#31091
Anonim
Pasif

ETİYOPYA (HABEŞ):
Yunanca olan bu ad (Aitiops) «yanmış yüz» demektir. Kutsal Kitap’ta çoğunlukla Habeş diye geçer. Orada siyah dereli insanların yaşadığına değinilir: «Habeş kendi deresini, yahut kaplan kendi beneklerini değiştirebilir mi? o zaman kötülük etmeye alışmış olan sizler de iyilik edebilirsiniz» (Yeremya 13:23).
Mısır’ın güney bölgelerinden bugünkü Sudan’ın Hartum kentine kadarki yöreleri içine alırdı. Ham’ın oğlu Kuş oraya yerleşmişti (Tekvin 10:6).
Yahuda’ya saldıran Habeşleri RAB vurdu (2.Tarihler 14:9-15). Yahuda’ya saldıran Aşur kralı Senharib’e karşı Habeş kralı Tirhaka savaş açtı (2.Krallar 19:9).
Gerçek Tanrı’ya tapanların Etiyopiya’dan çıkacağı bildirilir: «Beni bilenler arasında Rahab’ı ve Babil’i anayım; işte Filistin, ve Sur ile Habeş ili» (Mezmur 87:4). Bu söz de Kutsal Ruh’un Filippos’u Tanrı’ya arayan «Etiyopyalılar’ın kraliçesi Kandaki’nin bir» bakanına göndermesiyle gerçekleşti (Haberciler’in İşleri 8:26-40). Filippos onu vaftiz etti ve adam sevinç içinde yolunu sürdürdü.

FİLİSTİN:
İsrail oğullarının «İsrail diyarı» (1.Samuel 13:19) ya da «vaadedilen ülke» (İbraniler 11:9, Müjde) dedikleri ülke.
Eskiden Akdeniz kıyısında oturan Kenanlılar’dan Kenan ülkesi diye çağrıldı.
Aynı kıyılara yerleşen Filistiler’den Filistin adını aldı.
Bunun Yunancası olan Palaistine adını güney Suriye bölgesi için ilk kullanan Yunan tarihçi Herodotos idi (M.Ö. 500). Romalılar buna Palestina derdi.
Krallık ikiye bölününce kuzey krallığa İsrail güney krallığa Yahuda denirdi. Sürgünden sonra ona Yahuda denirdi. Orta çağda Kutsal Toprak adıyla tanınmaya başladı (Zekarya 2:12). 1948 yılında orada kurulan devlet İsrail adıyla tanınır.

GALİLE (CELİLE):
Yeni Antlaşma çağında İsrail ülkesi üç eyalete ayrıldı: Yahudiye, Samiriye ve Galile. Galile «daire, halka» anlamına gelen İbranice’deki «galil» sözcüğündendir. Her halde «daire» yöre ve bölge anlamında kullanılırdı.
Bu ad Eski Antlaşma’da az geçiyor:
«Galile’de, Naftali dağlığında Kedeş’i (sığınma kenti olarak) ayırdılar» (Yeşu 20:7). «Kral Süleyman Hiram’a Galile ülkesinde yirmi şehir verdi» (1.Krallar 9:11). Yahudi olmayan ulusların Galile’ye yerleşmesi o çağdan başladı. Bu yüzden Mesih’in gelişini müjdeleyen peygamber onun özellikle ulusların oturduğu Galile’de yüce işlerini yapacağını bildirdi: «Milletlerin Galilesini son zamanda şenlendirdi. Karanlıkta yürüyen halk büyük ışık gördü» (Yeşaya 9:1,2).

Bir uzmana göre İncil’de kaydedilen İsa Mesih’in 33 mucizenin 18’i bu bölgede yapıldı.
Ulusların etkisi bu bölgede baskın geldiğinden ulusal ve dinsel paklıkla övünen Ferisiler Galile’yi hor görmekteydiler (Yuhanna 7:47-52).

Galile bölgesi Galile Denizi’nin kuzeybatısındaki Lübnan dağlarını, batısındaki daha engin dağlığı ve güneybatısındaki Yizreel ovasını içine alıyordu.

