (mutasavvıf) ustaları, Tanrı’nın yüzüncü ismini bildiklerini ileri süverlerdi (İslam geleneklerine göre Tanrı’nın doksandokuz el-asma el-hüsna, “güzel ismi” vardır), ama eğer gerçekten, Tanrı’nın doksandokuz adının dışında başka bir yüzüncü adı varsa, bizce bu yüzüncü adı değil ilk adıdır ve bu ad da Baba’dır. Tanrı, kendisiyle olan ilişkiiz hakkında bizi yüreklerimizin ta içinde bilinclendirmiştir. Pavlus’un dediği gibi: “Abba, Baba! ” Diye seslendiğimizde Ruh’un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eder.” Romalılar 8:15,16. İmanlılar, Kutsal Ruh aracılığıyla, başka bir ünvanın yerini tutması imkansız olan Baba sözcüğünü kullanarak Tanrı’ya seslenebilirler.

İçimizdeki Kutsal Ruh, Tanrı’nın şimdi Babamız olduğu gerçeğinin özellikle farkına varmamızı mümkün kılmıştır ve biz de, bize olan sevgisinin derin bilgisine sahip olduğumuz için O’na böyle sesleniriz. Olabileceği en yakın şekilde Babamızdır ve Ruhu arqacılığıyla bu gerçeği bize kesin olarak bildirir. Tüm bunlar Oğlu İsa Mesih aracılığıyla planlayıp gerçekleştirdiği kurtuluş sayesinde mümkün olmuştur. İsa, bizi tüm kötülükten temizlemek için günahlarımız uğruna ölmekle, bu yeni ilişkinin tam olarak tadını çıkarmamızı sağlamıştır.

“O’nun aracılığıyla hepimiz aynı Ruh’ta Baba’nın huzuruna çıkabiliriz.” ( Efesliler 2:18).

İmanlı, içinde bulunduğu bu lütfa girmeyi İsa sayesinde elde etmiştir. Baba’nın Oğul’da gösterilen sevgisi, bize verdiği Kutsal Ruh aracılığıyla şimdi kişisel mülkümüz olmuştur. İsa’nın kendisi, yüreklerindeki bu sevgiyi güçlendirip geliştirmeleri için öğrencilerini isteklendirmiştir:

Yuhanna 15:9.”Babanın beni sevdiği gibi ben de sizi sevdim; sevgimde kalın.” Yuhanna bu yüreklerimizdeki sevgisini bilmemizi ne kadar çok arzuladığını anlatamayız. İsa, son gece, göklerdeki Babasına dua ettiğinde öğrencileriyle birlikteydi ve onlara yeryüzüne gelişindeki tüm amacın bu sevgiyi kendilerine göstermek olduğunu açıkça belirtti:

“Bana beslediğin sevgi onlarda olsun, ben de onlarda olayım diye senin adını onlara bildirdim ve bildirmeye devam edeceğim.” (Yuhanna 17:26).

İsa’nın göğe alınışından on gün sonra, öğrencileri Kutsal Ruh’u ilk kez aldılar. O günden itibaren Tanrı sevgisinin kişisel bilgisi tüm insanlar için elde edilebilir hale geldi. Oğlu İsa Mesih aracılığıyla iman ve sevgiyle O’na dönen herkes, yüreklerimizdeki bu sevginin bilincine eşlik eden kurtuluş sevincini keşfedecektir. Aynı son gece, öğrencileriyle birlikte olan İsa, kendilerine şöyle dedi:

“Beni sevgiğiniz ve Baba’dan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Baba’nın kendisi sizi seviyor.” (Yuhanna 16:27).