GALLİM:
Bu ad İbranice’de «yığınlar» demektir (»Galed» adıyla karşılaştırınız).

Benyamin’e ait, Yeruşalem’in kuzeyinde bir yer.

Benyaminli kral Saul «kızı Mikal’ı, Davud’un karısını, Gallim’den Laiş oğlu Palti’ye vermişti (1. Samuel 25:44).
Peygamber Asurlu ordunun kuzeyden Yeruşalem’e saldırısını dile getirirken: «Ağırlığını Mikmaş’ta bıraktı; geçidi geçtiler; bize menzil Geba’dır, dediler. Rama titriyor, Saul Gibeası kaçtı. Yüksek sesinle bağır, ey Gallim kızı! dinle, ey Laişa! vay zavallı Anatot!..Yerusalem tepesine elini sallıyor» diye yazar (Yeşaya 10:28-32). Saul’un kenti olan Gibea’ya yakın olduğu anlaşılır (Bakınız GİBEA’ya).

GEBA (JEBA):
Tepe anlamındadır.
Benyamin’e ait bölgeden Harun oğullarına verilen bir kent (Yeşu 18:24; 21:17).
Saul’un kenti olan Gibea’ya yakındı (1.Samuel 14:2,5). Aralarında beş kilometre vardı.
Yeruşalem’in kuzeyinde 11 kilometre uzaklığındaydı.

Bugün Jeba adlı bir kasaba aynı yerdir.

Yonatan ve silahtarının Filistiler’e saldırmak için geçmeye çalıştıkları geçidin kuzeyinde Botsets adındaki kaya Mikmaş’a doğruydu, güneyindeki kaya ise Geba’ya doğruydu (1. Samuel 14:5). Ülke ikiye bölündükten sonra «Dan’dan Beer-şeba’ya kadar» deyimi yerine Yahuda’da «Geba’dan Beer-şeba’ya» deyimi kullanılmaya başladı. Kral Asa Yahuda’daki yalancı tanrılara tapmasını ortadan kaldırınca, «Geba’dan Beer-şeba’ya kadar kahinlerin buhur yakmış oldukları yüksek yerleri murdar etti» (2. Krallar 23:8).
Peygamber Asurlu ordunun kuzeyden Yeruşalem’e saldırısını dile getirirken: «Ağırlığını Mikmaş’ta bıraktı; geçidi geçtiler; bize menzil Geba’dır, dediler. Rama titriyor, Saul Gibeası kaçtı. Yüksek sesinle bağır, ey Gallim kızı! dinle, ey Laişa! vay zavallı Anatot!..Yerusalem tepesine elini sallıyor» diye yazar (Yeşaya 10:28-32).

GEBİM:
Sarnıçlar demektir.
Nob’a ve Anatot’a yakın Benyamin’e ait bir kent.
Peygamber Asurlu ordunun kuzeyden Yeruşalem’e saldırısını dile getirirken: «Rama titriyor, Saul Gibeası kaçtı. Yüksek sesinle bağır, ey Gallim kızı! dinle, ey Laişa! vay zavallı Anatot! Madmena kaçak; Gebim’de oturanlar sığınacak yer arıyorlar. Bugün de Nob’da duracak.. Yerusalem tepesine elini sallıyor» diye yazar (Yeşaya 10:28-32).

GİBEA:
Tepe demektir.
1. Yahuda’nın dağlık bölgesinde bir kent (Yeşu 15:57).
Beytlehem’e yakın olan Jeba adlı yer olabilir. Yahudiler’in bir söylentisine göre Habakkuk peygamber bu yerde gömüldü.

2.Benyamin bölgesinde bulunan bir kent (Yeşu 18:28).
Hakimler çağında oradaki halkın korkunç bir günahı yüzünden İsrail’in öbür kuşakları tarafından Gibea ateşe verildi (Hakimler 20:29-48). Benyaminli kral Saul’un doğum yeri olarak Saul Gibeası diye tanınırdı (1.Samuel 10:26; 11:4).