Burada, Tanrı’nın insanlara olan sevgisinin son kanıtını buluruz. Babamız olmakla, yüreklerimizde gazabının korkusunu duymaksızın, kendisine olan içten sevgimizi ifade edebilmemizi mümkün kılmıştır. Oğlu İsa Mesih’i bizi günahlarımızdan kurtarması için feda etmekle bize olan sevgisini dikkate değer bir biçimde göstermiştir. Ruhunu vermekle, bu sevginin kendisi ve bizim aramızda karşılıklı hale gelmesini sağlamıştır. Bunun sonucu olarak bizler şimdi O’nu tüm yürek, can ve aklımızla gerçekten sevebilir durumdayız. O, böyle bir sevgiye layıktır ve bunu ifade edebilmemizi tamamıyla mümkün kılmıştır. İnsan, Tanrı’ya böyle bir sevginin karşılığında ne sunabilir? Bununla aynı değerde olan bir şey verebilir mi? Tanrı’nın bizim için tüm bu yaptıklarından sonra, hala gerçekten, gönülsüzce yapılan, zayıf dinsel çabalarımızla Tanrı’nın gözüne girebileceğimize içtenlikle inanabilir miyiz?

“Sevgiyi büyük sular söndüremez ve ırmaklar bastıramaz. Bir insan evinin tüm malını sevgiye karşılık olarak verse, bu büsbütün hor görülür.” (Neşideler Neşdesi 8:7).

Tanrı, günahlı insanlardan hac ziyareti yapmalarını, dua etmelerini, dindarca adanmalarını, her gün düşündükleri ve yaptıkları kötülüklerle karışmış çeşitli kilise görevlerini yerine getirmelerini istemez. Kötülüğe ve bayram toplantılarına dayanamaz. (İşaya 1:13) Eğer, kendi hesabımıza yaptığımız her hangi bir şey aracılığıyla Tanrı’nın onayını elde etmeyi umuyor ve bu arada işlediğimiz günahları görmezden geliyorsak, bize açıkladığı sevgisini bütünüyle hor görmüş oluruz.

Baba, çabalarınızın hiçbirini istemez-istediği SİZsiniz. Sevgisinin bu görkemli açıklanışına karşılık vermenizi arzular. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un sevgisinin bu harika açıklanışı dünyaya sunulmuştur. Öyle ki, Tanrı, bizden kabul edebileceği tek şeyi elde edebilsin. Bizden, kendisinin çocukları olmamızı ve O’nu tüm yürek, can ve aklımızla sevmemizi istiyor. Bu tür bir sevgiden kaynaklanan, lütfun herhangi bir iyi işi ya da inanç eylemini kabul edebilir. Ancak, sevgide ve lütufta yapılmayan hiç bir iş O’nun tarafından kabul göremez. Pek çok kişi, Tanrı’nın onayını ve bağışlamasını elde etmek umuduyla, bağışlandığından emin olmadan, Tanrı’ya dindarca işler sunar. Ama her gün işlediğimiz günahlarımızın çokluğuna sarılmış değersiz çabalarımız nasıl olur da Tanrı’nın onayını kazanabilirler?

Tanrı, övgüsünü kazanmamız için bize daha iyi ve daha kesin bir yol sağladı. Kendi iyi işlerinden vazgeçen ve bunun yerine İsa Mesih’in yaptığı işlere güvenen herkes, günahlarının bağışını ve yaşam yeniliğini elde eder. Gerçek Hristiyan, Tanrı’nın sevgisinden ve onayından kesinlikle emin olarak ölür. Canınızı kurtarabilecek Olan’a dönmeyecek misiniz? Tanrı, sonsuz ve koşulsuz sevgiyle size elini uzatıyor. Elini tutup size karşılıksız sunduğu kurtuluşu elde etmeyecek misiniz? Siz Tanrı’nın çocuğu olabilesiniz diye, uğrunuza ölen Oğluna inanmayacak mısınız? Siz, öksüz olan, O’nun sıcak kucaklamasını yaşayasınız ve Tanrı’nın Babanız olduğunu yüreğinizde bilesiniz diye Kutsal Ruh’u almayacak mısınız?

“Sizin de bizlerle paydaşlığınız olsun diye gördüğümüzü ve işittiğimizi size duyuruyoruz. Bizim paydaşlığımız da Baba’yla ve O’nun Oğlu İsa Mesih’ledir.” (1. Yuhanna 1:3).