Yeruşalem ‘in kuzeyinde olduğu Yeşaya peygamberin Asurlu ordunun kuzeyden Yeruşalem’e saldırısını dile getirmesinden anlaşılır: «Ağırlığını Mikmaş’ta bıraktı; geçidi geçtiler; bize menzil Geba’dır, dediler. Rama titriyor, Saul Gibeası kaçtı. Yüksek sesinle bağır, ey Gallim kızı! dinle, Laişa! vay zavallı Anatot!..Yerusalem tepesine elini sallıyor» (Yeşaya 10:28-32).
Uzmanlar Yeruşalem’in kuzeyinde 5 kilometre uzaklığında bulunan Tel el-Ful höyüğünün Gibea olduğu kanısındadır.

Orada kazılar yapanlar kentin ilk düzeyinin ateşe verildiği ve bundan bir yüzyıl sonraya kadar orada oturulmadığı sonucunu araştırmalarından çıkardılar. Bu sonuçlar Hakimler b.19 ve 20’deki olaylarla uyumdadır.

GİBEON:
Tepe, yükseklik demektir.

Gibeon halkı Yeşu’un Eriha’ya ve Ay’a yaptığını işittikleri zaman kendilerini uzak bir ülkenin insanları olarak gösterek Yeşu ile barış antlaşmasını yaptılar (Yeşu 9:1-27). Amoriler’in beş kralı İsrail’le barış antlaşması yaptı diye Gibeon’a saldırınca Gibeonlular Yeşu’u yardıma çağırdı. «RAB onları İsrail’in önünde kırdı ve Gibeon’da büyük vuruşla vurdu..
Yeşu RABBE söyledi; ve İsrail’in gözü önünde dedi: Dur, ey Güneş, Gibeon üzerinde.. Ve ulus düşmanlarından öç alıncaya kadar, güneş durdu» (Yeşu 10:10,12,13).
Gibeon Benyamin’e verildi ve Harun oğullarına ayrıldı (Yeşu 18:25; 21:17). Davut Saul’un oğlu İş-boşet’la savaşırken Gibeon’da savaşın sonucu her iki taraftan 12 yiğidin birbirleriyle savaşmalarına bağlandı. Bibirlerini öldürdükleri için yere bıçaklar tarlası anlamındaki Helkat-hatsurim adı verildi (2.Samuel 2:17).
Genel savaşı Davut kazandı. Davut’a başkaldıran Şeba’yı kovalayan Yoab Davut’a yardım etmekte gevşek davranan Amasa’yı «Gibeon’da olan büyük taşın yanında» öldürdü (2.Samuel 20:8-10).
Üç yıl kıtlık olunca «Davut RAB’den sordu. Ve RAB dedi: Saul’un yüzünden ve kanlı evinin yüzündendir çünkü Gibeonlular’ı öldürdü» (2.Samuel 21:1).
Gibeon’da çadır ve antlaşma sandığı bulunuyordu (1.Tarihler 16:39).
Süleyman «kurban etmek için Gibeon’a gitti; çünkü orası yüksek yerlerin büyüğü idi.. RAB Süleyman’a Gibeon’da gece ruyada göründü» (1.Krallar 3:4,5).

Yeruşalem’in kuzeyinde 10 kilometre uzaklığında olan el-Jib’teki kalıntıların Gibeon olduğu oradan çıkarılan Gibeon adını taşıyan küp saplarından saptanmıştır.

GOZAN:
Kaynağı Türkiye’de olan ve Suriye’de Fırat ırmağıyla birleşen Habur ırmağında bir kent.
Urfa’ya bağlı Altınbaşak’taki Harran’ın doğusundaki Tel Halaf’tır.
Habur ırmağı Gozan kentinin adıyla da tanınırdı (1.Tarihler 5:26).

«Hoşea’nın dokuzuncu yılında Aşur kralı Samiriye’yi aldı ve İsrail’i Aşur’a sürdü ve onları Halah’ta ve Gozan ırmağı olan Habor’da ve Medler’in kentlerinde oturttu» (2.Krallar 17:6 ile 18:11; 19:12).